Türkiye’de medya ve siyaset gündeminin en sıcak başlıklarından biri olan "dezenformasyon yasası" üzerine tartışmalar, yargı ve siyaset dünyasının önde gelen isimleri arasında bir söz düellosuna dönüştü. Muhalefet kanadının, özellikle basın özgürlüğü ve ifade hürriyeti önünde bir engel olarak gördüğü ve "giyotin" benzetmesiyle eleştirdiği düzenlemeye dair en kapsamlı savunma, yasanın ilk imzacılarından olan MHP Hukuk İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız’dan geldi. Yıldız, Türk Ceza Kanunu’na eklenen TCK 217/A maddesinin bir sansür mekanizması olduğu yönündeki iddiaları reddederken, ceza hukukunun evrensel ilkelerine sığındı. Sosyal medya hesabı üzerinden detaylı bir açıklama yapan Yıldız, maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasının ceza yargılamasının temel amacı olduğunu hatırlatarak, yapılan düzenlemenin toplumsal değerleri koruma amacı güttüğünü savundu. Yasama organının suç ve ceza koyma yetkisinin münhasır olduğunu belirten Yıldız, bu normların çerçevesinin bireyin hayatını etkilemesi nedeniyle katı bir şekilde çizildiğini ifade etti.

Suçun oluşması için beş kural

Eleştirilerin odağındaki hapis cezası öngören maddenin uygulanabilmesi için yargı makamlarının önüne çok sıkı engeller konulduğunu belirten Yıldız, düzenlemenin keyfi bir cezalandırma aracı olmadığını öne sürdü. Yıldız’a göre, bir fiilin dezenformasyon suçu kapsamında değerlendirilebilmesi için yasada zikredilen beş şartın eksiksiz ve aynı anda gerçekleşmiş olması gerekiyor. Bu şartlar; halk arasında endişe, korku veya panik yaratma saiki, ülkenin güvenliği ve kamu düzeni ile ilgili gerçeğe aykırı bir bilgi, bu bilginin kamu barışını bozmaya elverişli olması, bilginin alenen yayılması ve tüm bunların kasıtlı bir şekilde icra edilmesidir. Bu unsurlardan birinin dahi eksik kalması durumunda suçun oluşmayacağını savunan Yıldız, düzenlemeyi bir "somut tehlike suçu" olarak tanımladı. Özellikle "kamu barışını bozmaya elverişli olma" kriterinin, suçun ispatı için en temel baraj olduğunu vurgulayan Yıldız, yalan haberin toplumdaki kanaat oluşturma mekanizmalarını tahrip ettiğini ve güveni yok ettiğini belirtti.

Haber verme ve eleştiri hakkı hukuki koruma altında

Muhalefetin ve basın meslek örgütlerinin "halk susturuluyor" yönündeki itirazlarına yanıt veren Yıldız, kanun metninde yer alan koruma kalkanlarına dikkat çekti. Haber verme hakkı ve eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamalarının bu suçun kapsamı dışında bırakıldığını hatırlatan MHP’li Yıldız, TCK 218 maddesinin ikinci cümlesinde yer alan hükmün bir "hukuka uygunluk sebebi" olduğunu ifade etti. Yani, bir içeriğin haber verme sınırları içinde kalması veya bir eleştiri mahiyeti taşıması durumunda, içeriğin sertliğine bakılmaksızın dezenformasyon suçunun oluşmayacağını savundu. Yıldız, bu ayrımın "gerçeği bükmek" ve "algı yaratmak" amacıyla yapılan bilinçli dezenformasyon faaliyetlerini ayırmak için konulduğunu dile getirdi. Suçun maddi öğesinin faile ilişkin bir tehlikelilik hali olmadığını, aksine toplum düzeninin korunması gereken değerlerinin ihlaliyle ilgili olduğunu sözlerine ekledi.

AK Partili eski Başkan Soylu’ya yeni görev: İzmir Bölge Müdürü oldu
AK Partili eski Başkan Soylu’ya yeni görev: İzmir Bölge Müdürü oldu
İçeriği Görüntüle

Almanya örneğiyle basın özgürlüğü kıyaslaması

Feti Yıldız, savunmasını güçlendirmek adına Batılı demokrasilerden örnekler vererek, dezenformasyonla mücadelenin küresel bir eğilim olduğunu savundu. Özellikle Almanya örneğine vurgu yapan Yıldız, Alman Ceza Kanunu’nda yalan haber ve karalama faaliyetlerine karşı çok daha ağır hapis cezalarının öngörüldüğünü hatırlattı. Almanya’da siyasetçilere karşı işlenen dezenformasyon suçlarının üç aydan beş yıla kadar hapisle cezalandırılabildiğini belirten Yıldız, ilginç bir istatistiği de paylaştı. Yıldız’ın iddiasına göre, Almanya bu tür düzenlemeleri yürürlüğe koymadan önce dünya basın özgürlüğü sıralamasında 15. basamakta yer alırken, yasadan sonra 11. sıraya yükseldi. Fransa, İngiltere, ABD ve Güney Kore gibi ülkelerin de benzer yasal inisiyatifler aldığını söyleyen Yıldız, Türkiye’nin bu düzenlemeyi yaparken "mehaz kanunları" titizlikle incelediğini belirtti.

Hakikati koruma ve kamu barışını tesis etme hedefi

Açıklamasının sonunda dezenformasyonun toplumsal sonuçlarına değinen Yıldız, yalan haberin sadece bir yanlış bilgi aktarımı olmadığını, aynı zamanda demokratik toplumun kanaat oluşturma özelliğini felce uğrattığını savundu. Bilginin ve haberin, toplumları yönetmek veya gerçeği bükmek için bir silah olarak kullanılmasına karşı ceza hukukunun refleks vermesinin zorunlu olduğunu ifade eden Yıldız, çağdaş hukukta tehlikenin bir olasılık olduğunu ve zarar doğurmaya elverişli bu olasılığın suç olarak tanımlanmasının kamu yararı taşıdığını dile getirdi. Aklın ve sabrın kılavuzluğunda eleştirileri izlediklerini belirten Yıldız, bu kanunun bir susturma değil, aksine kamu barışı ve güvenliğini tesis etme hamlesi olduğunu bir kez daha yineleyerek sözlerini tamamladı.

Kaynak: HABER MERKEZİ