YAĞMUR KARADAĞ/Dokuz Eylül TV’de yayınlanan Gerçeğin Öteki Yüzü - Fikr-i İsyan programında İzmir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Dilek Gappi, Avukat Murat Aydın ve Gazeteci Ender Aldanmaz; Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP) yaşanan ayrışma, Özgür Özel’in yeni parti kurma hamlesi ve iktidarın muhtemel yargısal/bürokratik adımlarını ele aldı.

YENİ PARTİ HAMLESİ

İzmir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Dilek Gappi, Türkiye siyasetinde en önemli gelişmelerden birinin yaşandığını belirterek, CHP Grup Başkanı Özgür Özel’in, 74 ilden gelen seçilmiş il başkanları, milletvekilleri ve Parti Meclisi üyeleriyle birlikte düzenlediği grup toplantısında partiye veda ettiğini aktardı. CHP'nin 38. Olağan Kurultayı'na ilişkin açılan Mutlak Butlan davasının 16 Eylül 2026’ya ertelendiğini de hatırlatan Gappi, "Yeni bir parti kurulmasını iktidar gerçekten bekliyor muydu?” sorusunu sordu.

GEREKTİĞİNDE RÜTBELER SÖKÜLMELİ

Avukat Murat Aydın, CHP'nin bugüne kadar 8 genel başkan gördüğünü, her birinin kıymetli olduğunu ancak toplumda sadece iki tanesinin "lider" olarak tanımlandığını belirtti. Aydın, bu isimlerin kurucu Genel Başkan Mustafa Kemal Atatürk ile Bülent Ecevit olduğunu vurgularken, her iki liderin ortak yanının "gerektiğinde rütbelerini sökmeyi, halkın içine dönmeyi ve halkla birlikte yürümeyi başarabilmek ve buna cesaret edebilmek" olduğunu ifade etti. Özgür Özel’in de tam olarak bunu yaptığını dile getiren Aydın, Özel'in CHP Genel Başkanlığını, Grup Başkanlığını ve parti liderliğini bırakarak halkla birlikte yeni bir oluşum ortaya çıkarmaya çalıştığını ifade etti. Türk siyasi hayatının parti içi tartışmalardan doğan birçok küçük parti ve küskünler hareketi" gördüğünü ve bunların hiç birinin başarılı olamadığını hatırlatan Aydın, yaşanan durumun bir küskünler hareketi olmadığını vurguladı. Aydın bu ayrışmayı; 1946 yılında Dörtlü Takrir sonucu Celâl Bayar, Adnan Menderes, Fuat Köprülü, Refik Koraltan’ın CHP’den ayrılarak Demokrat Parti’yi kurmalarına benzetti.

CHP’YE OY VERMEYEN KİTLELER ÖNEM TAŞIYACAK

Dilek Gappi’nin, milletvekili dağılımına bakıldığında 90 milletvekilinin yeni partiye geçmesinin beklendiğini, geriye ise yaklaşık 45 milletvekilinin kaldığını hatırlatması üzerine Aydın, milletvekillerinin temsil makamı olarak önemli olmakla birlikte parti örgütünü ve seçmen tabanını tam anlamıyla birebir yansıtmadığını ifade etti. Burada asıl belirleyici olan unsurun ise Aydın, “CHP'de kalanların alacağı oydan ziyade, bu yeni partinin bugüne kadar CHP'ye oy vermeyen kitlelerin ne kadarının teveccühüne sahip olacağının önem taşıyacak. İYİ Parti, Zafer Partisi, MHP ve hatta AK Parti tabanının ne kadarının buraya yöneleceği belirleyici olacaktır” dedi.

