MSB duyurdu: Piyade Uzman Çavuş Yusuf Güneş şehit oldu
MSB duyurdu: Piyade Uzman Çavuş Yusuf Güneş şehit oldu
İçeriği Görüntüle

ABD'de milyonlarca seçmenin sandık başına gittiği 3 Kasım 2026 ara seçimleri, Başkan Donald Trump açısından önemli bir siyasi sınava dönüştü. Demokratların Temsilciler Meclisi ve Senato'da çoğunluğu elde etmesi, Amerikan siyasetinde yeni bir dönemin başlangıcı olarak değerlendiriliyor. Seçim sonuçlarının yalnızca ABD'nin iç politikasını değil, Washington'ın müttefikleriyle kurduğu ilişkileri de etkilemesi bekleniyor. Bu ülkelerin başında ise uzun süredir savunma sanayisi, bölgesel güvenlik ve ekonomik ilişkiler konusunda çözüm bekleyen sorunlarla karşı karşıya bulunan Türkiye geliyor.

Washington'da değişen siyasi tablo, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ABD Başkanı Donald Trump arasındaki diplomatik temasların geleceğini de yakından ilgilendiriyor. Beyaz Saray ile Kongre arasındaki güç dengesinin değişmesi, Türkiye'yi ilgilendiren bazı kararların daha sıkı denetlenmesine ve uzun süredir bekleyen anlaşmaların yeniden tartışılmasına neden olabilir. Özellikle savunma sanayisindeki iş birliği, yaptırımların kaldırılması ve ticaret alanında atılacak adımlar Ankara'nın öncelikli gündem maddeleri arasında bulunuyor.

Trump'ın karşısında artık daha güçlü bir Kongre var

ABD'deki ara seçimlerin ardından ortaya çıkan tablo, Trump yönetiminin görev süresinin kalan bölümünde izleyeceği politikalar açısından belirleyici olacak. Demokratların Kongre'de çoğunluğu kazanması, Cumhuriyetçi Başkan'ın yasama faaliyetlerinde daha fazla siyasi engelle karşılaşabileceği anlamına geliyor.

Amerikan siyasi sisteminde Temsilciler Meclisi ve Senato, federal bütçenin hazırlanmasından savunma harcamalarına, dış yardımlardan yaptırım düzenlemelerine kadar geniş bir alanda yetki sahibi. Dolayısıyla Beyaz Saray'ın dış politikada belirlediği hedeflerin hayata geçirilmesi, bazı konularda Kongre'nin desteğine bağlı bulunuyor.

Demokratların güç kazanması, Trump yönetiminin Türkiye ile ilişkilerinde izlemek istediği politikaların da daha yoğun bir denetime tabi tutulmasına yol açabilir. Ancak Kongre'deki çoğunluğun değişmesi, Ankara ile Washington arasında yeni bir kriz yaşanacağı anlamına gelmiyor. Bazı başlıklarda uzlaşma ihtimali korunurken özellikle savunma anlaşmaları ve yaptırımlar konusunda daha çetin müzakerelerin yaşanması mümkün görünüyor.

F-35 dosyası yeniden açılabilir

Türkiye'nin ABD ile ilişkilerinde çözüm bekleyen en önemli konulardan biri F-35 savaş uçağı programı. Ankara'nın Rusya'dan S-400 hava savunma sistemi satın almasıyla başlayan anlaşmazlık, iki NATO müttefiki arasında yıllardır devam eden bir soruna dönüştü.

Türkiye'nin 2019 yılında F-35 programından çıkarılması ve ardından 2020'de uygulanan CAATSA yaptırımları, savunma alanındaki iş birliğini önemli ölçüde sınırlandırdı. Ankara ise hem programa yeniden dahil olmak hem de yaptırımların kaldırılmasını sağlamak amacıyla diplomatik girişimlerini sürdürüyor.

ABD Kongresi Araştırma Servisi'nin 20 Ağustos 2026 tarihli değerlendirmesinde, Türkiye'nin F-35 savaş uçaklarını yeniden satın alma isteğini koruduğu ve yaptırımların kaldırılmasını hedeflediği belirtiliyor.

Ancak meselenin önünde yalnızca siyasi anlaşmazlıklar bulunmuyor. Amerikan mevzuatı, Türkiye'nin S-400 sistemine sahip olması nedeniyle F-35 transferine önemli sınırlamalar getiriyor. Mevcut yasal düzenlemelere göre bu engelin aşılması için S-400 konusunda belirli şartların karşılanması gerekiyor.

Trump'ın Türkiye'ye savaş uçağı satışı konusunda olumlu mesajlar vermesi, meselenin çözülebileceği yönündeki beklentileri artırmıştı. Buna karşın Kongre'deki itirazlar, iki ülke liderinin siyasi iradesinin tek başına yeterli olmadığını gösteriyor.

S-400 meselesinde gözler Washington'da

Ara seçimler sonrasında S-400 hava savunma sistemleri yeniden Ankara-Washington hattının en önemli pazarlık konularından biri haline gelebilir. ABD'de bazı Kongre üyeleri, Rus yapımı sistemlerin Türkiye'nin elinde bulunmasını NATO güvenliği açısından sorun olarak değerlendiriyor.

Ankara ise hava savunma ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla gerçekleştirdiği satın almanın egemenlik hakları kapsamında olduğunu savunuyor. Tarafların farklı yaklaşımları, sorunun kalıcı biçimde çözülmesini zorlaştırıyor.

