SİNAN GENÇ/ 23 Nisan 1920'de Ankara'da açılan 1. Dönem TBMM (Kurucu Meclis), Osmanlı Meclis-i Mebusanı'ndan kaçabilenler, yeni seçilenler ve sürgünden dönenler olmak üzere toplam 437 milletvekili ile faaliyete başlamıştır. Mustafa Kemal Paşa başkanlığındaki bu meclis, Milli Mücadele'yi yürüten kurucu üyelerden oluşmuştu. Kurucu meclisin ilk başkanı Mustafa Kemal Paşa (Ankara) meclis başkanı seçilmişti. Açılış konuşmasını en yaşlı üye sıfatıyla Sinop Milletvekili Mehmet Şerif Avcıoğlu yapmıştı. Milletvekili profili, askerler, öğretmenler, din adamları, hukukçular ve yerel eşraftan oluşan karma bir yapıya sahipti. Fevzi Çakmak (Kozan), Rauf Orbay (Sivas), Ali Fuat Cebesoy (Ankara), Kazım Karabekir (Edirne), Celal Bayar (Saruhan) gibi isimler kilit isim olarak yer almıştı.

Ali Enver Tekand

Kurucu ilk mecliste İzmir'den Ali Enver bey, Mahmut Esat Bozkurt, Hasan Tahsin bey, Rafet Paşa (Bele), Yunus Nadi (Abalıoğlu), Mustafa Bengisu bey ve Reşit bey yer almıştı. Bu meclis, 1921 Anayasası'nı kabul ederek yeni Türk devletinin temellerini atmış ve Kurtuluş Savaşı'nı yönetmişti.

Ali Enver Tekand31922 11 26 Spor Alemi Refet Bele Ali Sami Yen

ENVER TEKAND

1887 yılında Rodos'ta dünyaya geldi. Ailesi, Rodos'tan göçerek İzmir'e yerleşti. Ortaöğrenimini İzmir'de tamamladıktan sorna Mülkiye Mektebi'nden 1909'da mezun oldu ve devlet hizmetinde çalıştı. İttihat ve Terakki Cemiyeti mensubu idi. 1912'de İzmir İttihad-i Terakki Okulu'nda tarih öğretmenliği yapamaya başladı. 1914'te okulun müdürü oldu. Ahmet Muhtar Bey'in kızı Fahire Hanım ile evlendi. Milli Mücadele'de Mustafa Kemal'in yanında yer aldı. İlk mecliste İzmir milletvekili olarak yer aldı. Birinci Grup üyesi idi. Çocuk Esirgeme Kurumu'nun kurucuları arasında yer aldı. 1923'te meclise giremedi ve İzmir'e dönerek sigortacılık yaptı. 1927'de İstanbul'daki Milli Sigorta Şirketi müdürü oldu. 1931'de yeniden öğretmenliğe başladı, Galatasaray Lisesi'nde öğretmenlik yaptı ve 1952'de emekli oldu.[

Hacı Süleyman Efendi

SÜLEYMAN BİLGEN (AYDINLI)

