SEMİ TEKTAŞ/Dünya Kadınlar Günü’nün simgesi olan 8 Mart, dünyanın dört bir yanında kadınların eşitlik, adalet ve yaşam mücadelesinin sembolü olarak anılıyor. İzmir’de yaşayan 49 yaşındaki Ayşe Kırılmaz’ın hikâyesi de bu mücadelenin en çarpıcı örneklerinden biri. Onkoloji tedavisi görmesine rağmen iki oğlunu madde bağımlılığından kurtarmak için yıllardır mücadele eden Kırılmaz, hem hastalığıyla hem de bağımlılığın yıktığı bir aileyi ayakta tutma çabasıyla yaşamını sürdürüyor. Kırılmaz, yaşadığı tüm zorluklara rağmen sessiz kalan annelerin sesi olmak istediğini söyledi.

“Polis ile birlikte çalışalım”
Yıllardır iki oğlunun madde bağımlılığıyla verdiği mücadeleyi, bu süreçte yaşadıklarını ve bağımlılığın aileleri nasıl yıkıma sürüklediğini anlatan Kırılmaz, yaşadığı ağır sağlık sorunlarına ve ekonomik sıkıntılara rağmen sesini duyurmaya çalıştığını belirterek, “Şu anda onkoloji tedavisi görüyorum. Sesimizi, bütün annelerin, içine bastırılmış annelerin sesini duyurmaya çalışıyorum. Bir derneğimiz var, derneğimizin başkanı Necla Sivaşan. Ama derneğimizin tam anlamıyla bir yeri yok. Bu konuda destek istiyorum. Necla abla kendi imkânlarıyla annelere destek oluyor, onların yanına gidiyor. Mesela biz anneler aslında polislerle birlikte çalışsak, evlatlarımızı takip ediyoruz, nereden ne alındığını biliyoruz. Bize bir öncelik verilse bizler de sesimizi daha fazla duyurabiliriz” diye konuştu.
Rehabilitasyon merkezleri yetersiz
Bağımlılıkla mücadelede rehabilitasyon merkezlerinin yetersiz olduğunu belirten Kırılmaz, özellikle İzmir’de daha fazla merkeze ihtiyaç olduğunu söyledi. “Ben ne istiyorum? İzmir’de, mesela İstanbul’da olduğu gibi rehabilitasyon merkezleri var mı? İzmir’in birçok yerinde olması gerekiyor. Daha fazla olmalı. Çünkü buradan İstanbul’a gidemiyorsun. Ben servetimi kaybettim, malımı mülkümü kaybettim. Sadakalarla geçinen biri oldum. Ulaşımı kolay merkezler olsa keşke” dedi.
Yasal düzenlemeler konusunda da görüşlerini dile getiren Kırılmaz, “Mesela yasa da diyor ki içiciyle satıcıya aynı ceza. Sen torbacıya, baronlara idam yasasını getirsen acaba onlar ülkemize sokabilir mi? Ya da torbacılar gençlerimizi bu kadar kolay alıştırabilir mi? Bu çok önemli bir konu. Yatıyorum kalkıyorum ‘Allah’ım’ diyorum; devletimiz bir idam yasası çıkarsa, baronlara ve torbacılara karşı belki çözüm olur. Pandemide nasıl insanlar için çözüm yolları bulundu, maskeler takıldı, önlemler alındı, buna da çözüm bulunabilir” ifadelerini kullandı.
“Kökten çözüm gerekiyor”
Tedavi süreçlerinde yaşanan sorunlara da değinen Kırılmaz, bazı örneklerin aileleri daha da çaresiz bıraktığını söyledi. “Mesela benim bir arkadaşımın oğlu İstanbul’da AMATEM’de tedavi gördü ama verilen ilaçlar onu daha da bağımlı yaptı. Çıktı, sonra derneğe gitti, dernekten de çıktı. Annesinin evini yaktı, abisini bıçakladı. Şimdi burada çözüm nerede? Var mı? Yok. Kökten çözüm gerekiyor. İzmir ve Manisa’daki AMATEM’lere bile madde sokuluyor” dedi.