Yeni Kongre'nin savunma ve dış ilişkiler komisyonlarında görev alacak isimlerin tutumu bu nedenle önem taşıyor. CAATSA yaptırımlarının kaldırılması, F-35 programına yeniden katılım ve savunma teknolojilerinin transferi gibi konularda Kongre'nin yaklaşımı müzakere sürecini doğrudan etkileyebilir.

Özellikle yeni çoğunluğun Trump yönetiminin dış politika kararlarını daha yakından incelemesi, Türkiye ile yapılabilecek savunma anlaşmalarında ek şartların gündeme gelmesine neden olabilir.

Türk ihracatçısını ilgilendiren vergi kararı

ABD seçimlerinin Türkiye'ye olası etkileri savunma politikalarıyla sınırlı değil. Washington'ın dış ticaret alanında aldığı kararlar, Amerikan pazarına ürün satan Türk şirketleri açısından da büyük önem taşıyor.

ABD Ticaret Temsilciliği tarafından 28 Temmuz 2026 tarihinde yayımlanan düzenlemede, Türkiye'den ithal edilen ve istisna kapsamında bulunmayan ürünlere yönelik yüzde 12,5 oranında ek gümrük vergisi uygulanması kararlaştırıldı. Zorla çalıştırma yoluyla üretilen malların ithalatının önlenmesine ilişkin ticaret soruşturmaları çerçevesinde alınan karar, Türkiye'nin de bulunduğu çok sayıda ekonomiyi kapsıyor.

Söz konusu vergi düzenlemesi, Türk ihracatçıları açısından maliyet ve rekabet koşullarını etkileyebilecek nitelikte. Özellikle ABD pazarına yönelik üretim yapan şirketler, ithalat vergilerindeki değişiklikleri yakından izliyor.

Kongre'de çoğunluğun değişmesi, Trump yönetiminin gümrük vergileri politikasının daha fazla tartışılmasına neden olabilir. Demokratların ticaret politikalarına ilişkin denetim ve yasal düzenleme girişimleri, önümüzdeki dönemde Amerikan ekonomisinin gündeminde önemli yer tutabilir.

Bununla birlikte seçim sonuçları mevcut gümrük vergilerinin kendiliğinden kaldırılması anlamına gelmiyor. Tarifelerin değiştirilmesinde başkanın yetkileri, yürürlükteki ticaret yasaları ve olası yargı süreçleri de belirleyici olacak.

Suriye'deki yeni tablo Ankara'yı yakından ilgilendiriyor

Türkiye ile ABD arasında uzun yıllar boyunca görüş ayrılığına neden olan Suriye politikası, ara seçimlerin ardından yakından takip edilecek başlıklardan biri olmaya devam ediyor.

Washington'ın geçmişte terör örgütü DEAŞ ile mücadele kapsamında Suriye Demokratik Güçleri'yle (SDG) kurduğu ortaklık, Ankara tarafından ciddi bir güvenlik sorunu olarak değerlendirilmişti. Türkiye, SDG'nin ana bileşenlerinden YPG'yi PKK'nın Suriye uzantısı olarak görüyor.

Ancak Suriye'de yaşanan siyasi ve askeri gelişmeler, bölgedeki dengeleri önemli ölçüde değiştirdi. ABD Kongresi Araştırma Servisi'nin Ağustos 2026 tarihli raporuna göre, ocak ayında Suriye hükümet güçlerinin daha önce SDG kontrolündeki kuzey bölgelerde hakimiyet kurmasıyla Washington'ın SDG ile ortaklığı fiilen sona erdi.

Bu gelişme, iki ülke arasında uzun süredir anlaşmazlık konusu olan Suriye dosyasında yeni bir sürecin başlamasına zemin hazırladı.

Bundan sonraki aşamada ABD'nin Suriye'deki askeri varlığının kapsamı, bölgeye yönelik güvenlik yardımları ve Şam yönetimiyle kurulacak ilişkiler önem kazanacak. Kongre'deki yeni çoğunluğun bu konulara yaklaşımı, Türkiye'nin sınır güvenliği ve bölgesel istikrar hedefleri bakımından belirleyici olabilir.

İran ve Gazze politikası da mercek altında

Washington'daki siyasi değişim, Türkiye'nin yakından takip ettiği İran ve Gazze politikalarında da etkisini gösterebilir. ABD'nin Orta Doğu'daki askeri ve diplomatik faaliyetleri, bölgedeki güç dengeleri nedeniyle Ankara'nın dış politika gündeminde önemli yer tutuyor.

Özellikle İran'a yönelik Amerikan politikalarının geleceği, bölgesel güvenlik ve enerji piyasaları açısından kritik görülüyor. Kongre'deki yeni çoğunluk, yönetimin askeri harcamalarını ve dış politika tercihlerini daha sıkı denetleyebilir.

Gazze meselesi ise Türkiye ile ABD arasında diplomatik görüşmelerin sürdüğü başlıklardan biri. Ankara'nın bölgedeki insani durum ve siyasi çözüm konusundaki yaklaşımı ile Washington'ın politikaları arasındaki farklılıklar, ikili ilişkilerin gündemindeki yerini koruyor.

Diğer taraftan Rusya-Ukrayna savaşı ve NATO'nun geleceğine ilişkin tartışmalar da Türkiye'nin stratejik önemini artıran unsurlar arasında bulunuyor. Türkiye'nin Karadeniz'deki konumu, ittifak içindeki askeri kapasitesi ve bölgesel diplomasi alanındaki rolü, Washington açısından Ankara ile ilişkilerin sürdürülmesini önemli kılıyor.

Kaynak: Haber Merkezi