Türkiye genelinde yağışlı geçen su yılı, barajlara da olumlu yansıdı. Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü verilerine göre yağışlar geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 75,4, uzun yıllar ortalamasına göre ise yüzde 29 arttı. Türkiye genelinde barajların aktif doluluk oranı yüzde 41,1’den yüzde 68,9’a çıkarken, aktif su miktarı da 38,9 milyar metreküpten 65,2 milyar metreküpe yükseldi. Ancak dört büyükşehir arasında özellikle İzmir’deki artış dikkat çekti.
İzmir’de doluluk yaklaşık 9 kat arttı
Grafikte yer alan verilere göre İzmir’in aktif baraj doluluk oranı geçen yıl yalnızca yüzde 4,3 seviyesindeydi. Bu yıl ise oran yüzde 39,6’ya yükseldi. Böylece İzmir, dört büyükşehir arasında doluluk oranında en sert artışlardan birini yaşayan kent oldu. Aynı dönemde İstanbul’da oran yüzde 44,3’ten yüzde 46,9’a, Ankara’da yüzde 11,6’dan yüzde 32,8’e, Bursa’da ise yüzde 36,1’den yüzde 39,4’e yükseldi. İzmir’deki sıçrama ilk bakışta sevindirici görünse de uzmanlar tablonun dikkatli okunması gerektiğini belirtiyor.
Kadıoğlu: “Bu tablo geçen yılki tehlikeyi gösteriyor”
İstanbul Teknik Üniversitesi İklim Bilimi ve Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, İzmir’deki artışın yüksek görünmesinin temel nedenlerinden birinin geçen yılki çok düşük başlangıç seviyesi olduğunu söyledi. Kadıoğlu, İzmir için şu değerlendirmeyi yaptı: “İzmir’deki dokuz kata yakın artış, İzmir’in su sorununun çözüldüğünü değil, geçen yıl ne kadar tehlikeli bir noktada olduğunu gösterir.” Bu nedenle yüzde 39,6’lık doluluk seviyesi önemli bir toparlanmaya işaret etse de kent açısından kalıcı bir su güvenliği anlamına gelmiyor.
Yağış artışı barajlara bire bir yansımıyor
Kadıoğlu, yağış miktarındaki artışın barajlara aynı oranda su girişi anlamına gelmediğine dikkat çekti. Yağışın düştüğü bölge, toprağın nem durumu, yağışın süresi ve şiddeti ile havzanın yapısı barajlara ulaşan su miktarını doğrudan etkiliyor. Özellikle uzun süreli kuraklığın ardından gelen yağışların önemli bir bölümü önce toprağın nem açığını kapatıyor. Kısa süreli ve çok şiddetli sağanaklarda ise su toprağa yeterince süzülemeden yüzey akışına geçebiliyor. Bu durum, yağış miktarı artsa bile depolanabilir suyun aynı hızda artmamasına neden olabiliyor.
İzmir için asıl risk yaz aylarında
İzmir gibi yaz aylarında yüksek sıcaklıkların yaşandığı kentlerde buharlaşma da su kaybında önemli rol oynuyor. Sığ ve geniş rezervuarlarda sıcak hava dalgalarıyla birlikte buharlaşma hızlanırken, içme suyu, tarımsal sulama ve sanayi için yapılan çekimler baraj seviyelerini aşağı çekebiliyor. Bu nedenle uzmanlar yalnızca “baraj yüzde kaç dolu?” sorusuna bakmanın yeterli olmadığını belirtiyor. Asıl önemli göstergeler arasında kentin günlük su tüketimi, mevcut rezervlerin kaç gün yeteceği, havzalara giren yeni su miktarı ve kayıp-kaçak oranları bulunuyor.
Türkiye hâlâ su stresi altında
Türkiye’de kişi başına düşen yıllık kullanılabilir su miktarı yaklaşık 1.301 metreküp seviyesinde bulunuyor. Uluslararası ölçütlerde 1.700 metreküpün altındaki ülkeler “su stresi yaşayan ülkeler” arasında kabul ediliyor. Dolayısıyla barajlardaki mevcut artışa rağmen Türkiye’nin, dolayısıyla İzmir’in de uzun vadeli su güvenliği sorunu devam ediyor.
İzmir için kazanılmış zaman
Kadıoğlu’na göre mevcut yağışlı dönem, özellikle geçen yıl kritik seviyelere kadar gerileyen İzmir için önemli bir fırsat. Ancak bu fırsatın kalıcı çözüme dönüşmesi için şebeke kayıp-kaçaklarının azaltılması, yağmur suyunun değerlendirilmesi, arıtılmış suyun yeniden kullanılması, tarımda havzaya uygun ürün deseninin oluşturulması ve kentleşme kararlarının su bütçesine göre verilmesi gerekiyor. Kadıoğlu’nun uyarısı ise İzmir açısından tablonun özetini oluşturuyor:
“Bu su yılının yağışları bize kazandırılmış bir zaman aralığıdır, bir çözüm değildir.”
İzmir’in barajları geçen yıla göre belirgin biçimde toparlandı. Ancak yüzde 4,3’ten yüzde 39,6’ya yükselen doluluk oranı, kentin su krizini geride bıraktığını değil; yeni bir kurak döneme hazırlanmak için eline önemli bir zaman geçtiğini gösteriyor.