A Y4 I0328

“DOKUNULMAZLIKLAR KALDIRILABİLİR”

Dilek Gappi’nin, "Bu bir stratejik hamleyse yeni hamle gelecek demektir. Bu yeni hamle dokunulmazlıkların kaldırılması olabilir mi?" sorusuna da yanıt veren Murat Aydın, siyasi iktidarın toplumsal muhalefeti baskı altına almak için son 4-5 yıldır oldukça sert reaksiyonlar gösterdiğini ancak istediği sonucu tam olarak alamadığını savundu. Aydın; Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanması, diplomasının iptali, 19 Mart süreci, belediye başkanlarına yönelik adımlar ve CHP’ye yönelik son gelişmeleri örnek göstererek şunları kaydetti:

“Siyasi iktidarın dokunulmazlıkları kaldırma ya da insanları hapse atma ihtimali var ancak kırılma anından sonra bunların bir anlamı kalmadı. Gösterilen bürokratik ve yargısal reaksiyonlar toplumsal muhalefeti çözmüyor ve ayrıştırmıyor. İktidara yaklaşan kopmalar olsa da siyasal muhalefeti aşan büyük toplumsal muhalefet kitlesi dağılmadı ve korku eşiği artık yavaş yavaş aşıldı. AK Parti artık yukarıdan aşağı dizayn edilen bürokratik bir yapılanmadır, bir devlet dairesidir. Sokağa çıkan AK Partililere bakın, hepsi iyi giyimli, takım elbiseli memur durumundalar."

“ÖZEL’İN AYRILIĞI ‘TADINDA’ GERÇEKLEŞTİ”

Ege Bölgesi’ndeki son tabloyu değerlendiren gazeteci Ender Aldanmaz, İzmir’de ve Manisa’da parti içi tartışmalarla ilgili ciddi hareketlilikler olduğunu ifade etti. Aldanmaz, “İzmir’de bazı ilçe başkanlarının görevden alınıp alınmayacağına dair tartışmalar sürerken, Manisa’da yaklaşık 10 gündür ilçelerden gelen partililerin il binasında nöbet tutuluyor. Hikmet Özalper’in partiyi "Mutlak Butlan" ekibine bırakmama iradesi gösterdi, atanan yeni il başkanı Engin Uzun’un açıklamalarına da tepki verdi” dedi.

Aldanmaz, sürecin uzaması halinde tabanda kırılma ve muhalefete karşı bıkkınlık oluşabileceğini, bu nedenle Özel’in ayrılığın "tadında" gerçekleştiğini de belirtti. Özgür Özel’in açıklamasındaki önemli bir detaya dikkat çeken Aldanmaz, Özel’in “Bizden Eylül ayındaki kongre sürecinde yer almamızı ve kavga görüntüsü vermemizi istediler. İktidar delege kavgası görüntüsü oluşmasını istiyordu. Biz bu riski göze alamazdık" dediğini aktardı.

Gappi ise halkta Özgür Özel’in kuracağı partinin arkasından gitme yönünde bir dalga olduğunu ancak bu rüzgarın çok çabuk yön değiştirebileceğini belirtti. Gappi, "Özgür Özel yola çıktığında bazı yol arkadaşlarından uzaklaştı. Bunları toparlama derdine mi girer, yoksa bir seleksiyon mu olur sürecin kolay olmayacağı açık” yorumunda bulundu.

SAHA SİYASETİ ÖNEMSENECEK VURGUSU

Gappi ise halkta Özgür Özel’in kuracağı partinin arkasından gitme yönünde bir dalga olduğunu ancak bu rüzgarın çok çabuk yön değiştirebileceğini belirtti. Gappi, "Özgür Özel yola çıktığında bazı yol arkadaşlarından uzaklaştı. Bunları toparlama derdine mi girer, yoksa bir seleksiyon mu olur?" diye sordu.

Murat Aydın, Özgür Özel’in bundan sonra saha siyasetini önemseyeceğini, parti içi tartışmalardan uzaklaşıp halkla birlikte yürümeye çalışacağını söyledi.

KADROLAR ZARAR VERİYOR

Gappi, yeni parti hareketinin, sosyal demokrasi anlayışının halka çok iyi anlatması gerektiğini, aksi takdirde "butlancıların" düştüğü duruma düşme riski bulunduğunu da dikkat çekti. Gappi, Mutlak Butlan tarafının "partiyi arındırmaya geleceğiz" sloganıyla ortaya çıktığını ancak açıklanan isimler ve yapılan yanlışlar nedeniyle halkın bu misyona inanmadığını belirterek, “Mutlak Butlan ekibinin gücünün gittikçe azaldı, yapılabilecek tek hamle Kemal Kılıçdaroğlu’nu ekarte edip halkı kucaklayacak yeni bir ismi öne sürmek olabilir. Ancak aynı olmasada benzer risk Özgür Özel için de geçerli, yani halka tepeden bakan ve sosyal demokrasiyi hissettiremeyen bir kadroyu yine yanında taşırsa erime yaşanabilir” diye konuştu.

