SEMİ TEKTAŞ/İzmir Ticaret Odası (İZTO) Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener, Oda'nın 2027-2030 döneminde izleyeceği stratejiyi ve İzmir'in geleceğine ilişkin projelerini kapsamlı bir sunumla kamuoyuyla paylaştı. Swissotel Büyük Efes İzmir’de gerçekleştirilen bilgilendirme toplantısına meclis üyeleri, İzmir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Dilek Gappi ve basın mensupları katıldı.

Küresel ekonomide değişen dengelerden yapay zekâya, iklim krizinden enerji dönüşümüne, üretim alanlarından ulaşım ve su güvenliğine kadar pek çok başlığın ele alındığı sunumda İzmir'in yalnızca mevcut ekonomik gücünü koruyan değil, değişen dünya düzeninde rekabet edebilen ve dönüşüme yön veren bir kent olması gerektiği vurgulandı. Özgener, İzmir'in geleceğinin tek bir kurumun çalışmasıyla şekillenemeyeceğine dikkat çekerek, “Ortak akıl bize hangi yöne gitmemiz gerektiğini gösterir. Ortak irade ise o yönde birlikte ilerlememizi sağlar” mesajını verdi.

Sunumun temelini oluşturan 2027-2030 yol haritası, beş politika ekseni üzerine kuruldu: İklim dostu, rekabetçi ve yenilikçi üretim; entegre liman ve lojistik altyapısı; yaşanabilir ve dirençli bir şehir; katma değerli turizm; kurumsallaşma ve üye ilişkileri. Bu başlıklar altında hem İZTO'nun doğrudan üstleneceği kurumsal projeler hem de hayata geçirilmesi için kamu kurumları ve yerel yönetimlerle iş birliği gerektiren İzmir projeleri sıralandı.

İZMİR EKONOMİDE ÜÇÜNCÜ SIRADAKİ YERİNİ KORUYOR

İzmir'in ekonomik gücünün yeni dönemin önemli avantajlarından biri olduğunu belirten Özgener, kentin 2024 yılında 2,56 trilyon liralık gayrisafi yurt içi hasılayla Türkiye ekonomisinin yüzde 5,7'sini ürettiğini ve İstanbul ile Ankara'nın ardından üçüncü sırada bulunduğunu kaydetti.

Sunumda İzmir'in 2025 yılı ihracatı 22,5 milyar dolar olarak ele alınırken, kentin Türkiye ihracatındaki payının yaklaşık yüzde 8,2 olduğu belirtildi. İzmir'in yaklaşık 12 bin hektarlık sanayi ve üretim alanına sahip olduğunu aktaran Özgener, 14 organize sanayi bölgesinde 1.955 üretim parselinde yaklaşık 127 bin kişinin istihdam edildiğini ifade etti.

Kentteki üretim kapasitesinin daha verimli kullanılabilmesi için sanayi, tarım, lojistik ve yerleşim alanlarının birlikte planlanması gerektiğini belirten Özgener, İzmir'in kuzey ve güney akslarında yeni alt bölge merkezlerinin oluşturulmasının önemine işaret etti.

Whatsapp Image 2026 11 04 At 11.33.32

ALİAĞA VE TORBALI İÇİN YENİ PLANLAMA MODELİ

Özgener'in sunumunda öne çıkan başlıklardan biri, İzmir'in kuzey ve güney aksında gelişen sanayi bölgelerinin yeni bir planlama anlayışıyla ele alınması oldu. Aliağa ve Torbalı'da çalışanların önemli bölümünün başka ilçelerden geldiğine dikkat çekildi. Aliağa'da çalışanların yüzde 55'inin, Torbalı'da çalışanların ise yüzde 45'inin ilçe dışından geldiği belirtildi.

Bu hareketliliğin kent içi ulaşım ve altyapı üzerinde baskı oluşturduğunu ifade eden Özgener, Aliağa ve Torbalı'nın yalnızca sanayi ve istihdam merkezleri olarak değil, konut, ulaşım, lojistik, enerji, eğitim, sosyal ve kültürel altyapısıyla gelişen alt bölge merkezleri olarak planlanması gerektiğini söyledi.

