Kış aylarının kendini iyiden iyiye hissettirmesiyle birlikte, ısınma telaşıyla yapılan dikkatsizlikler ve yanlış müdahaleler ne yazık ki geri dönüşü olmayan, hayat boyu iz bırakacak ağır acılara kapı aralıyor. Denizli ve Muğla illerinde yaşayan, henüz hayatlarının baharında olan 14 yaşındaki iki pırıl pırıl çocuğun kaderi de işte tam böylesi acı bir ihmal sonucunda aynı hastane odasının dört duvarı arasında birleşti. Soğuk bir kış gününde, etraflarını ısıtmak amacıyla yanmakta olan sobaya son derece tehlikeli ve parlayıcı bir madde olan tiner döktükleri sırada yaşanan şiddetli patlama, her iki gencin de vücudunun yüzde kırkını kaplayan ağır hasarlar bıraktı. Yaşadıkları bu korkunç ve travmatik kazanın hemen ardından durumlarının ciddiyeti sebebiyle ağır yaralı olarak İzmir Şehir Hastanesi bünyesinde hizmet veren, alanında uzmanlaşmış yanık tedavisi merkezine acil olarak sevk edilen gençler, yaklaşık üç ay sürecek olan o meşakkatli ve gözyaşı dolu yaşam mücadelesinde birbirlerinin en büyük sığınağı ve destekçisi haline geldi.

Yoğun bakım ünitesinde yeşeren umut dolu arkadaşlık

Denizli'nin Pamukkale ilçesinde takvimler 18 Aralık tarihini gösterdiğinde, eniştesinin iş yerinde bir anlık hatanın bedeli olarak alevlerin arasında kalan Tunahan Yiğit Özcan, apar topar kente getirilerek yoğun bir tedavi programına alındı. Bu yürek burkan olaydan sadece iki kısa gün sonra ise, Muğla'nın Ortaca ilçesindeki bir marangozhane atölyesinde tam anlamıyla aynı talihsizliği yaşayan akranı Kerem Can Kılınç, benzer bir feci tabloyla aynı servise acil giriş yaptı. Sağlık Bilimleri Üniversitesi İzmir Tıp Fakültesi Çocuk Cerrahisi Ana Bilim Dalı Başkanı ve söz konusu merkezin sorumlusu olarak görev yapan Prof. Dr. Akgün Oral tarafından gerçekleştirilen o ilk hayati tetkiklerde, her iki çocuğun da bedeninde ikinci ve üçüncü derece olarak nitelendirilen son derece derin, hayati organları dahi tehdit edebilecek boyutta yanıklar saptandı. Hayati tehlikeleri en üst seviyede bulunan ve enfeksiyon riskiyle burun buruna olan çocuklar, yoğun bakım ünitesinin steril ve izole ortamında solunum cihazlarına bağlı olarak verdikleri o zorlu var olma savaşında birbirleriyle tanışma fırsatı buldu. Uzman hekimlerin, bedenin henüz zarar görmemiş sağlam bölgelerinden son derece hassas yöntemlerle alınan incecik tabakaları, tahribata uğramış hasarlı bölgelerin üzerine titizlikle yerleştirdiği sayısız deri nakli operasyonlarıyla tıbbi olarak adım adım iyileşen gençler, bu süreçte açılan ruhsal yaralarını ise kurdukları bu güçlü manevi bağ sayesinde sardılar.

Ramazanda enerjinizi koruyun! İşte sahur ve iftarda tercih edilmesi gereken 4 besin
Ramazanda enerjinizi koruyun! İşte sahur ve iftarda tercih edilmesi gereken 4 besin
İçeriği Görüntüle

