YAĞMUR KARADAĞ/Dokuz Eylül TV'de yayınlanan Gerçeğin Öteki Yüzü – Fikr-i İsyan programında bu hafta; İzmir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Dilek Gappi, Avukat Murat Aydın ve Gazeteci Ender Aldanmaz’ın katılımıyla ülke ve kent gündemi masaya yatırıldı. İzmir’de belediyelere yönelik operasyonlara son olarak Menderes Belediyesi’nin de eklendiği konuşulan programda, Güzelbahçe, Seferihisar, Buca, Balçova ve Menderes’teki operasyonlara tutuklananların sayısının, 4’ü belediye başkanı olmak üzere 90’a ulaştığı aktarıldı. Çok sayıda belediye personelinin tutuklanmasının, belediyelerdeki işleyişe önemli etti ettiği aktarılan programda, konu ayrıntılı değerlendirildi.
YAZIŞMALARDA YAPAY ZEKA İDDİASI
Menderes Belediye Başkanı İlkay Çiçek’in tutuklanmasıyla sonuçlanan hukuki sürece de değinen Aldanmaz, dosyadaki iddiaları değerlendirdi. Menderes Belediyesi'nin bir süredir operasyon iddiasıyla anıldığını belirten Aldanmaz, tutuklamadan kısa süre önce İlkay Çiçek ile görüştüğünü aktardı. Aldanmaz, dosyanın WhatsApp konuşmaları ve imar/yıkım usulsüzlükleri iddiaları üzerinden iki temel başlık altında toplanabileceğini söyledi.
İlkay Çiçek’in ifadesinde WhatsApp yazışmalarının montaj ve yapay zeka üretimi olduğunu belirttiğini aktaran Aldanmaz, "Diğer iddialar ise kendisinin altındaki müdürlüklerin sorumluluğunda olan ve bilgisi bulunmayan konular. Avukatları aracılığıyla suç duyurusunda bulundular. Eğer WhatsApp konuşmaları montajsa veya yapay zekaysa, İlkay Çiçek’in bir dakika dahi içeride durmaması gerekir. Eğer gerçekse de suça dayanak oluşturan rüşvet ve para alışverişlerine dair somut verilerin ortaya konulması gerekir" dedi.
"SOMUT DELİL YOK, ALGICI YAKLAŞIM YÜKLENİYOR"
WhatsApp yazışmaları üzerinden yürütülen tartışmalara tepki gösteren Avukat Murat Aydın, somut delil olmaksızın algı oluşturulduğunu savundu. Bir mesajlaşmanın veya beyanın tek başına suçu ispata yetmeyeceğini vurgulayan Aydın, "Ceza hukukunda kişinin suçu ikrar etmesi bile tek başına mahkumiyete yetmez. Soruşturulur, deliller ortaya konulur ve suçun işlenip işlenmediği belirlenir. Gördüğüm kadarıyla dosyada iddia edilen olaylarla ilgili somut yazışma, delil, tanık ya da para hareketi yok. Gerçekliği tartışmalı bir yazışma üzerinden algı yaratılmaya çalışılıyor" ifadelerini kullandı.
Menderes Belediyesi'nin Önceki Dönem Başkanı Mustafa Kayalar sürecini hatırlatan Aydın, "Geçen dönem de benzer iddialarla dava açıldı, belediye başkanı 2,5 yıl görev yapamadı ve sonunda beraat etti. Bu davada da iddianame ortaya çıktığında bir şey olmadığı görülecek. Ancak sorun şu ki, o gün gelene kadar insanlar cezaevinde kalıyor, görevinden alınıyor ve itibar suikastına uğruyor" dedi.
SİYASETTE YAZIŞMA VE YAFTALAMA TEPKİSİ
Yargılamalarda yaşanan süreçleri eleştiren Gappi ise siyasi figürlerin ardı ardına tutuklanmasının kanıksanmaya başlandığına dikkat çekti. Sadece iktidardan değil, aynı partide yol yürüyen kişilerden de belgesiz eleştiriler geldiğini belirten Gappi, "Siyasette işine gelmediğinde hemen 'o kriminal, o suçlu' etiketi yapıştırılıyor. Adalete gerçekten inanıyorsak bunun kişilere ve siyasete göre değişmemesi gerekir" değerlendirmesinde bulundu.

