İzmir Konak Beştepeler semti içinde yer alan Duatepe Mahallesi, Sakarya Meydan Muharebesi’nin kaderini değiştiren ve Yunan ordusunun geri çekilmeye başladığı en stratejik tepelerden birinin ismi verilerek onurlandırıldı. Ancak bugün aynı ismi taşıyan mahallenin kaderi, yaşadığı imar, altyapı ve sosyal sorunlar nedeniyle yıllardır değişmedi. Her sokağı körfez manzarasına hâkim olan, denizi gören mahallede, Konak Tüneli yapımı sırasında yıkılan evlerden arda kalan görüntüler ise iç karartıyor. Bir dönem güçlü komşuluk ilişkilerinin konu edildiği televizyon dizilerine örnek olacak dayanışma, kültür ve geleneklere sahip olan mahallede yaşayan yerli halkın büyük bir bölümü, evlerinin yıkılmasının ardından yılların anılarını geride bırakarak gözyaşları içinde mahalleyi terk etmek zorunda kaldı. Bir zamanlar tütün ve yemiş mağazalarında çalışarak çocuklarını okutmaya ve aile bütçesine katkı sağlamaya çalışan emekçi kadınların yaşadığı Duatepe Mahallesi, eski günlerini artık mumla arıyor. Geride kalan ailelerin çocukları ise yerel yönetimlerden park, spor alanları, imar sorunlarının çözümü ve sosyal aktivite imkânları talep ediyor.

74358Dba 0B9F 4168 A922 5F57Dfc9B987

“Tünel mağduruyuz”

Halkın güvenini kazanarak altı dönemdir Duatepe Mahalle Muhtarlığı görevine seçilen Muharrem Koç, Konak Tünelleri sonrası yaşanan mağduriyetleri ve yıllardır çözülemeyen imar sorunlarını anlattı. İzmir’in Beştepeler bölgesinde yer alan Duatepe Mahallesi’nde, Konak Tünelleri’nin açılmasıyla birlikte mahalle sakinlerinin ciddi mağduriyetler yaşadığını belirten Koç,
tünel çalışmaları nedeniyle yaklaşık 78 evin yıkıldığını ve bölgenin fiziksel yapısının büyük ölçüde değiştiğini ifade etti: “Mahallemizin altından geçen Konak Tünelleri yüzünden yaklaşık 78 evimizi kaybettik. Sadece burası değil, tünelin geçtiği diğer mahalleler de büyük zarar gördü. Kamulaştırma sürecinde ödenen bedeller vatandaşın zararını tam olarak karşılamadı. Üstelik bugün arsa statüsünde kalan bu alanlar nedeniyle vatandaşlar daha yüksek vergi ödemek zorunda kalıyor. Aileler çok zor durumda.”

Bayram tatili kaç gün oldu? Cumhurbaşkanı açıkladı
Bayram tatili kaç gün oldu? Cumhurbaşkanı açıkladı
İçeriği Görüntüle

170Dc3C5 C2C2 4661 937D E4437Cfaa3F9

“Evimize bir çivi bile çakamıyoruz”

Mahallede en büyük sorunlardan biri imar planlarının hayata geçirilememesi.
“İmar çalışmaları var ama uzun süredir uygulanmadı. İnsanlar evlerine çivi çakamıyor. Proje gerçekleşmeden hayat çok zor.” Muhtar, imar sorununun 1-1,5 yıl içinde çözülebileceğini düşündüklerini ancak sürecin hızlandırılması gerektiğini vurguladı. Mahallede uzun süredir devam eden imar belirsizliğinin vatandaşların yaşamını doğrudan etkilediğini belirten Koç, imar planlarının hâlâ hayata geçirilmediğini ve sürecin mahalleliyi çıkmaza sürüklediğini söyledi: “İmar çalışmaları var ama uzun zamandır hayata geçmedi. İnsanlar vergilerini hâlâ arsa olarak ödüyor. Proje hayata geçmeden hayat bizim için çok zor. Evimize bir çivi bile çakamıyoruz. Sorunumuz kentsel dönüşümden ziyade planlama sürecinin uzamasından kaynaklanıyor. Tahminen 1-1,5 yıl içinde çözülecek ama o zamana kadar zor durumdayız. Vatandaşlar sürecin hızlandırılmasını istiyor.”

