Özge Uyanık/ Yaz mevsiminin son günlerine girerken, İzmir kıyıları şezlong işgallerinin, gasp edilen kumsalların ve ticarete dökülen plajlarla gündemden düşmedi. Çeşme’den Dikili’ye kadar cennet koylar özel işletmeler tarafından kuşatılırken, vatandaşın ücret ödemeden ayağını sokabileceği iki metre kare ücretsiz alan dahi lüks haline geldi. Bütün bir sezon boyunca anayasal hakları gasp edilen, kendi memleketinde deniz kıyısından kovulan İzmirli yurttaşlar bir bardak suyun, bir tuvalet ihtiyacının ve bir duşun bile "haraç" kesildiği sahil hattında serinlemeye zorlandı.

Çeşme Altınkum'dan Boyalık'a, Dikili Bademli'den farklı sahillere uzanan şikayetlerde vatandaşlar, işletmelerin kullandığı alanların genişlemesi nedeniyle halkın kullanımına kalan bölümlerin daraldığını, bazı plajlarda temel ihtiyaçların dahi ücret karşılığında karşılandığını söyledi.

Kumsalda Isletmelerin Alani Ele Gecirmesi Ve Fahis Fiyat Politikasi 1

Kıyılardaki işletmelerin zaman içerisinde kullanım alanlarını genişlettiğini belirten, tatile gittiklerinde yer bulmakta zorlandıklarını söyleyen Ufuk Erbişim, şunları söyledi:

“Bir kere bu kıyılar tamamen biz vatandaşlara ait. Buralara belediyeler bir şekilde izin vererek kafeleri taşıtıyor. Onlara ruhsat veriyorlar, onlar da plajı kapatıyorlar. Dolayısıyla vatandaşların kullanacağı yer kalmıyor. Önce bir kafeyle başlıyorlar, sonra bir teras çıkarıyorlar, oralara şezlongları koyuyorlar, alt tarafa da şezlongları, şemsiyeleri uzatıyorlar. Plaj ne oluyor? Kapatılıyor. Ondan sonra etrafını kapatıyorlar. Bu sefer siz buralara park edemiyorsunuz. Her yerde böyle.

Dikili'ye gitmiştik, denize girecek yer bulamadık. O kafeler kendi açıklıklarını kapattıkları için siz oraya gidip oturamıyorsunuz. Otursanız şezlong bedeli ödemeniz lazım. Ücretler çok farklı. 500 lira diyen var, 1000 lira diyen var. Genelde iki kişi için. Biz kendi şemsiyemizle, şezlongumuzla gittik. Tuvalet gibi imkanlar var ama çok kısıtlı. Ayrıca hijyen kurallarına hiç uygun değil. Dışarıdan geldiğiniz için size 50 lira, 100 lira neyse duruma göre yine ücret alıyorlar. Biz zaten oralara giremediğimiz için daracık bir yere girdik. Orada üst üste belki 50 kişi falan vardı. Diğer taraflar boş dururken vatandaşın küçücük bir alana sıkışmak zorunda kalması kabul edilecek bir şey değil. İnsanlar kendi kıyısında denize girecek yer aramak zorunda kalmamalı.”

Whatsapp Image 2026 08 24 At 11.44.11-1

Bademli'de temel ihtiyaçlar bile ücretli

Dikili Bademli Halk Plajı'na giden Durkadın B. ise plajdaki belediye hizmetlerinin yetersiz olduğunu, temel ihtiyaçların özel işletmeye bağlı kaldığını söyledi.

“Dikili Bademli halk plajına bugün gittik. Hafta sonu olmasından dolayı çok yoğun olmasına rağmen alan tamamen sahipsiz bırakılmış durumdaydı. Kumun ince olması, denizin sığ ve çok güzel olmasına rağmen belediyenin burayı adeta unuttuğunu gördük. Plajda belediyeye ait tek bir tuvalet ya da duş alanı yoktu. Sadece bir tane özel işletme vardı ve her şeyi ticarete çevirmiş durumdaydı. Tuvalete girmek için 20 lira, duş almak için 40 lira isteniyor, tek yer olduğu için uzun süre sıra bekleniyor ve buna rağmen temizlik yok denecek kadar kötüydü. Bir litrelik su şişesine bile su doldurmaya izin verilmiyor, bir çay bardağını bile yıkatmaya müsaade edilmiyor. Su istediğimizde “verirsem hakka girmiş olurum” denilse de asıl amaç kimsenin verilen suyla bir şeyi halledememesi ve işletmeye mecbur kalmasıydı. Tepkimizi gösterip ses çıkardığımızda bu kez sular kesildiği söylenerek işletme kapatıldı ve ortada akan tek bir su kalmadı.

