KAZİM BOZKURT/İzmir’in tarihi ve doğal mirasıyla öne çıkan Bergama ilçesinde, çevre mücadelelerinin odağında yer alan bir maden projesi yeniden kentin gündemine oturdu. Bölgede daha önce kalker ocağı açan ve ardından mermer üretimine başlayan Bergama Mıcır Madencilik A.Ş., Karahıdırlı Mahallesi sınırları içerisinde yer alan "RN: 48729 Ruhsat Numaralı Mermer Ocağı Kapasite Artışı ve İlave Yıkama-Eleme Tesisi Projesi" kapsamında hazırladığı kapsamlı ÇED Raporu dosyasını Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı İnceleme ve Değerlendirme Komisyonu’na (İDK) sundu.
Mevzuattaki sınır oyunu ve yasal boşluk iddiası
Maden sahasının geçmişine bakıldığında, şirket için ilk etapta tam olarak 24,95 hektar büyüklüğünde bir çalışma alanı belirlendiği ve bu alan üzerinden 150 bin tonluk kalker üretimi için "ÇED Gerekli Değildir" kararı alındığı görülüyor. Devam eden süreçte bu alanın 9,91 hektarlık bölümünde mermer üretimi yapmak için 2023 yılında gerekli izinleri alan şirket, toplam üretim kapasitesini resmiyette aşmama taahhüdüyle mermer ocağını faaliyete geçirmişti. Ancak proje alanının ısrarla 25 hektar eşiğinin milimetrik olarak altında, yani 24,95 hektar olarak gösterilmesi hukuki bir tartışmayı beraberinde getirdi.
Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği uyarınca projelerin kapasite büyüklüğü, tabi tutulacakları hukuki prosedürün uzunluğunu ve sertliğini belirliyor. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan İzmir Barosu Kent ve Çevre Komisyonu üyesi Avukat Cem Altıparmak, 25 hektar ve üzerindeki maden işletme projelerinin "ÇED Olumlu" kararı alabilmesi için 1 ila 2 yıla yayılan kapsamlı ve zorlu bir süreçten geçmek zorunda olduğunu vurguluyor. Bürokratik zaman kaybından ve kamuoyunun denetiminden kaçınmak isteyen şirketlerin ise proje alanını ilk aşamada 25 hektarlık kritik sınırın hemen altında tutarak hızlıca "ÇED Gerekli Değildir" kararı almayı tercih ettiğini ifade eden Altıparmak, sonradan yapılan kapasite artışlarıyla alanın devasa boyutlara ulaştırıldığını belirtiyor.
Proje sahası iki katına çıkarılıyor
Projenin teknik detayları incelendiğinde sahadaki mevcut üretim ve izin alanlarının genişletilmesinin amaçlandığı görülüyor. Ruhsat sahası bünyesinde yer alan 24,95 hektarlık mevcut çalışma alanına 26,71 hektar ilave edilerek ÇED raporu kapsamındaki toplam çalışma alanının 51,66 hektara çıkarılması planlanıyor. Bu genişleme hamlesi çerçevesinde mermer ocağı kapasite artışı iki ayrı poligon üzerinden yürütülecek. Poligon-1 alanında 12,49 hektarlık bir ocak, Poligon-2 alanında ise sırasıyla 5,96 hektar ve 3,50 hektarlık iki yeni ocak alanı devreye alınacak. Böylece tesisin nihai aşamadaki toplam mermer çalışma alanı 31,86 hektara ulaşacak. Sahada yıllık 150 bin ton olan mevcut kalker ocağı üretim kapasitesinde herhangi bir artışa gidilmezken, ilave mermer ocaklarında yıllık 20 bin metreküp (54 bin ton) kapasiteli üretim yapılması hedefleniyor. Çıkarılan malzemenin 5 bin 400 tonluk kısmının blok mermer, 48 bin 600 tonluk kısmının ise pasa olarak ayrılacağı raporda yer alan veriler arasında bulunuyor.