42B3Edbf B8B1 47C6 B416 857Ce1Ec3Dad

Göç edenler geri dönemiyor

Tünel çalışmaları sonrası mahallede ciddi bir göç hareketi yaşandı. Kadifekale’nin boşaltılmasıyla birlikte çok sayıda kişi mahalleye yerleşirken Konak Tünelleri sonrası evleri yıkılan ya da yaşanamaz hale gelen yerli halk farklı semtlere taşınmak zorunda kaldı. Koç bu durumu şöyle anlattı: “Kadifekale boşaldıktan sonra oradan gelen insanlar buraya yerleşti. Ama tünellerden sonra bu kez buranın yerli halkı evleri yıkıldığı için buradan gitti. Evleri yıkılan insanlar başka bölgelere taşındı ve geri dönme şansları olmadı. 10 yıldır başka yerlerde yaşıyorlar. Mahalleyle bağlarını koparamayanlar hâlâ gelip ‘Bizim evimiz buradaydı, bulamıyoruz’ diyor. Özlem duyan çok insan var.”

64336Aa3 7160 4985 8993 4Fbcb789F572

“Çocuklar tehlikeli alanlarda oynuyor”

Mahallede sosyal alan eksikliği en büyük sorunlardan biri olarak öne çıkıyor. Çocukların oyun alanı olmadığını belirten Koç: “Çocuklarımız güvenli olmayan boş arsalarda oyun oynamak zorunda kalıyor. Ne park var ne oyun alanı. Sadece çocuklar için değil, yaşlılar ve kadınlar için de hiçbir sosyal alan yok.” Yaklaşık 20-25 bin kişinin yaşadığı mahallede sosyal tesislerin yetersiz olduğunu belirten Koç, mevcut merkezlerin uzaklığı nedeniyle vatandaşların bu hizmetlerden faydalanamadığını, kadınların sosyal yaşamının da bu nedenle kısıtlı kaldığını ifade etti.

4691Bdde 8239 44F3 Ad6D 0Ec20D4C5A24

“Doğalgaz var ama bağlatan yok”

Mahallede doğalgaz altyapısı kurulmaya başlanmış olsa da ekonomik sıkıntılar nedeniyle birçok hane bu hizmetten yararlanamıyor. Muhtar Koç, her sokakta ancak birkaç hanenin doğalgaz bağlatabildiğini belirtiyor.

“İzmir’in en güzel manzarası ama yaşam zor”

Duatepe Mahallesi’nin İzmir’in en güzel manzaralarından birine sahip olduğunu vurgulayan Koç, mevcut durum ile bu potansiyel arasındaki çelişkiye dikkat çekti:
“Burası İzmir’in en güzel yerlerinden biri. Körfez ayağımızın altında; Karşıyaka, Balçova buradan görünüyor. Ama maalesef durumumuz ortada. Parselasyon ve imar çalışmalarının tamamlanmasıyla bölge çok daha iyi bir noktaya gelecek. Sürecin hızlandırılması gerekiyor.”

Ca01C9Bd 45Ea 4F6C 9F52 D12C6B59Fcbb

YAYLA KAHVESİ’NDE MAHALLE HAFIZASI

Beştepeler semtinde uzun yıllardır herkesin buluşma noktası ve en eski mekanlarından biri olan Yayla Kahvesi’nde, yanında ki mahalle arkadaşları ile birlikte sohbet ettiğimiz İşsizlik ve Pahalılıkla Savaş Derneği yönetecisi Gürcan Dalıcı semtin tarihsel geçmişini, göç hikâyelerini ve mahalle kültürünü detaylarıyla anlattı. Beştepeler isminin kökenine değinen Dalıcı: “Beştepeler ismi Kurtuluş Savaşı’ndaki beş stratejik tepe olan Kocatepe, Zafertepe, Duatepe, Tınaztepe ve Çimentepe’den geliyor. Muhtarlık ambleminde de bu simgeler yer alıyor.”
Mahallenin geçmişte Kadriye Mahallesi olarak anıldığını belirten Dalıcı, bölgenin göçlerle şekillendiğini söyledi: “1950’lerden sonra Balkanlar’dan, Yugoslavya’dan, Bulgaristan’dan ve Yunanistan’dan gelen göçmenler buraya yerleşti. Çok çalışkan insanlardı; tütün, yemiş, inşaat ve zanaat işlerinde çalıştılar.”

562712A7 5700 4Cb2 9Abc 5B83Ed7E0Dd2

“Bu Mahalleyi Ayakta Tutan Emektir”

Duatepe, yalnızca bir yerleşim alanı değil; göç, emek ve dayanışma kültürünün iç içe geçtiği bir yaşam hafızası. Yıllardır bu mahallede yaşayan ve aynı zamanda işsizlik ve pahalılıkla savaş derneği yöneticisi Gürcan Dalıcı, Beştepe’nin geçmişini ve ruhunu kendi tanıklığıyla anlatıyor.
Beştepe isminin nereden geldiğini ise Kurtuluş Savaşı’na bağlayarak anlatıyor:
“Beştepe adı, Kurtuluş Savaşı’ndaki beş stratejik tepeden geliyor. Kocatepe, Zafertepe, Duatepe, Tınastepe ve Zafertepe… Buraya yerleşenler bu isimleri sahipleniyor. Aslında burası eskiden Kadriye Mahallesi diye geçiyor, Ballıkuyu’ya bağlı, bakla tarlası olan bir yer.”

