Gayrimenkul sektöründe yükselen konut fiyatları, yüksek faiz oranları ve kentsel dönüşüm süreçleri nedeniyle kiralık ev bulmak her geçen gün daha zor bir hal alıyor. Talebin arzın çok üzerine çıkmasıyla birlikte piyasadaki ipler tamamen mülk sahiplerinin eline geçti. Kiralama sürecinde riski sıfıra indirmek isteyen birçok ev sahibi, standart başvuru belgelerinin ötesine geçerek kiracı adaylarını adeta derinlemesine bir güvenlik incelemesinden geçirmeye başladı.
Geçmişte yalnızca düzenli gelir beyanı ve tahliye taahhütnamesi ile tamamlanan kiralama süreçlerinde artık adayların tüm yaşam tarzı ve finansal geçmişi mercek altına alınıyor. Sektör temsilcilerinin aktardığı bilgilere göre, başvuru yapacak vatandaşlardan maaş bordrosu ve SGK hizmet dökümünün yanı sıra ayrıntılı banka hesap hareketleri, kredi kartı limit bilgileri ve Findeks kredi notu dökümleri isteniyor. Şartları daha da ağırlaştıran bazı mülk sahipleri ise devlet memuru kefil gösterilmesini, bir yıllık kiranın peşin ödenmesini ya da yüksek tutarlarda depozito yatırılmasını zorunlu tutuyor.
Özel hayatın sınırları sosyal medya hesaplarıyla zorlanıyor
Gayrimenkul danışmanları, kiralama kriterlerinin sadece finansal tablolarla sınırlı kalmadığını, sosyal yaşama dair ayrıntıların da sürece dahil edildiğini belirtiyor. Son dönemde ev sahiplerinin en çok başvurduğu yöntemlerden biri de kiracı adaylarının sosyal medya hesaplarını incelemek oluyor. Adayların dijital ayak izlerini takip eden mülk sahipleri; evcil hayvan sahipliği, evden çalışma düzeni, hobiler ve genel yaşam tarzı gibi unsurları kiralama kararında belirleyici birer kriter olarak kullanıyor.
Ayrıca eski ev sahibi referansı uygulaması da piyasada giderek yaygınlaşıyor. Adaylardan bir önceki kiraladığı evin sahibine ait iletişim bilgilerini vermesi talep ediliyor. Mülk sahipleri bu yolla adayın geçmiş kiralarını zamanında ödeyip ödemediğini, komşuluk ilişkilerini ve taşınmaza ne kadar iyi baktığını doğrudan birinci ağızdan teyit etmeye çalışıyor.
Tahliye davalarının uzun sürmesi ev sahiplerini temkinli davranmaya itiyor
Piyasada yaşanan bu radikal değişimi değerlendiren gayrimenkul uzmanı Murat Gözüpek, kiralık konut stokunun yetersiz kalmasının şartları tamamen ev sahiplerinin belirlediği bir pazar yarattığını ifade etti. Son dönemde kiracı ve ev sahibi arasında tırmanan hukuki uyuşmazlıklara dikkat çeken Gözüpek, uzun yıllar sürebilen tahliye davalarının mülk sahiplerinde ciddi bir endişe oluşturduğunu dile getirdi.
Mülk sahiplerinin olası bir mağduriyet yaşamamak adına temkinli davrandığını aktaran sektör temsilcileri, aday eleme süreçlerinin bu sebeple katılaştığını vurguluyor. Ancak piyasadaki bu sert rekabet ortamı, acil barınma ihtiyacı duyan vatandaşları oldukça zor bir durumda bırakıyor.
Hukukçulardan kişisel verilerin korunması ve gizlilik uyarısı
Ev sahiplerinin talep ettiği belgelere ilişkin hukuki sınırları değerlendiren avukat Volkan Karabağ, mülk sahibinin kiracısını seçme özgürlüğü bulunsa da istenen belgelerin yasal çerçeveyi aşmaması gerektiğini hatırlattı. Talep edilen bazı hassas bilgilerin Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK) ve özel hayatın gizliliği ilkeleriyle çeliştiğine işaret eden Karabağ, hiçbir vatandaşın detaylı banka ekstresi veya kredi kartı limiti gibi mahrem verileri paylaşmaya zorlanamayacağının altını çizdi.
Barınma hakkının en temel insani ihtiyaçlardan biri olduğunu vurgulayan hukukçular, kiralık ev bulmakta zorlanan adayların çaresizlik nedeniyle bu tür ağır talepleri kabul etmek zorunda kaldığını belirtiyor. Hukuka aykırı şekilde toplanan verilerin ve özel yaşama müdahale niteliğindeki incelemelerin ilerleyen süreçlerde farklı hukuki ihtilaflara yol açabileceği ifade ediliyor.