Özgener, önümüzdeki 20-30 yıllık gelişim dinamiklerinin dikkate alınması gerektiğini belirterek, “İzmir, kuzey ve güneyinde alt bölge merkezleri olan gerçek bir metropol olarak ele alınmalıdır” yaklaşımını ortaya koydu.

KENT İÇİNDEKİ SANAYİ BÖLGELERİ TAŞINMAK YERİNE DÖNÜŞTÜRÜLECEK

İZTO'nun dikkat çeken önerilerinden biri de kent merkezinde kalan ekonomik bölgelerin geleceğine ilişkin oldu. Kemeraltı, Gıda Çarşısı, Birinci, İkinci ve Üçüncü Sanayi siteleri, Ayakkabıcılar Sitesi, Dökümcüler Sitesi ve Karabağlar'daki mobilya üretim alanlarının kent ekonomisi açısından taşıdığı öneme dikkat çekildi.
Özgener, bu bölgelerin kent dışına taşınması yönündeki yaklaşıma alternatif olarak öncelikle yerinde dönüşümün değerlendirilmesini önerdi. Gıda Çarşısı'ndaki ağır taşıt trafiği sorununa cep lojistik merkezi kurulması ve ürünlerin mikro mobilite çözümleriyle iş yerlerine ulaştırılması örneğini verdi.

Mevcut yapıların depreme dayanıklı olmaması durumunda alternatif finansman yöntemleriyle planlı yenileme süreçlerinin yürütülebileceğini belirten Özgener, teknik çalışmaların yerinde dönüşümün mümkün olmadığını göstermesi hâlinde taşınma seçeneğinin gündeme alınabileceğini kaydetti.

ALİAĞA LİMANLARI İÇİN ALTYAPI SEFERBERLİĞİ

İzmir'in lojistik gücünü artırmak isteyen İZTO, Aliağa liman bölgesinin altyapı sorunlarının çözülmesini öncelikli hedefler arasında gösterdi. 2025 yılında yaklaşık 89,5 milyon ton yük elleçlenen Aliağa limanlarının Türkiye'nin en yüksek yük hacmine sahip bölgesi olduğuna dikkat çekildi.

Sunumda, Aliağa limanlarının Ege Bölgesi ihracatının yüzde 58'ine ve ithalatının yüzde 51'ine karşılık gelen yük hacmini yönettiği belirtildi. Buna rağmen limanlara erişim sağlayan Sanayi Caddesi'nin yol kalitesi, tır parkı eksikliği, alternatif güzergâhlar ve demiryolu bağlantıları gibi konularda önemli altyapı ihtiyaçlarının bulunduğu ifade edildi.

Özgener, limanların yalnızca kendi sınırları içerisinde değil, arka bölgeleriyle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayarak yol kalitesinin iyileştirilmesi, tır parklarının oluşturulması ve demiryolu iltisak hatlarının geliştirilmesini önerdi. Bu yatırımların limanlardaki bekleme sürelerini azaltarak sanayicinin ve ihracatçının rekabet gücünü artıracağı belirtildi.

Ekran Görüntüsü 2026 11 04 114635

ÇANDARLI'YA LİMANI OLAN SANAYİ ÜSSÜ ÖNERİSİ

İzmir'de 12 ilçeye elektrik kesintisi uyarısı! Hangi mahaller listede; açıklandı!
İzmir'de 12 ilçeye elektrik kesintisi uyarısı! Hangi mahaller listede; açıklandı!
İçeriği Görüntüle

Sunumun en dikkat çekici projelerinden biri, Çandarlı Limanı'nın yeni bir vizyonla değerlendirilerek limanı bulunan bir organize sanayi bölgesine dönüştürülmesi oldu.

Özgener, 1990'lı yıllardan bu yana gündemde olan Çandarlı Limanı'nın ilk planlamalarda dünyanın en büyük 10 limanından biri olmasının hedeflendiğini ancak geçen süreçte yalnızca mendirek inşasının tamamlanabildiğini hatırlattı. Değişen dünya ticaret koşulları nedeniyle liman için yeni bir ekonomik model geliştirilmesi gerektiğini belirtti.

İzmir'in rüzgâr enerjisi alanındaki üretim kapasitesinin Çandarlı için önemli bir fırsat sunduğunu ifade eden Özgener, özellikle deniz üstü rüzgâr santrallerinde kullanılacak ekipmanların üretimi ve sevkiyatına odaklandı.