Ortak acıları paylaşarak taburcu olma sevincine ulaştılar

Genç hastaların yan yana dizilmiş yataklarında sergilediği bu eşsiz, adeta filmlere konu olacak nitelikteki dayanışma, gece gündüz demeden başlarında nöbet tutan tedavi ekibinin de elbette dikkatinden kaçmadı. Çocukların psikolojik olarak birbirlerinden muazzam bir güç aldığını, bu pozitif enerjinin fiziksel iyileşme hızlarına bile doğrudan katkı sağladığını bilimsel olarak da fark eden uzman doktorlar, yoğun bakımdaki o en riskli bir aylık kritik sürecin atlatılmasının ardından onları normal serviste de bilerek ve isteyerek aynı odaya yerleştirdi. Yaşadıkları fiziksel acının kelimelerle tarif edilemez boyutlarda olduğunu, her pansumanın ayrı bir sınav olduğunu anlatan Tunahan, ateşle oynamanın ne denli büyük bir felaket getirdiğini çok acı bir tecrübeyle öğrendiğini belirterek, tüm yaşıtlarına bu tür tehlikeli maddelerden kesinlikle uzak durmaları konusunda hayati uyarılarda bulundu. "Solunum cihazından ayrılıp derin bir nefes aldıktan sonra gözlerimizi ilk açtığımızda birbirimizi gördük ve o andan itibaren hiç kopmadık" diyen Tunahan, "Günlerce sağlığımıza nasıl kavuşacağımızın, hastane kapısından çıkıp ailelerimize yeniden nasıl sıkıca sarılacağımızın hayallerini kurarak birbirimize sürekli moral aşıladık. Bu zorlu ve ağrılı yaşam mücadelesini birlikte omuzlayarak başardık" sözleriyle içindeki fırtınaları dışa vurdu. Günlerce omuz omuza vererek ilk yürüyüş denemelerini yapan, acılarına rağmen koridorlarda birbirlerine destek olan iki dost, aylar süren tedavilerinin eksiksiz tamamlanmasının ardından hastaneden aynı gün taburcu edilmenin haklı ve tarifsiz gururunu yaşadı.

Umutların tükendiği anda gelen mucizevi iyileşme

Bu meşakkatli sürecin kamera arkasındaki gizli kahramanları olan aileler de, gözlerinden sakındıkları evlatlarının adeta küllerinden doğarak yeniden hayata tutunmasını mutluluk gözyaşları içinde izledi. O korkunç kazanın ardından hastanenin acil servisinden içeriye ilk adım attıkları gün, canından çok sevdiği oğlunun yaşayacağına dair içindeki umutların neredeyse tamamen tükendiğini tüm samimiyetiyle itiraf eden Tunahan'ın 33 yaşındaki annesi Yaşar Sarıkaya, aylar sonra o odada duyduğu tek bir "anne" kelimesinin bile dünyalara bedel olduğunu vurguladı. Evladının gün geçtikçe toparlandığını, yeniden yürümeye ve hatta eski günlerdeki gibi koşmaya çabaladığını görmenin hiçbir maddi değerle ölçülemeyecek kadar paha biçilemez bir duygu olduğunu belirten gözü yaşlı anne, gece gündüz demeden çalışan çocuk cerrahisi ekibine sonsuz minnettarlığını dile getirdi. Tesis bünyesinde dünya standartlarındaki en modern tıbbi teknikleri kullandıklarını, kaybedildi gözüyle bakılan en ağır ve riskli vakaları bile büyük bir özveriyle başarıyla sonlandırdıklarını belirten Prof. Dr. Oral ise, teknolojik imkanların ötesinde yanık ünitesi içerisinde sessiz sedasız filizlenen bu örnek dostluğun altını bir kez daha çizdi. Her iki gencin de aylar süren tüm o sancılı cerrahi aşamaları yan yana tecrübe ettiğini, düştükleri anlarda birbirlerinin ellerinden tuttuklarını ve birbirlerine aşıladıkları o tarifsiz yaşam coşkusunun, yapılan tıbbi müdahaleler kadar güçlü ve iyileştirici bir etki yarattığını belirten deneyimli hekim, fiziksel acıların sevgi, inanç ve dayanışmayla nasıl aşılabildiğini tüm Türkiye'ye en güzel şekilde gösterdiklerini ifade etti.

Kaynak: AA