Urla’nın Kuşçular Mahallesi’nde bulunan üçüncü derece doğal SİT alanındaki tarım arazisinin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından konut, ticaret ve turizm alanına dönüştürülmesi tartışma yarattı. Urla Belediye Başkanı Selçuk Balkan, kamuoyunda “mücevher kralı” olarak bilinen İstanbullu iş insanı Naim Gençoğlu’na ait araziye 226 villa yapılmasının önünü açan plan değişikliğine tepki göstererek yargı yoluna başvurduklarını açıkladı.

Tek Referans’ta yer alan habere göre Balkan, arazinin 10 milyon dolara alındığını, plan değişikliğinin ardından villaların satışından 660 milyon dolar gelir elde edilebileceğini belirterek 650 milyon dolarlık rant iddiasını gündeme getirdi. Balkan, yerel çiftçilerin kendi arazilerine ev yapamazken büyük yatırımcıların yüzlerce villa inşa edebilmesine de tepki gösterdi.

‘Urla’yı beton şehre dönüştürmeye çalışıyorlar’

Dokuzeylul.com’a konuşan ve Urla’daki yapılaşma baskısının yalnızca tarım alanlarını değil, ilçenin doğal ve kültürel kimliğini de tehdit ettiğini belirten ÇEŞÇEP Başkanı Ahmet Güler, plan değişikliğine karşı Urla Belediye Başkanı Selçuk Balkan’ın tutumunu desteklediklerini söyledi. Güler, bölgedeki imar kararlarının nasıl alındığının açıklığa kavuşturulması gerektiğini vurguladı.

“Yarımada Çevre Platformu olarak Urla Belediye Başkanı Selçuk Balkan’ın ortaya koyduğu tavrı tamamen destekliyoruz. Burası doğal koruma alanı ve çevresindeki parsellerin tamamında imar yasağı bulunmasına rağmen bu araziye özel imar izni çıkarıldı. Bölgedeki sermaye sahipleri, rezidans ve konut projeleriyle Urla gibi güzel bir yeri betonlaştırmaya, adeta bir beton şehir yaratmaya çalışıyor. Zaten Urla’nın dört bir yanından saldırılar var. Kimsenin alamayacağı imar izinlerinin bakanlık üzerinden ne şekilde alındığı da belli değil”

‘Urla’nın daha fazla villaya ihtiyacı yok’

FUTBOLDA KAOSU ‘İSTİFA’ BİTİRİR!
FUTBOLDA KAOSU ‘İSTİFA’ BİTİRİR!
İçeriği Görüntüle

Urla’nın tarımsal üretimi ve gastronomi kültürüyle öne çıkan bir turizm merkezi olduğuna dikkat çeken Güler, kontrolsüz yapılaşmanın bölgenin geleceğini tehdit ettiğini ifade etti. Güler, projeye karşı gerekirse eylem yapacaklarını ve inşaatın önüne geçmek için mücadele edeceklerini belirtti.

Güler, “Urla, turizm ve gastronomi açısından Toskana gibi bir yer olma yolunda ilerliyor. Türkiye’de şarapçılığın yeniden canlandığı, dünya standartlarında üretim yapıldığı ve çok sayıda ödül kazanıldığı bir bölgeden söz ediyoruz. Şarapçılıkla birlikte Michelin yıldızlı restoranlar da bölgeye geliyor. Urla, şarapları ve diğer yerel ürünleriyle Türkiye’nin en dikkat çekici turizm merkezlerinden biri olmaya doğru ilerliyor. Böyle bir bölgenin ortasına villalar ve rezidanslar dikilmesi kabul edilebilir bir durum değil. Yarımada Çevre Platformu olarak buna kesinlikle karşı duracağız. Gerekirse bölgede eylem yapacak ve bu inşaatın önüne geçmek için mücadele edeceğiz” diye konuştu.

‘Arıtma altyapısı bulunmuyor’

Planlanan yapılaşmanın çevresel etkilerine de dikkat çeken Güler, projenin mevcut altyapı üzerinde baskı oluşturacağını savundu. Bölgede tarımsal üretimin yanı sıra endemik bitkilerin ve çok sayıda hayvan türünün de tehdit altında olduğunu belirten Güler, şöyle konuştu:

“Her şeyden önce, söz konusu projenin arıtma altyapısı bulunmuyor. Urla’nın mevcut kanalizasyon ve arıtma kapasitesi, burada ortaya çıkacak yeni beton şehrin yükünü kaldıramaz. Proje kapsamında arıtma tesisi kurulsa bile bu tür tesislerin zaman içinde verimli çalışmadığını biliyoruz. Bölgede yetiştirilen şaraplık üzümler başta olmak üzere diğer tarım ürünleri ve endemik bitkiler de bu yapılaşmadan zarar görecek.

Bunun yanı sıra Kuşçular bölgesi, çok sayıda kuş ve diğer hayvan türüne ev sahipliği yapan önemli bir doğal yaşam alanı. Bu kadar büyük bir inşaatın yapılması, bölgedeki doğal dengeyi ve hayvanların yaşam alanlarını tamamen bozacaktır. Üstelik Urla’nın daha fazla villaya ve rezidansa ihtiyacı yok. Karşımızda, gelip bölgede yüz milyonlarca dolar kazanacak, ardından başka bir doğal alanı yok etmek üzere yoluna devam edecek vahşi bir beton sermayesi var. Yalnızca Urla değil; Güzelbahçe, Seferihisar, Karaburun ve Çeşme’deki kent konseyleri ile ekoloji grupları da bu yapılaşmaya karşı tavır alacak. Yarımada genelinde bu inşaata karşı ortak bir mücadele yürütmeyi planlıyoruz”

Kaynak: özge uyanık