Çandarlı Limanı'nın 6,35 milyon metrekarelik alanının bu amaçla değerlendirilmesini öneren Özgener, deniz üstü rüzgâr santrallerinde kullanılacak büyük ekipmanların üretildiği ve doğrudan gemilere yüklenebildiği bir sanayi üssü kurulmasını hedeflediklerini belirtti. Böylece İzmir'in mevcut rüzgâr enerjisi sanayisinin yeni bir ihracat sektörüne dönüşebileceği vurgulandı.

KEMALPAŞA LOJİSTİK MERKEZİ İÇİN İKİ ETAPLI PLAN

İzmir'in üretim merkezleri ile limanları arasındaki bağlantıyı güçlendirecek projeler arasında Kemalpaşa Lojistik Merkezi de yer aldı.

Özgener, merkezin yalnızca yüklerin depolandığı bir alan olarak değil, demiryolu, karayolu, liman ve üretim merkezlerini birbirine bağlayan stratejik bir lojistik düğüm olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

İzmir Valiliği, EBSO, Ege İhracatçı Birlikleri ve İZTO'nun ortakları arasında bulunduğu şirket aracılığıyla merkezin hizmete alınmasının hedeflendiğini belirten Özgener, ilk etapta 1,3 milyon metrekarelik alanın tamamlanmasının, ardından 1,7 milyon metrekarelik ikinci etabın yapımına başlanmasının planlandığını açıkladı.
Projenin hayata geçmesiyle sanayicilerin lojistik maliyetlerinin düşürülmesi ve kent merkezindeki ağır taşıt trafiğinin azaltılması amaçlanıyor. Özgener, merkezin limanlarla demiryolu bağlantılarının güçlendirilmesinin de İzmir ve Ege sanayisi açısından kritik olduğunu vurguladı.

TURİZMDE HEDEF DAHA FAZLA ZİYARETÇİ DEĞİL, DAHA FAZLA GELİR

Özgener, İzmir'in turizm potansiyelinin yalnızca deniz, kum ve güneş turizmiyle sınırlı olmadığını belirterek alternatif turizm türlerinin güçlendirilmesi gerektiğini söyledi. Bergama ve Selçuk'un tarih ve inanç turizmi, Urla ve Yarımada'nın gastronomi, Bakırçay ve Küçük Menderes havzalarının ise agro-turizm ve ekoturizm açısından önemli fırsatlar sunduğunu ifade etti.

İzmir'in turizmde yılın tamamına yayılan bir destinasyon hâline gelmesi gerektiğini belirten Özgener, rotaların, etkinlik takvimlerinin, ulaşım bağlantılarının ve uluslararası tanıtım çalışmalarının bütünleşik biçimde ele alınmasını önerdi. Sunumda üç önemli turizm projesi de öne çıktı. Çeşme Turizm Projesi ile İzmir'in turizm kapasitesinin ve kent merkezli uluslararası uçuşların artırılması, İnciraltı Sağlık Turizmi Projesi ile bölgenin uzun yıllardır devam eden planlama sorunlarının çözülerek sağlık yatırımları açısından değerlendirilmesi ve alternatif turizm rotaları ile gastronomi, inanç, doğa, tarım, spor ve su sporları gibi farklı turizm türlerinin birbiriyle bağlantılı hâle getirilmesi.

Özgener, turizmde temel hedefin yalnızca ziyaretçi sayısını artırmak olmaması gerektiğini belirterek, “İzmir'in turizmde hedefi ziyaretçi sayısını artırmak kadar niteliği ve ziyaretçi başına yaratılan değeri artırmak olmalıdır” mesajını verdi.

ATATÜRK STADI'NIN YERİNE 50 BİN KİŞİLİK YENİ STAT ÖNERİSİ

İzmir'in spor ve organizasyon altyapısına ilişkin öneriler de sunumda geniş yer buldu. Özgener, 1971 Akdeniz Oyunları için inşa edilen Atatürk Stadı'nın mevcut durumunun büyük spor organizasyonları için yeterli olmadığını ve deprem riski taşıdığını belirterek, stadın yıkılarak yerine 50 bin kişilik modern bir stadyum yapılmasını önerdi.

