Ege ve Akdeniz sularında lüks turlar düzenleyen kurumsal denizcilik sektörünün tanınan markalarından biri, tarihinin en büyük finansal ve hukuki kriziyle karşı karşıya kaldı. Sektörün bilinen isimlerinden Vedat Uğurlu’nun sahibi olduğu Miray Gemicilik İşletme ve Personel Tic. Ltd. (Miray Cruises) şirketi bünyesinde faaliyet gösteren 800 yolcu kapasiteli lüks yolcu gemisi M/V Gemini, ağır borç yükü nedeniyle icra takibine uğradı. Firmanın kredi tescil dökümlerinde yaşanan aksamalar ve biriken borçlar neticesinde alacaklı banka harekete geçti. Denizbank'ın haciz kararıyla uluslararası karasularında yasal işlem başlatılan dev gemi, komşu ülke topraklarında operasyon dışı bırakıldı.
Cumhuriyet Gazetesi'nden Yusuf Körükmez'in haberine göre, Hukuki tüzük süreçlerinin işletilmesiyle birlikte Bahama bayrağından düşen ve klas kuruluşu Bureau Veritas tarafından klastan çıkarılan lüks kruvaziyer, Yunanistan’ın Karistos Limanı’nda tutuklandı. Limanda rehin kalan geminin içerisinde aylardır maaşlarını alamayan 5’i Türk, toplam 25 mürettebat bulunuyordu. Gemideki yakıt lojistiğinin tükenmesi ve kumanyanın tamamen bitmesi üzerine yaşam savaşı veren mürettebat, çareyi gemiyi terk etmekte buldu. Geminin uluslararası limanda tescilli olarak haczedilmesi denizcilik dünyasında geniş yankı uyandırırken, bu durumun arkasından İzmir merkezli çok daha büyük bir asayiş ve insan hakları skandalı patlak verdi.
Endonezya'dan Çeşme'ye uzanan hayaller Basmane'de son buldu
Yunanistan'daki haciz ve klastan çıkarılma operasyonunu kamuoyundan ve iş ortaklarından gizleyen şirket yönetimi, yeni sezon yapılanması kapsamında nisan ayında akılalmaz bir lojistik hamleye imza attı. Kruvaziyerin otel, restoran ve servis hizmetlerinde görevlendirmek üzere Endonezya'daki bir aracı insan kaynakları şirketi üzerinden geniş bir personel havuzu oluşturuldu. Yaşları 22 ile 30 arasında değişen, geleceğe dair umutlarla dolu 45’i kadın toplam 115 Güneydoğu Asyalı personel yüksek maaş vaatleriyle istihdam edildi. 6 aylık resmi sözleşmelere imza atan işçiler, 17 Nisan tarihinde Jakarta'dan havalanan uçaklarla önce İstanbul'a, ardından kendileri için ayarlanan otobüslerle İzmir’in turistik ilçesi Çeşme’ye getirildi.
Mavi sulara açılarak lüks gemide mesaiye başlamayı bekleyen yabancı işçiler, Çeşme Limanı yerine İzmir’in Basmane semtindeki 4 farklı otele dağıtıldı. Geminin teknik olarak sefer yapamayacak durumda olduğunu otel odalarında öğrenen işçiler, tam anlamıyla bir rehine hayatı yaşamaya başladı. Sözleşmeleri nisan ayında resmen başlamasına rağmen tam 3 aydır tek kuruş alamayan 115 işçi, Basmane'nin ara sokaklarındaki pansiyonlarda günde iki öğün yemek ve suyla hayatta kalma mücadelesi veriyor. Skandalın mali boyutu otellere de sıçrayınca, konaklama ücretlerini tahsil edemeyen otel yönetimleri, paralarını garantiye almak adına yabancı personelin pasaportlarına el konuldu tesciliyle kentsel bir asayiş krizine yol açtı.
Diplomatik sessizlik ve ödemesiz sınır dışı operasyonu
Aylık maaşları 1000 ile 1400 dolar arasında değişen ve toplamda 400 bin doları (yaklaşık 14 milyon TL) bulan birikmiş alacaklarını talep eden çaresiz işçilere, şirket yetkililerinden hiçbir olumlu geri dönüş yapılmadı. Kendi ülkelerinde borçlanarak ve tüm birikimlerini harcayarak Türkiye'ye gelen Endonezyalı işçiler, düştükleri bu cendereden kurtulmak için siber platformlar üzerinden seslerini duyurmaya çalışıyor. Şirketin, alacak iddialarını hafifletmek adına bazı işçiler için gizlice uçak bileti düzenlediği, ancak bu kişileri uçuştan 2 gün önce apar topar otelden çıkararak nakit ödeme yapmaksızın İstanbul Havalimanı'na gönderdiği öğrenildi.
Giden arkadaşlarına hiçbir ödeme yapılmadığını belirten ve İzmir'de mahsur kalan işçiler, uluslararası sendikalara ve diplomatik misyonlara siber ağlar üzerinden defalarca ihbarda bulunduklarını aktardı. Türkiye'deki Endonezya Büyükelçiliği'ne ve Uluslararası Taşıma İşçileri Federasyonu'na (ITF) yapılan resmi başvurulara ve yardım çağrılarına rağmen hiçbir kurumdan bugüne kadar somut bir dönüş alınamadı. Yabancı işçilerin pasaportları olmadan kentsel alanda hareket edememesi ve hukuki lojistik desteğe ulaşamaması, Basmane'deki insani krizin boyutunu her geçen gün daha da derinleştiriyor.
Rezervasyon sistemi açık: Hacizli gemiyle hayali turlar satılıyor
Yaşanan tüm bu kriminolojik ve idari skandallara rağmen, şirketin siber altyapısında ve internet sitesinde tescilli olan bilet satış sistemi hâlâ kapatılmadı. Yunanistan'da bağlı bulunan ve klastan çıkarıldığı için denize açılması tüzük gereği imkansız olan M/V Gemini isimli hacizli gemi için internet sitesi üzerinden yeni tur rezervasyonları alınmaya ve binlerce liralık bilet satılmaya kesintisiz olarak devam ediliyor. Tüketici haklarını hiçe sayan bu durum, kentsel ticaret odaları ve siber suçlarla mücadele birimlerinin de takibine girdi.
Şirket, son olarak 9-12 Temmuz 2026 tarihleri arasında aynı lüks kruvaziyerde düzenleneceğini aylarca vadettiği elektronik müzik temalı "Cruiselectrofest" organizasyonunun gerçekleştirilemeyeceğini, etkinliğe günler kala siber hesaplarından duyurdu. Organizasyonun iptal edilmesinin ardından bilet mağduru olan yüzlerce vatandaş, internet şikayet sitelerini ve tüketici platformlarını abluka altına aldı. Bilet iadesi ve lojistik masraflarının tazmini için yaptıkları kurumsal başvurulara şirketten hiçbir yanıt alamayan yüzlerce yurttaş, nitelikli dolandırıcılık iddiasıyla toplu dava açmaya ve haklarını yargı eliyle tescil ettirmeye hazırlanıyor.





