ÖMER CEYLAN - İzmir’in Urla ilçesi Kuşçular Mahallesi’nde bulunan değerli taşınmazlar üzerinde yaşanan mülkiyet ihlali, izinsiz kullanım ve usulsüz satış iddiaları yargıya taşındı. İtalya’nın Milano kentinde yaşayan mülk sahibi Gülçin Hayriye Tanıl, Kuşçular Mahallesi 111 ada 73 ve 74 parsel sayılı arazilerinin rızası ve bilgisi dışında fiilen işgal edildiğini, zeytin ağaçlarının kesilerek kaçak yapılar dikildiğini ve arazinin yetkisiz kişilerce üçüncü kişilere pazarlandığını öne sürerek Urla Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu.

“NOTERDE YAPILMAYAN SÖZLEŞMEYİ İPTAL ETTİK, TAPU DEVRİ İMKANSIZ”
Şüpheli T. D. ile 18 Nisan 2024 tarihinde 2 milyon 70 bin Avro tutarında gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi imzaladıklarını belirten Tanıl, karşı tarafın ödemeleri yapmadığını söyledi. T. D.'nin toplam bedelin yalnızca 710 bin Avro'luk kısmını ödediğini, kalan 1 milyon 360 bin Avro ödemeyi ise gerçekleştirmediğini ifade eden Tanıl, yükümlülüklerin yerine getirilmemesi nedeniyle satış anlaşmasının geçerliliği yitirdiğini vurguladı. Ödemeler zamanında yapılmadığı için noter kanalıyla ihbarname çekerek sözleşmeyi iptal ettiklerini dile getiren Tanıl, söz konusu şahısların tapu devri alma haklarının kesinlikle bulunmadığını kaydetti. Tapu devri yapılmamasına ve mülkiyet resmi olarak halen kendisinde olmasına rağmen şüphelilerin araziyi kendi malvarlıkları gibi kullanmaya ve üçüncü kişilere pazarlamaya başladıklarını öne sürdü.
“250 ZEYTİN AĞACIM KESİLDİ, CEZAYI MİLANO’DA ÖĞRENDİM”
Araziye bilgisi dışında girildiğini ve büyük bir doğa tahribatı yapıldığını savunan Tanıl, şüpheli şahsın habersizce araziye girip 250 zeytin ağacını kestiğini öne sürdü. Olayı Milano’daki adresine Türkiye’den gelen 5 bin Avro’luk ceza tebligatı ile öğrendiğini belirten Tanıl, jandarma ve orman ekiplerinin tespiti sonucu cezanın tapu sahibi olduğu için kendisine kesildiğini ifade etti. 2010 yılından bu yana İtalya’da yaşadığını ve ikametgahının orada olduğunu aktaran Tanıl, bilgisi dışındaki kaçak eylemler ve imar kirliliği nedeniyle sürekli davalar ve idari cezalarla uğraşmak zorunda kaldığını dile getirdi. Şüphelilerin arazi üzerine ruhsatsız konteynerler koyduğunu, kaçak hat çekerek elektrik bağlattığını ve bu usulsüzlüklerin cezalarının da tapu maliki sıfatıyla kendisine gönderildiğini sözlerine ekledi.
“130 PARÇAYA BÖLÜP ‘TINY HOUSE’ VAADİYLE KAPORA TOPLADILAR”
Arazinin parselasyon şemalarıyla haricen bölündüğünü ve kooperatif adı altında pazarlandığını sosyal medya reklamlarından fark ettiğini ifade eden Tanıl, arazisinden elde edilen zeytinlerin dahi izinsiz sıkılarak dağıtıldığını, alana taşlar döşenip yollar yapıldığını belirtti. Taşınmazın 130 parçaya bölünüp 'Tiny House' ve kooperatif hissesi adı altında satılmaya çalışıldığını kaydeden Tanıl, ilgili mevzuata göre bu projede Tiny House kullanımının kanunen yasak olduğunu vurguladı. Yetkisiz emlakçılar ve hayali kooperatifler üzerinden vatandaşlardan kapora ve satış bedelleri toplandığı iddiasinda bulunan Tanıl, mülk sahibi olarak e-Devlet üzerinden kimseye yetki vermediğini, yapılan işlemin tamamen hayali bir ticaret ve organize suç faaliyeti olduğunu öne sürdü.
Bu işin arkasında G. U., T. D., İnşaat şirketi ve Ankara’dan bir emlakçı bulunduğunu öne süren Tanıl, planlı bir yapının kurulduğunu iddia etti. Tanıl, emlakçılar aracılığıyla alıcıymış gibi gelinip, arazinin parası ödenmeden ve noter sözleşmesi yapılmadan arazinin üzerine konulduğunu savundu.
