Serkan Aksüyek - İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 21 Mayıs 2026 Perşembe günü sabah saatlerinde dokuz kentte eş zamanlı başlattığı operasyonda gözaltı kararı verilen 26 şüpheliden 23’ü İzmir İl Jandarma Komutanlığı’nda ifadelerinin alınmasının ardından tutuklanarak cezaevine gönderilmişti.

Üç firari şüpheliden biri olan ve operasyondan beş gün önce, 16 Mayıs tarihinde yurt dışına çıktığı belirlenen İnşaat Saha Mühendisi Yiğit Aykurt’un (34) 26 Mayıs’ta yurda girerken gözaltına alınması ve hemen akabinde tutuklanmasının ardından tutuklu sayısı 24’e yükseldi.

1F7B9Cf1 F5E9 4Aa9 Ac0A Db976Daaee39 (1)

8 YILLIK SUSKUNLUK

Haklarında gözlatı kararı bulunmasına, olayın yaşandığı tarihte İzmir Emniyet Müdürlüğü Olay Yeri İnceleme Şubesi Büro Amiri olan ve halen yurt dışı atamasıyla Fransa’daki resmi görevi devam eden Atakan Kaçar ile 10 Nisan tarihinde yurt dışına çıkan Gece Bekçisi İbrahim Kazmacı ifadeleri alınamayan firari kişiler olarak görülüyor.

Tutuklu sanıklar arasında yer alan ve Dorukhan’ın ölümünün üzerinden sekiz yıl geçmesinin ardından ilk ifadesini 13 Şubat 2026 tarihinde zorla getirildiği İzmir 21. Ağır Ceza Mahkemesi’nde veren Tanyer İnşaat firmasının sahibi Mehmet Münir Tanyer ve oğlu Mehmet Taylan Tanyer’in yarınki duruşmada verecekleri ifadeler ise kritik önem taşıyor.

Türk Ceza Kanunu’nun “Kasten Öldürme”, “Suç Delillerini Yok Etme, Gizleme, Değiştirme”, “Yalancı Tanıklık” iddialarıyla suçlanan ve çıkarıldıkları mahkemece tutuklanan Tanyerler; bir önceki duruşmada şantiyelerinde işlenen ve üzeri “yüksekten düşme ve intihar” olarak kapatılan olay hakkında herhangi bir bilgilerinin olmadığını belirtmişlerdi. Yıllarca ölü taklidi yapan; haklarında yüzlerce haber, köşe yazısı ve TV yayını yapılmasına rağmen adeta ağızlarını bıçak açmayan ikilinin; 26 Mayıs’taki gözaltı kararı sonrasında jandarma ve savcılıkta verdikleri ifadelerin ardından tutuklandıkları ve gizlilik kararı konulan yeni soruşturma kapsamında haklarındaki suçlamalara ne yanıt verecekleri de merak konusu.

0834Fd1C 7E08 4Fe1 B413 C910E7955F32

BABANIN ADALET SAVAŞI

Dönemin Narlıdere İlçe Emniyet Müdürü İsmail Yalçın ve Şehit Ayhan Tanrıverdi Polis Merkezi Amiri İsmail Köksal’ın verecekleri ifadeler de davanın seyrini etkileyecek önemde olacak. Bir önceki celsede mahkeme heyetinin tüm sorularına “Bilmiyorum, görmedim, anlamadım, farkında değildim, benim sorumluluğumda değildi, tanımıyorum” ve benzeri kelimelerle yanıt vermişlerdi. Sanık ve tanıkların, duruşma salonuna bu kez tutuklu olarak getirilip getirilmeyecekleri merak konusu.

Dikkatli okurlar mutlaka anımsayacaktır. Biricik oğlu Dorukhan’ın katillerinin yakalanması için sekiz yıl boyunca adeta iğne ile kuyu kazan acılı baba Emekli Tümgeneral Ethem Büyükışık’ın adalet mücadelesine omuz veren pek çok köşe haberini okurlarımızla buluşturduk.

