Ömer CEYLAN- İzmir'i yasa boğan 30 Ekim Samos felaketinin yıl dönümünde gazetemiz 9 Eylül’e konuşan dünyaca ünlü jeolog Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, kenti dehşete düşüren iddiaların arkasındaki bilimsel gerçekleri ilk kez bu kadar net açıkladı. Yıllardır “İzmir’in göbeğinden geçen fay kırılacak, şehir yok olacak” mantığıyla kamuoyuna pompalanan korku senaryolarını tek tek çürüten Üşümezsoy, 117 insanımızın hayatını kaybettiği acı tablonun jeolojik ve zemin boyutunu gazetemize değerlendirdi.

Usumezsoy 4

“İSTANBUL’DAN KAÇANLARA İZMİR’DEKİ BÜYÜK RİSKİ ANLATTIM”

Samos depremi öncesinde yaptığı hayati uyarılara dikkat çekerek açıklamalarına başlayan Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, İstanbul’daki deprem korkusu nedeniyle insanların İzmir’e gitmek istedikleri dönemi işaret ederek, "İstanbul’da deprem korkusuyla insanlar 'Kaçalım, İzmir’e gidelim' dedikleri zaman kendilerini uyardım. İstanbul’daki riskin geçtiğini ama İzmir’de potansiyel bir risk bulunduğunu belirttim" dedi.

İzmir'in tarihsel deprem geçmişine değinen Üşümezsoy, "İzmir’in tarihsel depremlerine baktığımız zaman, 1688’de Narlıdere’nin önünde, Güzelbahçe ile Balçova arasındaki fayların kırılarak büyük bir yıkıma yol açtığını görüyoruz. Fransız kayıtlarında bile bu deprem yer alır; hatta konsolosluk doğuya, güneydoğuya taşınmıştır. Çünkü İzmir’in balçık zemininde devasa çökmeler yaşanmıştı" ifadelerini kullandı.

Söz konusu tarihsel silsilenin devamını aktaran ünlü jeolog, "1717’de Urla’ya doğru giden bir kırılma söz konusuydu. 1709 ve 1737’de Eski Foça’daki Osmanlı Camii’ne zarar veren, 1777’de Midilli’de olup Yeni Foça ve Eski Foça’yı etkileyen depremleri hep bu tarihsel silsile içinde okumak gerekir" şeklinde konuştu.

“TUZLA FAYI MODELİ YANLIŞTI, ASIL RİSKİ SİSAM’DA İŞARET ETTİM”

Bölgedeki yer bilimcilerin ve akademisyenlerin Tuzla Fay Hattı üzerindeki iddialarını sert bir dille eleştiren Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, "Bütün İzmirli akademisyenler ve yetkililer, Tuzla fayı ve Narlıdere yükseltisi arasındaki yan atımlı fay hattını 'İzmir’i tehdit eden fay' diye ortaya koymuşlardı. Yıllarca 'İzmir’de 7.5 büyüklüğünde deprem olacak' denilerek korku pompalandı" uyarısında bulundu.

Söz konusu modelin geçersizliğini savunan Üşümezsoy, "Oysa bu kuzey-güney ve kuzeydoğu-güneybatı gidişli hat eski bir jeolojik modelden ibaretti. Ben başından beri bu hattın böyle bir riski taşımadığını, asıl tehlikenin Sisam Adası’nın (Samos) önündeki fay hattında olduğunu söyledim" dedi.

Kendi bilimsel öngörüsünün gerçekleştiğini vurgulayan Üşümezsoy, "Nitekim 6.9 büyüklüğündeki o felaket deprem, tam da işaret ettiğim gibi Samos’un önünde patlak verdi" ifadesini kullandığını hatırlattı.

187229

“80 KİLOMETRE ÖTEDEKİ DEPREM BAYRAKLI’YI NASIL YIKTI?”

Samos’ta kırılan fayın onlarca kilometre uzaktaki Bayraklı, Karşıyaka ve Menemen hattında can almasının arka planında yatan zemin felaketini aktaran Üşümezsoy, "Manisa’nın önünden gelip İzmir Körfezi’ne dökülen Gediz Irmağı, binlerce yıl boyunca buraya alüvyon taşıdı. Foça’daki volkanik ada ile kara arasındaki Bağ Arası’nı doldurarak orayı karaya çevirdi. Gediz’in yığdığı bu gevşek malzeme Karşıyaka, Menemen ve Bayraklı zeminini oluşturdu" bilgisini verdi.

Bölgedeki yerleşim hatasını dile getiren Üşümezsoy, "Kuş Cenneti’nin, flamingoların yuva yaptığı bu balçık ve gevşek alanların üzerine koca bir şehir kuruldu. Bizim çocukluğumuzda derelerden, çamurdan geçilmeyen yerlere dev binalar dikildi" tepkisini gösterdi.