SOYER'E YAPILAN BÜYÜK HAKSIZLIK
Eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer'in tutukluluğuna dikkat çeken İzmir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Dilek Gappi, "Tunç Soyer 1.5 yıl olacak yakında neredeyse cezaevinde ve ağır koşullarda kalıyor. İddianamelerin hazırlanmadığı, içinin bu kadar boş olduğu davalarda cezaevinde insanların kalabilmesi kabul edilemez. Tunç Soyer çok acilen çıkmalı. Ya iddianamesi hazır olup o davada neyse suçu belgelenmeli ya da bir an önce çıkmalı" dedi.
İDDİANAMENİN YAZILMAMASI GELENEK OLDU
Tunç Soyer'in tutukluluğunun 400 günü aştığını vurgulayan Avukat Murat Aydın, soruşturma sürecindeki hukuki aksaklıkları şu sözlerle dile getirdi:
"Tunç Soyer içi boş, karşılığı olmayan bir suçlamayla cezaevinde. Tutuklandığı ikinci ve üçüncü dosya için aradan geçen 8 aydan fazla zamandır iddianame yazılmadı. Savcılık tutuklu olduğu dosyalarla ilgili bir delil incelemesi yapmıyor, soruşturma faaliyeti yok. Mahkemeye çıkarabilecek bir delilleri olmadığı için dosyayı savcılık aşamasında tutarak oyalıyorlar. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı’nda bu bir adet, bir gelenek haline geldi. Önce kişileri cezaevine alıyor, sonra delil bulmaya çalışıyor. Bulamazsa varmış gibi yapıyor, iddianameyi yazmıyor."

TUTUKLULUĞU YENİDEN ELE ALINMALI
Tunç Soyer'in cezaevinden ilettiği mesajları ve hukuki çifte standart eleştirilerini aktaran Aldanmaz ise "Tunç Bey düşüncelerinden, dünya görüşünden vazgeçmeyen bir siyasi figür olarak cezaevinde de duruşunu sürdürüyor. 'Yaman Çelişki' başlıklı bir açıklaması vardı. Yıllar önceki faili meçhul veya suç örgütü davalarında hızlı adımlar atılırken, kendisiyle ilgili iddianamenin 13 aydır yazılmadığını ve 400 gündür tutuklu olduğunu belirterek hukuki çifte standarta tepki gösterdi. Abdullah Öcalan'ın umut hakkının konuşulduğu bir ortamda, Tunç Bey'in tutukluluk meselesi yeniden ele alınmalıdır. Yargılanacaksa bile serbest kalarak yargılanmalıdır; çünkü suça dayanak teşkil edecek bir delil tam anlamıyla oluşturulabilmiş değil” diye konuştu.
ÜLKE ÖNEMLİ VİRAJDAN GEÇİYOR
Siyasetteki ana gündem maddesi olan Çerçeve Yasa Teklifi’ne de değinen Gappi, "Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi. Ülke siyasetinin belki de en önemli virajlarından birini geçiyoruz. İşin içinde barış, ülkenin geleceğinin, insanların daha özgür, bir arada, refah dolu yaşaması, terörün bu ülkeden uzaklaşması adına çok önemli günler. Ama biz hala bunu kim ne dedi, o açıdan baktı, bu şekilde mi baktı diye değerlendiriyoruz” diye konuştu.
HAYIR DEMEK MÜMKÜN OLMAZ
Çerçeve yasanın hukuki ve siyasi boyutunu analiz eden Murat Aydın ise "Bu siyasi iktidarın bu sorunu çözmek zemininde değil, kendi hayatiyetini sürdürmek için bir hamle yaptığının başından beri farkındayız. Ama bu yapılan şeyin doğru olup olmadığı, katkı verilip verilmeyeceği konusunda öne konulacak bir şey değil. Sayın Özgür Özel Meclis konuşmasında aslında ana çerçeveyi doğru bir şekilde çizdi. Bu ülkede terörün olmaması için gereken şey neyse, o yerine getirilmelidir. Ve bunu yerine getirmek için sonuca varan bir şey değil bu yasa, ama başlangıcı olacak bir yasaya hayır demek mümkün olmaz. Bütün siyasi partilerin ortaklaşa yazdıkları Komisyon Raporu çok daha geniş bir perspektif çiziyor. Komisyon raporunun diğer parçalarını da bekliyoruz buraya ve diğerleriyle birlikte bir bütünsellik oluşturacak” ifadelerini kullandı.