Çocukların tuvalet ihtiyacı için bile Bademli’ye araba ile gidip gelmek zorunda kaldık. Dört saatlik yoldan gelmemize rağmen bu şartlar yüzünden plajdan erken ayrılmak zorunda kaldık.”

Whatsapp Image 2026 08 24 At 13.29.08 (3)

Altınkum'da halk plajı arayışı

Eski Tire Kaymakamı’ndan acil servis denetimi
Eski Tire Kaymakamı’ndan acil servis denetimi
İçeriği Görüntüle

Çeşme Altınkum'da yaşadığı deneyimi anlatan Hale Turgut da halk plajına ulaşmakta ve alanı kullanmakta zorlandığını belirtti.

“Altınkum Plajı, halkın plajı olmasına rağmen plajın yarısı özel mülkiyete verilmiş ve plaj küçülmüş. Gittiğimde büyük bir hevesle beklediğim plajı uzun arayışlar sonucunda buldum. Ne tabelası var ne de düzgün bir yolu var; halk plajı olarak pislik içinde bırakılmış. Patika yoldan arabayla geçmek mümkün değil. Nihayet plaja yakın bir yere ulaştık, ancak çöp konteynerleri doluydu ve etrafa çöpler dağılmıştı. Her yerde 'özel mülktür, girilmez' yazıları vardı. Plaja doğru yürüdüğümüzde ise çöp yığınları, hatta çocuk bezleri bile atılmıştı. Buraya ücretsiz olduğu için halk ve turistler geliyor, ancak karşılaştıkları manzara hiç hoş değil. Plaj kendi haline bırakılmış, halbuki çok güzel bir denizi var. “

492126067 3057342547755479 8978830918447566448 N

“İşgal ettikleri alan 35 ila 50 dönüm”

Çeşme Altınkum'daki işgallere ilişkin şikayetlerin yoğunlaştığını belirten ÇEŞÇEP Başkanı Dr. Ahmet Güler işletmelerin kiraladıkları alanın çok üzerinde kullanım gerçekleştirdiğini anlattı.

“Özellikle Çeşme Altınkum'dan çok şikayet geliyor. Şezlong işgalinin bir fecaat olduğunu söylüyorlar. 2013'te açılan bir davanın Yargıtay kararı 2025'te kesinleşti. Halkın hürriyetini engellemekten iki tane güvenlik görevlisi 18 ay ceza aldı. Yargıtay kararına rağmen halkın hürriyetini engellemeye devam ediyorlar. Hiçbir yerde uyulmuyor. Vatandaşın Altınkum'da denize ulaşmasını engellemeye hiçbir şekilde hakları yok. İşletmeler devletten yer kiralamış olsalar bile hakları yok. Buna rağmen oradaki yolları kapatıyorlar. Altınkum ismi üstünde. Gerçekten Ege Bölgesi'nin en güzel kumlarına sahip olan bir plaj. Neredeyse 10 kilometre uzunluğu var. Ama ne yazık ki burası devletten yer kiraladığını iddia eden birtakım işletmeler tarafından işgal edilmiş durumda.

İki işletmenin kiraladığı alanların büyüklüğü 3'er dönüm. Ancak işgal ettikleri alan 35 ila 50 dönüme ulaşıyor. Yolları kazarak, hendekler açarak, çit ve duvarlar yaparak halkın kıyıya ulaşmasını engelliyorlar. Halk bir şekilde kıyıya ulaşsa bile orada kalmasına izin vermiyorlar. ‘Kalkın, burası bizim’ diyorlar. Bu tamamen yasadışı. Bu nedenle bu yıl Altınkum'da birçok kez halk ile plaj işletmecileri arasında tartışmalar ve kavgalar yaşandı. Güvenlik güçleri araya girdi, tutanaklar tutuldu ve zabıta ile güvenlik güçlerinin yapabileceği işlemler yapıldı.

“Denetim var yaptırım yok”

Güler, jandarmanın şikayet üzerine tutanak tuttuğunu ancak ilgili kurumların sahadaki denetim eksikliği nedeniyle ihlallere müdahale edilemediğini savundu.

