SİNAN GENÇ/ İzmir’in tarihî çarşısı Kemeraltı’nın hafızasına kazınan Benzinci Kör Hafız Mustafa Ayrıközü hakkında yıllardır anlatılan hikâye, İzmirli araştırmacı Bedri Cumhur Doğu’nun ulaştığı tarihî bir belgeyle yeniden gündeme geldi. Doğu’nun 5 Ekim 1938 tarihli gazete nüshasında ortaya çıkardığı ve günümüz Türkçesine sadeleştirdiği söyleşi, Mustafa Ayrıközü’nün gözlerini savaş sırasında kaybettiği yönündeki yaygın anlatıyla örtüşmeyen önemli bilgiler içeriyor. Dönemin tanınmış eczacılarından Kemal Kamil Aktaş’ın Mustafa Ayrıközü ile yaptığı söyleşide, Kör Hafız’ın 29 yaşında olduğu ve gözlerini çok küçük yaşta kaybettiği açıkça ifade ediliyor. Bu bilgi, Mustafa Ayrıközü’nün Beyrut’ta tıp eğitimi aldığı, Antep savunmasına katıldığı, bir gözünü cephede, diğer gözünü ise Musul’da İngilizlerin işkencesi sonucunda kaybettiği yönündeki anlatıları tarihsel açıdan tartışmalı hale getiriyor. Bedri Cumhur Doğu’nun çalışması, İzmir’in kolektif hafızasında önemli bir yere sahip olan Kör Hafız’ın yaşamını efsanelerden ayırarak yeniden değerlendirme imkânı sunuyor.

Göztepe Özge Yakar’la devam
Göztepe Özge Yakar’la devam
İçeriği Görüntüle

Whatsapp Image 2026 07 19 At 15.26.01 (2)

Arşivdeki söyleşi ezberleri değiştirdi

İzmirli araştırmacı Bedri Cumhur Doğu, eski gazete koleksiyonları üzerinde yürüttüğü çalışma sırasında 5 Ekim 1938 tarihli nüshada “İki gözü kör bir adam: Aşkı nasıl anlar ve nasıl âşık olur?” başlıklı söyleşiye ulaştı. Eczacı Kemal Kamil Aktaş tarafından kaleme alınan röportajda, Hilal Eczanesi’nin köşesinde satış yapan Mustafa Ayrıközü’nün günlük yaşamı, çalışma azmi, mizahı ve aşk hakkındaki düşünceleri aktarılıyor. Doğu tarafından sadeleştirilerek İzmirli okuyuculara sunulan söyleşinin en dikkat çekici bölümü ise Mustafa Ayrıközü’nün gözlerini küçük yaşta kaybettiğine ilişkin ifadeler oldu. Kemal Kamil Aktaş, söyleşisinde Mustafa Ayrıközü’nün 29 yaşında olduğunu belirterek şu bilgileri aktarıyor: “Gözlerini çok küçük yaşta kaybettiği için dünyada ‘görmek’ kavramının ne anlama geldiğini hiç bilmiyor. Büyük bir mahrumiyet içinde olduğunu sadece çevresindekilerin söylemlerinden anlıyor; ancak bunu kendisi hissetmediği için hayatında bir eksiklik ya da zavallılık hissetmiyormuş.” Bu anlatım, Mustafa Ayrıközü’nün görme yetisini savaş meydanlarında değil, çocukluk döneminde kaybettiğini gösteren önemli bir tarihî kayıt olarak değerlendiriliyor.

Whatsapp Image 2026 07 19 At 15.26.01 (1)

