SEMİ TEKTAŞ/Kruvaziyer turizminde hareketlilik Kuşadası’nda sürerken İzmir, büyük yolcu gemilerinin rotasından giderek uzaklaşıyor. İzmir Kruvaziyer ve Deniz Turizm Derneği Başkanı Korhan Bilgin, limanın geleceği etrafındaki belirsizliğin şirketlerin uzun vadeli sefer planı yapmasını engellediğini belirtti. İzmir’e artık çoğunlukla 300-500 yolcu kapasiteli küçük gemilerin uğradığını söyleyen Bilgin, bu tablonun kent esnafı ve turizm sektörü açısından kayda değer bir ekonomik hareketlilik yaratmadığına dikkat çekti.
“İzmir’e gemi gelmiyor”
Kruvaziyer gemilerinin promosyon ile doldurulmaya çalışıldığının atını çizen Başkan Bilgin, “Türkiye’ye gelen gemilere baktığımızda, İzmir’e zaten gemi gelmiyor; o ayrı bir konu. Şu anda Kuşadası’na gelen gemilerin tamamı 5 bin-6 bin yolcu kapasiteli. Gemi firmaları, bu kadar yüksek kapasiteli gemileri her hafta doldurabilmek için inanılmaz düşük promosyon fiyatları uyguluyor. Fiyatlar 250-300 avroya, hatta bir yıl önce 150 avroya kadar düşmüştü. Bunlar gerçekten çok düşük rakamlar. İnsanlar da bu kadar ucuz olduğu için gemiye binmeyi tercih ediyor. Çünkü 150-200 avro ödeyen bir kişi, evinde kalsa yalnızca sabah kahvaltısı, öğle ve akşam yemeği için bile bu rakamların çok üzerinde harcama yapacak. Bu nedenle, “Bari gemiye bineyim. Gemide en azından çarşaflarım yıkanıyor, yemeklerim hazırlanıyor ve bütün ihtiyaçlarım karşılanıyor” diye düşünüyor. Sonuçta insanlar, tüm bu hizmetlerden yararlanarak söz konusu ücreti ödüyor” diye konuştu.
“Gemiler İzmir’de uzaklaşmaya ve seferlerini geri çekmeye başladı”
İzmir Liman’ına kruvaziyer gemilerinin artık tatmin edici sayıda gelmediğini ifade eden Bilgin, “Hiç gelmiyor. Bu durum normal değil. Gemi firmaları, İzmir Limanı’nın geleceğine ilişkin belirsizlik nedeniyle planlama ve programlama yapamıyor. Bu nedenle şirketler, İzmir Limanı’ndan giderek uzaklaşmaya ve seferlerini geri çekmeye başladı. Limanın özelleştirileceğine ilişkin söylemler de bir süredir gündemde. Ne olacağı belli olmayan böyle bir ortamda kruvaziyer firmaları İzmir’e gelmeme kararı alıyor. Costa geldi. Yanlış hatırlamıyorsam 8 Temmuz’da da büyük gemilerden Fantasia İzmir’e uğradı. O tarihten bu yana ise ayda bir kez küçük bir gemi gelirse geliyor. Bugün limanda bulunanlar da 300-500 yolcu kapasiteli İngiliz veya Rus gemileri. Bunlardan şehir ekonomisi açısından büyük bir katkı beklememek gerekiyor. Şimdilik bekliyoruz. Türkiye Varlık Fonu’nun konuya ilişkin bir açıklama yapmasını bekliyoruz” açıklamasında bulundu.
