İzmir'de 30 Ekim 2020'de meydana gelen ve 117 kişinin yaşamını yitirdiği depremin üzerinden altı yıl geçmesine rağmen yapı güvenliği tartışmaları gündemdeki yerini koruyor. Olası büyük bir depreme karşı hazırlıklarını sürdüren İzmir Büyükşehir Belediyesi, kentin yapı stokunu ve zemin özelliklerini belirlemek amacıyla kapsamlı araştırmalar yürütüyor. Bayraklı, Bornova ve Karşıyaka'da yaklaşık 120 bin yapının envanterinin çıkarılmasıyla önemli bir aşama tamamlanırken, binaların deprem performansının nasıl değerlendirileceği ve risk taşıyan yapılarda hangi adımların atılacağı merak konusu oldu.
İzmir'de üç ilçede 120 bin yapı incelendi
İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından yürütülen yapı envanteri çalışmaları kapsamında Bayraklı, Bornova ve Karşıyaka'daki yaklaşık 120 bin yapının mevcut özelliklerine ilişkin bilgiler kayıt altına alındı. Çalışmalarda yapıların genel özellikleri değerlendirilerek ayrıntılı mühendislik incelemesine ihtiyaç duyabilecek binaların belirlenmesi amaçlanıyor. Belediyenin ağustos ayında paylaştığı verilere göre yaklaşık 118 bin yapıya ulaşılmış, böylece İzmir genelindeki yapı stokunun yüzde 12'si, merkez ilçelerdeki yapı stokunun ise yüzde 32'si envanter kapsamına alınmıştı. Ekim ayı sonunda açıklanan yaklaşık 120 bin yapı verisiyle çalışmaların ulaştığı son aşama kamuoyuyla paylaşıldı. Ancak önemli bir ayrıntı bulunuyor: 120 bin yapının envanterinin çıkarılması, bu binaların tamamının riskli olduğu veya her birine ayrıntılı deprem dayanıklılık testi yapıldığı anlamına gelmiyor. Envanter çalışmaları, öncelikle mevcut yapı stokunun tanınmasını ve ileri inceleme gerektirebilecek binaların belirlenmesini sağlıyor.
Bayraklı, Bornova ve Karşıyaka neden önemli?
İzmir'in deprem geçmişinde özellikle Bayraklı ve Bornova'nın önemli bir yeri bulunuyor. 30 Ekim 2020'de Ege Denizi'nde meydana gelen depremde ağır yıkımların yaşandığı bölgeler, zemin koşullarının yapı güvenliği üzerindeki etkisini bir kez daha gündeme getirmişti. Bu nedenle yalnızca binaların yaşı ve taşıyıcı sistemleri değil, üzerinde bulundukları zeminin özellikleri de araştırılıyor. Bornova ve Karşıyaka'da gerçekleştirilen mikrobölgeleme çalışmaları kapsamında yer altı tabakaları, anakaya derinliği, zemin büyütmesi ve sıvılaşma potansiyeli gibi unsurlar incelendi. Elde edilen verilerin yapı envanteriyle birlikte değerlendirilmesi, deprem tehlikesinin ve olası hasarların daha ayrıntılı biçimde ortaya konulmasına katkı sağlayacak.
Konak'ta 40 noktada sondaj tamamlandı
Deprem araştırmalarının yeni aşamalarından biri de Konak'ta yürütülüyor. Göztepe Stadı çevresinden Konak İskelesi'ne kadar uzanan bölgede başlatılan mikrobölgeleme çalışmaları kapsamında 40 sondaj tamamlandı. Araştırmalarda yer altındaki jeolojik tabakalar, zeminin özellikleri ve olası bir deprem sırasında gösterebileceği davranış değerlendiriliyor. Bu çalışmalarla yapılaşma kararlarında kullanılabilecek bilimsel verilerin oluşturulması hedefleniyor. Karşıyaka'da ise Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği kapsamında özel analiz gerektiren ZF sınıfı zeminler üzerinde çalışmalar yürütülüyor. Bu tür zeminlerde deprem etkilerinin belirlenmesine yönelik bölgesel ölçütlerin geliştirilmesi amaçlanıyor.
Oturduğunuz binanın depreme dayanıklı olduğunu nasıl anlarsınız?