Yıkımın gerçek nedeninin altını çizen Prof. Dr. Üşümezsoy, "Samos depremi 80 kilometre uzakta oldu ama bu gevşek zemin dalgaları büyüterek binaları yıktı. Bakın; Narlıdere sırtlarında, askerin bulunduğu sert kayalık zeminlerde tek bir bina bile bu şekilde yıkılmadı! Yıkan şey depremin büyüklüğü değil, altındaki balçıktı" vurgusunu yaptı.

İzmir'de 30 Ekim depreminin 6'ncı yılı: 117 can unutulmadı!
İzmir'de 30 Ekim depreminin 6'ncı yılı: 117 can unutulmadı!
İçeriği Görüntüle

“BİZ MİKROSKOPLA KAYALARA SORU SORUYORUZ, ONLAR YOLDAN GEÇERKEN BAKIYOR”

Kendi çalışma metodu ile diğer deprem uzmanlarının yaklaşımları arasındaki farka dikkat çeken Üşümezsoy, "99 depreminden bu yana biz Gördes’ten Demirci’ye, Bozdağlar’dan Ödemiş ve Menderes Baseni’ne kadar kayalardaki minerallerin gerilmesini mikroskop altında inceliyoruz. Biz kayalara soru sorarak bilim yapıyoruz. Diğer arkadaşlar ise sadece arabayla yoldan geçerken morfolojiye bakıp harita çizdikleri için olayın özünü kavrayamıyorlar" iddiasında bulundu.

Bölgenin jeolojik mekanizmasını anlatan Üşümezsoy, "Menderes Baseni, Menderes, Bozdağlar ve Aydın Dağları’nın saatin tersi yönünde dönerek Anadolu’dan ayrılmasıyla ortaya çıktı. Ege Körfezleri (Çandarlı, Foça, İzmir, Kuşadası, Bodrum) bu açılmayla oluştu" dedi.

Geçmiş sarsıntıları bu mekanizmaya bağlayan ünlü uzman, "1950’lerde Fethiye’de, 2017’de Bodrum’da ve Midilli’de, 2020’de Sisam’da yaşanan depremler işte bu açılma süreçlerinin sonucudur" şeklinde konuştu.

BUCA VE GÜMÜLDÜR’DEKİ DEPREMLER NE ANLAMA GELİYOR?

İzmir içerisinde zaman zaman yaşanan ve endişeye yol açan sarsıntıların mahiyetini de açıklayan Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, "Herkes İzmir’in içinden geçen fay kırılacak diye beklerken, Samos’taki deprem sonrası Buca ve Gümüldür’de meydana gelen sarsıntılar gündeme geldi. Gümüldür fayı normal bir faydır" tespitinde bulundu.

Buca'daki sarsıntıların ana depremle bağlantısını kuran Üşümezsoy, "Buca’daki faylar ise Samos depreminin yarattığı stres transferi nedeniyle tavan blokunda (İzmir bloku) oluşan tepki sarsıntılarıdır. Bunlar müstakil bir yıkıcı felaketin habercisi değil, Samos depreminin artçı dinamikleridir" değerlendirmesinde bulundu.

İzmir merkezindeki fay riskine değinen jeolog, "Şu an Narlıdere ve Tuzla hattında iddia edildiği gibi devasa bir stres birikimi ve aktivite görülmemektedir" açıklamasını yaptı.

“İZMİR’İN BİRİNCİ ÖNCELİĞİ SAĞLAM ZEMİNLERE TAŞINMAKTIR”

Son olarak yerel yönetimlere ve kent planlamacılarına hayati bir uyarıda bulunan Üşümezsoy, "İzmir için birinci öncelik, Gediz alüvyonları üzerinde kurulan bu gevşek ve çamurlu zeminlerin tespit edilerek yerleşimin derhal buradan çekilmesidir" çağrısını yaptı.

Atılması gereken somut adımları sıralayan Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, "Gevşek zeminler ile dayanıklı kayalık zeminler kesin hatlarla ayrılmalı, kentsel dönüşüm ve yeni binalar derhal sağlam zeminlere doğru yönlendirilmelidir" talebinde bulundu.

Tehlikenin devam ettiğini belirtmekten çekinmeyen Üşümezsoy, "Aksi takdirde uzakta meydana gelecek her depremde bu çamur zeminler üzerindeki yapılar risk altında kalmaya devam edecektir" uyarısıyla sözlerini tamamladı.

7Ea494F0 98Ec 4C5F B173 Cf34Ba0F9Fea (1)61Bb50D6 4Adf 48B1 9F6A D23C9Dc4E1E0 (1)D4117D84 87Fa 4C16 B99A 6325534Ec507 (1)D8E00153 6084 4Fbf B3C3 77Dd4020F3Eb (1)E28Cebf1 Daa7 4109 A94E 2313833E78Ad

Kaynak: ÖMER CEYLAN