Bu yatırımın gerçekleştirilmesi durumunda İzmir'in Türkiye ile İtalya'nın ortaklaşa düzenleyeceği 2032 Avrupa Futbol Şampiyonası'na ev sahipliği yapabilecek kentlerden biri olma fırsatı yakalayabileceğini ifade etti.

Ancak öneri yalnızca yeni bir stadyumla sınırlı değil. Mevcut alanın kullanılmayan bölümünde büyük bir Kongre ve Sergi Sarayı ile Spor Müzesi yapılması da planın önemli parçaları arasında yer aldı.

Özgener, İzmir Ticaret Odası olarak böyle bir projenin gündeme gelmesi hâlinde Kongre ve Sergi Sarayı'nın yapımını üstlenmeyi hedeflediklerini açıkladı. Sergilerden konserlere, lansmanlardan e-spor turnuvalarına kadar farklı organizasyonlara ev sahipliği yapabilecek teknolojik altyapıya sahip, yeşil ve akıllı bir kompleks oluşturulması amaçlanıyor.

KÖRFEZ, ATIK YÖNETİMİ VE ULAŞIM İÇİN ORTAK ÇALIŞMA ÇAĞRISI

İzmir'in geleceğine ilişkin projelerde çevre ve kentsel altyapı da önemli yer tuttu. Özgener, İzmir Körfezi'nin temizliğinin tek bir yatırım ya da kurum üzerinden çözülebilecek bir mesele olmadığını belirterek, merkezi yönetim ile yerel yönetimin ortak sorumluluk üstlenmesi gerektiğini söyledi.

Çiğli İleri Biyolojik Atıksu Arıtma Tesisi'nin 2026 itibarıyla günlük 820 bin metreküp kapasiteye ulaştığını ve yaklaşık 4 milyon kişiye hizmet verdiğini hatırlatan Özgener, Körfez'in korunmasının günlük siyasi tartışmaların ötesinde, uzun vadeli bir kent meselesi olarak ele alınması gerektiğini vurguladı.

Atık yönetiminde de yeni bir model önerildi. İzmir'de her gün yaklaşık 5 bin 500 ton atık oluştuğunu, bunun yıllık yaklaşık 2 milyon tonluk bir sorumluluk anlamına geldiğini belirten Özgener, modern atık yönetim tesislerine ihtiyaç bulunduğunu ifade etti. Atıkların ayrıştırılması, geri kazanılması ve yeniden ekonomik değere dönüştürülmesini sağlayacak çevre dostu tesislerin kurulmasını öneren Özgener, Harmandalı'nın rehabilitasyonunun da bu sürecin önemli bir parçası olması gerektiğini kaydetti.

Ulaşım konusunda ise İzmir'de 2025 yılı itibarıyla ortalama trafik yoğunluğunun yüzde 54,1'e ulaştığı, yoğun saatlerde ortalama hızın saatte 19,9 kilometreye kadar düştüğü belirtildi. Sürücülerin trafik nedeniyle yılda yaklaşık 112 saat kaybettiğine dikkat çekildi. Özgener, kronik trafik sorununun azaltılması için şu yatırımların önemine işaret etti: İkinci Çevre Yolu ve Körfez Geçiş Projesi'nin yapım aşamasına geçirilmesi. Halkapınar-Otogar Metro hattının hayata geçirilmesi. Karabağlar Metro hattının geliştirilmesi. Havalimanına ulaşım için alternatif güzergâhların oluşturulmas. Ve deniz ulaşımının kent içi ulaşım içerisindeki payının artırılması.
Özgener, ulaşım sorununun çözülmesinin yalnızca trafik yoğunluğunu azaltmayacağını, insanların işe, eğitime ve sosyal yaşama erişmek için harcadığı zamanı da kısaltarak kentin yaşam kalitesini yükselteceğini belirtti.

İZMİR'İN SU GÜVENLİĞİ İÇİN DENİZDEN ARITMA ÖNERİSİ

Özgener'in üzerinde durduğu bir diğer kritik konu ise su güvenliği oldu. İzmir'in kişi başına düşen su miktarı bakımından su kıtlığı yaşayan kentlerden biri olduğunu belirten Özgener, kentin su ihtiyacının yaklaşık yüzde 65'inin yer altı kaynaklarından karşılandığını aktardı.

