SEMİ TEKTAŞ/CHP’nin 38. Olağan Kurultayı’nın mutlak butlan ile geçersiz sayılmasına ilişkin tartışmaların yankıları sürüyor. Kemal Kılıçdaroğlu’nun Genel Başkanlık koltuğuna oturmasıyla birlikte parti içinde ciddi tartışmalar yaşanmış, Genel Merkez bazı milletvekili ve il başkanlarını ihraç etmişti. Özgür Özel yönetimi ise olağanüstü kurultay için baskı kurmasına karşın, Genel Merkez olağan kurultay takviminin işletileceğini duyurmuştu. Bu süreçte Özgür Özel’in nasıl bir yol izleyeceği tartışma konusu oldu. Özel’in hem yeni bir parti kuracağı hem de var olan bir partiyle anlaşıp seçime gireceği iddiaları gündemdeki yerini koruyor. CHP’de yaşanan bu gelişmeleri Siyaset Bilimci Doç. Dr. Deniz Tansi ile konuştuk. Mutlak butlan süreciyle CHP’nin paralize olduğunu söyleyen Tansi, Özgür Özel’in yeni bir parti kurması durumunda tabanın stratejik davranacağını ifade etti. Tansi ayrıca, CHP’den istifa eden İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın yeni partinin ön saflarında yer alabileceğini söyledi.

“CHP paralize oldu”

Mutlak butlan kararı ile CHP’nin paralize olduğunu söyleyen Tansi,

“Cumhuriyet Halk Partisi paralize oldu. Bir mahkeme kararı var; bu sürekli ifade ediliyor. Ancak 21 Mayıs'tan itibaren Cumhuriyet Halk Partisi muhalefet edemiyor. Bu bir gerçek. 24 Mayıs'ta da kolluk kuvvetleriyle partinin genel merkezi el değiştirdi. Daha doğrusu, kolluk kuvvetleri çağrılarak ve onlardan yardım istenerek böyle bir süreç yaşandı. Şimdi ortada muhalefet edemeyen bir siyasi parti var. 7-8 Temmuz'da Ankara'da bir NATO Zirvesi düzenlenecek. Ekonomide problemler devam ediyor. Derin yoksulluk sürüyor. CHP'nin mahkeme kararıyla oluşan yeni yönetiminin MYK'sına baktığınızda, yalnızca kimlerin görevden alınacağı ve kimlerin ihraç edileceğiyle ilgili birtakım açıklamalar yapıldığını görüyorsunuz. Dolayısıyla sonuç açısından baktığımızda, Türkiye'de muhalefetin, ana muhalefet partisinin ve ana muhalefet konumunun paralize edildiğini çok net bir şekilde görebiliyorum” diye konuştu.

“Cumhur İttifakı'nın parçası olma sürecini fiilen ortaya koyuyor”

Türkiye’nin muhalefetsiz bir konuma geldiğini ifade eden Tansi,

“Hukuki zeminde her hukukçunun kendine göre yapacağı bir yorum vardır. Ancak burada şu noktaya bakmak gerekir: 2023 Kasım'ındaki siyasi döneme geri dönemezsiniz. Sürekli böyle bir anlayış ortaya konuluyor. Hukuk yoluyla o döneme ya da o sürece dönülmek istendiği ifade ediliyor; ancak Türkiye'de 1961 yılına kadar siyasi partiler Cemiyetler Kanunu ile yönetiliyordu. Daha sonra 1961 ve 1983 yıllarında iki ayrı Siyasi Partiler Kanunu çıkarıldı. Mutlak butlan ise bugünkü adıyla Dernekler Kanunu'nda yer alan bir kavramdır. Dolayısıyla bu ve benzeri siyaset mühendisliği yöntemleriyle bir çerçeve ortaya koymak ve bunu hukuki bir zeminde ifade etmek mümkündür. Ancak yapılması gereken, 45 günlük bir süre tanımlayarak partiyi normalleştirmektir. Buna rağmen, sanki kurultayla göreve gelmiş yeni bir yönetim varmış gibi bir hareket tarzı sergileniyor. Bu da beraberinde, parti tabanına ve parti seçmenine rağmen şekillenen bir parti yönetimi anlayışını ortaya çıkarıyor. Bence temel mesele budur. Bir de tabii Türkiye'de ortaya çıkan bu muhalefetsizlik durumu, beraberinde parti içindeki siyasal rövanşizmi de getiriyor. Bu süreç, ister istemez Cumhur İttifakı ile buluşma ya da genişletilmiş bir Cumhur İttifakı'nın parçası olma sürecini fiilen ortaya koyuyor diye düşünüyorum” değerlendirmesinde bulundu.

