ÖMER CEYLAN- 90'lı yılların sonunda Türk pop müziğine damgasını vuran, "Vazgeç Gönül" gibi zamansız hitlerin sahibi usta yorumcu Zeynep Dizdar, gazetemize son derece samimi, sansürsüz ve çarpıcı açıklamalarda bulundu. Yeni şarkısı Afrodizyak ile küllerinden doğan ve sahnede dans etme tutkusunu nihayet özgürce yaşayan ünlü sanatçı; vokalistlik yıllarından popüler kültürün bugünkü yozlaşmasına, müzik sektörünün bütçe çıkmazlarından meslektaşlarının hırslarına kadar her şeyi tüm çıplaklığıyla gazetemize anlattı. Karşımızda, tabuları yıkan, sahnedeki dekolte tartışmalarına son noktayı koyan ve "Benim her şeyim kalite" diyerek meydan okuyan, enerjisi hiç bitmeyen bir pop ikonu var.

A24947Ee 32C7 4487 8Bcd 8156Cb925Ce1

"BEN 90'LARIN SONUNA İMZA ATMIŞ, BİRAZ DA 2000'LERİN SANATÇISIYIM"

- 90'lı yıllarda patlayan ve o döneme damga vuran bir sanatçı olarak, bugünün müzik dünyasında sizi en çok şaşırtan şey ne oluyor?

Ben aslında 90'lı yılların tam başında değilim, 90'lı yılların sonuna imza atmış bir sanatçıyım aslında. İlk albümüm 1997'de çıktı ve hemen ardından toplatıldı. Sonra 1998'de korsan baskılarla adeta patladı. Şarkı Kral TV'de henüz 3-4 gün dönmüşken toplatıldığını hatırlıyorum. Sonra 1998'de yeniden çıkış yaptı. Asıl büyük patlama, 2000'li yıllarda Zehir Gibi albümüyle geldi. Bu yüzden kendimi biraz 2000'ler sanatçısı olarak görüyorum ama 90'ların sonuna da imza attım. 90'lar dönemi çok kıymetliydi. O dönem ben solo kariyerimden önce vokal de yapıyordum, o yüzden hep o sanatçıların enerjisinin içindeydim.

- Kimlere vokal yaptınız o yıllarda? Vokalistlik dönemi size neler kattı?

1994-1995 yıllarında hem Yonca Evcimik'e hem de Tarkan'a vokal yaptım. Onun öncesinde Sezen Aksu'ya ve Ajda Pekkan'a vokal yaptım. En son Tarkan'a vokal yaptım, ondan sonra kendi artık şarkılarımı çıkarmam gerekiyordu. Ben uzun süreli bir vokalist olmadım hiçbir zaman. Çünkü çevremdekiler de bana hep, "Sen aslında solist sesisin, vokalist sesi değilsin" diyorlardı. Ama o profesyonel geçişi yapmak için vokal de olmak gerekiyordu. İyi ki de olmuşum; çok güzel, mesela Yonca'dan çok şey öğrendim, Yonca'yla çok güzel günlerimiz geçti. Almanya turnelerimiz oldu falan. O da zevkli bir iş, vokal yaparken insanın başı ağrımıyor. Şimdi bazen, "Keşke sadece vokalist olarak kalsaydım, arkada dans etseydim" diyorum. Çünkü kulise giriyorsun, odana yerleşiyorsun, sadece sahne saatinde çıkıyorsun... Ama içimdeki o sanatçı olma dürtüsü rahat bırakmadı. Şimdi sektör çok zorlaştığı için geriye dönüp böyle espriler yapıyorum, ben biraz hassas bir mizaca sahibim.

Images (1)-110

"BAŞARILI OLDUĞUNUZ ZAMAN ÖNÜNÜZÜ KESMEYE ÇALIŞIYORLAR"

- Sektörün zorluğundan bahsetmişken, geçmişten bugüne müzik camiasındaki dostluklar ve ilişkiler nasıl değişti?

Birbirinin ayağını kaydırmaya çalışıyorlar; ne kadar benciller, ne kadar çok kıskançlık var. O zamanlar bile vardı bunlar ama ben pek farkında değildim. Sonrasında, ilk albümümden sonra bunu daha çok anladım. Piyasada biraz başarılı olduğunuz zaman zaten hemen önünüzü kesmeye çalışıyorlar. Ama siz karakter olarak güçlüyseniz yine de size bir şey olmuyor. Öyle çok güzel şarkılara imza atmaya her zaman devam ediyorsunuz.

"İSTANBUL PLAK'TA BANA 'SLOW ŞARKIYLA ÇIKACAKSIN' DEDİLER”

Torbalı’da sokak ortasında silahlı kavga: 3 kişi yaralandı
Torbalı’da sokak ortasında silahlı kavga: 3 kişi yaralandı
İçeriği Görüntüle

- Yeni şarkınız Afrodizyak çıktı ve klipteki dans performansınız çok konuşuldu. Yıllar sonra sizi bu iddialı tarza ne yönlendirdi?

