Uçağa biniyorsunuz, motorlar çalışıyor, havalanıyorsunuz ve saatler sonra hedefinize iniyorsunuz. Tek bir farkla: Kokpitteki pilot bütün bu süreçte elleri kucağında sadece dışarıyı izliyor. Joby Aviation'ın akıllı uçuş sistemiyle donattığı tek motorlu bir Cessna uçağının ABD'yi baştan başa geçerken yaşadığı süreç tam olarak buydu.
Yapay Zekâ Kontrolünde Bir Hafta

7 Eylül'de Kaliforniya'daki Buchanan Field Havaalanı'ndan sessiz sedasız kalkan J208 otonom sistemli uçak, bir hafta süren yolculuğunun ardından Kuzey Karolina'ya teker koydu. Bu basit bir A noktasından B noktasına gitme denemesi değildi. Uçak, 5 bin 148 kilometrelik rotada Arizona, Teksas ve Güney Karolina'da duraklayarak yoğun hava trafiğinin olduğu bölgelerde adeta sistem sınavı verdi. Kalkış, seyir yüksekliğine ulaşma, rotada kalma ve iniş... Her şey ama her şey şirket merkezinden uzaktan takip edilen bir yazılım tarafından yönetildi.
Kokpitte Neden İnsan Vardı?

Aklınıza haklı olarak "Madem her şeyi uçak kendi başına yaptı, kokpitteki pilotun işi neydi?" sorusu gelebilir. Cevap basit: Mevzuat. Amerikan Federal Havacılık İdaresi'nin (FAA) katı kuralları gereği kokpitte bulunması gereken güvenlik pilotu, tek bir saniye bile uçuş kontrollerine müdahale etmedi.
Sırada Ne Var: Kargo ve Askeri Lojistik

Joby Aviation'ı bugüne kadar hep elektrikli hava taksileriyle (eVTOL) konuşuyorduk ancak bu son uçuş, vizyonlarının çok daha geniş olduğunu gösteriyor. Şirketin asıl hedefinde ticari kargo taşımacılığı, acil tıbbi sevkiyatlar ve savunma lojistiği var. Hatta sensör teknolojilerinde uzman Resonant Sciences'ı bünyelerine katmaları ve savunma devi L3Harris Technologies ile "dikey kalkış yapabilen otonom uçaklar" üzerine çalışmaları, işin askeri boyutunun ne kadar ciddi olduğunu kanıtlıyor.
Dönüş yolunda Washington ve Oregon gibi eyaletlere de uğrayacak olan bu "hayalet pilotlu" uçak, gökyüzündeki kuralların artık insan eliyle değil; sensörler ve algoritmalarla yazıldığını yüzümüze vuruyor.





