SAĞLIK

Sağlık giderleri bütçeyi ezdi

Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) yayımladığı 2025 yılı verileri, ülkenin sağlık profilini ve ekonomik zorlukların tedavi süreçlerine etkisini çarpıcı bir şekilde gözler önüne serdi. Avrupa Birliği ile eş zamanlı yürütülen araştırmaya göre, artan maliyetler nedeniyle sağlık harcamaları vatandaşın sırtında ağır bir yük oluştururken, özellikle düşük gelirli kesim için diş hekimine gitmek adeta bir lükse dönüşmüş durumda.

Abone Ol

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), on beş yaş ve üzerindeki bireylerin sağlık durumlarını ile sağlık harcamalarının hane halkı bütçelerine getirdiği yükü detaylı bir biçimde analiz ettiği özel konulu çalışmasını kamuoyuyla paylaştı. Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması ile entegre bir biçimde uygulanan 2025 yılı Sağlık Modülü raporu, sosyoekonomik farklılıkların toplumun sağlık hizmetlerine erişimindeki belirleyici rolünü bir kez daha kanıtladı. Avrupa Birliği ülkeleriyle aynı dönemde hayata geçirilen bu kapsamlı araştırmanın sonuçları, artan hayat pahalılığı karşısında vatandaşların temel sağlık hizmetlerine bütçe ayırmakta ne denli zorlandığını sayısal verilerle ortaya koyuyor. Özellikle muayene, tedavi ve ilaç giderlerinin hane ekonomilerinde yarattığı baskı, sağlık sisteminin finansal erişilebilirliği konusunda önemli ipuçları sunuyor.

Tedavi masrafları hane bütçesinde derin yaralar açıyor

Araştırmanın en dikkat çekici bulgularından biri, doktor muayenesi ve tedavi süreçlerinin aile bütçeleri üzerindeki sarsıcı etkisi oldu. Açıklanan resmi rakamlara göre, hanelerin yüzde 6,1'i doktor muayene ve tedavi ücretlerinin kendilerine çok ağır bir yük getirdiğini belirtirken, yüzde 50,2'lik kesim bu harcamaların bütçelerini "biraz" zorladığını ifade etti. Diğer bir deyişle, toplumun yarısından fazlası temel tedavi süreçlerinde finansal bir darboğaz hissediyor. Kronik hastalıkların ve dönemsel rahatsızlıkların vazgeçilmezi olan ilaç masrafları da benzer bir tablo çiziyor. Hanelerin yüzde 5'i eczane giderlerinin bütçelerine çok büyük bir yük bindirdiğini söylerken, yüzde 50,9'u bu harcamalar nedeniyle ekonomik olarak zorlandığını kayıtlara geçirdi. Son on iki aylık döneme bakıldığında ise hanelerin yüzde 2,7'sinin hiçbir muayene veya tedavi harcaması yapmadığı, bu oranın ilaç tarafında binde bir seviyesinde kaldığı tespit edildi.

Dar gelirli vatandaş için diş tedavisi hayal oldu

Ağız ve diş sağlığı harcamaları, ekonomik eşitsizliklerin en net görüldüğü alan olarak rapora damgasını vurdu. Veriler, diş tedavisi gereksinimlerinin gelir seviyesi düştükçe ertelendiğini veya tamamen göz ardı edildiğini gösteriyor. En düşük yüzde 20'lik gelir grubu içerisinde yer alan hanelerin yüzde 45,4'ü son bir yıl içerisinde diş tedavisine tek kuruş bütçe ayıramadı. Buna karşılık, en yüksek gelire sahip yüzde 20'lik dilimde bu hizmetten hiç faydalanmayanların oranı yüzde 25,5 seviyesinde kaldı. Genel tabloya bakıldığında ise en alt gelir grubundaki ailelerin yüzde 62,9'u doktor masraflarının, yüzde 65,5'i ise ilaç harcamalarının bütçelerini ezdiğini belirtti. Tersi bir durum olarak, en zengin kesimin yüzde 59,5'i ilaç giderlerinin, yüzde 53'ü ise genel muayene masraflarının bütçelerinde herhangi bir yük oluşturmadığını dile getirdi.

Yoksulluk fiziksel iş yükünü doğrudan artırıyor

İstihdam edilen bireylerin çalışma koşulları ve bedensel yıpranma payları da araştırmanın mercek altına aldığı konular arasında yer aldı. Bir işte çalışan bireylerin mesai saatleri içerisindeki hareket yoğunlukları incelendiğinde, yüzde 45,5'inin sürekli ayakta durarak, yüzde 29,4'ünün ise masa başında oturarak çalıştığı belirlendi. Ancak bu noktada yoksulluk veya sosyal dışlanma riski taşıyan gruplarla refah seviyesi yüksek kesimler arasındaki uçurum dikkat çekti. Yoksulluk riski taşımayan bireylerin yüzde 31,7'si genellikle konforlu ofis ortamlarında oturarak çalışırken, bu riskin gölgesinde yaşayanlarda oran yüzde 17,2'ye kadar geriliyor. Daha çarpıcı olanı ise, ekonomik zorluk çeken kesimin yüzde 11,2'sinin ağır bedensel güç gerektiren işlerde çalışarak hayatını kazanmak zorunda kalması oldu.

Toplumun büyük bölümü hareketsiz yaşamın pençesinde

Modern çağın en büyük sağlık tehditlerinden biri olan hareketsizlik, Türkiye'nin de en ciddi sınavlarından biri haline gelmiş durumda. Rapor, olağan bir haftada iş mesaisi dışında kalan zamanlarda bireylerin yüzde 63,3'ünün hiçbir fiziksel aktivite veya egzersiz yapmadığını gözler önüne serdi. Spor ve benzeri aktivitelere günde bir kere zaman ayıranların oranı sadece yüzde 11,6'da kalırken, günde iki veya daha fazla kez hareket edenlerin oranı yüzde 1,4 gibi oldukça cılız bir seviyede ölçüldü. Fiziksel kapasite ve günlük işlevleri yerine getirme verilerinde ise bireylerin büyük çoğunluğunun iletişim kurma, öz bakım ve işitme gibi konularda zorluk yaşamadığı görüldü. Ancak yaşa ve yaşam koşullarına bağlı olarak görme faaliyetlerinde zorlananların oranı yüzde 17,3'ü bulurken, bunu yüzde 15,2 ile yürüme güçlüğü çekenler ve yüzde 12,6 ile hatırlama sorunu yaşayanlar takip etti.