KAZİM BOZKURT/Bakanlık ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü’nde 10 takvim günü süreyle kamuoyu incelemesine açılan 241,5 milyon TL bütçeli proje dosyası, doğal sit sınırları içerisindeki hassas kıyı ekosisteminde yaratacağı etkiler nedeniyle tartışma yaratıyor.

Deniz tabanında 45 bin metreküplük kazı: Deniz çayırları taşınacak

Dosyanın denizel ekosistemi ilgilendiren en kritik başlığı, kıyının doğal derinliğini değiştirecek olan dip tarama faaliyeti. Proje kapsamında boyları 15 ile 50 metre arasında değişen 47 adet yatın yanaşabilmesi için liman yaklaşım sahasında deniz tabanı -3 metreden -5 metre kotuna derinleştirilecek.

Bu operasyon kapsamında 14 bin 171 metrekarelik deniz tabanında mekanik kepçelerle toplam 45 bin metreküp dip taraması gerçekleştirilecek. Bölgedeki deniz çayırlarının (Posidonia oceanica) bulunduğu alana isabet eden bu kazı için şirket, TÜBİTAK veya üniversitelerce hazırlanacak rapor doğrultusunda deniz çayırlarının başka bir alana taşınacağını/ekileceğini taahhüt ediyor. Ancak uzmanlar kapalı koylarda dip taramasının yaratacağı bulanıklık ve sediment taşınımının deniz canlılığı üzerinde ağır tahribat yaratacağına dikkat çekiyor. Taranan malzeme ise mavnalarla 25 kilometre mesafedeki Çeşme Açık Deniz Döküm Alanı'na boşaltılacak.

Ormandan yol, tarladan otel

Projenin karasal yerleşimi de koruma statüleri açısından tartışmalı. Saha, İzmir-Manisa Çevre Düzeni Planı'nda "Turizm Tesis Alanı"nda kalmakla birlikte 38. Grup Doğal Sit Alanı (kısmen Nitelikli Doğal Koruma Alanı, ağırlıklı olarak Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanı) sınırları içinde yer alıyor. Bölgenin henüz yürürlükte onaylı bir 1/5.000 Nazım ya da 1/1.000 Uygulama İmar Planı bulunmuyor; yani alan mevcutta "plansız alan" statüsünde. Yatırımcı, ÇED sürecinin ardından hazırladığı koruma amaçlı imar planı teklifini Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü’nün onayına sunmayı planlıyor.

Karasal alanda şirket yetkilisi adına kayıtlı 11 bin 244 metrekarelik 3 parsel tapu kayıtlarında "tarla" vasfıyla yer alıyor. Kıyı kenar çizgisinin deniz tarafında kalan 21 bin 743 metrekarelik Devletin Hüküm ve Tasarrufu Altındaki (DHTA) deniz alanı için ise Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü’nden ön izin sözleşmesi alınmış durumda. Tesise ana arterden ulaşımı sağlayacak yaklaşık 300 metre uzunluğundaki 2 bin 630 metrekarelik bağlantı yolu ise doğrudan Devlet Ormanı arazisinden geçiyor.

Yönetmeliğin konaklama sınırı devrede: 9 bloklu ünite ve dev altyapı

Deniz Turizmi Yönetmeliği’nde yer alan "yat limanlarında konaklama tesisi kapasitesi bağlama kapasitesinin yüzde 20’sini aşamaz" hükmüne dayanan proje, 47 tekne kapasitesine karşılık tam üst sınırdan 9 adet bağımsız konaklama ünitesi (otel) içeriyor. İkişer katlı olarak planlanan bu 9 ünitenin toplam kapalı alanı 1.661 metrekareyi buluyor.

Antalya’da yangın devam ediyor: 5 ev ve seralar zarar gördü
Antalya’da yangın devam ediyor: 5 ev ve seralar zarar gördü
İçeriği Görüntüle

Geri sahada ayrıca 500 metrekarelik restoran, açık yüzme havuzu, SPA, fitness salonu, 134 metrekarelik bakım-onarım hangarı, 1100 ton kaldırma kapasiteli travel lift vinç sistemi ve 83 araçlık açık-kapalı otopark yer alıyor. Bölgedeki arazi kot düzenlemesi için dışarıdan 10 bin metreküp dolgu malzemesi getirilecek.

Kritik altyapı çakışması: İZSU deşarj hattı dalgakıranın altında

Proje dosyasındaki en dikkat çekici altyapı riski ise İZSU hattı ile yaşanan çakışma. Projenin kıyı yapıları ve dalgakıran sahası, İZSU Alaçatı Atıksu Arıtma Tesisi’ne ait 800 mm çaplı CTP derin deniz deşarj boru hattı ile kesişiyor.

Raporda, borunun prekast beton bloklarla çapa ve darbelere karşı korunacağı, boru ekseninden sağlı sollu 12,5'ar metre olmak üzere 25 metrelik güvenlik koridoru bırakılacağı belirtiliyor. Ancak İZSU’nun bölgedeki nüfus artışına paralel olarak planladığı Alaçatı AAT 2. Etap kapasite artışı ve yeni deşarj hattı ihtiyacının marina yerleşimiyle nasıl koordine edileceği kritik bir altyapı başlığı olarak öne çıkıyor.

Konsantre tuzlu su denize verilecek, dere yatağı taşınacak

ÇED dosyasındaki diğer teknik veriler sahadaki çevresel risklerin boyutunu ortaya koyuyor:

  • Ters Ozmoz Deşarjı: Tesisin kullanma suyu ihtiyacı deniz suyundan ters ozmoz (RO) yöntemiyle karşılanacak; işlem sonucunda açığa çıkan yüzde 40 oranındaki konsantre tuzlu su doğrudan denize geri deşarj edilecek. Evsel atıksuların ise paket arıtmadan geçirilerek peyzajda kullanılacağı taahhüt ediliyor.

  • Dere Yataklarına Müdahale: Saha içinden geçen Arap Dere ve yan kolunun yatağı DSİ onayına sunulan ıslah projesiyle deplase edilecek (kaydırılacak).

  • Akdeniz Foku: ÇED raporunda koy çevresinde Akdeniz Foku'nun (Monachus monachus) mağara ve yuvalama alanının bulunmadığı, ancak türün bölgeyi beslenme amacıyla kullandığı ve tekne trafiği artışına karşı Ulusal Eylem Planı'na uyulacağı ifade ediliyor.

10 günlük askı süresi başladı

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile İzmir İl Müdürlüğü'nde askıya çıkan nihai ÇED raporuna karşı meslek odaları, yerel yönetimler ve yurttaşlar 10 takvim günü içerisinde resmi görüş ve itirazlarını iletebilecek. Sürecin sonunda Bakanlık projeyle ilgili "ÇED Olumlu" ya da "ÇED Olumsuz" kararını verecek.

Kaynak: HABER MERKEZİ