KAZİM BOZKURT/Barajların dibindeki suyu şehre vererek kenti ayakta tutmaya çalışan İZSU yetkilisi durumu şöyle özetliyor: “Bizim 6 aydır gözümüze uyku girmiyor. Gece 02.00’de toplantılar yapıyoruz. Çünkü İzmir’in günlük su tüketimi 650 bin metreküp. Bu suyu kesersek hayat durur.”
Tahtalı Barajı'nda doluluk oranı %1'in altına, yani "yok" hükmüne düştü. Kentte hayat "normalmiş" gibi aksa da, arka planda nefes nefese bir su savaşı veriliyor.
BULUT TOHUMLAMA MUCİZE DEĞİL DESTEK
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın gündeme getirdiği bulut tohumlama konusu ise kamuoyunda yeni bir tartışma başlattı. Ancak yetkililer, bu projenin hemen düğmeye basılıp uygulanacak bir "sihirli değnek" olmadığını, şu an sadece üniversiteler ve bakanlıklarla görüşme aşamasında olunduğunu belirtiyor. Sistemin çalışabilmesi için havada halihazırda bir yağmur bulutunun bulunması şart. Gümüş iyodür kullanılarak yapılan bu işlem, yoktan yağmur var etmiyor; sadece mevcut bulutun yağış bırakma potansiyelini artırarak bir nevi katalizör görevi görüyor.
Bu yöntemin her yerde uygulanamadığı, sürekli izleme yapılarak sadece baraj havzaları üzerinde etkili olacak şekilde planlanması gerektiği ifade ediliyor. Kent merkezine yağdırılacak yağmurun barajlara bir faydası olmayacağı için, çalışmaların tamamen baraj doluluk oranlarını artırmaya yönelik teknik bir detay olduğu vurgulanıyor.
"ÖLÜ HACİM"DEN GELEN HAYAT
Asıl gerçek barajın en dibinde saklı. Krizin derinleşmesiyle, pompaların bulunduğu seviyenin altında kalan "ölü hacim", ekstra sistemlerle çekilerek şebekeye aktarılıyor. Baraj eğimli bir yapıya sahip olduğu için, beton gövdeden yaklaşık bir kilometre geride kalan dip sular, büyük bir çabayla su alma yapılarına taşınıyor.
BİLİM DÜNYASINDAN SERT YANIT: "SAÇMALIK"
Yetkililer bulut tohumlamayı gündeme getirse de Türkiye’nin önde gelen iklim bilimcileri projeye sert çıktı. Boğaziçi Üniversitesi’nden Prof. Dr. Levent Kurnaz, projeyi "saçmalık" olarak yorumladı:
"Belediyenin onu yapabilecek altyapısı yok. Yurt dışından yapması için devletten izin alması gerekir"
"ÜRKÜTTÜĞÜN KURBAĞAYA DEĞMEZ"
İTÜ’lü Prof. Dr. Nüzhet Dalfes, yüzde 25'lik yağış artışı beklentisini "gerçek dışı" bularak, "Ürküttüğün kurbağaya değmez, harcadığın paraya değmez" dedi.
Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi’nden Doç. Dr. Ceyhun Özçelik ise İzmir gibi bir metropolün su ihtiyacını yapay yağmurla karşılamanın "hayalden öteye geçemeyeceğini" belirtti. Özçelik, "Beyaz renkli bulutlar yağış getirmez. Tohumlama için zaten yağış potansiyeli olan bulutlar gerekir. Maliyet, faydanın çok ötesine geçer" uyarısında bulundu.
TARLAYA GİDEN SU ŞEHRE YETMİYOR
Krizin çözümünde belediyenin eli kolu bağlı. Suyun yüzde 70’inin tarımsal sulamada kullanıldığı, kent merkezinin ise sadece yüzde 10-15’lik bir dilimi tükettiği gerçeği, çözümün ulusal bir politika gerektirdiğini gösteriyor. İzmir; uykusuz bürokratlar, bilim insanlarının "imkansız" uyarıları ve beklenen mucize arasında sıkışmış durumda. Barajın dibindeki "ölü hacim" tükenmeden yağmurun gelip gelmeyeceği ise kimsenin cevabını bilmediği tek soru.





