YAĞMUR KARADAĞ/Yükselen sıcaklıklar, uzun süren kuraklık, düşük nem ve kuvvetli rüzgar... İklim krizinin etkilerinin her geçen yıl daha belirgin hissedildiği Ege Bölgesi'nde, özellikle İzmir artık neredeyse her yaz büyük orman yangınlarıyla gündeme geliyor. Son günlerde kentin farklı noktalarından gelen yangın haberleri, Tarım ve Orman Bakanlığı'nın "yüksek risk" uyarılarını yeniden gündeme taşırken, 2025 yılı verileri de dikkat çekici bir tablo ortaya koydu.

Bakanlık verilerine göre İzmir'de 2025 yılında orman yangını sayısı bir önceki yıla göre azalsa da yanan alan yüzde 143 artarak 10 bin 640 hektara ulaştı. Böylece İzmir, Türkiye'de yangınlardan etkilenen orman alanı bakımından ikinci il oldu. Bu tabloyu değerlendiren TMMOB Orman Mühendisleri Odası İzmir Şube Başkanı Prof. Dr. Altay Uğur Gül, yalnızca son iki yılın verilerine bakmanın doğru olmayacağını belirtti. Prof. Dr. Gül, Orman Genel Müdürlüğü verilerinin son beş yılda dikkat çekici bir değişime işaret ettiğini anlatarak, şu ifadeleri kullandı:

"2025 yılında bir önceki yıla göre yangın sayısı azalsa da Orman Genel Müdürlüğü istatistiklerine göre son beş yıllık (2021-2025) dönemde yangın sayısı 145-196 arasında dalgalı bir seyir izlemiştir. Buna karşın yanan orman alanı miktarı keskin bir şekilde artmıştır. Bu durum, yangınla mücadele stratejilerinde yangın sayısı yanında yanan orman alanı miktarına da odaklanmak gerektiğine işaret etmektedir."

Y A N G I N4

YANGIN BAŞINA DÜŞEN YANAN ALAN KATLANDI

Prof. Dr. Gül, İzmir'deki son beş yıllık değişimi de rakamlarla ortaya koydu. 2022 yılında yangın sayısının 148'den 169'a çıktığına yanan alanın ise 672 hektardan 721 hektara yükseldiğine dikkat çeken Prof. Dr. Gül, "Ancak yangın başına düşen yanan alan 4,54 hektardan 4,26 hektara geriledi.2023 yılında ise yangın sayısı 163'e düşmesine rağmen yanan alan yüzde 209 artarak 2 bin 227 hektara çıktı. Yangın başına düşen yanan alan da 13,66 hektara yükseldi. 2024 yılında yangın sayısı 196'ya çıkarken yanan alan 4 bin 378 hektara ulaştı. Yangın başına düşen alan 22,34 hektar oldu" dedi.

En çarpıcı tablonun ise 2025 yılında yaşandığını dile getiren Prof. Dr. Gül, "Yangın sayısı 145'e gerilerken, yanan alan 10 bin 640 hektara ulaştı. Böylece yangın başına düşen yanan alan 73,38 hektara yükseldi. Yangın başına düşen ortalama alanın yükselmesi, özellikle büyük yangınların toplam bilanço üzerindeki etkisinin arttığına işaret ediyor” diye konuştu.

Whatsapp Image 2026 07 31 At 21.09.15 (1)

TMMOB Orman Mühendisleri Odası İzmir Şube Başkanı Prof. Dr. Altay Uğur Gül

"YANGINLARIN BÜYÜK BÖLÜMÜ ÖNLENEBİLİR"

Yangınların çıkış nedenlerine de değinen Prof. Dr. Gül, yangınların önemli bölümünün insan kaynaklı olduğunu vurguladı. Gül, "Yangınların başlıca sebepleri arasında enerji nakil hatlarından kaynaklanan arızalar, tarımsal üretim sırasında yapılan kontrolsüz faaliyetler, anız yakılması, bahçe ve tarla temizliği amacıyla ateş kullanılması, yol kenarlarında dikkatsizce atılan sigara izmaritleri, piknik ve mesire alanlarında yakılan ateşler ile yerleşim alanlarında meydana gelen ihmaller yer alıyor. Sanayi faaliyetleri, inşaat çalışmaları ve iş makinelerinden çıkan kıvılcımların da riski artırıyor" dedi.

Bu durumun, orman yangınlarının büyük ölçüde önlenebilir nitelikte olduğunu gösterdiğini vurgulayan Gül, "Yüksek sıcaklık, düşük nem ve kuvvetli rüzgâr; tutuşma olasılığını, yangının yayılma hızını ve kontrol edilme güçlüğünü artıran temel koşullardır. Enerji altyapısının düzenli bakımının yapılması, tarımsal faaliyetlerde ateş kullanımına ilişkin kurallara uyulması, anız yakılmasının önlenmesi ve toplumun bilinçlendirilmesi çok önemli. Böylece yangınlar önlenebilir" ifadelerini kullandı.