İnsanüstü çaba ile davanın seyrini değiştiren, olay yeri inceleme görüntü ve fotoğraflarını kendi çabası ile cinayetten üç sene sonra dosyaya sokan Büyükışık, yarınki duruşma öncesinde en güncel bilgi ve analizlerini Dokuz Eylül okurları ile paylaştı.

86E60B55 00Ed 47A7 Bb9C 0779D1F17B0C

BABA OĞUL OLAY YERİNDE

Yarınki duruşmada tutuklu yargılanacak sanıkların bugüne kadar defalarca yalan ifade verdiklerini öne süren Büyükışık, ellerindeki HTS baz kayıtlarına göre cinayetin işlendiği 12 Mayıs 2018’i 13 Mayıs 2018’e bağlayan gece yarısında Münir Tanyer ve Taylan Tanyer’in cinayet mahallinde olduklarını belirtiyor.

Tanyerlerin, cinayet günü olay yerindeki bütün şüphelileri ve tanıkları, dönemin İlçe Emniyet Müdürü İsmail Yalçın ve dönemin Başkomiseri İsmail Köksal ile işbirliği içerisinde yönlendirdiklerini ileri süren Büyükışık, bu kişilerin şantiyede o gece bulunanları olay yerinden kaçırarak savcıya ifade vermelerini engellediklerini öne sürüyor.

Ethem Büyükışık’ın demeçlerine konu olan dikkat çekici iddialar arasında, dönemin Narlıdere Emniyet Müdürü İsmail Yalçın’ın görev yeri olmamasına rağmen cinayet gecesinde, cinayet gecesinden bir gece önce ve cinayet gecesinden bir gece sonra 01:00-06.00 saatleri arasında cep telefonunun defalarca İzmir Limanı’nda baz vermesi yer alıyor.

MÜDÜR NEDEN HEP LİMANDA?

Bu durum, 12 Şubat 2026 tarihindeki duruşmaya güncel görev yeri Bursa’dan SEGBİS (Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi) ile bağlanan Yalçın’a mahkeme başkanı sorulmuş ve “Evim Bornova’da iş yerim Narlıdere’de. Yolumun üzerinde olması nedeniyle İzmir Limanı’ndan baz vermiş olabilirim” beyanı alınmıştı. İsmail Köksal ile inşaat şirketinin sahibi Münir Tanyer arasındaki ilişkiyi, cinayet öncesi ve sonrasındaki yoğun telefon trafiğine dayandırdan Büyükışık, şu değerlendirmeyi yapıyor:

“Emniyet Müdürü, cinayetin sonrasında evine ve işyerine uzak mesafede bulunan Alsancak Limanı’nda her gece sabaha kadar neden defalarca bulunur? Hakeza defalarca ve çok uzun sürelerle Münir Tanyer ile yaptığı görüşmelerin dökümünü ve daraltılmış baz analiz raporlarımızı mahkeme heyetine sunduk. Münir ve Taylan Tanyer ile ilgili elimizdeki tüm bilgiler, belgeler ve dijital veriler; geceden itibaren Dorukhan’ın öldürüldüğünü bildiklerini ve cinayetin örtülmesi ile ilgili talimat verdiklerini gösteriyor. Olay yerini pek çok açıdan gören kameraların kayıtlarının tamamının yok edildiğini, sonradan üretilen 8 dakika 54 saniyelik görüntünün Şehit Ayhan Tanrıverdi Polis Merkezi’ne Saha Mühendisi Y.A. kanalıyla resmi kayda sokulmaksızın gizlice teslim edildiğini biliyoruz. Cinayet günü kullanılan telefonların ise tamamı yok edildikten sonra; cinayetten 1, 2 ve 3 yıl sonra satın alınan cep telefonlarının savcılığa verilerek, ‘Biz cinayet günü bu telefonları kullandık’ dediklerini tespit ettik. Bu iddialarımızın tüm kanıtlarını avukatlarımız kanalıyla İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı’na sunduk. 26 Mayıs’ta gerçekleşen operasyon ve gözaltılarda bu kanıtlarımızın Başsavcılığımız ve görevli savcılarımız tarafından değerlendirilmesinin etkisini görmekteyiz.”