Aslında bunun bendeki hikayesini tabii insanlara çok söylüyorum, dile de getiriyorum ama nereye kadar anlarlar bilmiyorum. Ben kendimi odama kapattığımda, bu röportajlardaki halimin tam aksine, hep dans eder, şarkı söylerim. Ben asla şarkı söylemeyi yanında dans olmadan kabul etmeyen bir insanım. Fakat İstanbul Plak'tan albümüm çıkacağı zaman, yapımcım Ümit Akşit’lerin döneminde, bana "Bu şarkıyla çıkacaksın, bu hit bir şarkı" dediler. Tamam hit bir şarkıydı ama ben dans etmek istiyordum. Çünkü o zaman ilk albümde 14-15 şarkı vardı, aralarında çok hareketli, cazlı şarkılar da bulunuyordu. Benim bütün hayalim arkama dansçıları alıp sahneye çıkmak, şarkı söylemekti. Benim en büyük mutluluğum buydu. Hayır dediler, "Çıkış şarkın slow olacak" dediler. Ve ben televizyonlara öyle durgun şarkı söyleyen bir kadın figürü olarak çıktım. Bugün tekrar başlasam kesinlikle yine pop müzikle başlardım, asla slow şarkıyla çıkış yapmazdım.

Zeynep Dizdar

"ŞU AN BİR ŞARKININ TÜM MASRAFLARIYLA ÇIKMASI 1 MİLYON LİRA"

- Bugünün popüler kültür çağında sanatçı olmak mı daha kolay, yoksa sizin döneminiz mi daha güzeldi?

Onu bazen kendim de düşünüyorum, arkadaşlarımla da konuşuyorum. Şöyle söyleyeyim; şimdi dışarıdan bakıldığında her şey biraz daha kolaymış gibi görünüyor ama şu an üretmek çok daha zor. Bizim dönemimiz daha kolaydı. Şöyle kolaydı; çünkü yanınızda bir sürü arkadaşınız, müzisyen dostlarınız vardı. Stüdyoyu 6 aylığına kapatıyorduk, istediğimiz gibi girip çıkabiliyorduk çünkü arkamızda güçlü yapımcılar vardı. Şimdi arkamızda yapımcı yok, her şeyi kendi başınıza yapmak zorundasınız. Bugün yeni bir şarkı, mesela Afrodizyak tüm masraflarıyla, dansçısıyla, klibiyle neredeyse 1 milyon lira bütçe demek. Sadece aranjesi, miksi ve masteringi bütçenin yarı yarıya yakınını götürüyor. İsmimize yakışır, kötü bir iş yaptıramayız. O yüzden şimdi arkamızda bize destek olan hiçbir yapımcı ya da sponsor yok, her şey daha zor.

0D404664D5Fec2E28F2831De4Bcda3C2.1000X1000X1

"ŞİMDİ POPÜLER OLMAK ÇOK KOLAY AMA ÇOK GELİP GEÇİCİ"

- Yeni nesil müzisyenlerden ve gruplardan takip edip beğendiğiniz isimler var mı?

Şimdi popüler olmak çok kolay ama çok gelip geçici. Mesela bu konuda Manifest grubu geldi akla, şu an çok popülerler. Onların enerjilerini seviyorum, gençler böyle bıcır bıcırlar. Ben de onların yaşında olsam ben de yapardım; müthiş ve çok güzeller, şarkıları da güzel aslında. Ama bir de şöyle bir gerçek var; çok iyi yönetiliyorlar. Eğer iyi yönetilmeselerdi onlar da şimdiye kadar dağılırlardı. İnşallah dağılmazlar, onları beğeniyorum çünkü en azından doğru bir rotada gidiyorlar. Ama çıkıp da TikTok’larda saçma sapan hareketler yapanları hiç sevmiyorum.

656Ee8960688A (1)

"BEN DE GEÇEN SENE BİKİNİ-ŞORTLA SAHNEYE ÇIKTIM, KİMSE RAHATSIZ OLMADI "

- Son dönemde kadın sanatçıların sahne kostümleri ve kıyafetleri çok tartışılıyor. Sizin bu konudaki duruşunuz nedir?

Şu an beni sahneye bıraksalar; şortumu giyerim, ayağıma birazcık daha rahat hareket edebileceğim ayakkabılarımı çekerim ve bir saat boyunca hiç durmadan dans edip şarkı söyleyebilirim, öyle bir enerjiye sahibim. Ama ben bunu yaparken hiçbir zaman insanları rahatsız edecek şekilde yapmam. Yani sahneye çıkıp bacağımı açıp saçma sapan hareketler sergilemem. Aslında burada sorun kıyafet değil, sahnedeki o hareketler. Ben geçen sene Antalya’da bir beach konseri verdim, herkes bikiniyleydi. Ben de sahnede bikini üstü ve şort giydim, gayet de müthiş ve çok güzel geçti. Hiç kimse de benden rahatsız olmadı çünkü sahnede nasıl hareket edeceğimi, o sınırı nasıl koruyacağımı biliyorum. Burada en önemli şey aslında dinleyiciye ne verdiğiniz ve nasıl hareket ettiğinizdir; maalesef yeni nesil bunu bilmiyor. Kıyafeti giyip sahnede saçma sapan hareketler yapıyorlar, ben sadece buna kızıyorum. Başka hiçbir şeye kızmıyorum. Herkes istediğini yapabilsin ama basit ve kalitesiz hiçbir şeyin arkasında durmam; ne olursa olsun beğenmem. Bu benim konuşmalarım, sohbetlerim ve hayatımın her alanı için geçerli.