Murat Aydın, Özgür Özel’in bundan sonra saha siyasetini önemseyeceğini, parti içi tartışmalardan uzaklaşıp halkla birlikte yürümeye çalışacağını söyledi. Aldanmaz ise meşru siyaset alanının yargı eliyle ve kayyumlarla tasfiye edilmek istendiğini, halkın ekonomik kriz yerine CHP’deki krizleri konuşmasının iktidar tarafından hedeflendiğini belirtti. Ancak yeni parti adımının tarihsel bir kırılma yaratabileceğini ve Özgür Özel’in sırtındaki yükü daha da artırdığını kaydetti.

YENİ PARTİNİN İZMİR İL BAŞKANI ÇAĞATAY GÜÇ OLUR MU?

Dilek Gappi’nin "Yeni partinin İzmir İl Başkanı Çağatay Güç olur mu?" sorusu üzerine Murat Aydın, bunların teknik ayrıntılar olduğunu ve henüz konuşulmadığını, artık bireysel pozisyonlardan ziyade büyük hedefe odaklanılması gerektiğini dile getirdi.

BAŞKAN TUGAY’IN BİR KARAR ALMASI GEREKECEK

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın CHP’den ayrılması konusunda ise gazeteci Ender Aldanmaz, Tugay’ın istifasının üzerinden yaklaşık bir ay geçtiğini ve istifanın şu an kentin gündeminden düştüğünü belirtti. Tugay’ın polemik yaratacak açıklamalardan kaçındığını ve içe kapalı bir duruş sergilendiğini söyleyen Aldanmaz, yeni partinin resmen kurulmasıyla birlikte Tugay’ın da Özgür Özel ile mi yürüyeceği, bağımsız mı kalacağı yoksa AK Parti’ye mi geçeceği konusunda bir karar alması gerekeceğini ifade etti.

Whatsapp Image 2026 07 21 At 13.37.49

NEDEN BÜTÜN YARIMADA BİRDEN YAPILAŞMAYA AÇILIYOR?

Programın son bölümünde kentin ana meselelerine geçildi. Dilek Gappi, Çeşme ve Urla’dan oluşan Yarımada’nın İzmir’in doğası, oksijeni ve güzelliği açısından muazzam bir yer olduğunu ancak Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın Çeşme Planları ile ilgili ciddi gelişmeler yaşandığını aktardı. Planın detaylarına ilişkin endişelerini paylaşan Gappi, şunları söyledi:

“Proje kapsadığı 16 bin hektarlık alanla devasa; tüm Urla’nın 32 bin hektar civarında olduğu düşünüldüğünde yarısına tekabül ediyor. Planın içerisinde golf tesisleri ve otellerin yanı sıra yapılaşma da yer alıyor. Proje gündeme geldiğinde 100 bin yatak kapasitesi içeriyordu tepkiler üzerine kapasite 24 bin yatağa kadar indirildi. Şu an ki haliyle 4 adet büyük ölçekli golf resort, 10 adet resort tipi tesis, lojmanlar, lüks villa, turistik tesislerle birlikte yüzbinlerce metrekareyi aşıyor. Ayrıca şu anda Kültür Turizm Bakanlığı planlaması söz konusu olsa da yeni imarlaşma durumunda Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı devreye girmesi mümkün. Yarımada’da kaçak ve niteliksiz yapılaşma zaten mevcutken, otel ruhsatı alınıp sonradan rezidanslara bölünen tesisler büyük bir tehlike oluşturuyor. Turizmin gelişmesi, üst segment turistin gelmesi ve golf tesisleri yapılması mantıklı olabilir; ancak bu neden aşama aşama, kademeli ve butik bir modelle yapılmıyor da bütün Yarımada birden yapılaşmaya açılıyor? Neden küçük ölçekli alansal planlama yapılarak örnek turizm destinasyonları oluşturulmuyor? Belediye başkanlarının ve meclis üyelerinin bu duruma sessiz kalması anlaşılır gibi değildir.”