TIR ŞOFÖRÜ VELİ ŞENOL’UN İFADESİ DAVANIN SEYRİNİ DEĞİŞTİREBİLİR

41 yıllık askerlik yaşamında, başta Genelkurmay Başkanlığı’na bağlı Özel Kuvvetler Komutanlığı olmak üzere devletin en mahrem kurumlarında başarıyla görev yapan ve Tümgeneral rütbesi ile emekli olan Ethem Büyükışık, oğlunun “görmemesi gereken bir örgütlü suça istemeden tanıklık etmesi nedeniyle” öldürüldüğü görüşünde.

Büyükışık’ın bu iddiasının temel dayanakları arasında, cinayetin görgü tanığı olarak ifade veren tır şoförü Veli Şenol’un açıklamaları bulunuyor. 2023 yılı Ekim ayında önce bana ulaşan ve daha sonra Ethem Büyükışık ile bir buçuk saatlik bir telefon konuşması gerçekleştiren Veli Şenol, cinayetin nasıl işlendiğini önemli bir doğruluk derecesi ile anlatmıştı. Bu konuşmanın ses kaydı İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı kanalıyla dava dosyasında yer alırken; kopyaları Adalet Bakanlığı ve Hakimler ve Savcılar Kurulu’nda bulunuyor.

İlk olarak Mustafa Öztürk sahte adıyla Ethem Büyükışık’a itiraflarda bulunan Şenol, gerçek kimlik tespitinin ardından verdiği savcılık ifadesinde, “Tır şoförü olduğunu, Ethem Büyükışık’ı basına yaptığı açıklamalar ve kamuoyuna verdiği mesajlardan tanıdığını, kendisinden dinledikleri ve basında yer alan açıklamalarını okuyarak zihninde bir senaryo yazdığını ve cinayeti görmüş gibi kendisine anlatımlarda bulunduğunu” ifade etmişti.

Şenol’un anlattıklarının önemli bölümü doğruydu ve Ethem Büyükışık’ın elindeki delillerle zihninde şekillenen olay örgüsüne uyuyordu. Ancak ne var ki, Bulut Orman Evleri şantiyesine alçıpan getiren 33 EAM 97 plakalı tırın şoförü Veli Şenol’un anlatımlarındaki kritik detaylar, Büyükışık’ın o güne kadar kamuoyuna yaptığı ve Şenol’un “okudum, seyrettim” dediği açıklamalar arasında yer almıyordu.

Veli Şenol’un görgü tanığı olmadan ya da görgü tanığı bir başka şahsın kendisine bilgileri aktarmadan bilebilmesi mümkün olmayan detaylar da yarın mahkeme salonunda verilecek ifadelerin konusu olacak.

BÜYÜKIŞIK DAVASINDA BÜYÜK TURP ADLI TIP MI?

Dorukhan Büyükışık cinayeti ile ilgisi oldukları şüphesi ile tutuklu bulunan 24 kişi arasında Tanyer İnşaat’ın sahipleri, yöneticileri, inşaat işçileri, bekçiler ile rütbeli ve rütbesiz polisler bulunuyor.

Ancak 13 Mayıs 2018 tarihinde işlenen cinayetin “yüksekten düşme ve intihar” olarak kayıtlara geçmesinde temel hukuki dayanak olan Adli Tıp raporlarını düzenleyenler henüz yargılama aşamasına geçmiş değil. Ethem Büyükışık, raporlarda imzası olan birçok kişi hakkında suç duyurusunda bulundu ve delillerini Cumhuriyet Başsavcılığı’na teslim etti.

Adli Tıp raporları, akıl ve bilim kurallarına aykırı olduğu ileri sürüldü. Suç duyurusunun kapsamında 5 kere üst üste rapor veren İzmir Adli Tıp Kurumu Grup Başkanı Prof. Dr. Mehmet Tokdemir başta olmak üzere İzmir’deki iki üniversiteden profesörler, raporun verildiği tarihte görev yapan Adli Tıp Kurumu Birinci İhtisas Kurulu Üyeleri ve Adli Tıp Kurumu Üçüncü Üst Kurul Üyeleri dahil olmak üzere toplam 62 kişi bulunuyor. Yargıtay’ın kanun yararına bozma kararı ve İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı’nın cinayet davasına müdahil olması sonrasında, “yüksekten düşme” olarak verilen tüm Adli Tıp raporları da hükümsüz kaldı.