“Şirket sayısı rekabeti büyütüyor, fiyatı düşürüyor”
Artan rekabet ile firmaların fiyatları düşürdüğünü ifade eden Bilgin, “Turistin gelmemesinin temel nedeni ekonomik koşullar. Gemiler yeterince doldurulamadığı için firmalar da fiyatları sürekli aşağı çekiyor. Artık piyasada yalnızca birkaç firma yok; çok sayıda kruvaziyer şirketi bulunuyor. MSC’nin aynı parkurda sefer yapan 5-6 gemisi var. Bunun yanında Royal Caribbean ve Princess gibi firmalar da faaliyet gösteriyor. Bu koşullarda gemi sayısı arttıkça şirketler arasındaki rekabet de büyüyor. Rekabete giren firmalar, “Ben daha ucuza satarım” diyerek fiyatları düşürüyor. Yolcuları gemiye bindirebilmek için çok düşük fiyatlarla cazip kampanyalar düzenleniyor. Ancak yolcu gemiye bindikten sonra internet kullanımı, içme suyu, kumarhane harcamaları ve diğer hizmetler için ilave ücretler ödüyor. Bunlara günlük yaklaşık 20 dolarlık servis ücretleri de ekleniyor. Zaten ekonomik gücü sınırlı olan müşteri, tura veya alışverişe ayırabileceği parayı gemideki ek hizmetler için doğrudan kruvaziyer firmasına ödüyor. Başlangıçta 200 dolara satın alınan bir seyahatin maliyeti, gemideki ekstra harcamalarla 300-400 dolara kadar çıkıyor. Bu durumda yolcular, karadaki turlara ayıracakları bütçeyi kısmak zorunda kalıyor. Tura çıkmak istemiyor ya da “İzmir’e gidip dolaşayım, orada biraz alışveriş yapayım” düşüncesini erteliyorlar” şeklinde konuştu.
“Gemi firmaları, harcamaları şehir ekonomisine kazandırmıyor”
Firmaların gemiler ile gelen turistlerin şehir ekonomisine bir kazanım sağlamadığının altını çizen Bilgin, “İzmir’e gelen gemileri ayrı tutuyorum. İzmir’e gelenler, kruvaziyer sektörünün en ucuz, tabiri caizse dolmuş tipi gemileri. İnsanlara, “Bu kadar parayla bir gün dolaşın” deniliyor. Bunlar, büyük ölçüde gözden çıkarılmış gemiler ve İzmir’e de MSC’nin bu tip gemileri geliyor. Kuşadası’na gelen diğer gemilerde ise durum daha farklı. Daha önce de söylediğim gibi, 4-5 bin kişi kapasiteli bu gemilere yolcuların bir bölümü 150-200 avro gibi promosyonlu fiyatlarla biniyor. Biz bu gemilerin büyük ve çok özel olduğunu düşünüyoruz ancak içlerindeki hizmet kalitesi sanıldığı kadar yüksek değil. Bu şartlarda kruvaziyer yolcusundan yüksek harcama yapmasını beklemek de çok gerçekçi ve verimli değil. Elbette gemilere varlıklı müşteriler de biniyor. Ancak gemi firmaları bu müşterileri de bırakmıyor. Şirketler, yüksek ücretli kamaralarda kalan yolcuları biliyor ve onları gemide satılan “shore excursion” adı verilen kıyı turlarıyla âdeta avuçlarının içine alıyor. Bütün satışları ve organizasyonu gemi firmaları gerçekleştiriyor. Bu nedenle varlıklı müşteriler çoğu zaman şehrin içine girmiyor. Peki, nereye gidiyorlar? Gemide satılan kıyı turları kapsamında anlaşmalı alışveriş merkezlerine yönlendiriliyorlar. Bunlar, 5-10 bin dolara halı veya yüksek tutarlarda mücevher satın alabilecek ekonomik güce sahip insanlar. Ancak gemi firmaları, bu yolcuların harcamalarının şehir ekonomisine kazandırılmasına da imkân tanımıyor” değerlendirmesinde bulundu.
“Varlık Fonu’nun açıklamasını bekliyoruz”
Alsancak Liman’ın kruvaziyer kısmı ile ilgili Türkiye Varlık Fonu’ndan açıklama beklediklerini söylen Bilgin, “Şimdilik yalnızca beklediğimizi söyleyebilirim. Türkiye Varlık Fonu’ndan açıklanacak programı bekliyoruz” dedi.




