Türkiye genelinde bireylerin yaşam ritmini ve günlük önceliklerini ortaya koyan kapsamlı Zaman Kullanım Araştırması verileri, toplumun zaman yönetimi haritasını yeniden çizdi. Resmi kurumsal dökümlere göre, Türkiye'de 10 yaş ve üzerindeki fertlerin bir gün içinde en fazla vakit ayırdığı faaliyet açık ara farkla uyku oldu. Bireyler, biyolojik dinlenme süreçleri için günde ortalama 8 saat 55 dakikayı yatakta geçiriyor. Bu fizolojik ihtiyaç cinsiyet bazında incelendiğinde, kadınların günde ortalama 9 saat uyuyarak erkeklerin (8 saat 49 dakika) önüne geçtiği görülüyor. Yaşam temposunun hafta sonu esnemesi ise verilere doğrudan yansımış durumda; hafta içi ortalama 8 saat 41 dakika olan uyuma süresi, hafta sonu tatilinin rehavetiyle birlikte 9 saat 28 dakikaya kadar tırmanıyor.

Günün geri kalan temel ihtiyaçları ve kişisel bakım süreçleri de zaman pastasında önemli bir yer tutuyor. Fertlerin günlük yaşamında uyku faaliyetini, 3 saat 15 dakikalık pay ile yemek ve diğer kişisel bakım süreçleri takip ediyor. Üretken nüfusun ekonomik döngüye katkısını gösteren istihdam faaliyetleri (işte geçirilen zaman, iş arama vb.) için harcanan süre ise ortalama 2 saattir 25 dakika olarak ölçülüyor. Bunun hemen ardından gelen hanehalkı ve aile bakımı ise günde ortalama 2 saat 22 dakikalık bir mesai ile günlük rutinlerin üst sıralarındaki yerini alıyor.

İstihdamda erkekler ev mesaisinde kadınlar öne çıkıyor

Toplumsal cinsiyet rollerinin iş hayatı ve ev içi sorumluluklar üzerindeki keskin sınırları, anket verileriyle bir kez daha tescillendi. Yaşı 15 ve üzerinde olan üretken nüfusun 24 saatlik döngüsü analiz edildiğinde, istihdamla ilgili faaliyetlere ayrılan süre erkeklerde kadınlara oranla çok daha yüksek seviyelerde seyrediyor. Bu alandaki genel ortalama kişi başına 2 saat 39 dakika olarak hesaplansa da sadece aktif iş gücüne dahil olan çalışan fertlerin verileri incelendiğinde, iş yerinde geçirilen zamanın günde ortalama 5 saat 41 dakikayı bulduğu görülüyor. Ekonomik üretimin içinde yer alan çalışan erkekler günde ortalama 6 saatini işe ayırırken, çalışan kadınlarda bu süre 4 saat 58 dakika olarak kayıtlara geçiyor.

Madalyonun diğer yüzünü oluşturan hanehalkı ve aile bakımı başlığında ise roller tamamen tersine dönüyor ve kadınlar hanehalkı ve aile bakımına erkeklerden kat kat daha fazla enerji harcıyor. 15 yaş üstü nüfusta kadınların ev içi temizlik, yemek ve çocuk bakımı gibi faaliyetlere günde ortalama 4 saat 3 dakika ayırdığı, erkeklerin ise bu ev mesaisine yalnızca 58 dakika harcadığı belgeleniyor. Çalışma durumu bu yükü hafifletmeye yetmiyor; çalışan kadınlar tüm iş yorgunluğuna rağmen ev bakımına günde ortalama 2 saat 38 dakika ayırırken, çalışan erkeklerin ev işlerine ayırdığı süre sadece 47 dakikada kalıyor. Herhangi bir istihdam bağı olmayan çalışmayan kadınlarda ev işi mesaisi günde 4 saat 33 dakikalık devasa bir zamanı yutarken, çalışmayan erkekler günün sadece 1 saat 17 dakikasını ev işlerine ayırarak pasif kalmayı tercih ediyor.

Spor ve kültürel hobiler neredeyse tamamen terk edildi

Araştırma, modern Türkiye insanının fiziksel aktiviteye ve entelektüel gelişime ne kadar az zaman ayırdığını gösteren çarpıcı bir tabloyu da gözler önüne serdi. Fertlerin gün içinde adeta yok sayarak en az zaman ayırdığı faaliyet ortalama 12 dakika ile spor ve doğa sporları olarak ölçüldü. Sağlıklı yaşamın temel anahtarı olan bu aktiviteye kadınlar günde yalnızca 9 dakika ayırabilirken, erkeklerde de durum pek iç açıcı olmayarak 16 dakikada kalıyor. Fiziksel hareketsizliğin yanı sıra, zihinsel gelişimi destekleyen hobiler ve oyunlar faaliyetine ayrılan sürenin 26 dakika, toplumsal dayanışmayı büyüten gönüllü işler ve toplantılar kategorisinin ise günde sadece 37 dakika gibi kısıtlı sürelerle sınırlandığı görülüyor.