"ESKİ PROJENİN MAKYAJLANMIŞ HALİ"

Ender Aldanmaz ise bu projenin Danıştay tarafından iptal edilen 1. Çeşme Projesi'nin devamı ve makyajlanmış hali olduğunu belirtti. Ege Turistik İşletmeler ve Konaklamalar Birliği'nin (ETİK) yayınladığı taslak metin ile Bakanlığın verilerinin örtüştüğünü söyleyen Aldanmaz, eski projede 100 bin olan yatak kapasitesinin 23 bine, 20 olan golf sahası sayısının ise 8’e düşürüldüğünü aktardı. Ayrıca Bakanlığın iş dünyasına, Cemil Tugay’a ve Lale Denizli’ye sunumlar yaptığını, iş dünyasının projeye destek verdiğini ve AK Parti’nin bunu İzmir için bir "mega proje" olarak sunduğunu ifade etti.

Gappi ise bunun mega bir proje olmadığını, alanın villa ve rezidanslarla doldurulma riski taşıdığını dile getirdi.

"İŞ DÜNYASI DESTEKLİYORSA O PROJE KÖTÜDÜR"

300 yıllık sır gün yüzüne çıktı: Halley İzmir Körfezi’nin kaderini çizmiş!
300 yıllık sır gün yüzüne çıktı: Halley İzmir Körfezi’nin kaderini çizmiş!
İçeriği Görüntüle

Projenin yöntemine ve felsefesine sert tepki gösteren Avukat Murat Aydın da şu değerlendirmelerde bulundu:

"Birisi önümüze bir şey koyuyor, biz onun çizdiği sınırlar içinde '8 sahil olmasın, 6 olsun' diye tartışıyoruz. Kurumlarına ve planlarına güvenilmeyen bir ülkedeyiz. 'Yüksekliği şu kadar olacak' deniyor, güveniyor muyuz? Hayır, yarın değiştireceklerini biliyoruz. Plan ne için yapılır? Kamu yararı, çevre ve sürdürülebilirlik için mi, yoksa rant ve para için mi? Hiçbir şey bilmeme gerek yok. Bu projenin iyi olacağını söyleyen bir tek iş dünyası varsa, bu proje bence kötüdür! Alsancak Limanı örneğinde olduğu gibi, İzmir iş dünyasının olaya sadece rant ve kalkınmacılık üzerinden baktığını biliyoruz."

Dünyanın artık mega projelerden uzaklaşıp küçük, yerel, örgütlü ve sürdürülebilir projelere yöneldiğini söyleyen Aydın; su fakiri olan Yarımada’da golf sahalarının çimlerini sulamak için "Denizden su arıtılacak” iddiasının inandırıcı olmadığını belirtti. Aydın, tesislerin maliyet yüzünden bu arıtma sistemlerini çalıştırmayacağını, elektrik faturasını ödememek için fabrikaların arıtmasını çalıştırmadığı bir toplumda bu sözlere inanmanın mümkün olmadığını savundu.

Dilek Gappi’nin "Belediyeler neden görüş bildirmiyor?" sorusuna ise Aydın, ortada henüz belediyelerin denetleyebileceği resmi bir planlama olmadığını, sadece Ankara’dan elde edilen fikirlerin bulunduğunu ifade etti.

Tutuklanan Gazeteci Alican Uludag Mesaj Gonderdi

GAZETECİ ALİCAN ULUDAĞ’IN GÖZALTINA ALINMASI

Programın sonunda Dilek Gappi, gazeteci Alican Uludağ’ın tekrar gözaltına alındığını dile getirdi. Gözaltı gerekçesinin Türk Ceza Kanunu’ndaki "dezenformasyon" maddesi mi yoksa "halkı kine ve düşmanlığa tahrik" maddesi mi olduğunu henüz bilmediğini belirten Gappi, "Alican Uludağ çok iyi bir araştırmacı gazetecidir, daima belgeli haber yapan bir isimdir. Umarım bir an önce serbest kalır” diye konuştu.

Kaynak: YAĞMUR KARADAĞ