Washington ile Tahran hattında uzun süredir devam eden gerilim, yerini temkinli bir diplomatik trafiğe bırakmış durumda. Hafta sonunu geçirmek üzere başkentten Florida’ya hareket eden ABD Başkanı Donald Trump, başkanlık uçağı Air Force One’da gazetecilerin sorularını yanıtlarken, Orta Doğu’da dengeleri değiştirebilecek müzakerelere dair önemli ipuçları verdi. Umman’ın başkenti Maskat'ta, iki ülke yetkilileri arasında gerçekleşen ve dünya kamuoyunun yakından takip ettiği dolaylı görüşmeleri değerlendiren Trump, sürecin beklenenden çok daha olumlu ilerlediğini vurguladı. Trump’ın açıklamalarındaki özgüven ve İran’ın tutumuna dair yaptığı "istekli" vurgusu, yeni bir dönemin kapılarının aralanabileceğine işaret ediyor.
Saldırı korkusu Tahran’ı masaya itti
Başkan Trump, görüşmelerden duyduğu memnuniyeti dile getirirken, İranlı yetkililerin müzakere masasına oturma motivasyonlarını da kendi üslubuyla analiz etti. Rusya ve Ukrayna ile yapılan görüşmelere de atıfta bulunan Trump, İran ile yürütülen diplomasinin de aynı verimlilikte geçtiğini belirtti. Trump’a göre, İranlı muhatapların bu denli istekli görünmesinin temelinde ABD’nin askeri caydırıcılığı yatıyor. "Bizimle müzakere ediyorlar çünkü onlara saldırmamızı istemiyorlar" diyen Trump, bölgeye sevk edilen büyük bir donanma gücünün varlığını hatırlatarak, bu gücün Tahran üzerinde ciddi bir baskı unsuru oluşturduğunu ima etti.
Askeri seçeneğin masada durduğunu ancak aceleci davranmayacaklarını belirten Trump, stratejisini Venezuela örneği üzerinden açıkladı. "Venezuela'yı hatırlarsanız, bir süre beklemiştik ve acelemiz yoktu. Şimdi de bolca zamanımız var" diyerek, sürecin ABD’nin kontrolünde ve kendi belirledikleri takvimde ilerleyeceğinin mesajını verdi. Bu yaklaşım, Washington’un "maksimum baskı" politikasından taviz vermeden, diplomasiyi bir sonuç alma aracı olarak kullanmaya devam edeceğini gösteriyor.
Damat Kushner ve özel temsilciler devrede
Maskat’taki görüşmelerin perde arkasındaki aktörler de en az görüşmenin içeriği kadar dikkat çekici. Trump, bu kritik görev için en güvendiği isimleri sahaya sürdü. ABD müzakere heyetinde, Trump’ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve damadı, aynı zamanda başdanışmanı olan Jared Kushner yer aldı. Karşı tarafta ise İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi bulunuyordu. Trump, bu isimler arasında yürütülen diyaloğu "yüksek temsilciler" seviyesinde bir temas olarak tanımladı.
Görüşmelerin ciddiyetini vurgulayan Trump, "Anlaşma olmazsa sonuçların çok sert olacağı açık. Buna göre herkes kartlarını biliyor" diyerek, diplomatik başarısızlığın bedelinin ağır olacağı uyarısında bulundu. Bu ifadeler, Kushner ve ekibinin Maskat’ta sadece nabız yoklamadığını, aynı zamanda Washington’un kırmızı çizgilerini ve olası yaptırım senaryolarını net bir dille muhataplarına ilettiğini ortaya koyuyor.
Nükleer silah kırmızı çizgimiz olmaya devam ediyor
Müzakerelerin merkezinde ise şüphesiz İran’ın nükleer programı yer alıyor. Trump, olası bir anlaşmanın çerçevesini çizerken "kabul edilebilir koşullar" vurgusu yaptı ancak tek bir konuda asla taviz verilmeyeceğinin altını çizdi: "Her şeyden önce, nükleer silah olmayacak." Trump, İran’ın nükleer silah elde etme hedeflerinden tamamen vazgeçmesi gerektiğini, aksi takdirde herhangi bir uzlaşının mümkün olmadığını belirtti.
Başkan Trump, ikinci döneminin başında İran’ın şu anki tavrını sergilemesi durumunda, iki ülke arasında çoktan bir anlaşma imzalanmış olacağını iddia etti. Tahran yönetiminin geçmişteki katı tutumunu terk ettiğini savunan Trump, "Şu anda, anlaşma için öncesinden çok daha istekliler" diyerek, ekonomik yaptırımların ve iç karışıklıkların İran’ı köşeye sıkıştırdığını ima etti. Tarafların, görüşmelerin seyrini değerlendirmek üzere önümüzdeki hafta yeniden bir araya gelmeyi planladığı öğrenildi.
Rota İstanbul’dan Umman’a çevrildi
Görüşmelerin arka planında ise Türkiye'nin de dahil olduğu yoğun bir diplomatik trafik yaşandı. İki ülke arasındaki gerilimin zirve yaptığı ve savaş çanlarının çaldığı dönemde, Ankara devreye girerek tarafları İstanbul’da buluşturmayı önermişti. İlk etapta İstanbul’da yapılması planlanan bu kritik zirve, daha sonra İran heyetinin talebi üzerine Umman’ın başkenti Maskat’a kaydırıldı. Umman’ın arabuluculuğunda gerçekleşen bu temaslar, ocak ayında İran’da patlak veren protestolar ve ardından gelen idam kararlarıyla yükselen tansiyonu düşürmeyi amaçlıyor. Trump’ın protestoculara destek mesajı vermesi ve askeri müdahale sinyali çakmasıyla kopma noktasına gelen ilişkiler, Tahran’ın idamları durdurması ve ABD’nin askeri seçeneği askıya almasıyla yeniden diplomasi rayına oturmuş görünüyor.