“Göçmenlik Bizi Birleştirdi”

Mahallenin asıl kimliğini Balkan göçmenlerinin oluşturduğunu vurgulayan Dalıcı, o dönemin insanlarını şu sözlerle anlatıyor: “Özellikle Yugoslavya’dan, Bulgaristan’dan, Yunanistan’dan gelen insanlar burada toplandı. Çok çalışkandılar. Tütün işçiliği, yemiş işçiliği, inşaat… Hepsinde vardılar. Ama en önemlisi birlik beraberlikti. Göçmenlikten gelen zorluklar insanları birbirine daha çok bağladı.”

İnci̇ Ongun (35)

Kolejleri yenen gecekondu okulu

Mahallenin eğitim başarısına dikkat çeken Dalıcı, 1971’de düzenlenen İzmir Gazetesi İlkokullar Arası Bilgi Yarışması’nda Zafer İlkokulu’nun birinci olduğunu anlattı:
“Bu yarışmada kolejler de vardı. Maddi imkânları çok daha iyi olan öğrenciler vardı. Ama gecekondu semtindeki Zafer İlkokulu, öğretmenlerinin emeğiyle hepsini geride bıraktı.”
Ödül olarak verilen bisiklet ise mahallede paylaşımın simgesi oldu:
“Bisiklet bir kişiye verildi ama herkes sırayla bindi.”

09F418D2 8Cdd 448F Bb7A 62B2A607Cc02


Futbol Mahallesi Beştepe

Beştepe’nin en dikkat çeken özelliklerinden biri de yetiştirdiği futbolcular. Dalıcı’ya göre bunun sebebi sadece yetenek değil, yaşamın kendisi: “Eşrefpaşa yokuşu var, her gün o yokuşu inip çıkan zaten antrenman yapmış gibi olur. Maç olduğu zaman kahvehaneler kapanırdı. Herkes otobüse doluşur maça giderdi. İnsanların fotoğrafları ya maçta vardır ya da çilingir sofrasında. Başka yerde yoktur.” Mahalleden yetişen önemli isimlerden biri de teknik direktör Hamza Hamzaoğlu. Ancak Dalıcı, geçmişte futbolun bugünkü gibi olmadığını özellikle vurguluyor:
“Şimdi olduğu gibi para yoktu. Transfer olduk, araba aldık diye bir şey yok. En fazla bir çift tozluk verilirdi. Ama o bile yeterdi, çünkü gönülden oynanırdı.”

Tayfun Spor ve Emek Ruhu

Mahallenin spor hafızasında önemli bir yer tutan Tayfun Spor Kulübü’nün kuruluş hikâyesi de dikkat çekici: “1954 yılında kuruldu. Babam da kurucularındandı. Renkleri sarı-siyah. Çünkü kurucuların bir kısmı PTT’de çalışıyordu, onların renkleri buydu. ‘Biz emekçiyiz, bizim rengimiz de bu olmalı’ dediler.”

“Tütün Kokusu Emek Kokusu”

Dalıcı’nın anlatımında en güçlü imgelerden biri de mahalledeki emekçi insanların bıraktığı iz: “Belediye otobüslerine bindiğimizde, mavi elbiseli erkekler ve siyah başörtülerini sıkıca bağlamış emekçi kadınlar dikkat çekerdi. Her biri tütün kokar, her biri yemiş kokar; üzerlerine sinen bu koku aslında emeğin kokusuydu. Bugün Damlacık semtinin adının nereden geldiği de bu emekle anlatılır. Rivayete göre, tütün işçilerinin yokuşları yürüyerek çıkarken alınlarından damlayan terleri, semte “Damlacık” adını vermiştir.

Açık Kapılar, Paylaşılan Sofralar


Mahallede geçmişten bugüne uzanan bir komşuluk kültürü hâlâ hissediliyor. Özellikle Güneydoğu’dan gelen vatandaşların kısa sürede mahalleye uyum sağladığı, bu kültüre katkı sunduğu ifade ediliyor. Örneğin Mardinli komşuların kendilerine özgü yemekleri mahallede paylaşması, dayanışmanın en güzel örneklerinden biri olarak anlatılıyor. Mahalle sakinleri, bu paylaşımın karşılıklı olduğunu vurguluyor: “Biz onlara, onlar bize…” Eskiden kapıların kilitlenmediğini, kapı kilitlemenin komşuya karşı ayıp sayıldığını dile getiren vatandaşlar, komşuluk ilişkilerinin güçlü olduğu o günleri özlemle anıyor. “Bizim evde ne pişiyorsa komşuya da gönderilirdi” sözleri ise mahalledeki dayanışma kültürünü özetliyor.

Muhabir: İNCİ ONGUN