EMRE AVCI-Transfer dönemlerinde Türkiye'nin önde gelen kulüpleri Avrupa'nın dikkat çeken futbolcularına yüksek maaşlar ve güçlü projeler sunuyor. Ancak kariyerinin en verimli dönemindeki bir oyuncu için transfer kararı yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda kariyer planlaması anlamına geliyor.
Rafael Leão, Marcus Rashford ve Gabriel Martinelli gibi hâlâ Avrupa'nın üst düzey futbolunda oynayabilecek yaştaki isimler için Premier Lig, La Liga, Serie A veya Bundesliga'da kalmak; daha fazla uluslararası görünürlük, Şampiyonlar Ligi fırsatı ve gelecekteki transfer ihtimalini korumak anlamına geliyor.
Türkiye'nin önündeki temel problem de burada ortaya çıkıyor.
Mourinho, Yanal ve Reis aynı sorunun farklı taraflarına dikkat çekti
Süper Lig'in Avrupa'daki konumu konusunda farklı dönemlerde açıklamalar yapan üç teknik adamın sözleri, yaşanan problemin farklı boyutlarını ortaya koyuyor.
Jose Mourinho, Türkiye Ligi'nin Avrupa'da yeterince takip edilmediğini savunarak İngiltere, Almanya, Fransa, Portekiz ve Hollanda liglerinin daha fazla izlendiğini söylemişti. Portekizli teknik adamın sözleri, Süper Lig'in uluslararası görünürlük sorununu gündeme taşıdı.
Ersun Yanal ise meselenin oyuncu yetiştirme tarafına dikkat çekiyor. Deneyimli teknik adam, Türkiye'nin Avrupa'nın en yaşlı liglerinden biri haline geldiğini ve genç futbolculara yeterli fırsat verilmediğini belirtirken, yıllardır yapılan yüksek sayıdaki yabancı transferin futbolcu üretimine aynı ölçüde yansımadığını savunuyor.
Thomas Reis de Türkiye'ye genç oyuncu getirme konusunda benzer bir noktaya işaret etmişti. Alman teknik adam, genç futbolcuların Türkiye'yi her zaman ilk tercih olarak görmediğini ve Avrupa'nın daha güçlü futbol pazarlarının onlar açısından daha cazip olduğunu ifade etmişti.
Üç teknik adamın açıklamaları farklı başlıklara temas etse de aynı tabloyu işaret ediyor: Süper Lig'in hem Avrupa'daki görünürlüğünü hem de genç oyuncular için kariyer basamağı olma özelliğini güçlendirmesi gerekiyor.
Türkiye'ye gelen genç oyuncu neden kalmak istemiyor?
Sorunun diğer tarafında ise Türkiye'ye gelen genç yabancı futbolcular bulunuyor.
Süper Lig'e transfer olan bazı oyuncular için Türkiye nihai hedef değil, Avrupa'nın daha büyük liglerine açılan bir basamak olarak görülüyor. Oyuncu burada başarılı olduğunda Avrupa'dan teklif alıyor ve kariyerini mümkün olduğunca hızlı şekilde yukarı taşımak istiyor.
Bu durum doğru yönetildiğinde Türk kulüpleri için önemli bir modele dönüşebilir. Ancak oyuncunun birkaç yıl boyunca Türkiye'de kalıp gelişmesi yerine, değer kazandığı anda Avrupa'ya gitmek istemesi Süper Lig'in hâlâ bir geçiş noktası olarak algılandığını gösteriyor.
Kim Min-jae bunun en net örneklerinden biri
Bu tablonun en dikkat çekici örneklerinden biri Kim Min-jae.
Güney Koreli stoper, 2021 yılında Fenerbahçe'ye geldiğinde Avrupa futbolunun zirvesinde yer alan bir isim değildi. Ancak İstanbul'daki ilk sezonunda gösterdiği performans kısa sürede Avrupa'nın dikkatini çekti.
Kim Min-jae, Fenerbahçe'deki tek sezonunun ardından Napoli'ye, İtalya'daki başarılı döneminin ardından da Bayern Münih'e transfer oldu.
Fenerbahçe için bu transfer önemli bir ekonomik ve sportif kazanım olsa da oyuncunun kariyer hikâyesi aynı zamanda Süper Lig'in konumunu da anlatıyor.
Türkiye oyuncuyu keşfediyor, geliştiriyor ve Avrupa'nın radarına sokuyor. Fakat oyuncu belirli bir seviyeye ulaştığında hedefini yeniden Avrupa'nın daha büyük liglerine çeviriyor.
