9 EYLÜL TV’de moderatörlüğünü gazeteci Zafer Ertem’in yaptığı ‘Spor Servisi’ programının bu haftaki konuğu İzmir Gençlik ve Spor Eski İl Müdürü, günümüzün Türkiye Futbol Adamları Derneği (TÜRFAD) İzmir Şube Başkanı, İZVAK kurucusu, Bahri Vreskala ve Spor Yazarı Erkut Şahin oldu. Yıllarını spor sahalarında geçiren bir isim olarak Vreskala’nın mesajları sadece bir eleştiri değil, aynı zamanda geleceğe yönelik güçlü bir uyarı niteliği de taşıyor. Çünkü kaybedilen her yıl, kaybedilen bir sporcu nesli, anlamına geliyor. Spor adamı Vreskala, bir zamanlar sporun merkezi olarak gösterilen İzmir artık tesis yetersizliği ve plansızlık eleştirileriyle yüzleşmek zorunda diyor. Spor Yazarı Erkut Şahin ise İzmir’in mevcut tesislerinde spor organizasyonu fakirliği yaşandığını belirtti.

YETENEKLERİMİZ ÇOK, SPOR POLİTİKAMIZ YOK

TÜRFAD Başkanı Bahri Vreskala tesisleşmenin sporun itici gücü olduğunu belirterek ‘’İzmir, Türk spor tarihine damga vuran yüzlerce şampiyon, milli sporcu ve unutulmaz başarılar kazandırmış bir kenttir. Ancak bugün gelinen noktada, bu büyük mirasın aynı kararlılıkla korunup korunmadığı ciddi bir tartışma konusudur. Bir zamanlar sporun merkezi olarak gösterilen İzmirimiz’de tesis vardır ama yetersizdir ve yeteneklerimiz var ama yeterince yetiştirilemiyorlar. Bizler bunlarla yüzleşmek zorundayız. Bugün birçok genç sporcu, yeteneğine rağmen yeterli saha, salon ve modern çalışma ortamına ulaşmakta zorluk yaşıyor. Bir şehirde sporcuların temel ihtiyaçları hâlâ karşılanamıyor tartışılıyorsa, bunun sorumluluğu herkes tarafından sorgulanmalıdır. Şampiyonluk hayalleri yalnızca yetenekle ölçülmez doğru tesisler ve güçlü bir spor politikasıyla sorun çözülebilir’’ ifadesini kullandı.

GEÇMİŞ BAŞARILARLA YETİNMEK ÇÖZÜM OLAMAZ

‘’Bir kentin büyüklüğü sadece geçmiş başarılarıyla ölçülemez; asıl başarı, yeni nesillere bırakılan imkânlarla değerlendirilir’’ diyen spor adamı Vreskala sözlerini şöyle sürdürdü. ‘’Eğer bugünün çocukları dünkü şampiyonların sahip olduğu heyecan ve fırsatları bulamıyorsa ki bulamıyor. Ortada ciddi bir sorun var demektir. Sporun geleceği günü kurtaran değil, uzun vadeli ve bilimsel yatırımlarla inşa edilir. Bu bir kuraldır. Artık İzmir sporunda mazeret dönemi bitmelidir. Gençlerin hayallerinin, sporcuların emeklerinin ve kentin köklü spor kültürünün daha fazla zaman kaybetmeye tahammülü yoktur. Yetkililer, yöneticiler ve tüm spor camiası ortak akılla harekete geçmeli; aksi halde İzmir, sadece geçmiş başarıları anlatılan bir spor kenti olarak kalma tehlikesiyle karşı karşıya kalacaktır.’’

Paraguay engelini aşamadık: Bizim Çocuklar, Dünya Kupası'na veda etti
Paraguay engelini aşamadık: Bizim Çocuklar, Dünya Kupası'na veda etti
İçeriği Görüntüle

GS-FB-BJK’NİN KORKULU RÜYASIYDI İZMİR

‘’Biliyoruz ki İzmir, cennet ülkemizin batıya açılan penceresidir. Türkiye’de ilk futbolun oynandığı yerdir. İzmir her dönem spor fabrikası, sporcu fabrikası diye anılırdı’’ ifadesini kullanan Vreskala, ‘’Günümüze geldiğimizde, İzmir’in sesi yok. Eskiden futboldan bahsedeyim size. Şu anda Süper Lig var biliyorsunuz. Geçmişin 1. Ligi Süper Lig’di. İzmir’de 5 takım vardı o zaman. 1912’de kurulan Karşıyaka, 1914’te kurulan Altay, 1925’te kurulan Göztepe, 1923’te kurulan İzmirspor ve Altınordu. Ve o günün yine üç büyükleri olarak bilinen İstanbul’un meşhur takımları; G.Saray, F.Bahçe, Beşiktaş İzmir’e geldiği zaman bizim beş takımımız yenip gönderirdi onları. O gün, bugünkünden fazla tesis yoktu. Hatta ben göreve geldiğimde Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü o günkü adı Beden Terbiyesi Bölge Müdürlüğü idi. Yıllarım Atatürk Stadı ve 4 yan sahada geçti ve o toprak sahalarda kulüpler çalışmak için birbirleriyle yarışırdı. Tesis yine azdı ama sporcu çoktu’’dedi.