Hacı Süleyman Efendi (1855, Nazilli, Aydın – 5 Ekim 1923), (ailesi, Soyadı Kanunu'ndan sonra Bilgen soyadını almıştı.), II. Meşrutiyet'in ilanından sonra açılan Osmanlı Meclis-i Mebûsan'ında ve TBMM 1. Dönem'de mebusluk yapmış, kanun önerileri ve konuşmalarıyla akıllarda kalmış bir din ve siyaset adamıdır. Nazilli Medresesinde Müderrislik, Müdafaa-i hukuk Cemiyeti Kuruculuğu, Sivas Kongresi Temsilciliği, Osmanlı Meclis-i Mebûsan I. Dönem Aydın Mebusluğu (21 Mart 1909 tarihinde istifa etmiştir), TBMM I. Dönem İzmir Milletvekilliği yapmıştır. Evli ve beş çocuk babasıydı. Bildiği Arapça ve Farsçanın yanı sıra, Batıdaki fikir gelişmelerini izleme olanağı bulmak için kendi çabalarıyla Rumca ve Fransızcayı da en ciddi eserleri tercüme edebilecek seviyede öğrendi. Bir süre Nazilli'ye dönerek burada dedesinin getirttiği su işleriyle uğraştı. Bu arada bilimsel çalışmalarıyla da meşgul oldu. Yakın arkadaşı Süleyman Ferit Eczacıbaşı, şahsen gördüğü notlarının yayınlanmaları halinde, çok değerli bir kaynak oluşturacaklarını belirtmiştir. 15 Mayıs 1919'da Yunan ordusunun İzmir'i işgali üzerine halkı Milli Mücadele lehinde bilinçlendirmek üzere faaliyete geçti. O zaman 31 yaşında olan öz oğlu Ragıp Bey'i rehine olarak vererek, kanun kaçağı konumundaki Demirci Mehmet Efe'nin şüpheciliğini yatıştıran ve kendisini düze indirerek, eşkiyalıktan vatanperverliğe yönelten ve Milli Mücadele içinde yer almasını sağlayan kişidir. Nazilli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti'ni kurdu. Nazilli Heyet-i Milliyesi'ni topladı. Haziran 1919'da Nazilli'ye gelmiş olan Rauf Orbay'ın hayranlığın kazandı, onun önerisiyle, yaşlı ve hasta olmasına rağmen Sivas Kongresi'ne katıldı ve burada Mustafa Kemal Paşa ile görüştü. Cumhuriyetin ilanının gerekliliğini açıkça savunanlardan olan Hacı Süleyman Efendi, tam bu sırada, 5 Ekim 1923 günü bir kaza sonucu ölmüştür.

Mahmut Esat Bozkurt Kimdir1

MAHMUT ESAT BOZKURT

Mahmut Esat Bozkurt (1892; Kuşadası, Aydın Vilayeti - 21 Aralık 1943; İstanbul), Atatürk'ün yakın çalışma arkadaşlarından ve Türkiye'de hukuki temellerinin atılmasında katkılarda bulunmuş Türk devlet adamıdır. 1892 yılında o dönemde İzmir'e bağlı bir kaza olan Kuşadası'nda doğdu. Babası Kuşadası'nın ileri gelen ailelerinden Hacımahmutoğulları'ndan Hasan Bey'dir. İki yıl İzmir İdadisi'nde okuduktan sonra, II. Abdülhamid yönetimine karşı mücadeleye katılan dayısı Ubeydullah Efendi ile birlikte İstanbul'a gitti. 1911 yılında İstanbul Hukuk Mektebi'nden mezun oldu. İsviçre'de Lozan ve Fribourg üniversitelerinde öğrenim gördü ve kapitülasyonlar konusunda doktora yaptı. İzmir'in Yunanlar tarafından işgalinden sonra Türk Kurtuluş Savaşı'na katılmak üzere yurda döndü ve Ege Bölgesi'nde Kuvâ-yi Milliye teşkilatının içinde yer alarak önemli yararlıklar gösterdi.

Mahmut Esat

Mahmut Esat Bozkurt5

TBMM 1. Dönem İzmir mebusu olarak Meclise girdi. Mecliste Anayasa Komisyonu ve Dışişleri Komisyonu'nda çalıştı. 12 Temmuz 1922 tarihinde Rauf Orbay'ın başkanı olduğu IV. İcra Vekilleri Heyeti'nde İktisat Vekilliği'ne seçildi. Bu görevini 4 Ağustos 1923 tarihine kadar sürdürdü. 20 Nisan 1924 tarihinde kabul edilen Teşkilat-ı Esasiye Kanunu'nun hazırlayan komisyonda görev aldı. 22 Kasım 1924 tarihinde Ali Fethi Okyar Hükûmeti'nde Adliye Vekili olarak görevlendirildi. 5 Kasım 1925 tarihinde Ankara Hukuk Mektebi'nin açılmasında büyük payı oldu. Adliye Vekilliği döneminde 17 Şubat 1926 tarihinde Türk Medeni Kanunu, 1 Mart 1926 tarihinde Türk Ceza Kanunu, 19 Nisan 1926 tarihinde Kabotaj Kanunu, 22 Nisan 1926 tarihinde Türk Borçlar Kanunu, 29 Mayıs 1926 tarihinde Türk Ticaret Kanunu, 18 Haziran 1926 tarihinde Türk Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunu gibi Türk hukuk sisteminin temel yasaları hazırlanarak yürürlüğe girdi. 1934 yılında Soyadı Kanunu'nun yürürlüğe girmesiyle Mustafa Kemal Atatürk tarafından 'Bozkurt' soyadı verildi. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi ve Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'nde Anayasa ve Devletler Hukuku profesörlüğü de yaptı. 1935 yılında Mason Locaları'nın kapatılmasında büyük rolü vardır. 21 Aralık 1943 tarihinde beyin kanaması sonucu İstanbul'da öldü.[10] Mezarı İzmir ili Selçuk ilçesinde özel bir mezarlıktadır.