İzmir'deki yaklaşık 120 bin yapının envanterinin çıkarılması, evlerinin güvenliğini merak eden vatandaşlar açısından önemli bir gelişme olsa da bir binanın deprem performansının belirlenmesi için ayrıntılı teknik değerlendirme gerekiyor. Bir binanın yalnızca dış görünüşüne, yaşına veya bulunduğu ilçeye bakılarak güvenli ya da güvensiz olduğuna karar verilemiyor. Yapının taşıyıcı sistemi, beton ve donatı özellikleri, projeye uygunluğu, sonradan yapılan müdahaleler ve zemin koşulları birlikte ele alınmalı. Vatandaşların öncelikle binalarına ait ruhsat, yapı kullanma izin belgesi ve mevcut statik projeleri incelemesi önem taşıyor. Deprem güvenliğine ilişkin ciddi şüphe bulunması halinde yetkin inşaat mühendislerinden teknik değerlendirme alınması gerekiyor. 6306 sayılı Kanun kapsamında resmî riskli yapı tespiti yaptırmak isteyen bina sahipleri ise Bakanlık tarafından lisanslandırılmış kuruluşlara başvurabiliyor. Bu işlem, belediyenin genel yapı envanteri çalışmasından farklı bir hukuki ve teknik süreç olarak yürütülüyor.
Eski binalar daha mı tehlikeli?
İzmir'de deprem güvenliği tartışmalarının merkezinde eski yapı stoku da bulunuyor. Özellikle geçmiş dönemlerin deprem yönetmeliklerine göre inşa edilen binalarda taşıyıcı sistem özellikleri ve uygulama kalitesi önem kazanıyor. Ancak bir binanın eski olması tek başına riskli olduğu anlamına gelmediği gibi yeni olması da mutlaka güvenli olduğunu göstermiyor. Yapım yılı, kullanılan malzeme, mühendislik hizmeti, zemin koşulları ve binanın zaman içinde geçirdiği değişiklikler deprem performansını etkileyebiliyor. Özellikle kolon ve kirişlere müdahale edilmesi, taşıyıcı elemanlarda belirgin hasar bulunması veya yapıda ciddi oturma belirtilerinin görülmesi halinde uzman incelemesi yapılması önem taşıyor.
İzmir'deki diğer ilçelerde çalışmalar ne zaman başlayacak?
Bayraklı, Bornova ve Karşıyaka'da yürütülen envanter çalışmalarının İzmir'in diğer ilçelerine de yaygınlaştırılması hedefleniyor. İl Afet Risk Azaltma Planı doğrultusunda oluşturulan veri tabanının genişletilmesi ve kent genelindeki yapı stokunun daha kapsamlı biçimde değerlendirilmesi planlanıyor. Bununla birlikte diğer ilçelerdeki envanter çalışmalarının hangi tarihte tamamlanacağına ilişkin kesin bir takvim açıklanmış değil. Çalışmaların ilerlemesiyle birlikte ayrıntılı mühendislik incelemesi gerektiren yapıların önceliklendirilmesi bekleniyor.
Deprem olmadan hangi bölgelerin zarar göreceği hesaplanacak
İzmir'deki deprem hazırlıkları yalnızca binaların incelenmesiyle sınırlı değil. Dokuz Eylül Üniversitesi koordinasyonunda geliştirilen Deprem Ön Hasar Tahmin ve Karar Destek Sistemi ile olası deprem senaryolarının kent üzerindeki etkilerinin önceden değerlendirilmesi amaçlanıyor. Merkezdeki 11 ilçede pilot uygulaması yürütülen sistemin aşamalı olarak 30 ilçeye yaygınlaştırılması planlanıyor. Sistem sayesinde olası bir depremde hangi bölgelerde daha fazla yapı hasarı meydana gelebileceği, ulaşım yollarının nerelerde kapanabileceği ve su ile kanalizasyon altyapısının nasıl etkilenebileceği analiz edilecek. Bu veriler, deprem sonrasında arama kurtarma ve acil müdahale ekiplerinin öncelikli bölgelere yönlendirilmesine de katkı sağlayabilecek.