SPOR EKONOMİSİ KENTİ AYAKLANDIRIR

Vreskala spor ekonomisine de değindi. Vreskala, ‘’Kent sporda başarılıysa ekonomisi de o kadar güçlü olur. Size bu konuyla ilgili kısaca görevli olduğum dönemde n kalma bir uygulamamı da anlatmak isterim. TFF Başkanı Şenes Erzik beydi. Zaman zaman ligde bazı takımlar cezalar alırdı. Cezalı maçlarını deplasmanda başka bir kentte oynamak zorunda kalırlardı. Ben bu maçları beklerdim. GS,FB, BJK böyle bir durumla karşı karşıya kalırsa hemen Sayın Erzik’i arar, ‘başkanım ne olur maçı İzmir’ verin. Onları konuk edelim’ çünkü bilirdim ki futbol sadece futbol değildir. Yarattığı ekonomi kenti ayaklandırır, ekonomiye etkisi vardır. Esnafın işi değişir, ulaşım hareketi artar. Mücadele sahada bir gündür ama getirisi kentin uzun süre yüzünü güldürür. Onun için kentteki kulüp dinamikleri güçlü olmalı iyi yönetilmelidir. Aksi durum ise kentin çökmesi, kaybolması demektir’’dedi.

YABANCIYA DEĞİL, YERLİYE SARILALIM

Vreskala’nın yerli ve yabancı sporcu tercihi ile ilgili yorumu da şöyle: ‘’2000 yılıydı Fatih Terim yönetimindeki Galatasaray Kulübü UEFA Kupası’nı aldı. Yanlış hatırlamıyorsam üç yabancısı vardı takımın. Demek ki Türk evlatlarımızla da bu başarılar yakalanabiliyor. Bana kızan olabilir ama benim görüşüm. Bir takımda branşı ne olursa olsun futbol, basketbol, voleybol çok kaliteli en çok iki yabancı olmalı. Bunu bu dönemde uygulamak elbette zor ama gençlerimizi ancak böyle kurtarır vitrine çıkarabiliriz. Üstelik bu kararları da uzun süreli uygulamalıyız. Bizler Türk gençlerine fırsat verdiğimizde, inandığımızda, güvendiğimizde neler yapacaklarına şahidiz. Milli takımı oluşturan evlatlarımız pırlanta gibi onlara da daha profesyonel olmaları için zaman tanımalıyız. Yabancı sporcuya verdiğimiz değerin yarsını onlara gösterelim inanın kazanan sporcularımız, evlatlarımız ve ülkemiz olacaktır. Bugün amatör kümede bile yabancı sporcunun olduğunu görüyoruz. Bu faciadır.’’

SAĞLIK MERKEZİNİ İL MÜDÜRLÜĞÜ YAPTIK!

Spor adamı Vreskala röportajı şu anısyla noktaladı: ‘’Efendim, iş bilenin kılıç kuşananın derler ya, istemesini bilmek lazım. Görevli olduğum bir tarihte rahmetli Özal İzmir’e gelmişti, Bizimde biliyorsunuz Atatürk Stadı’nın altında sağlık merkezimiz vardı. Orayı ziyaret etmek istedi ben hemen yanına yaklaşıp, "Sayın Başbakanım," dedim, "bu tesis bize layık değil, İzmir sporu, sporcuları için yeterli değil" dedim.. Ne istiyorsun?" dedi, "Emriniz olursa,’burayı büyütmemiz lazım’ dedim "Yap," dedi. Uzatmayalım, üç katlı sağlık merkezi yapıldı oraya. Eski günleri hatırlıyorsunuz; Doktor Şaban Acarbay, senede 15.000 sporcuya bakıyordu çok sporcuyu hayata döndürdü. Şimdi ne oldu orası gördünüz mü? Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü idari binası oldu. Olmadı arkadaşlar, olanı da böyle heba ediyoruz işte.’’

Mini yorum

ZAFER ERTEM

BİLMECE GİBİ!

Bahri Vreskala deneyimli bir spor adamı. Spora bakış açısını ve geçmişte yaşadığı anıları dinledik. Görünen o ki İzmir çok şey yitirmiş. Öncelikle ‘sporcu kenti’ ünvanını kaybetmiş. Sporcu yetiştirmiş ama tesis yapmakta gecikmiş, tesis yapmış bu kez çoğu yerde sporcuyla buluşturamamış. Uluslararası ve yerel organizasyonların çoğunu da ıska geçmiş. Çünkü İzmir’i temsil eden kulüplerde değerlerini yitirmişler başarısızlıklarda peşi sıra gelince üretim her alanda durmuş tek tük yetişip parlayan yıldız sporcuların değeri ise İzmir’in üzerindeki bulutları dağıtmaya da yetmemiş. İzmir’in bürokratı, yöneticisi sporcusuyla yeni bir ateş yakmaya, silkinmeye ihtiyacı var. Bu ateş yanar mı bekleyip göreceğiz.

Mini Yorum

ERKUT ŞAHİN

TURNUVALARA HASRET KALDIK

Geçmişte yaşanan görkemli spor organizasyonlarını, turnuvaları hatırlatmak isterim. Ben mesleğe okul spor yurtları maçlarını izleyerek başladım. Hatta hentbol maçlarını o kadar çok izlemişim ki sonunda gittim hentbol hakemi oldum. Örneğin İzmir’de Çakabey Yelken Yarışları yapılırdı, ülkenin branşlarındaki tüm sporcular katılırdı. Aynı şekilde Fuar Hentbol Turnuvası vardı, güreşte Celal Atik Turnuvası da büyük ilgi görürdü. Balkan ülkelerinin katıldığı şampiyonaların bir ayağı da İzmir’di. Hepsi bunların üst düzey turnuvalardı. Atletizm’de de organizasyonlar yapılırdı, büyük organizasyonlar. Şimdi tesisler maalesef öksüz, tesisler idare etse bile bu kez sporcu yetişmiyor. Dolayısıyla da organizasyon yapılamıyor kim kaybediyor, İzmir kaybediyor.

Kaynak: ZAFER ERTEM