Mustafa Bengisu

MUSTAFA BENGİSU

Mustafa Bengisu, (d. 1880, Ödemiş, İzmir – ö. 12 Şubat 1942), Türk siyasetçi. İstanbul Askerî Tıbbiye Mektebi mezunudur. Gülhane'de Uzmanlık Eğitimi almıştır. Göz ve Harici Hastalıklar Uzmanıdır. Trablusgarp Fırkası ve Bingazi'de Askerî Doktorluk, Hareket Ordusu Fırka Tabipliği, Yemen Seferi Kıtası Tabipliği, Mürettep 3. Fırka ve Anafartalar Grubu Tabipliği, Kudüs Menzil Hastaneleri Baştabipliği, 12. Kolordu 23. Fırka Baştabipliği, 1927-1934 yılları arasında Ödemiş Belediye Başkanlığı, TBMM I. Dönem (8 Ağustos 1921 tarihinde Müstafi sayılmıştır.) İzmir, V. Dönem Çanakkale ve VI. Dönem İzmir Milletvekilliği yapmıştır. Harp Liyakat Madalyası sahibidir. Evli ve altı çocuk babasıdır.

1924 05 18 Resimli Gazete Refet Pasa

Tugay: Bizim için en güzel bayram çocuklarımızın neşesidir
Tugay: Bizim için en güzel bayram çocuklarımızın neşesidir
İçeriği Görüntüle

REFET BELE

İbrahim Refet Bele (1881, Selanik - 2 Ekim 1963,[1] İstanbul), Türk asker ve siyasetçidir. Kurtuluş Savaşı'na katılan ilk beş generalden birisidir (diğerleri Mustafa Kemal Paşa, Ali Fuat Paşa, Kâzım Karabekir Paşa ve Rauf Orbay). Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş yıllarında İçişleri Bakanlığı, Millî Savunma Bakanlığı görevlerinde bulunmuştur. Gazze Savaşı'nda büyük başarılar gösterdi, 19 Mayıs 1919'da Mustafa Kemal Paşa ile Samsun'a çıkarak Paşa'nın yakın çalışma arkadaşları arasına girdi ve Kurtuluş Savaşı'nı sonlandıran Mudanya Mütarekesi'nin imzalanmasından sonra Ankara Hükûmeti'nin İstanbul'daki temsilcisi sıfatıyla saltanatın kaldırıldığını Sultan Vahdettin'e tebliğ eden, 4 Kasım 1922 tarihinde İstanbul'un idaresine TBMM namına el koyan, Vahdettin'in İstanbul'dan ayrılışından sonra Abdülmecid Efendi ile görüşen ve TBMM tarafından halife seçilmesi üzerine ona uyması gereken şartları tebliğ eden kişidir.

Refet And Mustafa Kemal

I. dönem İzmir, II. Dönem İstanbul milletvekilliklerinde bulunan Refet Bele, cumhuriyet döneminde Mustafa Kemal Paşa ile görüş ayrılıklarına düşmüş ve Türkiye'nin ilk muhalefet partisi olan Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası kurucuları arasına yer almıştır. İzmir suikastı sanıklarındandır. Suikast girişimi nedeniyle yargılanıp beraat ettikten sonra Mustafa Kemal Atatürk'ün sağlığında tekrar milletvekili olabilen iki kişiden biridir (diğeri Ali Fuat Paşa).