Savaş gaziliği anlatısı tartışmaya açıldı

Mustafa Ayrıközü hakkında yıllarca anlatılan hikâyeye göre Kör Hafız, Beyrut’ta eğitim gören genç bir tıp öğrencisiydi. Millî Mücadele’nin başlaması üzerine eğitimini bırakarak Şahin Bey’in milislerine katılmış, Antep savunmasında bir gözünü kaybetmişti. Anlatının devamında Mustafa Ayrıközü’nün Musul’da İngilizlerin eline düştüğü, gördüğü işkenceler sonucunda diğer gözünü de kaybettiği ve daha sonra İzmir’e gelerek Kemeraltı’nda çalışmaya başladığı ileri sürülüyordu. Ancak Bedri Cumhur Doğu’nun ulaştığı 1938 tarihli söyleşide bu olayların hiçbirinden söz edilmiyor. Mustafa Ayrıközü’nün doğrudan yaşamına ilişkin verilen bilgiler, onun gözlerini henüz küçük bir çocukken kaybettiğini ortaya koyuyor. Söyleşinin yayımlandığı tarihte 29 yaşında olan Ayrıközü’nün yaklaşık 1908 veya 1909 doğumlu olduğu hesaplanıyor. Bu tarih de onun Antep savunması sırasında yetişkin bir tıp öğrencisi veya cephede savaşan bir milis olduğu yönündeki iddialarla çelişiyor. Bedri Cumhur Doğu’nun çalışması, Kör Hafız’ın yaşamının tarihî belgeler ve birinci ağızdan anlatımlar üzerinden yeniden ele alınması gerektiğini ortaya koyuyor.

Whatsapp Image 2026 07 19 At 15.26.01

Gerçek kahramanlığı Kemeraltı’nda başladı

Mustafa Ayrıközü’nün savaş gazisi olmadığı yönündeki tarihsel bulgular, onun İzmir için taşıdığı anlamı azaltmıyor. Aksine, gerçek yaşam öyküsü efsanelerden çok daha güçlü bir insanlık ve emek mücadelesini gözler önüne seriyor. Küçük yaşta görme yetisini kaybeden, Serez’den İzmir’e göç ettiği aktarılan ve yaşamını sürdürebilmek için hiçbir maddi güvencesi bulunmayan Mustafa Ayrıközü, dilenmek yerine çalışmayı seçti. Kemeraltı’nın yazın kavurucu sıcağında, kışın yağmuru ve sert rüzgârı altında alçak bir hasır taburenin üzerinde yıllarca satış yaptı. Boynuna astığı ahşap tablasında gözlük, tıraş bıçağı, çocuk muşambası, diş fırçası, ayna ve tarak sattı. Elindeki tarakları birbirine vurarak çevresindekilere seslendi, çakmaklara benzin doldurdu. Bu nedenle İzmir halkı arasında “Benzinci Kör Hafız” adıyla tanındı. Yaklaşık 60 yıl boyunca Kemeraltı kaldırımlarında çalıştığı aktarılan Mustafa Ayrıközü, kimseye el açmadan ve insanların acıma duygusunu kullanmadan yaşamını sürdürdü. Onun gerçek cephesi Kemeraltı kaldırımları, silahı emeği, madalyası ise İzmir halkının hafızasında kazandığı saygınlık oldu.

Whatsapp Image 2026 07 19 At 15.12.21 (1)

Ahilik kültürünün yaşayan simgesiydi

Bedri Cumhur Doğu’nun ortaya çıkardığı belge, Kör Hafız’ın yaşamını yalnızca tarihî bir tartışmanın konusu olmaktan çıkararak Ahilik kültürü üzerinden de yeniden değerlendirme fırsatı veriyor. Anadolu esnaf geleneğinin temelini oluşturan Ahilik; helal kazancı, dürüstlüğü, dayanışmayı, emeği ve topluma yük olmadan yaşamayı esas alıyor. Mustafa Ayrıközü de görme engeline ve bütün hayat zorluklarına rağmen çalışmaktan vazgeçmeyerek bu kültürün Kemeraltı’ndaki en güçlü temsilcilerinden biri haline geldi. Onun kahramanlığı bir savaş meydanında değil, yaşamın en zor koşulları karşısında ayakta kalabilmesinde ortaya çıktı. Bir savaş gazisi olmayabilir ancak hayatın bütün ağır şartlarına karşı namusuyla direnen bir “hayat gazisi” olarak İzmir’in toplumsal hafızasında yerini aldı.

