Türkiye'nin sandık güvenliği ve seçim hukuku konusundaki en üst kurumsal otoritesi olan Yüksek Seçim Kurulu, ana muhalefet partisinin kurumsal geleceğini yakından ilgilendiren tarihi kararın yasal dayanaklarını kamuoyuyla paylaştı. Kurulun iki saat süren olağanüstü toplantısının ardından netleşen gerekçeli kararda, CHP’nin mutlak butlan itirazı sonrasında il ve ilçe seçim kurullarınca düzenlenen mazbataların korunmasına yönelik yasal taleplerin neden hukuken karşılık bulamadığı maddeler halinde sıralandı.

YSK tarafından yapılan resmi açıklamada, seçim kurullarının idari tasarrufları dışında kalan adli mahkeme kararlarını inceleme yetkisinin doğrudan doğruya adli yargının kendi hiyerarşik yapısına ait olduğu hatırlatıldı. Yüksek mahkeme kararlarının veya istinaf dairelerinin hükümlerinin YSK tarafından bir üst mahkeme sıfatıyla ele alınamayacağının belirtildiği açıklamada, "Mahkeme kararını yetkili merci inceler, YSK temyiz mercii değildir. İddiaların tespitine yönelik YSK'nın görevi yoktur" denilerek seçim hukukunun idari sınırları bir kez daha keskin bir biçimde çizilmiş oldu.

Tam kanunsuzluk iddiaları bölge adliye mahkemesi kararını kapsayamaz

Gerekçeli kararın teknik detaylarında, CHP avukatları tarafından sunulan ve partinin son 3 yılda gerçekleştirdiği tüm kongrelerin meşruiyetini korumayı amaçlayan "tam kanunsuzluk" itirazının hukuki çerçevesi masaya yatırıldı. Kararda, başvuran tarafın 2025 yılı Eylül ayında toplanan 22. Olağanüstü Kurultay, Olağanüstü İstanbul İl Kongresi, 39. Olağan İstanbul İl Kongresi ve Kasım 2025'teki 39. Olağan Kurultay süreçlerinin geçerli sayılması yönündeki talepleri incelendi.

CHP’de mutlak butlan krizi İzmir’e sıçrayacak mı? Güç görevden alınıyor mu?
CHP’de mutlak butlan krizi İzmir’e sıçrayacak mı? Güç görevden alınıyor mu?
İçeriği Görüntüle

Kurul, tüzük ve kanun uyarınca tam kanunsuzluk yoluyla yapılan denetimlerin sadece il ve ilçe seçim kurullarının somut kararlarıyla sınırlı olduğunu hatırlatarak şu hukuki tespiti aktardı: "Başvuran tarafından bu denetim yolu kullanılarak Ankara Bölge Adliye Mahkemesinin 21/5/2026 tarih ve 2026/32 Esas, 2026/658 Karar sayılı kararının denetlenmesinin istenildiği, oysa bu kararın temyiz mercinin Yargıtay olduğu, dolayısıyla anılan bölge adliye mahkemesi kararının seçim hukuku kapsamında Yüksek Seçim Kurulu tarafından denetlenmesi imkanı bulunmamaktadır."

Özgür Özel cephesi meclis koridorlarında hukuki mücadele başlattı

Mahkemenin partiyi eski yönetime iade eden şok kararının ardından meclis grubunu toplayarak hareket planı hazırlayan Özgür Özel, sürecin ilk anından itibaren kendilerine verilen mazbatanın korunması için her türlü hukuki yola başvuracaklarını ilan etmişti. YSK’nın adrese teslim bir operasyonla yetki alanından kaçmaması gerektiğini savunan Özel, Yargıtay’ın da bu siyasi kördüğümü çözmek adına tedbir kararlarına yönelik itirazları acil şekilde değerlendirmesini beklediklerini ifade etmişti.

Parti avukatları tarafından YSK’ya sunulan itiraz dilekçesinde, olağanüstü kurultayların iptaline yol açan yargı hükmünün "madden ve hukuken icrasının imkansız" olduğu fikri işlenmişti. Dilekçede ayrıca, 2025 yılı boyunca sandıktan çıkarak göreve gelen tüm il ve ilçe yöneticilerinin mazbatalarının geçerliliğinin tespiti talep edilerek örgütlerin işlevsiz kalmasının önüne geçilmeye çalışılmıştı.

Kemal Kılıçdaroğlu genel merkez koridorlarında kontrolü yeniden ele alıyor

İstinaf mahkemesinin kurultayı kesin olarak iptal etmesi ve Kemal Kılıçdaroğlu ile kurultay öncesindeki parti organlarının görevlerine devam etmelerine hükmetmesi, genel merkezde kurumsal bir savaşı tetikledi. Mahkemenin "kongre ve kurultayların güç ilişkileriyle sakatlandığı, kanunun emredici hükümlerine aykırı olarak mutlak butlan ile malul olduğu" yönündeki ilk kararı, eski yönetimin elini güçlendirdi.

Bu süreçte Özgür Özel’in talimatıyla hareket eden ve tedbir kararının kaldırılması amacıyla Yargıtay’a başvuru yapan üç parti avukatı, hukuki kontrolü yeniden devralan Kemal Kılıçdaroğlu tarafından anında görevden alındı. Bu radikal hamle, eski genel başkanın genel merkez koridorlarında ve idari mekanizmada ipleri tamamen eline aldığının en somut göstergesi oldu. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi'nin de genel merkezin yaptığı itirazı kesin olarak reddetmesiyle, CHP içindeki kliklerin mücadelesi artık tamamen Yargıtay'ın vereceği nihai hükme kilitlendi. Yaşanan bu sarsıcı gelişmelere rağmen toplanan Merkez Yönetim Kurulu (MYK) sonrasında konuşan Özgür Özel ise partinin kurumsal bütünlüğüne zarar verecek ikinci bir parti seçeneğini kesinlikle düşünmediklerini vurguladı.

Kaynak: HABER MERKEZİ