1922 11 26 Spor Alemi Refet Bele Ali Sami Yen

Ailesi ve öğrenim yılları

1881 yılında Selanik'te doğdu. Babası Mehmet Servet Bey, annesi Emine Adviye Hanım'dır.[3] Selanik'te yaşayan Rumeli kökenli bir aileye mensuptu.[4] Soyadı Kanunu'ndan sonra aldığı Bele soyadı, Bulgaristan'da dedesi Beleli Mehmet Bey'in sahip olduğu Bele kasabasından gelmiştir. Balkanlar'daki karışıklıklar nedeniyle İstanbul'a gelen ailesi, bebekliğinde Selanik'e geri dönmüşlerdi. İlk ve orta öğrenimini İstanbul ve Selanik'te tamamladıktan sonra girdiği İstanbul'daki Harp Okulu'nda ileride Kurtuluş Savaşı'nın lideri olacak kişilerle birlikte okudu. 1898 yılının sonunda piyade teğmen rütbesi ile mezun olup 3. Ordu emrine verildi. 1903 yılındaki Bulgar ayaklanmasının bastırılmasında rol aldı. 1903 yılında üsteğmen, 1906 yılında yüzbaşı oldu. 1908 yılında Hareket Ordusu Jandarma Taburu'na komuta etti. Bu dönemde İttihat ve Terakki Cemiyeti üyesi oldu. İttihat ve Terakki'nin kurucularından Talat Paşa'nın en yakın arkadaşlarındandı. 31 Mart İsyanı'ndan sonra toplanan İttihat ve Terakki Kongresi'nde cemiyetin siyasi parti haline gelmesi ve askerin politikadan çekilmesi gerektiğini savunan Mustafa Kemal'i destekledi.

Refet Bele War Of Independence

Çerkez Ethem ile Refet Bey'in arası Yozgat Ayaklanması'nın bastırılması sırasında açılmaya başladı. Çerkez Ethem Yozgat'a 300 kişilik müfrezesi ile giren Refet Bey'i isyancılarla çatışmamakla suçladı ve bu konuda Mustafa Kemal'e bir telgraf çekti. Bu arada Refet Bey halkın şikayeti üzerine zorla asker için halktan adam toplayan Çerkez Ethem'in adamlarını engelledi. Bu olaydan sonra Ankara'ya giden Refet Bey, Çerkez Ethem'in birliklerine katılmak isteyen kişilere engel oldu. Bu olaya kızan Çerkez Ethem Refet Bey'e hakaret dolu bir mektup yazdı. 23 Ocak 1920 tarihinde Salihli yöresinde çetecilik yapan ve düzenli orduya katılmayı reddeden Çerkez Ethem’in birliklerinin büyük kısmını silahlarıyla teslim aldı. Çerkez Ethem Batı cephesinin iki komutanlığa ayrılmasını istemedi ve bu cephenin de komutanlığına İsmet İnönü'nün getirilmesini istedi. Mustafa Kemal ile yaptığı özel görüşmede Refet Bey'e güveni olmadığını söyledi. Aralık 1920'nin başlarında Çerkez Ethem padişaha bağlılığını bildiren bir telgraf çekti.[kaynak belirtilmeli]Ankara'daki Bakanlar Kurulu kardeş kanı akmaması için bir "Nasihat Heyeti" gönderilmesine karar verildi. Heyet Refet Bey ve Fahrettin Bey'in görevden alınmasını isteyince Mustafa Kemal Nasihat Heyeti'nin gönderilmesi engeller ve Çerkez Ethem kayıtsız şartsız millî kuvvetlere katılırsa affedeceğini bildirir. Çerkez Ethem bu teklifi reddeder. 3 Ocak 1921 tarihinde Refet Bey ve İsmet Bey'in kuvvetleri Çerkez Ethem'in kuvvetlerine hücum eder ama fazla dirençle karşılaşmazlar ve asilerin çoğu millî orduya katılır. Çerkez Ethem ve kardeşleri ise Yunanlara sığınıp kaçtılar. Mustafa Kemal, Nutuk'ta Çerkez Ethem ve kardeşlerinin canlarını kurtarabilmelerinden ötürü Refet Bele'yi eleştirdi. Refet Bele sonraki yıllarda yaptığı bir söyleşide Çerkez Ethem'in kaçarken hiçbir asker ve cephaneyi götürmediğini, yakalanan askerlerin ifadesine göre Çerkez Ethem'in askerlerine millî orduya katılmalarını nasihat ettiğini söyler. 1949 yılında Perihan Hanım ile evlendi. Birleşmiş Milletler'de görev yaptığı 1953 yılında dünyaya gelen Zeynep Asuman Begüm adlı bir kızı vardır. Ölümünden birkaç gün önce geçirdiği beyin kanaması sonucu 2 Ekim 1963 tarihinde İstanbul'da öldü. Kabri İstanbul Zincirlikuyu Mezarlığı'ndadır. Kendisinin vasiyeti ve ailesinin isteğinden dolayı kabri Devlet Mezarlığı'na nakledilmedi. Perihan Bele ile evli ve Asuman Begüm İlban'ın babasıydı.

