Ege Denizi'nde meydana gelen depremler, Yunanistan'ın Santorini Adası'nda bulunan aktif volkanik sistemi yeniden gündeme getirdi. İzmir'in güneybatısında yer alan Santorini, geçmişte yaşanan büyük volkanik patlamalar ve çevresindeki aktif fay sistemleri nedeniyle bilim dünyasının yakın takibinde bulunuyor. Özellikle 2025 yılının ilk aylarında ada çevresinde meydana gelen binlerce deprem, Türkiye'nin Ege kıyılarında tsunami ve volkanik kül yağışı yaşanıp yaşanmayacağı sorusunu gündeme taşımıştı. İzmir'deki Dokuz Eylül Üniversitesi bilim insanlarının hazırladığı raporda, büyük ölçekli bir volkanik patlama durumunda ortaya çıkabilecek tehlikeler ayrıntılı biçimde değerlendirilirken AFAD tarafından yapılan açıklamalarda ise Türkiye'nin Ege kıyılarında yıkıcı etki beklentisinin düşük olduğu belirtilmişti. Ekim 2026'da yayımlanan yeni bir bilimsel araştırma, Santorini çevresindeki depremlerin magma hareketleriyle ilişkisini ortaya koyarak bölgedeki volkanik faaliyetlere ilişkin tartışmalara yeni bir boyut kazandırdı.

Santorini'de 66 bin deprem kaydedildi!

Santorini ve Amorgos adaları çevresinde 2025 yılında yaşanan yoğun deprem hareketliliğine ilişkin yeni bilimsel araştırmanın sonuçları 3 Ekim 2026 tarihinde yayımlandı. Journal of Geophysical Research: Solid Earth dergisinde yer alan çalışmada, gelişmiş makine öğrenmesi yöntemleri kullanılarak 66 bin 109 deprem tespit edildi ve konumları yeniden hesaplandı. Araştırmacılar, sismik hareketliliğin yaklaşık 30 kilometrelik bir hat boyunca ilerlediğini ve yer kabuğunun derinliklerindeki magma hareketleriyle bağlantılı olduğunu belirledi. Çalışmada magma ve basınçlı akışkanların mevcut fay sistemleri üzerindeki gerilimi değiştirdiği, bunun da yoğun deprem kümelenmelerine neden olduğu değerlendirildi. Ancak araştırmada magmanın yüzeye yakın seviyelere ulaştığına veya yakın zamanda volkanik patlama meydana geleceğine ilişkin bir kanıt bulunmadığı vurgulandı.

Dokuz Eylül Üniversitesi'nden dikkat çeken rapor

Santorini çevresinde 2025 yılında yaşanan deprem hareketliliğinin ardından Dokuz Eylül Üniversitesi Deprem Araştırma ve Uygulama Merkezi tarafından kapsamlı bir ön değerlendirme raporu hazırlandı. 10 Şubat 2025 tarihinde açıklanan raporda, bölgedeki tektonik ve volkanik hareketlilik incelenerek üç farklı olasılık üzerinde duruldu. Bilim insanları, büyük ölçekli bir volkanik patlama yaşanması halinde kül bulutlarının Türkiye'nin Ege kıyılarına, Batı Anadolu'ya ve Doğu Akdeniz'e kadar ulaşabileceğini değerlendirdi. Aynı senaryoda deniz altı heyelanlarının tetiklenmesi durumunda tsunami oluşabileceği belirtildi. Raporda, volkanik kül nedeniyle hava kirliliği ve çeşitli çevresel etkilerin de ortaya çıkabileceğine dikkat çekildi. Söz konusu değerlendirmelerin gerçekleşmesi kesin bir felakete değil, belirli koşullarda ortaya çıkabilecek afet senaryolarına dayandığı vurgulandı.