İzmir'deki 40 fay zonu araştırılıyor
İzmir Deprem Master Planı kapsamında kent çevresindeki yaklaşık 40 fay zonu da bilimsel incelemeye alındı. Dokuz Eylül Üniversitesi koordinasyonunda yürütülen çalışmalarda jeoloji, jeofizik, yapı mühendisliği, şehir planlama ve afet yönetimi gibi farklı alanlardan uzmanlar görev yapıyor. Araştırmalarda yalnızca karadaki faylar değil, deniz içindeki fayların oluşturabileceği deprem ve tsunami tehlikesi de değerlendiriliyor. Böylece İzmir'in karşı karşıya bulunduğu afet tehlikelerinin bütüncül biçimde ele alınması hedefleniyor. Hazırlanacak Deprem Master Planı'nın yapı güvenliğinden ulaşım altyapısına, kent planlamasından afet sonrası müdahaleye kadar birçok alanda yol gösterici olması bekleniyor.
İzmir'de asıl soru: Riskli binalar ne zaman güvenli hale gelecek?
Yaklaşık 120 bin yapının envanterinin çıkarılması, İzmir'in deprem hazırlığında önemli bir veri birikimi oluşturdu. Ancak uzmanlık gerektiren ayrıntılı incelemelerin tamamlanması, risklerin somut olarak belirlenmesi ve gerekli güçlendirme veya yenileme kararlarının uygulanması, sürecin en kritik aşamalarını oluşturuyor. Kentte yaşayan vatandaşlar açısından temel mesele ise yapı envanterinin ne kadar genişlediğinden çok, oturdukları binanın deprem güvenliği hakkında güvenilir bilgiye ulaşabilmek. 30 Ekim depreminin altıncı yılında İzmir'in önündeki en önemli hedeflerden biri, bilimsel araştırmalarla belirlenen risklerin somut önlemlere dönüştürülmesi. Çünkü deprem hazırlığında yalnızca tehlikeyi bilmek değil, olası can kayıplarını önlemek için zamanında harekete geçmek de hayati önem taşıyor.
İzmir'de hangi mahalleler deprem açısından dikkat çekiyor?
İzmir'de yürütülen zemin araştırmaları, geçmiş deprem hasarları ve fay çalışmalarına göre bazı mahallelerin belirli kesimleri daha ayrıntılı inceleme gerektiriyor. Özellikle Bayraklı, Bornova, Karşıyaka ve Konak'taki alüvyon ve kıyı dolgusu alanları öne çıkıyor. Aşağıdaki tablo resmî bir mahalle risk sıralaması değil; farklı deprem tehlikeleri açısından dikkat çeken bölgelerin derlemesidir.
|
İlçe |
Dikkat çeken mahalleler / bölgeler |
İncelenmesi gereken tehlike |
|---|---|---|
|
Bayraklı |
Mansuroğlu, Manavkuyu, Adalet |
Zemin büyütmesi, yapı hasar görebilirliği |
|
Bayraklı |
Yamanlar, Onur, Org. Nafiz Gürman |
Yapıların hasar görebilirliği |
|
Bornova |
Kazımdirik, Erzene, Yeşilova'nın ova kesimleri |
Alüvyon zemin, havza etkisi |
|
Karşıyaka |
Mavişehir, Bostanlı'nın kıyı kesimleri |
Yerel sıvılaşma potansiyeli, yeraltı suyu |
|
Konak |
Alsancak'ın kıyı ve dolgu kesimleri |
Dolgu özellikleri, zemin büyütmesi |
|
Seferihisar |
Sığacık ve kıyı kesimleri |
Deprem ve tsunami |
|
Urla |
Gülbahçe çevresi |
Aktif fay kaynaklı sarsıntı |
|
Menderes |
Tuzla Fayı çevresi |
Fay kaynaklı sarsıntı |
|
Çeşme |
Faylara yakın yarımada kesimleri |
Aktif fay tehlikesi |
|
Bergama |
Bergama Fayı çevresi |
Fay kaynaklı deprem tehlikesi |
Bu tabloda yer alan mahallelerin tamamı riskli yapı alanı olarak ilan edilmiş değildir. Zemin özellikleri mahalle içinde, hatta parseller arasında değişebilir. Bir binanın deprem güvenliği ancak yapıya ve bulunduğu zemine ilişkin mühendislik incelemeleriyle belirlenebilir.