Ethem Büyükışık suç duyurusunda adı geçen İzmir Adli Tıp Kurumu Grup Başkanı Mehmet Tokdemir’in,

Altın hala kararsız!
Altın hala kararsız!
İçeriği Görüntüle

de bulunduğu Adli Tıp görevlilerinin bedensel engeli olmayan kişilere yüzdesi yüksek oranlarda sahte maluliyet raporları düzenleyerek sigorta şirketlerini zarara uğrattıklarını ve bu iddianın Yüksek Öğretim Kurumu tarafından soruşturulduğunu iddia etti. Tahkim Komisyonu’nun, Türkiye’nin bu alanda en deneyimli üç bilirkişisini tayin ederek iddiayı incelettiğini kaydeden Büyükışık; bilirkişilerin yaptıkları tespitte, maluliyet oranı sıfır olan kişilere yüksek oranlarla maluliyet raporu verilerek ömür boyu maaşa bağlandığının tespit edildiğini de sözlerine ekledi.

ETHEM BÜYÜKIŞIK KİMDİR?

1962 yılında Isparta’da dünyaya gelen Ethem Büyükışık, 1980 yılında Kuleli Askeri Lisesi’nden, 1984 yılında Kara Harp Okulu’ndan mezun olarak Teğmen rütbesi ile Türk Silahlı Kuvvetleri’ne katıldı.

1985 yılında Topçu ve Füze Okulu’ndan mezun olan Büyükışık, askerlik kariyeri boyunca komando harekâtı, hava indirme harekâtı, iç güvenlik/terörle mücadele harekâtı, gayrinizami harp ve özel kuvvet harekâtına ilişkin çeşitli ihtisas, özel ihtisas ve öğretmenlik kurslarını tamamladı.

1985 yılında ilk görev yeri olan Hava İndirme Tugayı’na (Kayseri) atanan Büyükışık, bu görevi esnasında 1989-1991 yılları arasında Erciyes Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü yüksek lisans programında yarı zamanlı öğretim görevlisi olarak ders verdi.

1996 yılında Kara Harp Akademisi eğitimini tamamlayarak kurmay subay oldu, müteakiben 1999 yılında Silahlı Kuvvetler Akademisi’ni bitirdi.

2008 yılında Tuğgeneralliğe terfi eden Büyükışık, 2008-2010 yılları arasında Genelkurmay Stratejik Araştırma ve Etüt Merkezi (SAREM) Başkanlığı; 2010-2012 yılları arasında ise 1. Komando Tugay Komutanlığı görevlerini yürüttü.

2012 yılında Tümgeneralliğe terfi etti.

2012-2014 yılları arasında Isparta Eğirdir’deki Dağ, Komando Okulu ve Eğitim Merkezi Komutanlığı, 2014-2016 yılları arasında ise Belçika’nın başkenti Brüksel’de NATO Türk Milli Askeri Temsil Heyeti (NMR) Başkanlığı görevlerinde bulundu.

Meslek hayatı boyunca yurtiçinde ve yurtdışında, Komando, Dağ ve Komando, İç Güvenlik, Hava İndirme ve Özel Kuvvetler Komutanlıklarında 15 yıldan fazla süre terörle mücadele eden; yurtdışında diplomatik misyonlarda uzun yıllar Türkiye’yi temsil görevlerinde bulunan Büyükışık, 2016 yılında kadrosuzluk nedeniyle emekli oldu.

“Türk Silahlı Kuvvetleri Üstün Cesaret ve Feragat Madalyası” sahibi olan ve iyi derecede İngilizce bilen Ethem Büyükışık’ın Kırmızı Kedi Yayınları’ndan çıkan “İnsan ve Savaş” ve “Düzensiz Savaşlar” adlı kitapları da bulunuyor.

Kaynak: SERKAN AKSÜYÜREK