“Süreç görevden almalar ve ihraçlarla ilerliyor”

Tansi, “CHP içinden bakıldığında mevcut yapı Cumhuriyet Halk Partisi'nin kurumsal kimliğini taşıyor. Resmî ve hukuki açıdan durum da bunu gösteriyor. Ancak mesele, siyasetin mühendislik yöntemleriyle şekillendirilemeyeceği noktasında düğümleniyor. Bu nedenle parti tabanını ve örgütünü belirli bir bakış açısına göre değerlendirmek mümkün değil. Temsil zemininde önemli bir sorun ortaya çıkmış durumda. Parti yönetimi olağan kurultay sürecinden söz ediyor. Ancak bu sürecin nasıl işleyeceği hâlâ tartışmalı. Görevden almalar ve ihraçlarla şekillenen bir süreçte buna uygun bir parti yapısı oluşturuluyor. Bu zeminde yapılacak olağan kurultayın meşruiyetinin tesis edilmeye çalışıldığı anlaşılıyor. Altı aylık bir takvimin öngörülmesi ya da daha kısa bir sürenin gündeme gelmesi durumunda, Ocak veya Mart 2027'de yapılacak bir kurultaydan söz ediliyor. Buna karşılık Türkiye'de Kasım 2026'da bir baskın seçim yapılma ihtimali de bulunuyor. Böyle bir seçim gerçekleşmese bile parti içindeki parçalı yapının ve mücadelenin ne kadar süre devam edeceği sorusu ortada duruyor” şeklinde konuştu.

“Kaçınılmaz olarak bir yol ayrımı ortaya çıkacaktır”

Olağanüstü Kurultay süreci işlenmezse eğer CHP içinde yol ayrımı yaşanacağını ifade eden Tansi,

“Eğer mevcut yollar tıkanır ve olağanüstü kurultay, toplanan imzalara rağmen gerçekleştirilemezse; kurultay talebi sonuçsuz kalır ve yalnızca olağan kurultay seçeneği gündemde tutulursa, kaçınılmaz olarak bir yol ayrımı ortaya çıkacaktır. Bu durumda farklı seçenekler gündeme gelebilir. Seçime katılma yeterliliğine sahip mevcut partilerden birinin dönüştürülmesi ya da tamamen yeni bir siyasi partinin kurulması ihtimalleri konuşuluyor. Ancak belirleyici olan, siyasi sürecin doğal akışı olacaktır. Parti içi mücadeleyle topluma bir şey anlatmanın da bir sınırı var. Bir yandan meşruiyet mücadelesi sürerken Türkiye'nin temel sorunları yerinde durmuyor. Öte yandan parti içindeki tasfiye ve ihraç süreçleri sonucunda yönetimi elinde bulunduran grup, milletvekili adaylarını belirleme gücünü de elinde tutacak. Belediye seçimlerine henüz zaman olsa da bu durum yeni tartışmaları beraberinde getirebilir. Cumhurbaşkanı adayının kim olacağı da sürecin önemli başlıklarından biri. Yeni sistemde seçilme ihtimali bulunmayan bir ismi aday göstermek teknik olarak aday belirlemek anlamına gelse de fiilen farklı sonuçlar doğurabilir” dedi.