Yaş gruplarının zaman tercihlerine bakıldığında, hayatın en hareketli ve enerjik olması gereken dönemlerinde bile durağanlığın hakim olduğu anlaşılıyor. Uyku, eğitim, hobi ve spor faaliyetlerine en fazla zamanı doğal olarak okul çağındaki 10-14 yaş grubundaki fertlerin ayırdığı belirlendi. Bu gruptaki çocukların hobi ve oyun faaliyetlerine ayırdıkları süre 1 saat 9 dakika olurken, spor ve doğa sporlarına ayırdıkları süre ise sadece 27 dakika olarak gerçekleşti. Sosyal yaşam ve eğlence faaliyetlerine en fazla zamanı 15-24 yaş arasındaki dinamik genç kuşak ayırırken; televizyon izleme, radyo ve müzik dinleme ile gönüllü işler ve toplantılara en fazla zamanı 55 yaş ve üzeri yaş grubundaki kıdemli fertlerin ayırdığı tespit edildi.

Futbolun tahtı sallanırken voleybol yükselişe geçti

Bireylerin son dört hafta içinde gerçekleştirdikleri sportif faaliyetlerin branş bazlı dağılımı, kitlelerin spor tercihlerindeki dönüşümü net bir şekilde gösteriyor. Katılımcıların beyanlarına göre, en fazla yapılan sportif faaliyetlerin %11,7 ile yürüyüş veya koşu olduğu görüldü. Türkiye’de milyonları peşinden sürükleyen futbol branşı ise %4,1’lik oranla ikinci sırada yer alırken, onu %2,5 ile salonlardaki aletli spor faaliyetleri izliyor. Geçmiş dönem verileriyle kıyaslama yapıldığında, futbol oynadığını belirten fertlerin oranının %5,2'den %4,1'e gerileyerek kan kaybettiği dikkat çekiyor. Buna karşın, son yıllarda uluslararası arenadaki milli başarıların da etkisiyle voleybol oynadığını belirten fertlerin oranının %0,9'dan %1,4'e tırmanarak yükselişe geçtiği görülüyor.

Akıllı telefonlar basılı yayınları kütüphanelerden sildi

Dijital çağın getirdiği en büyük toplumsal mutasyon, eğlence ve kültür faaliyetlerinin harcanma oranlarında kendisini açıkça hissettiriyor. Fertlerin son dört hafta içinde yaptıkları sosyal aktiviteler incelendiğinde, en fazla yapılan faaliyetlerin %88,8 ile televizyon izlemek olduğu görülüyor. İkinci sıraya yerleşen ve hayatımızın merkezine oturan sosyal medyada vakit geçirmek eylemi ise %71,7’lik devasa bir kitleye ulaşmış durumda. Üçüncü sırada yer alan %67,5’lik akraba ziyaretinde bulunmak faaliyeti ise geleneksel bağların hala direndiğini gösteriyor. Sanal dünyadaki varlık oranları cinsiyete göre incelendiğinde, sosyal medyada vakit geçirenlerin oranının erkeklerde %77, kadınlarda ise %66,6 olarak gerçekleştiği anlaşılıyor.

Tarihsel projeksiyon yapıldığında, dijitalleşmenin yarattığı erozyon çok daha net okunuyor. On yıl öncesinin analizleriyle karşılaştırıldığında, en yüksek artışın sosyal medyada vakit geçiren fertlerin oranında olduğu görüldü. Bu oran, geçmişte %33,9 seviyesindeyken, inanılmaz bir sıçramayla %71,7'ye yükseldi. Bu dijital işgalin en acı faturası ise entelektüel sermayemize kesildi. Geçmiş döneme göre en belirgin azalışın, gazete, dergi ve benzeri yayınları okuma faaliyetinde gerçekleştiği görüldü. Kitap, gazete ve dergi sayfalarını çevirerek bu faaliyeti gerçekleştirenlerin oranı %39,4'ten %20,1'e düşerek yarı yarıya eridi. Bu veriler, toplum olarak derinlikli okuma alışkanlıklarımızı akıllı telefon ekranlarındaki anlık kaydırma hareketlerine feda ettiğimizi açıkça tescilliyor.

Filenin Efeleri Beş Setlik Maratondan Galip Çıktı
Filenin Efeleri Beş Setlik Maratondan Galip Çıktı
İçeriği Görüntüle

Kaynak: HABER MERKEZİ