Whatsapp Image 2026 07 19 At 15.12.21 (2)

Hilal Eczanesi’nin köşesinde kurulan dostluk

Mustafa Ayrıközü’nün yıllarca satış yaptığı yer, dönemin ünlü isimlerinden Eczacı Kemal Kamil Aktaş’a ait Hilal Eczanesi’nin hemen yanı başındaydı. 1889 yılında İstanbul’da doğan Kemal Kamil Aktaş, 1909 yılında Mekteb-i Tıbbiye-i Askeriye’den mezun oldu. Birinci Dünya Savaşı sırasında askerî eczacı olarak görev yaptı. Aktaş, eczacılığın yanı sıra ürün tanıtımı ve reklamcılık alanında kullandığı yenilikçi yöntemlerle de tanındı. Türkiye’de bilimsel reklamcılığın ve tıbbi ürün reklamlarının öncülerinden biri olarak kabul edildi. Dönemin bir diğer önemli eczacısı Süleyman Ferit Eczacıbaşı ile girdiği ticari rekabet, İzmir’in kent kültüründe önemli bir yer tuttu. Kolonya, sağlık ürünü ve çeşitli tıbbi araçların tanıtımında çağının ilerisinde yöntemler kullandı. 1934 Dokuz Eylül Panayırı’nda minyatür bir araçla yürüttüğü reklam kampanyası ve gazete ilanlarında kullandığı modern tanıtım dili, onun reklamcılık konusundaki öncü kimliğini ortaya koydu. Hilal Eczanesi’nin köşesinde çalışan Mustafa Ayrıközü ile Kemal Kamil Aktaş arasında zamanla samimi bir dostluk gelişti. İkili, işlerin sakin olduğu zamanlarda ticaret, hayat ve dünya meseleleri üzerine sohbet etti. Bu dostluk, Bedri Cumhur Doğu’nun arşiv çalışmasıyla yeniden gün yüzüne çıkan sıra dışı söyleşinin de temelini oluşturdu.

Whatsapp Image 2026 07 19 At 15.12.21

“Reklamcılık yalnız size ait değil”

Kemal Kamil Aktaş’ın söyleşisinde aktardığına göre Mustafa’nın soyadı “Ayrık Özü”ydü. Aktaş’ın bu soyadını neden seçtiğini sorması üzerine Kör Hafız, ayrık otunun köklerinin toprağın altında hızla yayılmasını ve dal budak salmasını kendisine sembol olarak seçtiğini anlattı. Mustafa Ayrıközü, soyadının hikâyesini şu sözlerle açıkladı: “Eczacısınız, ayrık otunun kökünü bilirsiniz. Ben, ayrık kökünün etrafa dal budak salan bu özelliğini kendime sembol olarak seçtim ve ‘Ayrık Özü’ dedim. Böylece etrafa dal budak salıp daha çok müşteri çekmeyi hedefledim.” Kemal Kamil Aktaş’ın bu sözlere gülmesi üzerine Mustafa Ayrıközü’nün verdiği cevap, onun güçlü mizahını ve ticari zekâsını da ortaya koydu: “Ne gülüyorsunuz? Reklamcılık sadece size özel değil ya, el elden üstündür.” Dönemin reklamcılık alanındaki en dikkat çekici isimlerinden Kemal Kamil Aktaş ile Kemeraltı’nın görme engelli satıcısı arasında yaşanan bu diyalog, iki esnaf arasındaki samimiyetin de en çarpıcı örneklerinden biri oldu.

Whatsapp Image 2026 07 19 At 15.26.01 (2)

“Kadını sesinden tanır, sesinden severim”

Bedri Cumhur Doğu’nun sadeleştirdiği söyleşinin en ilgi çekici bölümü ise Mustafa Ayrıközü’nün aşk hakkındaki düşüncelerini anlattığı satırlar oldu. Kemal Kamil Aktaş, aşkın çoğu zaman görmekle başladığını belirterek Mustafa’ya hayatında hiç sevip sevmediğini sordu. Mustafa Ayrıközü, bu soruya tereddüt etmeden şu cevabı verdi: “Evet, sevdim; hem de çıldırasıya.” Ardından görme engelinin sevmeye engel olmadığını belirten Ayrıközü, aşkı nasıl yaşadığını şöyle anlattı: “Kemal Bey, anlıyorum ki gözlerim olmadığı için kalbimin de olmadığını düşünüyorsunuz. Göremediğim için kadının güzelini çirkinini ayırt edemem belki ama bende güzel kadını tanıyıp sevme yeteneği çok gelişmiştir. Ben kadını sesinden tanır, sesinden severim.” Ayrıközü, hayatında yalnızca sesiyle tanıdığı ve sevdiği kadınların olduğunu, bunlardan birinin kendisini de çok sevdiğini ifade etti. Gözlerinin görmemesinin kadınlarda kendisine karşı şefkat ve yakınlık oluşturduğunu da açık bir dille anlattı.