“CHP tabanı her zaman stratejik oy kullandı”

Yeni parti kurulması durumda CHP seçmenin stratejik oy kullanacağını ifade eden Tansi,

“CHP tabanının ve CHP seçmeninin her zaman stratejik oy kullanma eğilimi vardır. Tarihe baktığımızda bunun birçok örneğini görüyoruz. CHP, 1981 ile 1992 yılları arasında siyaset sahnesinde yer almadı. Bu dönemde Halkçı Parti, SODEP ve SHP vardı. Daha sonra bu yapılar yeniden CHP çatısı altında birleşti. 1994 yerel seçimlerinde CHP, kurumsal kimliği ve logosuyla seçime girdi ancak yüzde 4,62 oy aldı. Bir yıl sonra yapılan 1995 genel seçimlerinde DSP yüzde 14 oy alırken, CHP yüzde 10,7 oy aldı. 1999 seçimlerinde ise DSP yüzde 22 oy oranına ulaşırken CHP yüzde 8,7 ile seçim barajının altında kaldı. Dolayısıyla siyasette sıkça rastlanan bir kolaycılık var. Parti logosunu ve kurumsal kimliğini elinde bulunduranların, seçmenin de otomatik olarak gelip oy vereceğini düşündüğü bir yaklaşım söz konusu. Oysa mesele bundan ibaret değil” açıklamasında bulundu.

“Kılıçdaroğlu, 2009 seçimlerinin rüzgarını arkasına aldı”

Tansi, “Kemal Kılıçdaroğlu, 2010 yılında CHP Genel Başkanlığı'na geldiğinde farklı bir siyasi atmosfer vardı. 2009 yerel seçimlerinin yarattığı bir rüzgâr bulunuyordu. CHP Türkiye genelinde yüzde 23 oy almıştı. Kılıçdaroğlu ise İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminde yaklaşık yüzde 38 oy oranına ulaşmıştı. O dönemde Deniz Baykal'ın yıpranmışlığı vardı ve bilinen nedenlerle görevini bırakmak zorunda kalmıştı. Ayrıca ortada güçlü bir alternatif aday da bulunmuyordu. O dönemde oluşan siyasi rüzgârla referandumlarda ve seçimlerde önemli ölçüde siyasi kredi kullanıldı. Ancak bugün 2026 yılındaki tablo farklı. Kamuoyunun konuya bakış açısı değişmiş durumda. Kılıçdaroğlu sürekli olarak kendisini ve yaşanan süreci anlatmak zorunda kalıyor. Onunla birlikte hareket eden isimler de benzer bir çaba içerisinde bulunuyor. CHP seçmeni, eğer ortada bir sorun görürse, geçmişte olduğu gibi yine toplu ve stratejik bir şekilde hareket edebilir. CHP logosuyla ilgili bir sorun olmayabilir; ancak logoyu taşıyan kadrolarla ilgili bir sorun ortaya çıkarsa, seçmen desteği başka bir siyasi parti etrafında konsolide olabilir” diye konuştu.

“Oyların ortadan ikiye bölüneceğini düşünmüyorum”

Oyların yeni kurulacak partide konsolide olmasının daha yüksek bir ihtimal olduğunu ifade eden Tansi,