Hasan Tahsin Uzer

HASAN TAHSİN UZER

1878 yılında Arnavut Hacı İbrahim Ağa ile Hatice Hanım'ın çocukları olarak Selanik'te dünyaya geldi. Arnavut İskender Bey'in (Scanderbeg) son kuşak torunu olarak aile kökleri Arnavutların soylu ailelerinden Kastrioti'lere dayanmaktadır. Mustafa Kemal Atatürk'ün çocukluk arkadaşıydı. 1897'de Mülkiye'den mezun oldu. İlk memuriyete Pürsıçan Bucak Müdürlüğüyle başladı. Daha sonra Çiç ve Alnus Bucak Müdürlüklerinde bulundu. 1902'de Razlık, sonra da sırasıyla Gevgili, Florina ve Kesendire Kaymakamlığı yaptı. İlk Valilik görevini 1913 yılında Van'da yaptı. 1914'te Erzurum Valiliği'ne atandı. Erzurum Valiliği sırasında (I. Dünya Savaşı dönemi) orduya yaptığı hizmetlerden dolayı Altın Liyakat Muharebe Madalyası ve fahri üsteğmen ve yüzbaşılık, bir yıl sonra da Harbiye Nezareti'nde yapılan bir törenle binbaşı rütbelerini aldı. I. Dönem İzmir, II. (Ara Seçim) Dönem Ardahan, III. ve V. Dönem (3. Umumî Müfettişliğe atanması sebebiyle 8 Ekim 1935 tarihinde istifa etti.) Erzurum ve IV. Dönem Konya Milletvekilliği yaptı. 10 Aralık 1934 tarihinde Soyadı Kanunu'nun çıkmasından sonra bizzat Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk tarafından "Uzer" soyadı verildi. 6 Eylül 1935 tarihinde Üçüncü Umumî Müfettişlik görevine getirildi. 3 Kasım 1939 tarihinde sağlık sorunları nedeniyle görevinden ayrıldı. Görevinden ayrıldıktan birkaç ay sonra öldü. Malta'da sürgündeyken anılarını kaleme aldı. Daha sonra anıları İmar ve İskân Bakanlığı da yapmış olan oğlu İbrahim Celalettin Uzer tarafından kitap haline getirildi. Türk Tarih Kurumu tarafından basılan "Makedonya Eşkiyalık Tarihi ve Son Osmanlı Yönetimi" adlı kitap işlenen hataları, çekilen çileleri, kurtuluş uğrunda dökülen kanları yansıtmaktadır.[3]

Yunus Nadi (2)