“OTİZM HASTASI ÇOCUĞUMU BIRAKIP GELDİM”
Bu yapının şantaj, tehdit ve asılsız ihbarlarla kendisini baskı altına almaya çalıştığını iddia eden Tanıl, şüphelinin kendisi hakkında savcılığa asılsız suç duyurusunda bulunduğunu, bakıma muhtaç otizmli çocuğunu İtalya’da bırakarak Türkiye’ye gelmek ve ifade vererek dosyayı kapattırmak zorunda kaldığını ifade etti. Kendisine 60'tan fazla taciz mesajı atıldığını ve bu konuda ayrı bir suç duyurusunda bulunduğunu aktaran Tanıl, bu yapının Urla’da konuyu haberleştirmek isteyen gazetecileri ve ailelerini tehdit ettiği iddiasında bulundu. Savcılığa ek dilekçe vererek süreçte aktif rol alan emlakçıların ve yetkisiz kooperatif yöneticilerinin de soruşturmaya dahil edilmesini istediklerini kaydeden Tanıl, vatandaşların tapusu kooperatifte olmayan yerlerden hisse almamaları ve derhal emniyete başvurmaları gerektiğini belirtti.

ADLİ VE İDARİ MERCİLER HAREKETE GEÇTİ
Süreçle ilgili olarak mülk sahibinin vekili Av. Gül Şahin tarafından Urla Cumhuriyet Başsavcılığı’na (Soruşturma No: 2026/1598) sunulan ek dilekçede; pazarlama zincirinde yer alan emlakçıların, kooperatif yöneticilerinin ve tüm sorumluların “Nitelikli Dolandırıcılık”, “Mala Zarar Verme”, “Hakkı Olmayan Yere Tecavüz” ve “Tehdit” suçlarından yargılanması talep edildi. Diğer yandan Av. Miraç Akın Aldırmazoğlu ise Urla Kaymakamlığı’na 3091 sayılı Kanun uyarınca zilyetliğe tecavüzün önlenmesi başvurusunda bulunurken, Urla Belediyesi’ne de kaçak imalatlar, usulsüz altyapı ve kesilen ağaçlar hakkında ihtarname çekti. Adli ve idari soruşturmaların genişletilerek sürdürüldüğü bildirildi.
KARŞI TARAF İDDİALARI REDDETTİ: “MAĞDUR EDİLEN BİZİZ”
Konuya ilişkin soruları yanıtlayan T. D. ve temsilcileri ise yöneltilen suçlamaları kesin bir dille reddederek yargı sürecine işaret etti. Yargının her şeye cevap vereceğini belirten T. D., asılsız haberler yapıldığını dile getirdi. Karşı taraf hakkında dolandırıcılıktan yakalama kararı olduğunu savunan T. D., Urla Asliye Hukuk Mahkemesi'nde açtıkları dava neticesinde bahse konu yerde ihtiyati tedbir kararlarının mevcut olduğunu söyledi. Yapılan haberlerle kendilerinin zora sokulmak istendiğini ve hakkından vazgeçmesinin beklendiğini iddia eden T. D., Türk adaletine güveninin tam olduğunu ifade etti.
Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan E. G. ise haberlerin doğru olmadığını dile getirerek sürecin detaylarını aktardı. Mülk sahibi ile anlaşma sağlanıp satış vaadi sözleşmesi yapıldığını ve arazide çalışma izni alındığını belirten E. G., kendisine ödenmiş olan 700 bin Avro kapora bedelini geri istediklerini ancak konunun çözüleceği söylenerek bekletildiklerini dile getirdi. Burayı kooperatif usulü konut projesi yapma hedefiyle 3 yıl boyunca beklediklerini söyleyen E. G., anlaşılan kapora için mülk sahibinin hem fazla bedel istediğini hem de 3 yıl önceki kurdan hesaplayıp iade etmek istediğini kaydetti. Mülk sahibi ile uzlaşmaya çalıştıklarını fakat yaşanan durumu kabul etmeyerek 700 bin Avro'yu iade etmediğini öne süren E. G., bu nedenle konuyu mahkemeye taşıdıklarını ve mahkemenin vereceği karara göre araziyi resmi merciler yoluyla almak istediklerini ifade etti. Ortada iptal olmuş bir durumun söz konusu olmadığını savunan E. G., mahkeme sonucunu beklediklerini sözlerine ekledi.