“Elbette oyların nasıl dağılacağını bugünden kesin olarak bilmek mümkün değildir. Bir yapının yüzde 30, diğerinin yüzde 1 veya 2 oy alıp almayacağını kimse kesin olarak söyleyemez. Ancak ben oyların ortadan ikiye bölüneceğini düşünmüyorum. Bazı değerlendirmelerde dile getirilen 18'e 15 gibi bir bölünmenin gerçekleşeceği kanaatinde değilim. Bu, elbette bir öngörüdür. Ancak mevcut şartlarda oyların kurulacak yeni bir partide ya da yeni bir siyasi yapıda konsolide olma ihtimalinin daha yüksek olduğunu düşünüyorum. Çünkü ortada belirli bir siyasi dalga var. Bu dalganın yoğunlaştığı bir nokta ve karşılık bulduğu bir toplumsal zemin bulunuyor. Ancak bütün bunları Haziran 2026 koşulları içinde değerlendiriyoruz. Siyasetin nasıl yapıldığı, toplumla nasıl iletişim kurulduğu, yeni bir partinin hangi şartlarda kurulduğu ya da mevcut bir partiye nasıl geçiş yapıldığı gibi unsurlar sonucu doğrudan etkileyebilir. Sonuçta siyasette 24 saat bile çok uzun bir zamandır” ifadelerini kullandı.

“Temel sorun muhalefetsizlik ve rekabetsizliktir”

Türkiye siyasetinde muhalefet ve rekabet ortamının kalmadığını ifade eden Tansi,

“Bu süreç boyunca, mutlak butlan kararı sonrasında yönetimi devralan ekibin Türkiye'nin temel sorunlarına ilişkin güçlü bir alternatif ortaya koyamadığı görülüyor. Ekonomik kriz, sosyal sorunlar, hukuk devletiyle ilgili tartışmalar ve dış politikadaki belirsizlikler konusunda 21 Mayıs'tan itibaren CHP adına ortaya konulmuş belirgin bir alternatif bulunmuyor. Gelinen noktada temel sorun muhalefetsizlik ve rekabetsizliktir. Türk siyasi sistemi ve Türk demokrasisi açısından en büyük problemin de burada ortaya çıktığını düşünüyorum. Bu durum aşılmadığı takdirde süreç bir siyasi patinaj dönemi olarak devam edecektir. İleride yeni bir siyasi yapı altında yeniden bir araya gelinip gelinmeyeceğini zaman gösterecek. Ancak böyle bir ihtimalin bile önemli bir zaman kaybına yol açacağı açıktır. En azından 2026 yazı, Türkiye'de bu tartışmaların gölgesinde ve etkili bir muhalefet zemini oluşmadan geçecektir. 2026 sonbaharında yeni bir yapılanma ortaya çıkar mı ve güçlü bir muhalefet hattı kurabilir mi, bunu zaman gösterecek. Özgür Özel'in yurt gezileri devam ediyor. Kendisini anlatmaya ve siyasi pozisyonunu ortaya koymaya çalışıyor. Bu geziler son derece önemlidir. Artık 2010 yılının koşullarında değiliz. Türkiye, 2026 yılında ekonomik krizin, sosyal sorunların ve toplumsal depresyonun çok daha derinleştiği bir dönemden geçiyor. Hep birlikte gözlemlediğimiz tablo da budur” dedi.

“Siyasal iktidarın işine yarar”

Tansi, “Tabandaki hareketlilik ve dip dalgası doğru yönetilebilirse önemli sonuçlar doğurabilir. Ancak burada öncelikle bazı şartların yerine getirilmesi gerekiyor. "Bu iş bitti, yeni bir yapı kurulacak ve her şey değişecek" şeklindeki bir yaklaşım gerçekçi olmayan beklentiler yaratır. Önemli olan, ortaya çıkan enerjiyi somut bir siyasi zemine oturtmak ve bunu sürdürülebilir hale getirmektir. Bu sürecin doğru yönetilmesi gerekiyor. İster CHP içinde kalınsın ister farklı bir yapı ortaya çıksın, CHP eksenli bir iç tartışma gündemi bulunuyor. Eğer Özgür Özel ve onunla birlikte hareket eden taban dinamiği bu tartışmaları aşabilir ve enerjisini Türkiye'nin temel sorunları ile siyasal iktidara yönelik muhalefete yönlendirebilirse, ortaya güçlü bir siyasi dalga çıkabilir. Ancak bütün gündem mutlak butlan kararı sonrasında ortaya çıkan ekiple rekabete ve iç tartışmalara sıkışırsa, bu durum yalnızca siyasal iktidarın işine yarar. Siyasetin dar bir alana sıkışması, muhalefetin etkisini azaltır” dedi.