Whatsapp Image 2026 07 19 At 15.26.02

“Aşk konusunda on gözüm açık”

Kemal Kamil Aktaş’ın, Ayrıközü soyadının kadınlar arasında da dal budak salmasına yardımcı olduğu yönündeki esprisi üzerine Mustafa Ayrıközü önce sitem etti, ardından gülerek şu karşılığı verdi: “Aşk konularında kör değilimdir; aksine on gözüm açık gibidir.” Söyleşinin devamında Aktaş, Kör Hafız’a kendisine âşık olan veya sevgisini açıkça ifade eden bir kadının bulunup bulunmadığını sordu. Mustafa Ayrıközü, bir kadını sesinden sevdiğinde karşısındaki kadının da kendisine çeşitli işaretlerle karşılık verdiğini anlattı: “Göremiyor oluşumdan mıdır bilinmez, bir kadını sesinden seversem o kadın mutlaka bana aşkını belli eden işaretler verir. Ben yolda yürürken bile değneğimin yardımıyla ilerlerim. Kadınlar benden ilan-ı aşk beklemezler, aksine onlar bana aşklarını ilan ederler.” Kemal Kamil Aktaş’ın evli olup olmadığını sorması üzerine Mustafa Ayrıközü bekâr olduğunu söyledi. “Evlenmek ister misin?” sorusuna ise yine kendine özgü mizahıyla cevap verdi: “Sen bunları galiba gazetede yazacaksın, sonra kadınları başıma üşüştüreceksin.” Karşılıklı gülüşmeyle sona eren bu söyleşi, Mustafa Ayrıközü’nün sadece çalışma azmini değil; neşesini, zekâsını, duygusal dünyasını ve hayata bağlılığını da günümüze taşıdı.

Whatsapp Image 2026 07 19 At 15.26.01

İzmir’in iki unutulmaz ismi

Bedri Cumhur Doğu’nun arşivlerden gün yüzüne çıkardığı söyleşi, İzmir tarihinin iki önemli ismini yeniden bir araya getirdi. Bir tarafta askerî eczacılığı, reklamcılığı, ticari zekâsı ve kent yaşamına katkılarıyla Kemal Kamil Aktaş; diğer tarafta ise onun eczanesinin köşesinde yıllarca emeğiyle yaşayan Mustafa Ayrıközü bulunuyor. Kemal Kamil Aktaş, Türkiye’de modern ürün tanıtımının ve bilimsel reklamcılığın öncülerinden biri olarak iz bıraktı. Mustafa Ayrıközü ise Kemeraltı’nın dürüstlük, çalışma ve esnaf ahlakıyla özdeşleşen sembol isimlerinden biri haline geldi. Bugün Kemeraltı girişindeki Kör Hafız heykeline bakıldığında, onun değerini doğruluğu tarihsel belgelerle desteklenmeyen savaş hikâyelerinde aramak yerine gerçek yaşam mücadelesinde görmek gerekiyor. O heykel; dilenmeyi reddeden, görme engeline rağmen yaşamdan kopmayan, aşkı seslerde bulan, mizahını ve yaşama sevincini kaybetmeyen onurlu bir esnafı temsil ediyor. Mustafa Ayrıközü’nün asıl kahramanlığı, cephede kaybettiği iddia edilen gözlerinde değil; göremediği bir dünyada emeğiyle, namusuyla ve onuruyla kurduğu hayatında saklı. İzmirli araştırmacı Bedri Cumhur Doğu’nun ortaya çıkardığı bu tarihî kayıt, Kemeraltı’nın en büyük efsanelerinden birini ortadan kaldırırken Kör Hafız’ın gerçek değerini daha da büyütüyor. Çünkü Benzinci Kör Hafız, uydurulmuş bir savaş destanının değil, Kemeraltı kaldırımlarında 60 yıl boyunca yazılmış gerçek bir emek ve Ahilik destanının kahramanıydı.

Kaynak: HABER MERKEZİ