İklim krizinin etkileriyle birlikte su güvenliğinin İzmir'in öncelikli gündemlerinden biri hâline geldiğini ifade eden Özgener, tarımsal üretimde suyun verimli kullanılmasını sağlayacak teknolojilerin yaygınlaştırılması ve içme suyu şebekelerindeki kayıp-kaçak oranlarının azaltılması gerektiğini söyledi.
Bunun yanında denizden su arıtma teknolojilerinin de değerlendirilmesini isteyen Özgener, merkezi ve yerel yönetimlerin iş birliğiyle bu konuda vakit kaybetmeden çalışmalar başlatılması gerektiğini vurguladı.

İZTO'DAN YAPAY ZEKA DESTEKLİ YATIRIM SİMÜLASYON MERKEZİ

İZTO'nun 2027-2030 döneminde doğrudan üstleneceği kurumsal projeler de sunumda açıklandı. Bu projelerin başında üyelerin kamu işlemlerini kolaylaştıracak Kamu Hizmetleri Ofisi, yeşil ve dijital dönüşüme rehberlik edecek İkiz Dönüşüm Merkezi ve yapay zekâ destekli İZTO Future Lab geldi.

Kamu Hizmetleri Ofisi projesiyle üyelerin farklı kamu kurumlarındaki işlemlerini Oda bünyesinde gerçekleştirebilmesi hedefleniyor. Bakanlıkların il müdürlükleri, SGK, vergi daireleri ve İŞKUR gibi kurumların temsilcilerinin ofiste görev yapması planlanıyor. Böylece üyelerin doğru bilgiye ulaşması ve bürokratik süreçlerde zaman kaybetmesinin önüne geçilmesi amaçlanıyor.

İkiz Dönüşüm Merkezi ise özellikle KOBİ'lerin enerji verimliliği, karbon yönetimi, dijitalleşme, yapay zekâ ve yeni üretim teknolojilerine uyum sağlamasına destek verecek. İZTO, bu kapsamda üyelerine teknik danışmanlık hizmetleri için maddi destek sağlamayı da hedefliyor.

İZTO Future Lab projesiyle işletmelerin deprem, doğal afet, ekonomik kriz, enerji kesintisi ve tedarik zinciri sorunları gibi farklı senaryolara karşı dayanıklılıklarının ölçülmesi planlanıyor. Yapay zekâ destekli merkezde firmaların olası kayıpları ve riskleri analiz edilerek kendilerine özel dayanıklılık karneleri ve eylem planları hazırlanacak. Ayrıca işletmeler yeni fabrika, üretim hattı veya kapasite artırımı yatırımlarını gerçekleştirmeden önce dijital ortamda test edebilecek.

İZMİR EKONOMİSİNİN NABZINI TUTACAK ARAŞTIRMA MERKEZİ

İZTO bünyesinde kurulması planlanan Stratejik ve Ekonomik Araştırmalar Merkezi ile yapay zekâ, dijital teknolojiler, küresel eğilimler, sektörel analizler, makroekonomik gelişmeler ve jeopolitik riskler üzerine araştırmalar yapılacak.

Merkezde ayrıca Endeks İzmir Platformu'nun hayata geçirilmesi ve kent ekonomisinin nabzını tutacak sektör bazlı endekslerin ve göstergelerin paylaşılması hedefleniyor. Böylece üyelerin ticaret ve yatırım kararlarında yararlanabileceği veriye dayalı bir bilgi altyapısı oluşturulacak.

Özgener, sosyal sorumluluk ve eğitim alanındaki projelere de yer verdi. İzmir Ekonomi Üniversitesi'nin Güzelbahçe Kampüsü tamamlandıktan sonra Balçova Kampüsü'nün bir bölümünde üyelerin yararlanabileceği İleri Yaş Sağlıklı Yaşam Merkezi kurulması planlanıyor. İZTO Vakfı Koleji ile ilk ve ortaöğretim düzeyinde uluslararası standartlarda eğitim verecek yeni bir kurumun İzmir'e kazandırılması hedefleniyor.

Bir diğer hedef ise İzmir Enternasyonal Fuarı'nın 2031 yılında kutlanacak 100. yılı kapsamında Dünya Odalar Kongresi'ne ev sahipliği yapmak. İZTO, TOBB ile koordineli şekilde 2031 yılı için adaylık başvurusu yapmayı ve dünyanın farklı ülkelerinden iş dünyası temsilcilerini İzmir'de buluşturmayı amaçlıyor.