Yeni kurulacak yıkama tesisinde saatlik kapasite yüz tona ulaşıyor
Proje bünyesine dâhil edilecek yıkama-eleme tesisi ise maden sahasının işleme ve katma değer sağlama kabiliyetini artırmayı amaçlıyor. ÇED poligonlarının arasındaki 0,18 hektarlık alanda kurulması planlanan tesis, saatte 100 ton malzeme işleme kapasitesine sahip olacak. Bu ünitede, ocak faaliyetlerinden elde edilen ince boyutlu ve by-pass malzemeler yıkanarak sınıflandırılacak; böylesi bir süreçle elenmiş kum, mıcır ve mil ürünleri elde edilecek. Üretim sürecinde ihtiyaç duyulan suyun çöktürme havuzlarında bekletilerek kapalı devre geri dönüşüm sistemiyle kullanılacağı, buharlaşma sonucu eksilen taze su ihtiyacının ise tesis içi depolama düzenekleriyle entegre biçimde yönetileceği belirtiliyor. Yaklaşık 8 milyon 163 bin TL tutarındaki yatırımla hayata geçirilmesi öngörülen proje, İzmir Bergama maden projeleri kapsamında bölgesel inşaat ve altyapı sektörlerinin ham madde gereksinimini daha düşük nakliye maliyetleriyle karşılamayı hedefliyor.
Karahıdırlı Mahallesi ve yerleşim alanlarına yakınlık dikkat çekiyor
Projenin konumlandığı coğrafi saha, çevresel hassasiyetler ve yerleşim alanlarına olan mesafesiyle öne çıkıyor. İzmir il merkezine kuş uçuşu 67 kilometre, Bergama ilçe merkezine ise 7,5 kilometre mesafede yer alan faaliyet sahasına en yakın yerleşim birimi Karahıdırlı Mahallesi sınırlarında yer alıyor. Sahaya en yakın konut yaklaşık 300 metre uzaklıktayken, mahalle merkezine olan mesafe 550 metre olarak hesaplanıyor. Üretim yöntemine ilişkin raporda sunulan teknik ayrıntılarda, mermer çıkarımı esnasında herhangi bir patlatma yapılmayacağı, tamamen "Sulu Tel Kesme Yöntemi" kullanılacağı taahhüt ediliyor. Çevresel etkileri asgariye indirmek adına saha sınırlarında ve dere yataklarına komşu kısımlarda 30 metrelik sağlık koruma bandı bırakıldığı vurgulanıyor.
Çevre önlemleri ve istihdam planlaması netleşiyor
Proje sahasındaki mülkiyet yapısının orman arazileri ve yatırımcı şirkete ait şahıs parsellerinden oluştuğu belgelenirken, orman izinleri ve gerekli kurum görüşlerinin alınması şartıyla faaliyetlerin yürütüleceği bildiriliyor. İşletme aşamasında mevcut 20 kişilik personel kadrosuna 5 kişinin daha eklenerek toplam istihdamın 25 kişiye çıkarılması planlanıyor. Oluşturulacak yeni iş imkânlarında personel ihtiyacının öncelikli olarak Karahıdırlı Mahallesi ve civarındaki yakın yerleşim birimlerinden karşılanması hedefleniyor. Ayrıca 1,68 hektarlık şantiye alanı içerisinde evsel ve proses kaynaklı atıkların mevzuata uygun bertarafı için sızdırmaz fosseptik deposu, geçici atık depolama alanı ve acil toplanma noktalarının kurulacağı raporda detaylandırılıyor. 16 Eylül'deki İDK toplantısının ardından Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ve yerel birimlerin değerlendirmeleri doğrultusunda projeye ilişkin nihai kararın açıklanması bekleniyor.
Endemik bitkiler ve çan çiçeği işgal tehdidi altında
Maden faaliyetinin genişlemesi yalnızca ağaç varlığını değil, bölgedeki hassas ekosistemi ve biyolojik çeşitliliği de doğrudan tehdit ediyor. Proje için hazırlanan çevresel raporda yapılan flora tespitlerinde, maden sahasının ve etki alanının doğrudan içerisinde kalan bazı nadir flora türleri kayıt altına alındı. Rapora göre sahanın göbeğinde, Türkiye biyoçeşitliliği açısından büyük önem taşıyan endemik çan çiçeği, dağ çayı ve kekik bitkilerinin yayılış gösterdiği kabul ediliyor. Ağır iş makinelerinin, kırma-eleme tesislerinin ve işleme sahalarının getireceği toz ve yıkım sebebiyle bu endemik türlerin doğal habitatlarının yok olma riski taşıdığı belirtiliyor.




