Türkiye’nin ev sahipliğinde 7-8 Temmuz tarihlerinde gerçekleştirilecek olan 36. NATO Zirvesi’nin Beştepe merkezli diplomasi trafiği netleşirken, ABD Başkanı Donald Trump’ın Beyaz Saray tarafından yayımlanan güncel çalışma takvimi dikkat çeken bir eksikle geldi. Trump’ın Ankara’daki resmi programında, Türkiye’ye gelen yabancı devlet başkanları için köklü bir diplomatik gelenek olan Anıtkabir ziyareti yer almadı. Üstelik bu durum sadece Trump ile sınırlı kalmadı; zirveye katılan diğer hiçbir liderin resmi takvimine de bu madde eklenmedi.
Trump’ın yoğun ajandası kurucu değerlerin önüne mi geçti?
Resmi makamlar kararın gerekçesine dair sessizliğini korurken, perde arkasında Suriye ve Ukrayna krizleri başta olmak üzere Trump’ın Beştepe’de yürüteceği saat saat planlanmış ikili görüşme trafiği adres gösteriliyor. Ancak Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün mozolesine çelenk bırakılması, sadece sıradan bir seremoni değil; bu toprakların tarihine ve egemenlik sembollerine sunulan diplomatik bir saygının göstergesidir. Zirvenin büyüklüğü ne olursa olsun, başta Trump olmak üzere misafir devlet başkanlarının bu önemli sembolü programlarının dışına itmesi, diplomatik nezaket ve esneklik sınırlarının nerede bittiği sorusunu akıllara getiriyor.

Temsiliyet düzeyi düşürüldü: Liderler yok, heyet var
Trump ve beraberindeki hükümet başkanlarının katılmayacağı Anıtkabir programı için formül, diplomatik seviyenin düşürülmesiyle bulundu. Edinilen bilgilere göre süreç şu şekilde işletilecek:
-
Genel Sekreterlik Düzeyinde Ziyaret: Cumhurbaşkanları ve başbakanlar düzeyinde bir katılım yerine; NATO üyesi ülkelerin daimi temsilcileri ile NATO Genel Sekreterliği bünyesindeki bürokratik ve askeri yetkililerden oluşan ortak bir heyet Anıtkabir’e resmi ziyaret gerçekleştirecek.
Bu durum, misafir liderlerin ev sahibi ülkenin tarihi hassasiyetlerini kendi operasyonel ajandalarının gerisinde konumlandırdığı yönündeki eleştirileri haklı çıkarır nitelikte.
Tehlikeli bir emsal mi?
Uluslararası krizlerin gölgesinde yapılan zirvelerin lojistik zorlukları ve Trump’ın yürüteceği çetin müzakere takvimi yadsınamaz bir gerçek. Ancak devletler arası ilişkilerde geleneklerin gücü, anlık diplomatik konjonktürlerden çok daha kalıcıdır. Ankara’daki bu kritik virajda, ev sahibi ülke protokolünün esnetilerek Trump ve diğer liderlerin bu geleneksel ziyaretten muaf tutulması, gelecekteki uluslararası organizasyonlarda da benzer diplomatik tavizlerin verilmesine yol açabilecek riskli bir emsal olarak kayıtlara geçiyor.