Prof. Dr. Hasan Sözbilir'den tsunami uyarısı

Dokuz Eylül Üniversitesi Deprem Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Hasan Sözbilir, Santorini çevresinde yaşanan deprem hareketliliğine ilişkin Şubat 2025'te yaptığı açıklamalarda Türkiye'nin batı kıyıları açısından tsunami tehlikesine dikkat çekmişti. Sözbilir, bölgedeki depremlerin yalnızca tektonik hareketlerden değil, volkanik ve hidrotermal süreçlerden de kaynaklanabileceğini belirtmişti. Santorini'nin aktif bir volkanik sistem üzerinde bulunduğunu hatırlatan Sözbilir, büyük depremlerin Türkiye kıyılarında doğrudan ağır sarsıntı oluşturmasının beklenmediğini, buna karşılık deniz tabanında meydana gelebilecek hareketlerin tsunami açısından değerlendirilmesi gerektiğini ifade etmişti. Uzman isim, afet öncesinde hazırlık yapılmasının ve vatandaşların yalnızca resmî kurumların açıklamalarına göre hareket etmesinin önemini vurgulamıştı.

İzmir kıyılarında tsunami yaşanabilir mi?

Santorini çevresinde meydana gelebilecek büyük bir deprem, deniz altı heyelanı veya volkanik faaliyet sırasında oluşabilecek ani su hareketleri, tsunami dalgalarını tetikleyebilir. Ancak bu dalgaların Türkiye'nin hangi kıyılarına ulaşacağı ve ne büyüklükte etki oluşturacağı, olayın meydana geldiği konuma, deniz tabanındaki yer değiştirmeye ve kıyıların coğrafi özelliklerine bağlı olarak değişiyor. İzmir'de özellikle kıyı yerleşimleri açısından tsunami tehlikesinin bilimsel yöntemlerle değerlendirilmesi önem taşıyor. Bununla birlikte Santorini'deki her deprem veya volkanik hareketin İzmir'de tsunamiye neden olacağına ilişkin bir bilimsel bulgu bulunmuyor. Uzmanlar, deniz kaynaklı afetlerde erken uyarı sistemlerinin ve kıyı tahliye planlarının can kayıplarını önlemede önemli rol oynadığını belirtiyor.

Volkanik küller İzmir'e ulaşabilir mi?

Santorini'deki olası büyük bir patlamanın oluşturabileceği tehlikeler arasında volkanik kül taşınımı da bulunuyor. Dokuz Eylül Üniversitesi'nin hazırladığı raporda, büyük ölçekli bir patlama durumunda atmosfere yayılan küllerin rüzgârların etkisiyle Türkiye'nin batısına kadar taşınabileceği değerlendirildi. Böyle bir senaryoda İzmir ve çevresinde hava kalitesinin bozulması, ulaşım faaliyetlerinin etkilenmesi ve tarımsal üretimde sorunlar yaşanması ihtimaller arasında bulunuyor. Ancak kül bulutlarının hangi yönde ilerleyeceği ve hangi bölgelere ulaşacağı, patlamanın büyüklüğüne, atmosfere yayılan kül miktarına ve meteorolojik koşullara bağlı olacak. Bu nedenle Santorini'de herhangi bir volkanik hareket meydana gelmesinin İzmir'de mutlaka kül yağışına yol açacağı söylenemiyor.

İzmir Valisi Elban'dan açıklama: Etkilenme ihtimali düşük

Santorini'deki deprem hareketliliği nedeniyle Şubat 2025'te İzmir'de gerçekleştirilen bölgesel koordinasyon toplantısında da olası afet senaryoları ele alınmıştı. İzmir Valisi Süleyman Elban, toplantının ardından yaptığı değerlendirmede Santorini çevresinde oluşabilecek deprem, tsunami ve volkanik patlamaların İzmir üzerindeki muhtemel etkilerine ilişkin modellemelerin incelendiğini açıklamıştı. Elban, söz konusu değerlendirmelerde İzmir'in etkilenme ihtimalinin oldukça düşük görüldüğünü, bazı senaryolarda ise kent üzerinde herhangi bir etki beklenmediğini belirtmişti. Bununla birlikte İzmir'in kendi aktif fay sistemleri nedeniyle deprem tehlikesi taşıdığını hatırlatarak afet hazırlıklarının önemine dikkat çekmişti.

AFAD: Yıkıcı etki beklemiyoruz

Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı Deprem ve Risk Azaltma Genel Müdürü Prof. Dr. Orhan Tatar da 13 Şubat 2025 tarihinde İzmir'de gerçekleştirilen toplantıda Santorini kaynaklı olası tehlikeleri değerlendirmişti. Tatar, bölgede meydana gelebilecek büyük bir deprem veya volkanik patlamanın tsunami oluşturma ihtimalinin yanı sıra volkanik küllerin Türkiye kıyılarına ulaşma olasılığının da incelendiğini açıklamıştı. Yapılan değerlendirmelerde olası bir tsunaminin Türkiye'nin Ege kıyılarında yıkıcı etki oluşturmasının beklenmediğini ifade eden Tatar, bilimsel çalışmaların ve hazırlık faaliyetlerinin sürdüğünü belirtmişti. Böylece Santorini çevresindeki yüksek etkili afet senaryolarıyla mevcut modellemelerden elde edilen risk değerlendirmeleri arasındaki fark da ortaya konulmuştu.

