Köklü sanayi altyapısı, stratejik deniz limanları ve verimli tarım havzalarıyla Türkiye ekonomisinin can damarlarından biri olan İzmir, küresel pazarlardaki dalgalanmalara rağmen dış ticaret arenasındaki gücünü perçinlemeyi sürdürüyor. Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerinden derlenen tablolara göre, Ege Bölgesi'nin üretim ve lojistik üssü konumundaki kent, yılın ilk dokuz aylık döneminde sergilediği istikrarlı grafikle göz doldurdu. Geçtiğimiz yılın ocak-eylül periyodunda 10 milyar 210 milyon 450 bin dolar düzeyinde gerçekleşen İzmir'in ihracatı, bu yılın aynı zaman aralığında yüzde 7,6 oranında artış göstererek 10 milyar 987 milyon 445 bin dolara tırmandı.
11 milyar dolar eşiğine dayanan bu yüksek performans, kentin çok sektörlü üretim kabiliyetinin ve dünya pazarlarındaki rekabet gücünün somut bir kanıtı olarak kayıtlara geçti. Dış satımdaki yükseliş eğilimi sonbaharın başlangıcıyla birlikte daha da belirginleşti; nitekim kentin eylül ayı performansı geçen senenin aynı ayına nazaran yüzde 11 oranında ivme kazanarak 1 milyar 234 milyon 968 bin dolar seviyesine ulaştı. Limanlardan hareket eden yüzlerce yük gemisi, Ege'nin kaliteli üretimini dünyanın dört bir yanına taşırken kentin dış ticaret dengesine de devasa bir katkı sağladı.
Kimya ve hazır giyim lokomotif rolünü korudu
Kentin dış satım portföyünde aslan payını üstlenen sanayi kolları, küresel tedarik zincirlerindeki kritik konumlarını bu dönemde de korudu. İzmir'in dış satımında zirvedeki yerini kimseye bırakmayan kimyevi maddeler ve mamulleri sektörü, 9 aylık süreçte ulaştığı 1 milyar 974 milyon dolarlık dış ticaret hacmiyle kentin en büyük lokomotifi oldu. Rafinerilerden petrokimya tesislerine kadar uzanan geniş üretim yelpazesiyle sektör, yalnızca eylül ayı içerisinde gerçekleştirdiği 204 milyon 207 bin dolarlık satışla aylık bazda da liderliğini pekiştirdi. Kimya sektörünün hemen ardından kentin istihdam ve üretim hafızasında çok önemli bir yer tutan hazır giyim ve konfeksiyon sektörü geldi. Ege pamuğunu ve yüksek tasarım gücünü dünya vitrinine taşıyan hazır giyim üreticileri, 9 ayda 968 milyon 214 bin dolarlık dış satıma imza atarak kentin en fazla döviz girdisi sağlayan ikinci gücü olmayı başardı.
Kentin sanayi çeşitliliğini yansıtan diğer stratejik sektörler de toplam performansa kayda değer katkılar sundu. Yüksek teknolojili parça ve yan sanayi üretimiyle öne çıkan otomotiv endüstrisi, 9 aylık dönemde 814 milyon 3 bin dolarlık ihracat gerçekleştirirken, eylüldeki 97 milyon 574 bin dolarlık satışıyla temposunu korudu. Ege'nin köklü üretim geleneklerinden birine sahip olan tütün sektörü ise aynı dönemde 677 milyon 928 bin dolarlık bir seviyeye ulaştı; sektörün eylül performansı da 146 milyon 256 bin dolar olarak kayıtlara geçti. Kentin katma değerli üretim kapasitesini temsil eden makine ve aksamları kolu ise 599 milyon 351 bin dolarlık ihracat hacmiyle sanayi çarklarının dünya standartlarında döndüğünü bir kez daha gösterdi.
Tersanelerde çifte katlanan büyüme ivmesi
Ocak-eylül döneminde dış ticaret verilerinin en çarpıcı sürprizi ise kıyı kentinin denizcilik endüstrisinden geldi. İzmir'in tersanelerinde geliştirilen mühendislik çözümleri ve özel yat projeleri, kentin dış satım tablosuna rekor artış olarak yansıdı. Kentin gemi ve yat ile hizmetleri sektörü, geçen yılın aynı 9 aylık diliminde kaydettiği 43 milyon 66 bin dolarlık ihracatı adeta ikiye katlayarak yüzde 119,9 oranında tarihi bir sıçrama yaşadı. Söz konusu dönemde dış satımını 94 milyon 694 bin dolara yükselten sektör, kentin katma değeri yüksek, niş imalat alanlarındaki küresel potansiyelini gözler önüne serdi.
Ağır sanayi ve imalat cephesinde de hareketli grafikler sürdü. İnşaat ve imalat sanayisinin temel girdilerini sağlayan demir ve demir dışı metaller sektörü 494 milyon 723 bin dolarlık ihracat rakamına erişerek kentin ana ihraç kalemleri arasındaki yerini sağlamlaştırdı. Yapı malzemeleri grubunu temsil eden çimento, cam, seramik ve toprak ürünleri sektörü ise 259 milyon 299 bin dolarlık satış hacmiyle küresel pazarlardaki varlığını sürdürdü. Bu veriler, İzmir'in yalnızca geleneksel hafif sanayi alanlarında değil, ağır sanayiden yüksek katma değerli denizcilik imalatına kadar uzanan dengeli bir üretim yapısına sahip olduğunu somutlaştırdı.
Tarım ve gıda pazarında zıt yönlü hareketlilik
Sanayi kollarındaki bu canlılığa karşın, kentin tarım ve gıda odaklı dış ticaretinde ürün bazlı ayrışmalar ve farklı piyasa dinamikleri gözlemlendi. Özellikle Ege'nin zengin denizlerinden elde edilen ürünler ile modern hayvancılık yatırımları yüzleri güldürdü. Su ürünleri ve hayvansal mamuller sektörü, 465 milyon 813 bin dolarlık ihracatla gıda grubunun en güçlü kalemi olmayı sürdürdü. Taze meyve ve sebze üreticileri de Avrupa ve çevre coğrafyalara yönelik sevkiyatlarını büyüterek kente 150 milyon 584 bin dolarlık döviz girdisi sağladı.
Buna karşılık, iklim koşulları, rekolte dalgalanmaları ve dönemsel küresel talep değişimleri bazı geleneksel ihraç kalemlerinde geri çekilmelere yol açtı. Ege Bölgesi'nin küresel ölçekte en tanınan tarımsal zenginliklerinden olan kuru meyve ve mamulleri sektöründe dış satım yüzde 10,6 oranında düşüş yaşayarak 412 milyon 64 bin dolara geriledi. Sezonluk ürün rekoltesi ve küresel fiyat dengelerindeki sert değişimlerden etkilenen zeytin ve zeytinyağı ihracatı ise yüzde 41,4'lük bir gerileme ile 71 milyon 192 bin dolar düzeyine indi. Tarım sektöründeki bu zıt yönlü seyre rağmen sanayi ve teknoloji yoğun sektörlerin sunduğu dinamizm, İzmir'in toplam ihracat hedeflerine doğru kararlı adımlarla ilerlemesini sağladı.