Gümrükçü'den Başkan Tugay'a çağrı: Tugay’ı CHP’ye davet ediyorum
Gümrükçü'den Başkan Tugay'a çağrı: Tugay’ı CHP’ye davet ediyorum
İçeriği Görüntüle

“Sonbaharda seçim olursa muhalefet hazırlıksız yakalanır”

Olası bir erken seçime muhalefetin hazırlıksız yakalanabileceğinin altını çizen Tansi,

“Bugün iktidar sonbaharda bir baskın seçim kararı alacak olsa, muhalefetin hazırlıksız yakalanma ihtimali bulunuyor. Bununla birlikte, seçime girme yeterliliğine sahip mevcut bir siyasi parti üzerinden hareket edilmesini öngören alternatif senaryoların da konuşulduğu görülüyor. Böyle bir planın doğru değerlendirilmesi halinde, yaklaşık çeyrek asırdır devam eden siyasi iktidar denkleminde önemli değişiklikler yaşanabilir. Buna karşılık sürecin yalnızca bir iç kavga görüntüsü vermesi halinde bundan yararlanacak olan yine siyasal iktidar olacaktır. Bu nedenle mevcut CHP'nin kurumsal kimliğinin ve logosunun zarar görme riski oldukça yüksektir. Geçmişte SHP ile CHP'nin birleşmesiyle 1995 yılında bir birliktelik sağlanmış, ancak bu siyasi olarak beklenen sonucu üretmemişti. CHP'nin yeniden güçlü bir siyasi aktör haline gelmesi ise 2002 seçimlerinden sonra mümkün oldu. DSP'nin sandıkta yaşadığı kaybın ardından oylar büyük ölçüde CHP'de konsolide oldu ve parti yeniden Türk siyasetinin önemli aktörlerinden biri haline geldi. Ancak CHP'nin tarihsel kimliğine rağmen ulaştığı oy oranlarının da sınırları bulunuyordu. Parti, 2002 seçimlerinde yaklaşık yüzde 19 oy aldı. 2007 seçimlerinde DSP ile yapılan ittifaka rağmen bu oran yaklaşık yüzde 21 seviyesine çıktı. Sonraki yıllarda muhalefet seçmeninde ortaya çıkan konsolidasyon ihtiyacı ve stratejik oy kullanma eğilimiyle birlikte CHP'nin oylarında yükseliş yaşandı. 2023 seçimlerine bakıldığında, Kemal Kılıçdaroğlu'nun cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ikinci turunda yüzde 48'e ulaşan bir oy oranı yakaladığı görülüyor. Ancak bu sonuç geniş bir ittifakın desteğiyle elde edildi. Aynı seçimde CHP'nin milletvekili seçimlerinde aldığı oy oranına bakıldığında ise partinin kendi siyasal ağırlığını görmek mümkün oluyor. Bu nedenle Türkiye'de hiçbir siyasi partinin oyunun garanti olmadığı unutulmamalıdır. Hiçbir seçmen kitlesi kalıcı ve değişmez değildir. Sonuçlar, sürecin ne kadar doğru yönetildiğiyle doğrudan bağlantılıdır” diye konuştu.

“Cemil Tugay ön saflarda olabilir”

CHP’den istifa eden İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın yeni kurulacak partide ön saflarda olacağını ifade eden Tansi,

“İzmir örneğinde de benzer bir durum görülüyor. Cemil Tugay'ın istifasının önemli bir gelişme olduğu değerlendiriliyor. CHP siyaseti açısından olası yeni bir siyasi oluşumun ortaya çıkması halinde, Cemil Tugay'ın da bu süreçte ön saflarda ve etkili isimlerden biri olabileceği öngörülüyor” diyerek sözlerini tamamladı.

Muhabir: Semi Tektas