İzmir Büyükşehir Belediyesi, "Sürdürülebilir Ulaşım" stratejisi kapsamında, kentteki taksi hizmet kalitesini dünya standartlarına taşımak için düğmeye bastı. Son Meclis oturumunda oy çokluğuyla kabul edilen 215 yeni ticari taksi plakası ihalesi, kamuoyunda "plaka krizi" olarak yansıtılsa da, belediye kanadında bu durum "artan talebe modern cevap" olarak nitelendiriliyor.
Ege'nin incisi İzmir'de, şehir içi ulaşımın en önemli can damarlarından biri olan taksi taşımacılığı konusunda yerel yönetim ile esnaf temsilcileri arasında farklı görüşler ön plana çıkmaya başladı. İzmir Büyükşehir Belediyesi meclis oturumunda gündeme gelen ve oy çokluğuyla kabul edilerek karara bağlanan 215 yeni ticari taksi plakası ihalesi, sektörün en büyük temsilcisi olan İzmir Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası tarafından bilimsel veriler ışığında mercek altına alındı. Alınan kararın sahada tam bir karşılığı olmadığını savunan oda yönetimi, kentin ulaşım dinamiklerinin çok daha farklı bir boyutta incelenmesi gerektiğini öne sürüyor. Oda Başkanı Erkan Özkan, mevcut şartlar altında sisteme yeni araçlar dahil etmenin çözümden ziyade yeni bir karmaşa yaratacağı görüşünü kararlılıkla savunuyor.
Rakamlar yeni araca değil mevcut altyapıya işaret ediyor
Tartışmaların odağında, meslek odası tarafından geçtiğimiz yıl alanında uzman akademisyenlerden oluşan bir heyete özel olarak hazırlatılan kapsamlı taksi etüdü yer alıyor. Başkan Özkan, bu bilimsel çalışmanın sonuçlarını kamuoyuyla paylaşarak, İzmir'in kısa vadeli bir taksi krizinden ziyade uzun vadeli bir planlama eksikliği yaşadığına dikkat çekti. Hazırlanan raporlara göre, metropolün 2030 yılı projeksiyonunda ihtiyaç duyacağı toplam taksi sayısı yaklaşık 3 bin 150 olarak öngörülüyor. Güncel verilere bakıldığında ise kent yollarında halihazırda 2 bin 915 taksinin aktif olarak direksiyon salladığı görülüyor. Bu istatistiksel tabloyu değerlendiren Özkan, aradaki marjın çok dar olduğunu belirterek, şu an için acil bir taksi ihtiyacından söz etmenin bilimsel gerçeklerle uyuşmadığını açıkça dile getiriyor.
Esnafın ve vatandaşın ortak çilesi tıkalı yollar
Taksi bulamama şikayetlerinin temelinde yatan asıl nedenin araç eksikliği olmadığını savunan tecrübeli isim, hedefin doğrudan ulaşım altyapısındaki aksaklıklar olması gerektiğini belirtiyor. Şehrin özellikle sabah ve akşam saatlerinde yaşadığı trafik yoğunluğu, bir taksinin bir noktadan diğerine ulaşma süresini ciddi anlamda uzatıyor. Bu durum, hizmet kalitesini düşürürken, yolcuların bekleme sürelerini de katlayarak artırıyor. Şehir merkezindeki kritik arterlerde, iş çıkış saatlerinde yaşanan kilitlenmelerin hem direksiyon başındaki esnafı hem de acilen bir yere yetişmeye çalışan vatandaşı mağdur ettiğini belirten Özkan, birçok merkezi noktada taksilerin müşteri beklediğinin çıplak gözle bile rahatlıkla görülebileceğini, asıl meselenin o taksiyi akıcı bir trafikte hedefe ulaştırmak olduğunu vurguluyor.
Kararlara saygılıyız ancak sahadaki tablo çok net
Tüm bu eleştirileri ve veri odaklı yaklaşımları dile getirirken yerel yönetimin iradesine karşı yapıcı bir tutum sergilemeye özen gösteren oda yönetimi, kurumlar arası uyumun önemini de es geçmiyor. Alınan meclis kararına bürokratik ve demokratik anlamda sonsuz saygı duyduklarını belirten esnaf sözcüsü, öte yandan direksiyon başındaki emekçilerin omuzlarındaki yükü ve kent ulaşımının sürdürülebilirliğini savunmak zorunda olduklarının altını çiziyor. Şehrin sokaklarında her gün yüz binlerce kilometre yol yapan şoförlerin temsilcisi olarak, bilimsel verilerin ve sahanın acı gerçeklerinin ışığında ciddi bir yeni taksi gereksinimi olmadığını kamuoyuna duyurmanın boyunlarının borcu olduğunu belirten yöneticiler, çözüm odaklı diyalog kapılarının kentin geleceği için her zaman açık olduğunu da sözlerine ekliyor.




