Üniversite eğitimi ile iş dünyası arasındaki mesafeyi kapatmak ve gençlerin mezuniyet sonrasına daha donanımlı hazırlanmasını sağlamak amacıyla önemli bir adım atıldı. Yükseköğretim Kurulu (YÖK) tarafından yapılan kapsamlı planlama doğrultusunda, eğitim öğretim süreçlerinde köklü bir dönüşümün fitili ateşlendi. Geleneksel sınıf eğitiminin ötesine geçerek gençlerin teorik birikimlerini doğrudan sahada test etmesine olanak tanıyan bu yeni yaklaşım, yükseköğretimde niteliği artırmayı hedefliyor. Başkan Erol Özvar’ın öncülüğünde olgunlaştırılan sistem, üniversite havuzundaki teorik bilginin sanayi, hizmet ve teknoloji sektörleriyle entegre biçimde harmanlanmasının önünü açıyor.
Yedi pilot ilde yüz binlerce genci kapsayan geniş ağ
Yeni sistemin ilk etapta hayata geçirileceği coğrafi alanlar ve kurumsal altyapı da netleşti. Ülke genelindeki ekonomik dinamikler, sektörel çeşitlilik ve iş gücü kapasitesi göz önünde bulundurularak belirlenen 7 pilot il stratejik bir merkez olarak seçildi. Başkent Ankara'nın yanı sıra sanayi ve ticaretin kalbi olan Bursa, Gaziantep, İstanbul, İzmir, Kocaeli ve Konya illerindeki yükseköğretim kurumları bu büyük dönüşümün öncülüğünü üstlenecek. Toplamda 81 üniversitenin dahil olduğu bu süreçte, yüz binlerce ön lisans öğrencisi doğrudan iş dünyasının içine adım atarak gelecekteki kariyer basamaklarını şimdiden tırmanmaya başlayacak.
Sektörel ihtiyaçlara göre şekillenen yüz seksen beş program
Uygulamanın detaylarına bakıldığında, iş gücü piyasasının acil olarak talep ettiği nitelikli ara eleman ihtiyacına doğrudan yanıt veren alanlar öne çıkıyor. Bilgisayar programcılığından elektrik teknolojilerine, siber güvenlikten robotik ve yapay zeka gibi geleceğin mesleklerine kadar 185 ön lisans programı sistemin omurgasını oluşturuyor. Öğrenciler, eğitim süreçlerinin en az bir dönemini ilgili sektörlerin laboratuvarlarında, fabrikalarında veya hizmet alanlarında geçirerek iş disiplinini yerinde deneyimleyecek. Engelli ve hükümlü öğrencilerin özel durumları göz önüne alınarak muafiyet tanınan bu yapıda, sağlık, denizcilik ve havacılık gibi hassas alanlar ise kurumların kendi tercihlerine bırakılıyor.