İZMİR'İN LEVANTEN VE TERMAL MİRASI ULUSLARARASI ROTAYA TAŞINACAK

Sunumda İzmir'in kültürel mirasının turizm ekonomisine kazandırılması amacıyla iki uluslararası proje de gündeme getirildi.

Levanten Kültür Rotası projesiyle İzmir'in Levanten mirasının uluslararası alanda tanıtılması hedefleniyor. Bu kapsamda İzmir'in yanı sıra Selanik, Beyrut ve İskenderiye ile iş birliği yapılarak ortak bir kültür rotası oluşturulması planlanıyor. Hazırlanacak rotanın Avrupa Konseyi Kültür Rotaları Ağı'na akredite edilmesi için başvuru yapılması öngörülüyor.

Avrupa Tarihi Termal Kentler Kültür Rotası kapsamında ise başta Agamemnon Kaplıcaları olmak üzere İzmir'in tarihi termal kaynaklarının uluslararası tanıtımı hedefleniyor. Avrupa'nın 20 ülkesinden 53 kentin yer aldığı kültür rotasına katılım için ilgili paydaşlarla çalışma yürütülmesi planlanıyor.

İZMİR EKONOMİ ÜNİVERSİTESİ İÇİN 120 MİLYON DOLARLIK YATIRIM

Özgener, sunumunda İZTO'nun eğitim yatırımlarına da geniş yer ayırdı. 25'inci yılını kutlayan İzmir Ekonomi Üniversitesi'nin akademik başarılarını aktaran Özgener, üniversitenin Güzelbahçe Kampüsü'nün tamamlanmasıyla yeni bir dönemin başlayacağını söyledi.

Toplam maliyeti 120 milyon dolar olan kampüs yatırımının, üniversitenin öz kaynaklarıyla finanse edildiğini belirten Özgener, 173 bin metrekare kapalı alana sahip olacak kampüsün ilk etabının 68 bin metrekare olarak planlandığını ve 2027 yılının ikinci yarısında hizmete açılmasının hedeflendiğini açıkladı.

Yeni kampüste derslik binaları, araştırma-geliştirme merkezleri, yaklaşık 9 bin metrekarelik modern kütüphane ve öğrenci merkezi bulunacak. Yeşil alanları, temiz enerji kaynakları ve teknolojik altyapısıyla çevreci ve akıllı kampüs olarak tasarlanan projenin tamamlanmasıyla İzmir Ekonomi Üniversitesi'nin uluslararası rekabet gücünün artırılması amaçlanıyor.

Özgener, üniversite için hedeflerinin Türkiye'deki vakıf üniversiteleri arasında ilk sıraya yükselmek ve dünyanın en iyi 500 üniversitesi arasına girmek olduğunu ifade etti.

ÖZGENER'DEN İZMİR İÇİN ORTAK AKIL VE ORTAK İRADE ÇAĞRISI

Sunumunun sonunda İzmir'in geleceğinin hiçbir kurumun tek başına şekillendirebileceği bir süreç olmadığını vurgulayan Özgener, merkezi yönetim, yerel yönetimler, üniversiteler, meslek kuruluşları, iş dünyası ve sivil toplumun ortak sorumluluk üstlenmesi gerektiğini belirtti.

İzmir'in 8 bin 500 yıllık tarihsel birikimine, ticaret kültürüne, üretim kapasitesine ve dünyaya açıklığına dikkat çeken Özgener, kentin geçmişinden aldığı güçle geleceğe yön vermesi gerektiğini söyledi.

İZTO olarak gerektiğinde öncülük eden, gerektiğinde destek veren ve her koşulda sorumluluk üstlenen bir kurum olmaya devam edeceklerini belirten Özgener, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:

“İzmir'in geleceğini birbirimizden beklemeyelim. Birlikte üstlenelim, birlikte çalışalım, birlikte başaralım. Gücümüzü ortak aklımızdan, cesaretimizi ortak irademizden alalım. Ve hep birlikte, geçmişinden aldığı güçle geleceğe yön veren bir İzmir yaratalım. Çünkü ortak aklımız yolumuzu aydınlatacak. Ortak irademiz o yolu açacak.”

Kaynak: SEMİ TEKTAŞ