Santorini geçmişte büyük felaketlere yol açtı

Santorini'nin bilim insanları tarafından yakından takip edilmesinin temel nedenlerinden biri, adanın geçmişte büyük volkanik patlamalara sahne olması. Yaklaşık 3 bin 600 yıl önce meydana gelen Minos patlaması, Akdeniz tarihinin en büyük volkanik olayları arasında gösteriliyor. Söz konusu patlama sırasında atmosfere büyük miktarda volkanik kül yayıldığı ve denizde tsunami dalgalarının oluştuğu biliniyor. Bilimsel araştırmalarda bu patlamaya ait volkanik kül izlerinin Anadolu'nun çeşitli bölgelerinde tespit edildiği belirtiliyor. Santorini volkanik sisteminde bilinen son patlama 1950 yılında gerçekleşirken bölgedeki deniz altı Kolumbo volkanının son patlaması 1650 yılında kaydedildi. Bu tarihsel olaylar bölgenin volkanik potansiyelini ortaya koysa da aynı büyüklükte bir patlamanın yakın zamanda tekrarlanacağı anlamına gelmiyor.

Santorini'deki hareketlilik İzmir depremini tetikler mi?

Santorini çevresinde yaşanan deprem hareketliliği ile İzmir'deki aktif fay sistemleri arasında doğrudan bir tetiklenme ilişkisi bulunduğunu gösteren kesin bilimsel kanıt bulunmuyor. Ege Denizi'nin farklı bölgelerinde meydana gelen depremler, geniş ölçekli tektonik hareketlerin sonucu olsa da her deprem birbirinden yüzlerce kilometre uzaktaki fayları harekete geçirmiyor. İzmir ve çevresindeki deprem tehlikesinin değerlendirilmesinde kentin kendi fay sistemleri, zemin özellikleri ve yapı stokunun dayanıklılığı belirleyici unsurlar arasında bulunuyor. Bu nedenle Santorini'deki deprem hareketliliğinden hareketle İzmir'de yakın zamanda büyük bir deprem meydana geleceği yönünde değerlendirme yapılması bilimsel açıdan doğru kabul edilmiyor.

İzmir'de 3 Kasım elektrik kesintisi! Hangi ilçelerde elektrikler kesilecek?
İzmir'de 3 Kasım elektrik kesintisi! Hangi ilçelerde elektrikler kesilecek?
İçeriği Görüntüle

Uzmanların ortak mesajı: Panik değil hazırlık

Santorini çevresinde 2025 yılında yaşanan yoğun deprem hareketliliği ve 2026'da yayımlanan bilimsel araştırmalar, bölgenin aktif tektonik ve volkanik yapısının yakından izlenmesi gerektiğini ortaya koyuyor. Dokuz Eylül Üniversitesi bilim insanlarının değerlendirmelerinde büyük ölçekli patlama senaryolarının oluşturabileceği tsunami ve kül yağışı tehlikeleri ele alınırken AFAD'ın modellemelerinde Türkiye'nin Ege kıyılarında yıkıcı etki beklentisinin düşük olduğu belirtiliyor. Bilim insanları, olası bir afetin etkilerinin olayın büyüklüğüne ve meydana geliş biçimine göre değişebileceğine dikkat çekiyor. İzmir açısından en önemli konuların başında ise depreme dayanıklı yapılaşma, kıyı bölgelerinde tsunami farkındalığı, erken uyarı sistemleri ve afet hazırlıkları geliyor. Santorini'de yakın zamanda büyük bir volkanik patlama yaşanacağına ilişkin doğrulanmış bilimsel bir öngörü bulunmazken uzmanların geçmiş açıklamaları, olası risklerin paniğe yol açmadan bilimsel veriler ışığında değerlendirilmesi gerektiğini gösteriyor.

Kaynak: AJANSLAR