Türkiye’nin dış politika ajandasında Doğu ile Batı arasındaki hassas dengeler korunurken, Washington ile yürütülen diplomatik temaslarda yeni bir dönemin kapıları aralanıyor. Katıldığı televizyon programında gündemdeki sıcak gelişmeleri detaylandıran Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Türk dış politikasının öncelikli başlıklarına dair çarpıcı açıklamalarda bulundu. Özellikle Birleşmiş Milletler Genel Kurulu öncesinde Türk diplomasi heyetinin yürüttüğü hazırlıkları ve Amerika Birleşik Devletleri ile sürdürülen ikili müzakerelerin perde arkasını paylaşan Fidan, iki ülke arasındaki kronikleşmiş sorunların aşılması yönünde kararlı adımlar atıldığını vurguladı. Ankara'nın stratejik hedefleri doğrultusunda hareket ettiğini belirten bakan, savunma alanındaki kısıtlamaların kaldırılması için yoğun bir gayret sarf edildiğini ifade etti.

Savunma sanayiindeki kısıtlamaların aşılması hedefleniyor

Türkiye ile ABD ilişkilerinde en büyük kırılma noktalarından birini oluşturan yaptırım rejimi, Türk savunma sanayiinin gelişim ivmesini engelleme potansiyeli nedeniyle Ankara’nın öncelikli gündem maddesi olmaya devam ediyor. Türkiye'nin Rusya'dan tedarik ettiği hava savunma sistemi gerekçe gösterilerek hayata geçirilen CAATSA yaptırımları, özellikle Savunma Sanayii Başkanlığı projeleri üzerinde ciddi bir engel teşkil ediyor. Konuya ilişkin net mesajlar veren Bakan Fidan, bu yaptırım kıskacının kırılması amacıyla Washington yönetimiyle sürekli temas halinde olunduğunu belirtti. Krizin kaynağında yer alan S-400 konusunun çözüme kavuşturulması adına her iki tarafın da kabul edebileceği esnek ve yapıcı formüller üzerinde çalışıldığını ifade eden Fidan, diplomatik mutfakta geliştirilen yaratıcı fikirler sayesinde tıkanıklığın aşılabileceğine dair umutlu konuştu. Karşılıklı iyi niyet çerçevesinde yürütülen bu temasların, önümüzdeki dönemde somut ve olumlu sonuçlar doğurması bekleniyor.

Ankara ve Washington hattında diplomasinin yeni yönü

İki ülke lideri arasındaki şahsi diyaloğun diplomatik tıkanıklıkları aşmada oynadığı kilit rol, yeni dönemde de ikili ilişkilerin ana eksenini oluşturuyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ABD Başkanı Donald Trump arasında gerçekleşmesi planlanan kritik zirve öncesinde yürütülen hazırlıklar, iki kentin stratejik ortaklık zeminini yeniden inşa etme arzusunu yansıtıyor. Liderlerin geçmiş dönemdeki yüz yüze temaslarına ve Ankara’daki son görüşmelerin olumlu yansımalarına dikkat çeken Fidan, ABD tarafının Türkiye ile olan münasebetleri daha ileri bir seviyeye taşıma niyetinde olduğunu aktardı. İki lider arasındaki güçlü iletişim kanalının, bürokratik engelleri ve siyasi dirençleri aşmada en büyük avantaj olduğu değerlendiriliyor. Müzakere masasında biriken pürüzlerin temizlenmesi, yalnızca savunma alanında değil, ticaret hacminin artırılması ve bölgesel güvenlik konularında da yeni fırsat pencereleri açıyor.

Birleşmiş Milletler kürsüsünden dünyaya verilecek mesajlar

Küresel diplomasinin kalbinin atacağı BM 81. Genel Kurulu için geri sayım sürerken, Türkiye’nin uluslararası krizlere yönelik çözüm önerileri bir kez daha dünya kamuoyunun dikkatine sunulacak. New York’ta toplanacak olan kurulda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın hitabı, her yıl olduğu gibi bu yıl da uluslararası toplum tarafından yakından takip edilecek küresel bir vizyon belgesi niteliği taşıyor. Hitap sıralamasında liderlerin ilk konuşmacılar arasında yer almasının Türkiye'nin diplomatik ağırlığını simgelediğini belirten Bakan Fidan, konuşmanın içeriğine dair önemli ipuçları paylaştı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın küresel adaletsizlikler ve bölgesel çatışmaların yanı sıra, insanlığın geleceğini tehdit eden teknolojik risklere de değineceğini aktaran Fidan, özellikle hızla gelişen yapay zeka teknolojilerinin barındırdığı güvenlik risklerine karşı uluslararası toplumun ortak ve bağlayıcı adımlar atması gerektiğine dair tarihi bir çağrıda bulunacağını vurguladı.

Toprak kayması: 2 işçi göçükte kaldı
Toprak kayması: 2 işçi göçükte kaldı
İçeriği Görüntüle

Ankara’nın çok boyutlu dış politika anlayışı doğrultusunda şekillenen bu temaslar, Türkiye’nin küresel ölçekteki yapıcı rolünü güçlendirmeyi amaçlıyor. Bir yandan müttefikleriyle olan ilişkilerindeki pürüzleri gidermeye çalışan Türk diplomasisi, diğer yandan küresel yönetişim mekanizmalarının reformu için sesini yükseltmeye devam ediyor. Savunma sanayiinde tam bağımsızlık hedefine kilitlenen Türkiye, S-400 meselesi üzerinden uygulanan yaptırımların kaldırılması durumunda ulusal güvenlik mimarisini daha da pekiştirmeyi hedefliyor. Dışişleri Bakanlığı kadrolarının yürüttüğü bu mekik diplomasisi, bölgesel barışın tesis edilmesi ve stratejik müttefiklik ilişkilerinin mantıklı bir zemine oturtulması açısından önümüzdeki dönemin en kritik sınavlarından biri olarak kabul ediliyor.

Kaynak: AA