"YANGINLARIN KARAKTERİNİN DEĞİŞMESİNDE İKLİM KRİZİ ÖNEMLİ ETKEN"

Son yıllarda yaşanan büyük yangınların sadece sayısal artışla açıklanamayacağını söyleyen Gül, yangınların davranış biçiminin de değiştiğini belirtti. Gül, "Son yıllarda daha hızlı yayılan ve daha yüksek enerji açığa çıkaran yangınlarla karşılaşıyoruz. Ancak bu değişimi sadece iklim krizine bağlamak doğru değil. İklim krizi önemli bir etken ancak tek neden de değil. Ormanlarda yürütülen üretim faaliyetleri, yanıcı madde birikimi, orman-kent sınırlarının genişlemesi, bakım eksiklikleri ve insan kaynaklı riskler birlikte değerlendirilmeli. Bu unsurların bir araya gelmesi, yangınların çıkış olasılığını artırmakla kalmayıp, yangınların daha geniş alanlara yayılmasına ve kontrol altına alınmasının güçleşmesine de neden oluyor" dedi.

Y A N G I N7

Yangınların iklim krizi üzerindeki etkisine de dikkat çeken Gül, ormanların karbon yutak alanları olduğunu hatırlatarak büyük yangınların bu özelliği de zayıflattığını ifade etti. Yanan ormanların eski haline dönmesinin uzun yıllar aldığını söyleyen Gül, özellikle bazı yanan alanlar için doğal iyileşmenin de beklenmesi gerektiğini belirtti.

Kuvvetli rüzgâr altında örtü yangınlarının kısa sürede tepe yangınına dönüştüğünü de belirten Gül, bu nedenle söndürme çalışmalarının çok daha zor hale geldiğini ifade ederek, "Son yıllarda orman yangınlarının karakterindeki değişimleri bu kapsamda ele almak ve OGM bünyesinde yangınla mücadele anlayışını güncellemek ve risk analizine dayalı yeni bir örgütlenme modeli oluşturmak gerekmekte" dedi.

ASIL EKOLOJİK RİSK ŞİDDETLİ YANGINLARIN KISA SÜREDE TEKRARLANMASI

İzmir'deki orman yapısının da büyük yangınların yayılmasında etkili olduğunu söyleyen Gül, özellikle kızılçam ormanlarına dikkat çekerek, "İzmir'de geniş alanlarda yayılış gösteren en önemli ağaç türü kızılçamdır. Kızılçam ormanları genç, orta ve yaşlı ormanlardan oluşur. Genç ormanlarda ağaç tepeleri yere yakındır. Bu durum örtü yangınının hızla tepe yangınına dönüşmesine neden olur" dedi.

Kızılçamın yangına açık bir tür olmakla birlikte yangın sonrasında doğal gençleşme özellikleri de taşıdığına ve asıl ekolojik riskin, yüksek şiddetli yangınların kısa aralıklarla tekrarlanması olduğuna dikkat çeken Gül, “Esas olan, yangının hiç başlamamasını sağlamaktır. Bunun için ormandaki ot ve diğer yanıcı maddelerin azaltılması, insan kaynaklı yangın riskini düşürecek önlemlerin alınması ve yangın konusunda farkındalığın artırılması büyük önem taşır" diye konuştu.

BAKANLIK'TAN DİKKAT ÇEKEN 'YÜKSEK YANGIN RİSKİ' UYARISI

İzmir'de son günlerde peş peşe çıkan orman yangınları nedeniyle Tarım ve Orman Bakanlığı da kent genelinde "yüksek yangın riski" uyarısında bulundu. Aşırı sıcaklık, düşük nem ve kuvvetli rüzgârın etkili olduğu günlerde küçük bir kıvılcımın bile kısa sürede büyük bir felakete dönüşebildiğine dikkat çeken Gül, meteorolojik koşulların yangınların yayılmasında belirleyici rol oynadığını söyledi. Gül, "İstatistikler yüksek sıcaklık, düşük nem ve kuvvetli rüzgârın orman yangınlarının çıkmasını ve hızla yayılmasını sağlayan en önemli üç faktör olduğunu göstermektedir. Önümüzdeki günlerde de bu koşulların etkili olması beklendiği için Tarım ve Orman Bakanlığı da vatandaşları dikkatli olmaları konusunda uyarmıştır" dedi.

