SEMİ TEKTAŞ/İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin iştiraklerinden İZULAŞ ile Belediye-İş arasında devam eden toplu iş sözleşmesi (TİS) yine tıkandı. Arabulucuya giden süreçte yine çözüm çıkmadı. Arabulucunun sendika ve Çalışma Bakanlığına durumu bildirmesiyle 60 günlük grev süreci başlayacak.
“Yazılar ulaştıktan sonra 60 günlük süre başlayacak”
Arabulucuların taraflara uyuşmazlık bildirimi yaptıktan sonra 60 günlük sürecin başlayacağını açıklayan Belediye-İş İzmir 1 Nolu Şube Başkanı Nevzat Yıldırım, “Bugün ya da büyük ihtimalle yarın arabulucu artık İŞKUR'a (Çalışma Bakanlığına) ve sendika genel merkezimize sürecin sonlandığına dair resmi yazıyı yazacaktır. Bu yazılar ilgili yerlerin ellerine ulaştıktan sonra bizim 60 günlük yasal süremiz başlayacak. Yani önümüzdeki haftanın ortasına veya sonuna doğru bu 60 günlük sürenin başlayacağını düşünüyorum. Maalesef bir çözüm bulamadık” diye konuştu.
“Süreç uzayacak”
Yıldırım, “Evraklar kargoyla gittiği için oraya ulaşması, bize geri gelmesi derken önümüzdeki haftanın ortasını ya da sonunu bulabilir. Ardından 60 günlük grev sürecimiz başlayacak. Tabii bu sürecin de yasal prosedürleri var; iş yerlerimizde grev kararı alıp bunu bir hafta içinde oylatmamız, sonrasında da greve çıkmadan bir hafta önce işverene resmi bildirimde bulunmamız gerekiyor. Bunlar önümüzdeki haftadan sonra konuşacağımız aşamalar” değerlendirmesinde bulundu.
İşçinin talebi ne?
Mart ayında açıklanan enflasyon oranın üzerine yüzde 10 refah payı istediklerin ifade eden Yıldırım, Büyükşehir’in ise buna karşın yüzde 16.30 oranında zam talep ettiklerini ifade etti. Yıldırım, “Bizim talebimiz enflasyon oranındaydı. Zaten mart ayında açıklanan yıllık enflasyonu (2025 Mart ile 2026 Mart arası) temel alıp üzerine 10 puanlık bir refah payı istemiştik. Büyükşehir'in teklifi ise yüzde 16,30 oldu. İlk tekliflerini aynen koruyorlar, şu anki durum bundan ibaret. İdari maddelerde biraz yol aldık ama parasal maddeler tabiri caizse tamamen rafta duruyor. Karşımızda kötü bir tavır yok ama neticede bir yol da alabilmiş değiliz” şeklinde konuştu.
“Sandık taraftarı değilim”
Yıldırım, “Şahsen ben bu tarz süreçlerde sandık kurulmasını doğru bulmuyorum. İşçi zaten sendikaya yetkiyi vermiş; şimdi bu sorumluluğu tekrar işçinin önüne atmanın, onu zora sokmanın bir anlamı yok. Oraya sandık koyduğunuz zaman işveren farklı arayışlara giriyor; işçiyi çağırıp baskı kurmaya veya "Evet dediler" gibi algılar yönetmeye çalışıyor. Gerek yok böyle şeylere. Sandık koymak, işçiyle işvereni doğrudan karşı karşıya getirmektir. Eğer işçiyle işvereni karşı karşıya getireceksek sendika olarak biz niye varız?” diyerek sözlerini tamamladı.