Benzer örneklerin artması, Türkiye'nin genç oyuncular açısından güçlü bir vitrin olduğunu gösterirken, aynı zamanda bu oyuncuların neden burada uzun süre kalmadığı sorusunu da gündeme getiriyor.
Türkiye yıldız alıyor, Avrupa yıldız yetiştiriyor
Süper Lig'in önemli kulüpleri geçmişte Drogba, Sneijder, Van Persie, Pepe, Dzeko ve Tadic gibi dünya futbolunun önemli isimlerini Türkiye'ye getirdi.
Ancak Avrupa'nın bakış açısında daha önemli soru, Türkiye'nin yıldız transfer edip edemediği değil.
Türkiye'ye gelen bir futbolcunun buradan daha büyük bir Avrupa kulübüne gidip gidemediği.
Bu noktada Portekiz ve Hollanda gibi ligler öne çıkıyor. Benfica, Porto, Sporting, Ajax ve PSV gibi kulüpler yalnızca kupa mücadelesi veren takımlar değil, aynı zamanda Avrupa'nın büyük kulüplerine oyuncu kazandıran merkezler olarak görülüyor.
Bir genç futbolcu bu kulüplerden birine transfer olduğunda kariyerinin son durağına geldiğini düşünmüyor. Tam tersine, daha büyük bir lige geçiş için önemli bir basamak olarak görüyor.
Türkiye'de ise bu algının henüz aynı seviyeye ulaşmadığı görülüyor.
Avrupa'ya giden yol güçlü ama yeterli değil
Türkiye'nin Arda Güler'in Real Madrid'e, Ferdi Kadıoğlu'nun Brighton'a transferi gibi önemli örnekleri var.
Bu transferler, Süper Lig'den Avrupa'nın zirvesine oyuncu gönderilebildiğini kanıtlıyor. Ancak birkaç örneğin bulunması, bunun henüz sürdürülebilir bir sistem haline geldiği anlamına gelmiyor.
Süper Lig'in ihtiyacı olan şey, Avrupa'nın genç oyuncular tarafından güvenilir bir kariyer basamağı olarak görülmesi.
Bunun için altyapı yatırımlarının artırılması, genç oyunculara daha fazla süre verilmesi, kulüplerin uzun vadeli planlar yapması ve Avrupa kupalarında daha istikrarlı sonuçlar alınması gerekiyor.
Avrupa performansı transfer kararını da etkiliyor
Süper Lig'in cazibesini belirleyen bir başka faktör ise Avrupa kupalarındaki istikrar.
Türk kulüpleri zaman zaman önemli sonuçlar alsa da Avrupa'nın son aşamalarında düzenli olarak yer alma konusunda henüz istenen seviyeye ulaşabilmiş değil.
Galatasaray Teknik Direktörü Okan Buruk da Şampiyonlar Ligi'nde daha ileri aşamalara ulaşmanın önemini vurgulayan isimlerden.
Çünkü kariyerinin zirvesindeki bir futbolcu için Şampiyonlar Ligi yalnızca sportif bir hedef değil. Aynı zamanda uluslararası görünürlüğünü ve transfer değerini koruyabileceği en önemli vitrinlerden biri.
Süper Lig'in asıl sınavı burada
Türkiye'nin futbol açısından yetersiz olduğunu söylemek doğru değil. Büyük taraftar kitleleri, güçlü kulüpler, yüksek rekabet ve ciddi ekonomik kaynaklar Süper Lig'in önemli avantajları.
Ancak ligin ekonomik gücü ile uluslararası itibarı aynı şey değil.
Bugün Portekiz'de başarılı olan bir oyuncunun Premier Lig'e gitmesi, Hollanda'da parlayan bir futbolcunun Bundesliga'ya transfer olması son derece doğal karşılanıyor.
Türkiye'de ise oyuncunun Avrupa'ya gitmesi hâlâ daha çok bir sonraki adım olarak görülüyor.
Bu nedenle Leão, Rashford ve Martinelli gibi oyuncuların Türkiye'den gelen teklif karşısında Avrupa'dan gelecek seçenekleri beklemesi şaşırtıcı değil.
Çünkü bu oyuncular için mesele sadece bugünkü maaş değil, birkaç yıl sonraki kariyerlerinin nerede olacağı.
Süper Lig'in Avrupa'daki gerçek sıçraması da yıldız transfer etmekten çok, Avrupa'nın genç yıldızlarının gelişmek ve kariyerlerini büyütmek için Türkiye'yi tercih ettiği bir sistem kurmaktan geçiyor.