Izmir Orman Yangını2

SAHADAKİ KARA EKİPLERİ ÇOK ÖNEMLİ

Yangın başladıktan sonra en kritik unsurun rüzgâr olduğunu vurgulayan Gül, alevlerin yön değiştirmesiyle müdahalenin de zorlaştığını ifade ederek, "Kuvvetli rüzgâr, alevlerin yönünü aniden değiştirir, yayılma hızını artırır. Düşük nem, yüksek sıcaklık, yanıcı madde birikimi ve engebeli arazi de yangını daha da büyütür. Ancak büyük yangınların tek nedeni doğa değildir. İlk müdahalenin gecikmesi, kara ekiplerinin sayısı ve donanımı, ulaşım imkânları ve koordinasyon da sonucu doğrudan etkiler. Hava araçları da kritik öneme sahiptir. Ancak büyük orman yangınlarında asıl belirleyici güç, sahadaki kara ekipleridir. Bu nedenle kara gücü; personel, ekipman ve organizasyon açısından sürekli güçlendirilmelidir" ifadelerini kullandı.

Baykuş çarptı, zeytinlik yandı
Baykuş çarptı, zeytinlik yandı
İçeriği Görüntüle

YIKIM EKOSİSTEMDE YAŞANIYOR

Orman yangınlarının ardından en görünür kayıp ağaçlar olsa da asıl yıkımın ekosistemde yaşandığının altını çizen Gül, "Ormanlar, topluma sayısız ekolojik, çevresel ve ekonomik fayda sağlar. Yüksek şiddetli ve sık tekrarlanan yangınlar toprağa, su rejimine, habitatlara ve hassas türlere uzun süreli zarar verebilir; toparlanma süresi ekosisteme ve yangının özelliklerine göre değişir" dedi.

Y A N G I N2

"ORMANCILIK YENİDEN DEVLET POLİTİKASI HALİNE GETİRİLMELİ"

İzmir'de her yaz yaşanan büyük orman yangınlarının ardından yalnızca müdahale yöntemleri değil, ormancılık politikaları da yeniden tartışılıyor. Gül, "Öncelikle ormancılık yeniden devlet politikası haline getirilmelidir. Orman Genel Müdürlüğü'nün yangın istatistikleri bu gerekliliği açık biçimde ortaya koymaktadır. 1992-2003 yılları arasındaki Orman Bakanlığı döneminde yıllık ortalama yaklaşık 2 bin 100 orman yangını meydana gelirken, yılda ortalama 13 bin hektar kadar orman alanı zarar görmüştür. Buna karşılık 2019-2025 yılları arasındaki Tarım ve Orman Bakanlığı döneminde yıllık ortalama yangın sayısı 3 bin 200'ün üzerine çıkmış, yıllık ortalama yanan orman alanı ise yaklaşık 41 bin hektarı geçmiştir" diye konuştu.

"BAĞIMSIZ ORMAN BAKANLIĞI YENİDEN KURULMALI"

Bu tablonun yalnızca iklim krizinin değil, yangın yönetiminde yeni bir anlayışa ihtiyaç duyulduğunun da göstergesi olduğunu ifade eden Gül, şöyle devam etti:

"Yangın sayısında ve zarar gören alan miktarında ortaya çıkan bu belirgin artış, orman yangınlarıyla mücadelenin yalnızca teknik kapasiteyle değil, aynı zamanda güçlü ve bağımsız bir kurumsal yapılanmayla ele alınması gerektiğini göstermektedir. Daha açık bir ifade ile Türkiye'de yeniden bağımsız bir Orman Bakanlığı kurulmalıdır. Ormancılık; tarım, hayvancılık ve diğer alanlardan farklı önceliklere sahiptir. Ormanların korunması, geliştirilmesi ve yangın yönetimi tek başına güçlü bir kurumsal yapıyı gerektirir. OGM’nin yangınla mücadele organizasyonu günümüz koşullarına göre yeniden yapılandırılmalıdır. Kara ekiplerinin sayısı artırılmalıdır. Daimi teknik personel ve orman işçisi sayısı güçlendirilmelidir. Yangın emniyet yolları, şeritler, su alma noktaları ve orman içi ulaşım altyapısı geliştirilmelidir. Orman-kent sınırlarında yanıcı madde yönetimi yapılmalıdır. Elektrik iletim hatları ve diğer yüksek riskli tesisler daha sık denetlenmelidir. Orman dışındaki yangın risklerinin azaltılmasına öncelik verilmelidir. Çünkü yangınların önemli bölümü orman dışında başlamaktadır."

ÖNLEYİCİ ORMANCILIK ANLAYIŞI VURGUSU

İklim krizine karşı dirençli ormanlar oluşturmanın mümkün olduğunu dile getiren Gül, "Dirençli ormanlar oluşturmak için düzenli bakım yapılması gerekiyor. Yerleşim çevreleri ve kritik altyapı yakınlarında, habitat ve toprak üzerindeki etkiler gözetilerek hedefli yanıcı madde yönetimi yapılmalıdır. Orman ile yerleşim alanları arasında koruyucu tampon bölgeler oluşturulmalıdır. Erken uyarı sistemleri geliştirilmeli, yapay zekâ ve uzaktan algılama teknolojileri daha etkin kullanılmalıdır. En önemlisi, yangın çıkmadan önce önleyici ormancılık anlayışı benimsenmelidir" diye konuştu.

Muhabir: YAĞMUR KARADAĞ