İzmir'de yaşayan ve birbirini tanımayan iki aile, soy kütüklerinde yapılan değişikliklerle hayatlarının şokunu yaşadı. Mağdurlardan biri, "Üst soyumla bağımı kesmişler. Görünmüyorlar. Görünmediği için bana gelen mal yok" sözleriyle yaşadığı durumu anlattı. Aynı mağdur, aileye 83 taşınmaz ve tapu bulunduğunun söylendiğini, hatta bunlardan birinin e-posta yoluyla gönderildiğini ancak ortada somut hiçbir şey olmadığını belirtti. Bir diğer mağdur ise "Hak sahibi olduğumuz hiçbir şeye ulaşamıyoruz. Çok fazla taşınmaz var" ifadeleriyle çaresizliğini dile getirdi.

Dolandırıcılık zinciri adım adım işliyor

Sözcü TV'den İlknur Yağumli ile Gamze Elçi'nin haberine göre süreç, soy kütüklerinde yapılan değişikliklerle başlıyor. Eski nüfus kayıtlarında soy bağı değiştiriliyor, bazı durumlarda soyadı değişikliği yapılıyor ya da miras hakkı ölü bir kişi üzerine geçiriliyor. Ardından veraset ilamı düzenlenerek yeni mirasçılık belgesi oluşturuluyor ve pay oranları resmileştiriliyor. Son aşamada ise taşınmazların satışı gerçekleştiriliyor. Bu satışların bazı durumlarda kamulaştırma adı altında devlete yapıldığı da öne sürülüyor. Böylece gerçek mirasçıların taşınmaz üzerindeki haklarının tamamen ortadan kalktığı iddia ediliyor.

Öğretmenin 'tiny house'unu çaldılar
Öğretmenin 'tiny house'unu çaldılar
İçeriği Görüntüle

Aile içindeki kayıtlar da parçalanmış

Mağdurların anlattıkları, müdahalenin yalnızca üst soyla sınırlı kalmadığını da ortaya koyuyor. Mağdurlardan biri, aile içindeki kayıtların da değiştirildiğini belirterek, "Annesiyle tek çocuk görünüyor, diğer üçü görünmüyor. Hiçbir şekilde görünmüyorlar. Gruplar ayrılmış gibi" dedi. Bir diğer mağdur ise daha teknik bir detaya dikkat çekti: "Gerçek mirasçıların devre dışı bırakılması kütük aktarımıyla teknik olarak yapılıyor. Bizim ailemizde tescil tarihi olmayan nüfus kayıtları var. Farklı aileler birleştirilmiş, sanki akrabaymış gibi gösteriliyor."

Birden fazla kurumun bağlantısı araştırılıyor

Olayın boyutu, tek bir kurumun müdahalesiyle açıklanamayacak kadar geniş. Mağdurlardan biri, "Rant var mutlaka. Bu sadece tek bir kurumla yapılacak bir şey değil. Nüfus Müdürlüğü, Tapu, Kültür Koruma Varlıkları, Vakıflar ya da belediyeler… Hepsi bir şekilde bağlantılı olabilir" ifadelerini kullandı. Bu iddia, soruşturmanın birden fazla kamu kurumunu kapsayacak şekilde genişletilmesi gerektiğine işaret ediyor.

İzmir ve Ankara'da suç duyuruları yağdı

Her iki aile de İzmir ve Ankara'da çok sayıda suç duyurusunda bulundu. Mağdurlar, olayda sorumluluğu bulunan kamu görevlileri ve diğer kişilerin bir an önce ortaya çıkarılmasını talep ediyor. Soy kütüklerinde yapılan değişikliklerin kim ya da kimler tarafından, hangi tarihte ve hangi gerekçeyle gerçekleştirildiğinin tespiti, soruşturmanın en kritik halkasını oluşturuyor. E-Devlet üzerinden erişilebilen nüfus kayıtlarında bu denli köklü değişikliklerin nasıl yapılabildiği ve denetim mekanizmalarının neden devreye girmediği sorusu ise kamuoyunda yanıt bekliyor.

Kaynak: HABER MERKEZİ