Gappi'nin "Peki o parçalar ortaya çıkmadan, yeterince açıklanmadan güven nasıl duyulacak?" sorusunu yanıtlayan Aydın, toplumdaki tereddütleri üç ana başlıkta özetledi:
"Üç kaygı var. Bir, en büyük kaygı; güven sorunu, bu siyasi iktidara duyulan güven sorunu. İki; bu yasa ya da bu yolla terör örgütünün legalize edileceği, terörün bir araç haline getirileceği konusundaki kaygı ve buna eşlik eden bölünme kaygısı. Ve üçüncüsü de bu durumun yine yarım kalarak toplumun yeniden umutsuzluğa sürükleneceği konusundaki kaygılar. Bu kaygıların hepsi haklı. Ama bir yerden de başlamak gerekiyor."
Çerçeve Yasa oylamasında eleştirilerin hedefi olan Yeni Parti'nin duruşunu değerlendiren Murat Aydın, muhalefetin 1990'lardan bu yana tutarlı bir hat izlediğini belirterek, "Yeni Parti ve öncesinde Cumhuriyet Halk Partisi 1990'lardan beri bu konudaki çizgisini aslında tutarlı şekilde sürdürüyor. SHP'nin hazırladığı 'Kürt Raporu'ndan bu yana ana başlık şuydu: Bu konunun çözüm yeri Meclis'tir, yani demokratik siyasettir. İkinci temel ilke ise bu sorunun temel hak ve özgürlükler ile eşit yurttaşlık zemininde çözülmesidir. Üniter devlet yapısı bu çizgide hiçbir zaman tartışma konusu olmadı. Sayın Özel'in de söylediği gibi; 'Seçim takvimine göre görüşlerimizi ve duruşumuzu değiştirecek değiliz.' Ülkenin temel sorunlarından birisinin çözülmesine karşı duramaz hiç kimse” dedi.
SİYASETTE BİR DÖNÜŞ YAPILDI
Süreçteki siyasal tutum değişimlerini aktaran Ender Aldanmaz da iktidarın yaklaşımını şu sözlerle eleştirdi:
"AKP iktidarı konjonktüre göre aslında Kürt meselesiyle ilgili süreçleri işletti. 2023 seçimleri döneminde muhalefete karşı olan söylemini 'Terör, PKK, bunlar Öcalan'ı serbest bırakacaklar' üzerine kurmuşlardı. Bugün ise süreç içerisinde aslında siyaseten bir U dönüşü yapıldı ve kendi tabanlarını bir şekilde ikna ettiklerini görebilmek mümkün. Burada önemli olan bu süreç içerisinde bir güven ilişkisinin ne kadar sürdürülebilir olup olmadığı meselesidir."

CEMİL TUGAY VE AK PARTİ İDDİALARI
14 Ağustos’taki AK Parti kuruluş yıl dönümü öncesinde İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın parti değiştireceği yönündeki iddiaları değerlendiren Aldanmaz, siyasette 24 saatin uzun bir süre olduğunu ancak şu aşamada ‘şimdilik’ bir parti değişikliği öngörmediğini belirtti. Aldanmaz, “Özellikle AK Parti son bir aydır Cemil Tugay'a karşı yaptığı muhalefeti büyük oranda dibe çekti. Özellikle Meslek Fabrikası süreci içerisinde Cemil Tugay çok ciddi bir tavır aldı, direnç gösterdi. Nöbet beklediler. AK Parti İl Başkanı Bilal Saygılı, AK Parti Genel Sekreteri Eyyüp Kadir İnan Meslek Fabrikası’nın geleceği ile ilgili bir açıklama yaptılar ve buranın artık bir kütüphaneye dönüşümünü anlattılar ve siyasi hedef olarak da YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel'i hedef aldılar. Şimdi burada asıl siyasi figür olan Cemil Tugay’ın adı dahi geçmedi. Bu durum bazı noktaların emarelerini aslında bize gösteriliyor. Demek ki bir süreç işletiliyor ve bu süreç işletilmesinden kaynaklı olarak da Cemil Bey'e karşı çok dikkatli açıklamalar yapılıyor. Eyyüp Kadir İnan ve Bilal Saygılı ‘Kapımız herkese açık’ değerlendirmesinde de bulundular. Cemil Bey'e kapılarının açık olduğunu ima eden değerlendirmeleri de yapmış oldular” dedi.
