Yeni eğitim-öğretim döneminin başlamasıyla birlikte binlerce çocuk, evlerindeki korunaklı ve hijyenik ortamdan çıkarak anaokulu ve ilköğretim kurumlarının kalabalık sınıflarına adım atmaya hazırlanıyor. Çocukların toplu alanlara girmesi ve ortak materyalleri paylaşmasıyla birlikte bulaşıcı hastalık riskinde de gözle görülür bir artış yaşanıyor. Bu süreçte çocuklarının hastalanmasından endişe eden pek çok aile, kulaktan dolma bilgilerle bağışıklık güçlendirici takviyelere ve vitaminlere yöneliyor. Ancak uzmanlar, hekim kontrolü olmadan yapılan bu tür müdahalelerin yarardan çok zarar getirebileceği konusunda uyarılarda bulunuyor.

Prof. Dr. Haberal'dan 30 Ağustos mesajı: Esarete karşı cesaretin, umutsuzluğa karşı direncin zaferidir
Prof. Dr. Haberal'dan 30 Ağustos mesajı: Esarete karşı cesaretin, umutsuzluğa karşı direncin zaferidir
İçeriği Görüntüle

Sağlık Bilimleri Üniversitesi İzmir Tıp Fakültesi Dr. Behçet Uz Çocuk Hastalıkları ve Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Dilek Orbatu, okul öncesinde çocuk sağlığının korunması ve bağışıklık sisteminin doğru yönetilmesi adına ailelerin dikkat etmesi gereken hayati noktaları sıraladı.

Çocuklarda asıl hedef bağışıklığı artırmak değil mevcut dengeyi korumaktır

Çocukların ev ortamından toplu yaşam alanlarına geçiş yaptığı bu hassas dönemde en büyük hatanın agresif bağışıklık güçlendirme arayışları olduğunu belirten Prof. Dr. Dilek Orbatu, sağlıklı bir bünyede temel amacın fizyolojik dengenin devamlılığını sağlamak olduğunu ifade etti. Ailelerin iyi niyetle başvurduğu kontrolsüz vitamin ve gıda takviyelerinin vücudun doğal dengesini bozabileceğini vurgulayan Orbatu, şunları söyledi:

"Çocuklarımız evdeki korunaklı ortamlarından birdenbire sosyalleştikleri ve pek çok ortak materyali birlikte kullandıkları ortamlara geçecekler. Sağlıklı bir çocukta önceliğimiz bağışıklığı arttırmak değil, fizyolojik koşullarda devamlılığını sağlamak olacaktır. Bağışıklığı güçlendirmek adına bilinçsizce başvurulan gereksiz gıda takviyesi ya da ilaçlar, hatta zaman zaman rastgele antibiyotik kullanımı durumları, maalesef çocuk sağlığında büyük hatalar silsilesinin başlangıcına sebep olabiliyor."

Hastalık kalkanının temeli eksiksiz aşı takvimi ve el hijyenidir

Salgın hastalıklara karşı en etkili ve bilimsel koruma yönteminin Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen Ulusal Çocuk Sağlığı Aşılama Programı olduğuna dikkati çeken Prof. Dr. Orbatu, ebeveynlerin çocuklarının yaş grubuna uygun aşı takvimi süreçlerini eksiksiz takip etmeleri gerektiğini belirtti. Aşının yanı sıra doğal bağışıklık mekanizmasını destekleyen en büyük gücün sofra düzeni olduğunu hatırlatan uzman isim, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Esas bağışıklık sisteminin düzenli fizyolojik sınırlar içerisinde devamlılığını sağlayan en önemli parametre yeterli ve dengeli beslenme alışkanlığıdır. Öğünlerinde belli miktarda protein, karbonhidrat ve esansiyel yağ asitlerini alan, taze sebze ve meyvesini tüketen çocukların ekstra bir takviye almasına hiçbir zaman gerek kalmaz. Doğal gıdalar, çocuğun tüm organ sistemlerinin gelişimi için fazlasıyla yeterlidir."