YUNUS NADİ ABALIOĞLU

1879 yılında Fethiye'de Seydiler Köyü'nde dünyaya geldi. Babası Fethiye eşrafından Abalızade Halil Efendi'dir. İlköğrenimini Fethiye'de tamamladıktan sonra Rodos'ta Ahmet Mithat Efendi ve Tevfik Ebüzziya'nın sürgünlükleri sırasında kurdukları ve o dönemde çok saygın bir okul olan Süleymaniye Medresesi'ne devam etti. Bu okulda, Arapça, Farsça ve Fransızca öğrendi.[1] Öğrenimine İstanbul'da Galatasaray Sultanisi'ne ve İstanbul Hukuk Mektebi'nde devam etti. Öğrenciliği sırasında Malumat gazetesinde yazı yazarak gazetecilik yaşamına başladı. 1901'de, II. Abdülhamid'e karşı dernek kurduğu gerekçesiyle tutuklandı ve Midilli kalesinde üç yıl hapse mahkûm edildi. Cezasını Fethiye'de çekme isteği kabul görünce Fethiye'ye gitti ve Meşrutiyetin İlanı'na kadar orada kaldı. Sürgün döneminde Fethiye'de Nazime Hanım ile evlendi. Bu evlilikten Nadir (1908), Doğan (1913), Nilüfer (Nun), Leyla (Uşaklıgil) adlı dört çocuğu dünyaya geldi.

Yunus Nadi (1)

Yunus Nadi, Ankara’ya geldiği 1920 yılında Büyük Millet Meclisi'ne İzmir mebusu olarak girdi. 1924 yılında ise Muğla mebusu olarak mecliste yer alan Yunus Nadi, bir yandan gazeteciliği sürdürürken altıncı dönemin sonuna kadar TBMM'de Muğla mebusu olarak siyaset yapmaya devam etti. 1921 yılı başında Birinci İnönü Muharebesi'nden sonra İtilaf Devletleri’nin çağrısı ile gerçekleşen Londra Konferansı'nda millî hükûmeti temsil eden delegeler arasında yer aldı. 1921 yılı Temmuz ayında Kütahya-Eskişehir Muharebeleri'nin Ankara hükûmeti kuvvetlerince kaybedilmesinden sonra Mustafa Kemal'in başkomutanlığa getirilmesi için mücadele etti, bu konuda milletvekillerini ikna etmek için konuşmalar yaptı, Yeni Gün’de yazılar yayımladı.[1] Savaşın zaferle biteceğine inanan ve başyazılarının çoğunu “düşman yıkılmalıdır, yıkılacaktır” cümlesiyle bitiren Yunus Nadi, 1922’de Sakarya Meydan Muharebesi’nin kazanılmasından sonra Yeni Gün matbaası önünde toplanan bir halk kitlesi tarafından “Düşman yıkıldı” sesleriyle alkışlandı. 29 Ekim 1923 günü Cumhuriyetin kurulduğunu bildiren anayasa değişikliğini Anayasa Komisyonu başkanı sıfatıyla meclis kürsüsünden okuyan kişi idi.

Cumhuriyet Gazetesi

Yunus Nadi, cumhuriyetin ilanından sonra İstanbul'a giderek Zekeriya Sertel ve Nebizâde Hamdi ile birlikte Cumhuriyet gazetesini yayımlamaya başladı. Gazete, Mustafa Kemal'in teklifi üzerine Hâkimiyet-i Milliye ve Yeni Gün gazetelerinin birleştirilmesi ile doğmuştu. Cağaloğlu'ndaki eski İttihat ve Terakki Genel Merkez Binası (Pembe Konak), gazete binası yapıldı. 7 Mayıs 1924 günü yayımlanan ilk sayıda Mustafa Kemal'le Millî Mücadele ve Kurtuluş Savaşı hakkında yapılmış bir röportaja yer verildi. Yunus Nadi, kısa bir süre sonra çıkan anlaşmazlıklar sonucu Zekeriya Sertel ve Nebizâde Hamdi'nin ayrılmasından sonra gazetenin tek sahibi oldu. Yunus Nadi Abalıoğlu'nun Edirnekapı Şehitliği'ndeki kabri, Uzun süredir devam eden hastalığının tedavisi için gittiği Cenevre'de 28 Haziran 1945'te öldü. Cenazesi, İstanbul'da Edirnekapı Şehitliği'ne defnedildi. Ölümünden sonra gazetenin yönetimini oğlu Nadir Nadi üstlendi.

Kaynak: HABER MERKEZİ