Aydın da İzmir seçmeninin tavrı ve Başkan Tugay’ın süreçteki duruşuna işaret ederek, CHP’den istifa süreci ve YENİ Parti ile ilgili söylemlerini hatırlattı. Aydın, "İzmir’deki genel olarak seçmenin tavrı üzerinden ve Sayın Tugay’ın en başta butlan kararı çıktığı günlerde İzmir İl Başkanlığı önündeki sert açıklamasını da ve sonrasında Cumhuriyet Halk Partisi'nden ilk istifasını da dikkate alarak; Başkan Tugay, Cumhuriyet Halk Partisi’nin bu hale getirilmesine yol açan butlan ekibine ilişkin çok sert açıklamalar yaptı. Bir an önce istifa edilmesi gerektiğini ve yeni bir parti kurulması gerektiğini söyledi. Sayın Genel Başkan Özgür Özel bunun bir zaman isteyen bir şey olduğunu, önce diğer yolların denenmesi gerektiğini söylediğinde, ‘Hayır’ deyip istifa etti ve istifa ettiği gün de dedi ki: ‘Sayın Özel’in yanındayım, onun kuracağı partide bulunacağım’ dedi. Dolayısıyla Sayın Tugay’ın YENİ Parti’ye geçmesi kendi söylemi bakımından bize kararın o yönde olacağını düşündürtüyor” dedi.
BELİRSİZLİK KENTİN ANA GÜNDEMLERİNİ GÖLGELİYOR
Başkan Tugay’ın kentin kronik sorunlarını çözme iradesini vurgulayarak bir "satranç" oynadığını belirten Gappi de yaşanan belirsizliğin kentin ana gündemlerini gölgelediğine dikkat çekti. Başkan Tugay’ın kent sorunlarını aşmayı birinci şart olarak gördüğünü ifade eden Gappi, "Ben bu kente sevdalıyım ve kronik sorunların çözülmesi için yapılması gereken her şeyi yapacağım" yaklaşımının sınırlarının iyi tahlil edilmesi gerektiğini belirtti.
İZMİR'DE BENZİN FİYATI İSTANBUL'U GEÇTİ
Programda Gappi, ekonomik hararetin ve akaryakıt zamlarının vatandaş üzerindeki yüküne de dikkat çekerek, "Benzine 2.08 zam geldi. Beklenmedik bir şey değil, zaten neredeyse 3 günde bir, bir haftada bir geliyor. İki şey var; Hürmüz Boğazı'ndaki sorunlar elbette petrol fiyatlarının yükseliş eğilimini arttırıyor. Dünyada da böyle bir yükseliş var ama Türkiye katlanarak gidiyor benzin fiyatlarında. Uzun bir aradan sonra İzmir'deki akaryakıt fiyatları İstanbul'u geçti. Artık İstanbul Avrupa'da 69.92 pompa fiyatı, İzmir'de ise fiyat 71.17'ye yükseldi. Bu otomatik gelen zamlar artık Türkiye'de otomatik sıkıntıları katmerler hale geldi. Akaryakıta 2 lira zam geliyorsa, yaşama en az en az bunun 10 katı zam geliyor ve iğneden ipliğe her şey tekrar pahalanıyor. Ama bütün bunları konuşmak yerine Türkiye şu an daha çok siyasetin hararetinin peşinde” dedi.