“Altınkum, jandarma bölgesinde. Jandarma yalnızca şikayet geldiğinde tutanak tutup durumu Turizm Bakanlığı'na bildiriyor. Ancak Turizm Bakanlığı'nın ne yazık ki Çeşme'de bir tane bile personeli yok. Bu nedenle gerekli denetimler yapılamıyor ve ihlalleri gerçekleştiren kiracılara yaptırım uygulanamıyor. Oysa Turizm Bakanlığı buralara müdahale edip Çeşme Kaymakamlığı'na bildirimde bulunsa, Kaymakamlık kolluk güçlerini göndererek bu alanları boşalttırabilir. Devletin yeterli polisi ve jandarması var. Ancak bakanlıktan emir veya talimat gelmediği için kolluk güçleri de müdahale edemiyor. Resmen ele geçirmiş durumdalar. Halkın buraya girmesini engelliyor veya girenlerden zorla para almaya çalışıyorlar.”

Cesmede Boyalik Plaji Yeniden Halka Acildi 1

Boyalık'ta zabıta müdahalesi

Çeşme Yarımadası Çevre Derneği (ÇEŞÇEP) ise Boyalık Plajı'nda 7800 adlı yapının işletmecileriyle ilgili şikâyetler üzerine Çeşme Belediyesi Zabıta Müdürlüğü'nün müdahalesini gündeme taşıdı.

“Çeşme Boyalık Plajında otel ruhsatıyla inşa edilip fiilen rezidans/konut olarak işletilen "7800" adlı yapının işletmecileri, yıllardır halka ait kamu plajını şezlong ve şemsiyelerle işgal etmekte, vatandaşın serbestçe denize girmesini engellemekteydi. İşletme, kendi cephesindeki plaj alanı yetmezmiş gibi, sınırlarını halkın kullanımına açık kumsala doğru genişletmiş; bu alanı ücretsiz kullanmak isteyen vatandaşlar ya güvenlik görevlilerince uzaklaştırılmış ya da yalnızca yüksek bedel ödeyenlerin oturmasına izin verilmiştir. Bölge halkının yoğun şikâyetleri üzerine Çeşme Belediyesi Zabıta Müdürlüğü ekipleri olay yerine intikal etmiş, işgal sınırlarına uymayan şezlonglar tek tek kaldırılmış, kumsal yeniden halkın kullanımına açılmıştır. Aynı süreçte, denetimi takip eden ve konuyu yetkili mercilere ileten kişilere yönelik bir dizi tehdit ve baskı girişiminde bulunulduğu, bu kişilerin hakarete varan sözlere maruz kaldığı bilgisi tarafımıza ulaşmıştır.

Hiçbir otel, rezidans ya da özel işletme, ruhsatı ne olursa olsun, kamuya ait bir plajı şezlong dizerek, şemsiye kurarak ya da güvenlik görevlisi bulundurarak fiilen özel mülküne çeviremez; vatandaşı oradan uzaklaştıramaz, tehdit edemez. Çeşme Belediyesi Zabıta Müdürlüğü'nün bu haklı ve kararlı müdahalesini takdirle karşılıyor; aynı kararlılığın kalıcı hale getirilmesini, Boyalık kıyı şeridinde benzer işgallerin denetiminin süreklileştirilmesini ve vatandaşlara yönelik tehdit ve baskı iddialarının yetkili makamlarca titizlikle soruşturulmasını talep ediyoruz.”

Yargıtay’dan kıyı erişimine ilişkin emsal karar

Yargıtay, deniz kıyısındaki kamusal alana vatandaşların girişini engelleyen, fiziki sınır oluşturan veya halkı kıyıdan uzaklaştıran işletmecilerin cezai sorumluluğu bulunduğuna hükmetti. Bu kapsamda, söz konusu eylemlerin 1 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası öngören “kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” suçu kapsamında değerlendirilebileceği belirtildi. Karara göre plaj işletmeleri, kullandıkları alanın çevresini kapatarak özel mülk görüntüsü oluşturamıyor, kıyıya girişte kontrol uygulayamıyor ve yalnızca denize girmek veya sahilde bulunmak isteyen vatandaşlardan giriş ücreti talep edemiyor Kıyıya erişimin engellenmesine ilişkin hürriyeti kısıtlama suçu şikâyete tabi suçlar arasında yer almıyor. Bu nedenle vatandaşın, tanıkların veya denetim görevlilerinin ihbarı üzerine Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından doğrudan soruşturma başlatılabiliyor.

Kaynak: ÖZGE UYANIK