" KÜFÜRÜ BİLE BASİTÇE ETMEM, HER ŞEYİM KALİTEDİR"

- Kalite anlayışınızı biraz açar mısınız? Hayatın içinde Zeynep Dizdar nasıl biridir?

Mesela mizah kültürünü, Gırgır dergisini, Şan Tiyatrosu dönemlerini benden daha fazla seven kimse yoktur, o kadar çok severim. Ama işin içine çok pis, avam küfürlü konuşmalar girdi mi orada dururum, o tarz şeylerden her zaman uzağım. Normalde ben de trafikte küfür ederim; şöyle bir nefes alır, dayanırım sonra ederim. Bu tarafımı arkadaşlarım da çok iyi bilir; "Ne diyorsun?" derler, ben yaparım, ederim. Ama bu hiçbir zaman basitçe ve avamca olmaz. Ben o küfürü de etsem, asla basitçe etmem. Benim her şeyim kalitedir, bunu net olarak söyleyeyim. Gerçekten duruşta kalite çok önemli bir şey.

Artworks 000112290550 86Togj T500X500

"EMEL MÜFTÜOĞLU'NUN 'HOVARDA' ŞARKISINI KEŞKE BEN SÖYLESEYDİM"

- Müzik tarihinde duyduğunuzda "Keşke bu şarkıyı ben okusaydım" dediğiniz bir eser oldu mu? Yakın zamanda yeni sürprizler var mı?

Oldu tabii. Keşke ben söyleseydim dediğim birkaç şarkı var, şu an isimlerini tam hatırlamıyorum ama şimdi 90'lar konseptiyle çıktığım yeni nesil meyhanelerde ya da canlı performans sahnelerimde o şarkıları hep okuyorum ve sahnedeyken de "Bu şarkı hep benim okumak istediğim şarkıydı" diyorum. Emel Müftüoğlu'nun söylediği Hovarda şarkısını çok beğenirim, keşke ben söyleseydim dediğim bir şarkıdır, hala da sahnede seve seve söylerim. Bana çok yakışırdı. Ama şarkı işi biraz kısmet işidir; sen ne kadar istersen iste, şarkı piyasada dolaşır ve eninde sonunda gerçek sahibine gider. Bunun dışında Sibel Can'ın da çok beğendiğim birkaç şarkısı var, onları da sahnede okuyorum. Hayranlarıma da bir müjde vereyim; yakın zamanda, yaklaşık 1.5 - 2 ay içinde yeni bir şarkım daha çıkıyor. Ben bu yeni şarkıdan çok etkileniyorum, çok güzel bir eser geliyor, onun da müjdesini vermiş olayım.

- Şimdi 20 yaşındaki halinizle karşılaşsanız, kendinize nasıl bir tavsiyede bulunurdunuz?

Kendime tavsiyem şu olurdu: Beni dışarıdan ilk gördüklerinde "Çok havalı" derler, sonra tanışınca "Hiç öyle değilmişsin" falan derler. Aslında benim o havalı duruşum çocukluğumdan geliyor, asla egolu bir insan değilimdir ama o havayı ne olursa olsun seviyorum. Ben evde kendi kapımı açarken bile havalı havalı açarım; gelen ister marketçi olsun fark etmez, o havayı seven bir çocuğumdur zaten. Kendime şunu söylerdim: Geçmişte bazı işlerde, "Aman ben oraya gitmem, ben bunu yapmam, şunu yapmam" diyerek çok fazla geri durdum, kendimi çok frenledim. Şimdi olsa direkt gider, "Tamam ya, ben de varım, ben de olacağım" derdim. Kendime biraz daha girişken olmayı tavsiye ederdim. Sektörde çok uzun süre beklemek zorunda kaldım ve o bekleme sürecinde tabii ki çok üzüldüm, yıprandım çünkü piyasanın kötü olduğu dönemlere denk geldim. Yine de iyi ki böyle olmuş diyorum. Ama kendime şunu kesinlikle söylerdim; "Kendini bu kadar bekletmeyip piyasaya direkt bir dans şarkısıyla çık!" O dönem gerçekten piyasa çok zordu, şimdi ise çok karışık. Zamanında tam bir şarkıyı alacakken başkası hop diye gelip elinden kapabiliyordu ya da aranjörlerle çok büyük sıkıntılar yaşıyordunuz. Geçmişe dönsem daha fazla şarkı yapıp, daha fazla dans şarkısıyla halkın karşısına çıkmayı çok isterdim. Bir de bu; iki tane temel tavsiyem var yani.

Kaynak: ÖMER CEYLAN