Beslenmenin yanında enfeksiyon zincirini kıran en basit ancak en güçlü yöntemin el yıkama alışkanlığı olduğunu vurgulayan Orbatu, su ve sabunla en az 20 saniye süren ovuşturmanın yeterli hijyeni sağlayacağını kaydetti. Suya ulaşılamayan kısıtlı anlarda yüzde 60 üzeri alkol içeren dezenfektan kullanımı seçeneğinin değerlendirilebileceğini ancak bunun alışkanlık haline getirilmemesi gerektiğini bildiren Başhekim, okullarda kişisel eşya, çatal ve kaşık paylaşımının önüne geçilmesinin bulaşıyı engellemede kritik rol oynadığını dile getirdi.

Gece uykusunda biriken borç hafta sonu ödenemez

Çocuk gelişiminin ve bağışıklık sisteminin bir diğer vazgeçilmez sütununun kaliteli uyku olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Dilek Orbatu, teknoloji kullanımının uyku kalitesi üzerindeki olumsuz etkilerine değindi. Büyüme ve onarım hormonlarının yalnızca gece uykusunda salgılandığının altını çizen Orbatu, uykunun ertelenemez bir ihtiyaç olduğunu şu sözlerle açıkladı:

"Büyüme hormonu başta olmak üzere vücudun savunma mekanizmasını ve gelişimini destekleyen tüm hormonlar gece karanlığında salgılanır. Hafta içi geç saatlere kadar tablet, televizyon ve telefon karşısında vakit geçiren çocuklarda ciddi bir uyku eksikliği oluşur. Aileler bu durumu 'hafta sonu geç uyur, açığı kapatır' düşüncesiyle telafi edebileceklerini sanıyor. Ancak vücudun uyku borcu asla ertelenemez ve hafta sonu yataktan çıkmayarak ödenemez. Çocuklarda belli bir ritme kavuşturulmuş büyüme hormonu salınımı ve düzenli uyku saati sağlık açısından son derece kıymetlidir."

Bilimsel veriler eksiklik yoksa takviyelerin korumadığını gösteriyor

Kamuoyunda yaygın olarak bilinen D vitamini, çinko ve probiyotik kullanımına ilişkin bilimsel araştırmaların sonuçlarını paylaşan Prof. Dr. Orbatu, vücutta klinik bir yetersizlik tespit edilmediği sürece bu maddelerin dışarıdan alınmasının mucizeler yaratmadığını söyledi. 2025 yılında yayınlanan geniş kapsamlı metaanaliz çalışmaları verilerine atıfta bulunan Orbatu, kan değerlerinde eksiklik bulunmayan çocuklara verilen D vitamininin solunum yolu enfeksiyonları ya da ishal gibi rahatsızlıklardan koruyucu bir etkisinin bulunmadığını vurguladı. Doğal gıdalarla alınan çinkonun vücut için yeterli olduğunu belirten deneyimli hekim, probiyotiklerin de tek başına bağışıklığı baştan sona güçlendireceği yönündeki iddiaların bilimsel temelden uzak olduğunu ifade etti.

Sık hastalanan çocuklarda immun yetmezlik riski araştırılmalıdır

Çocuk hekimleri tarafından yapılan düzenli kontrollerin ve büyüme eğrisi takiplerinin hayati önem taşıdığını kaydeden Prof. Dr. Dilek Orbatu, bazı belirtilerin basit bir soğuk algınlığı olarak görülmemesi gerektiğini söyledi. Tekrarlayan enfeksiyon durumlarında derinlemesine inceleme yapılması gerektiğini belirten Orbatu, uyarılarını şu şekilde tamamladı:

"Sık sık zatürre veya boğaz enfeksiyonu geçiren, akranlarına göre büyüme ve gelişme geriliği sergileyen, vücudunda tekrarlayan apseler oluşan ya da sık aralıklarla hastanede yatışına ihtiyaç duyulan çocukların detaylı bir şekilde değerlendirilmesi şarttır. Bu tür tablolarda tabanda yatan bir immün yetmezlik durumu bulunabilir. Böyle vakalarda aile öyküsü detaylıca sorgulanmalı, kulaktan dolma takviyelerle zaman kaybetmek yerine mutlaka uzman hekimlerin takibinde multidisipliner bir yol izlenmelidir."

Kaynak: DHA