Anadolu'nun bereketli topraklarında üretilen geleneksel tarım ürünleri, uluslararası pazarlarda stratejik bir gıda arzı unsuru olarak değerini koruyor. Gelişmiş gıda güvenliği kriterleri ve sürdürülebilir üretim modelleri sayesinde Türk malı imajı, küresel tedarik zincirinde ilk sıralarda yer alıyor. Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) tarafından paylaşılan güncel dış ticaret verilerine göre, Türkiye kuru meyveden yılın ilk yarısında 752 milyon dolarlık gelir sağladı. Ocak-haziran dönemini kapsayan bu süreçte, dünya genelinde yaşanan ekonomik dalgalanmalara ve lojistik maliyet artışlarına rağmen Türk ihracatçısı, 146 bin 856 ton ürünü sınır ötesine ulaştırmayı başardı. Şehrin tarımsal lojistik merkezleri ve limanları üzerinden yürütülen operasyonlarla, Türkiye'nin kuru meyveleri 141 ülke ve serbest bölgeye ulaştı. Bu geniş coğrafi dağılım, sektörün pazar çeşitlendirmesi stratejisinde ne denli güçlü bir refleks gösterdiğini kurumsal olarak tescilledi.
Çekirdeksiz kuru üzüm ihracat sepetinin liderliğini koruyor
Sektörel ürün kırılımları incelendiğinde, geleneksel ihraç kalemlerinin toplam gelir içerisindeki baskın rolü net bir şekilde gözler önüne seriliyor. Özellikle dünya genelinde pasta, bisküvi ve fırıncılık endüstrisinin temel ham maddelerinden biri olan manisa ve izmir menşeili üzümler, bu dönemde de yabancı alıcıların bir numaralı tercihi oldu. Yapılan tescil dökümlerine göre, 218 milyon 145 bin dolarla çekirdeksiz kuru üzüm ihracat listesinin en tepesinde yer alarak sektörü sırtladı. Listenin devamında ise coğrafi işaretli ürün korumasında bulunan ve kentsel ekonomiye can suyu veren diğer stratejik kalemler sıralandı. Çekirdeksiz kuru üzümü 158 milyon 975 bin dolarla kuru incir, 115 milyon 964 bin dolarla kuru kayısı ve 60 milyon 815 bin dolarla Antep fıstığı takip etti. Ortaya çıkan bu matematiksel tabloya göre, söz konusu dört temel ürün, toplam sektör ihracatının yaklaşık dörtte üçünü tek başına oluşturarak yapısal bir egemenlik kurdu.
Avrupa Birliği pazarı ve Almanya genel tescilde zirvede
Türk kuru meyve sektörünün en disiplinli ve yüksek standartlı alıcı grubu olan Avrupa kıtası, bu dönemde de ithalat hacmini büyüterek lider pazar konumunu perçinledi. Sıkı gıda güvenliği denetimlerinin ve pestisit analizlerinin uygulandığı Avrupa Birliği ülkelerine yılın ilk yarısında 332 milyon 893 bin dolarlık ihracat gerçekleştirildi. Bu durum, Türk üreticisinin tarlalardan fabrikalara kadar uzanan siber ve fiziki izlenebilirlik altyapısında yakaladığı kalite standardını da onaylar nitelikte. Ülke bazlı istatistiklerde ise geleneksel ticaret ortaklarının ağırlığı hissedildi. En fazla döviz girdisi 98 milyon 738 bin dolarla Almanya üzerinden sağlanırken, bu ülkeyi sırasıyla 87 milyon 952 bin dolarla İngiltere, 68 milyon 846 bin dolarla ABD ve 56 milyon 721 bin dolarla Fransa izledi. Kuzey Amerika pazarındaki bu tırmanış, Türk kuru meyvesinin alternatif kıtalarda da pazar payını büyüttüğünü gösterdi.
Bölgesel dış ticaret performansında Ege Bölgesi liderliğini sürdürüyor
Ülke genelindeki ihracatçı birliklerinin performans endeksleri karşılaştırıldığında, kuru meyvenin tarihsel ve kurumsal merkezi olan İzmir ve çevresinin ezici üstünlüğü dikkat çekiyor. İşleme tesislerinin, paketleme fabrikalarının ve organize sanayi lojistik ağlarının kümelendiği Ege İhracatçı Birlikleri 465 milyon 540 bin dolarlık ihracatla kurumsal liderliğini açık ara sürdürdü. Bölge, Türkiye'nin toplam kuru meyve ve mamulleri ihracatının yaklaşık yüzde 62'sini tek başına gerçekleştirerek adeta tek başına bir üretim üssü gibi hareket etti. Ege'nin bu devasa performansını, tarımsal üretimin diğer güçlü kaleleri olan Güneydoğu Anadolu İhracatçı Birlikleri 122 milyon 388 bin dolar ve İstanbul İhracatçı Birlikleri ise 86 milyon 247 bin dolarlık ihracat hacmiyle takip etti.
İklim şartlarının düzelmesiyle birlikte rekor sezon beklentisi başladı
Yeni mahsul dönemine ve sahadaki güncel tarımsal gelişmelere dair sektörel öngörülerini paylaşan Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Yusuf Gabay, incir, kayısı ve üzümün Türkiye'nin dünyadaki en önemli prestij ürünleri olduğunu vurguladı. Geçmiş dönemlerde yaşanan küresel iklim krizlerinin, kuraklık dalgalarının ve zirai don hadiselerinin üreticiyi fiyat istikrarı noktasında zorladığını hatırlatan Gabay, bu yıl sahadan gelen lojistik ve meteorolojik verilerin son derece sevindirici olduğunu belirtti. Yağış rejiminin düzene girmesiyle birlikte yüksek rekolte ve kaliteli ürün beklentisinin tavan yaptığını aktaran Gabay, "Kayısı, üzüm ve incirde Türkiye ile rekabet edebilecek başka bir ülke yok. En kaliteli, güvenli, gıda güvenliğine uygun en sürdürülebilir ürünleri ülkemizde üretiyoruz. Bundan dolayı bu konuda rekabet gücümüz çok fazla. Ama iklim gibi başka unsurlardan dolayı kayıplarımız oldu" diyerek yerel üretimin gücüne dikkat çekti.
İki milyar dolarlık küresel ciro hedefi için geri sayım
Sonbahar dönemiyle birlikte başlayacak olan yeni ihraç takviminde, mevcut 752 milyon dolarlık performansın katlanarak artacağına dair inançlarını dile getiren birlik yönetimi, Ankara bürokrasisi ve ticaret bakanlığıyla koordineli olarak yeni pazar açılımları yürütüyor. Özellikle Uzak Doğu ve Asya-Pasifik ülkelerindeki nitelikli tüketici kitlelerine ulaşmak adına siber pazarlama ve fuar lojistiğine ağırlık verileceğini belirten Yusuf Gabay, makro ekonomik hedeflerini şu sözlerle ilan etti: "Yılın ilk 6 ayında yaptığımız bu ihracatın yeni sezonla birlikte önemli ölçüde artacağına inanıyoruz. Bu yıl birlik olarak 1 milyar dolar, Türkiye genelinde de 2 milyar dolara yaklaşma hedefimiz var."