“Çocuklarım çok değişti”
İki oğlunun da bir dönem namazında niyazında, çevresi tarafından örnek gösterilen çocuklar olduğunu anlatan Kırılmaz, değişimi fark ettikten sonra çare aramaya başladığını dile getirdi. “Ben bekâr bir anneydim, iki oğlum var. İkisi de sofuydu, namazında niyazında çocuklardı. Gün geçtikçe baktım halleri değişmeye başladı. Yerimi, muhitimi değiştirdim ama o da çözüm olmadı” diye konuştu.
Çocuklarına hiçbir zaman baskı yapmadığını vurgulayan Kırılmaz, “Onlara hiçbir zaman ‘Neden içiyorsun?’ demedim. ‘Nereniz acıyor, nereniz ağrıyor?’ dedim. Hiç baskı yapmadım, tehdit etmedim. Onları anlamaya çalıştım. Bu nasıl bir hastalık biliyor musunuz? Sanki beyinde bir tümör var ama iyileşmeyen bir tümör gibi. Durdurulabilir mi? Evet, durdurulabilir” ifadelerini kullandı.
Beyin kanaması ve yeniden başlayan bağımlılık
Kırılmaz, küçük oğlunun geçirdiği beyin kanamasını ve sonrasında yaşananları da anlattı. “Benim küçük oğlum beyin kanaması geçirdi. Üç ay entübe yattı. Doktor ‘Fişini çekeceğiz’ dedi ama ben çektirmedim. Üç gün sonra oğlum uyandı” dedi.
Oğlunun yıllar sonra yaşadığı travmayla yeniden madde kullanmaya başladığını söyleyen Kırılmaz, “Şu an sağlıklı ama üç sene sonra küçücük bir olay oldu. Sözlüsü vardı, ayrılmıştı. Onu görünce travma yaşadı. Önce alkol içti, sonra tekrar madde kullandı. Doktorlar ‘İçersen ölürsün’ demişti. O da bunu biliyor” diye konuştu.
Oğlunun kendisine söylediği sözleri de aktaran Kırılmaz, “Daha dün akşam bana ‘Anne ben ölmek istemiyorum. Bu benim kişiliğimi değiştiriyor, benliğimi değiştiriyor’ dedi. Ama kurtulmak çok zor” ifadelerini kullandı.
“Gençler birer birer ölüyor”
Bağımlılığın gençleri nasıl hedef aldığını anlatan Kırılmaz, bu durumun çevresinde birçok trajediye yol açtığını söyledi. “Aslında her bireyin çocuğu mükemmel çocuk. Kalbi temiz, merhamet dolu çocuklar. Ama bu merhametli çocukları yakalıyorlar. Onları ağına düşürmek daha kolay oluyor” dedi.
Maddenun toplumda hızla yayıldığını belirten Kırılmaz, “Bu madde artık her yere girmiş durumda. Bir evde yoksa diğer evde var. Üst katımdaki kadın sekiz aydır cezaevinde. Kendisi ağır bağımlıydı, oğlu satıcıydı. Bir akrabam oğlunu sofrada öldürdü, şu an o da cezaevinde. Bir yeğenim kendini astı. Bir arkadaşımın oğlu da kendini astı. Çevremizde gençler birer birer ölüyor” diye konuştu.
“Otuz yıldır çözüm arıyorum”
Bağımlılıkla mücadele için yıllarca çare aradığını anlatan Kırılmaz, bu süreçte eğitimlere katıldığını ve konuyu öğrenmeye çalıştığını dile getirdi. “Kamu çalışanıydım. Çare arıyordum. Kitaplar aldım, seminerlere gittim. Bağımlı bir insana nasıl yaklaşılır, bunu öğrenmeye çalıştım. Her gün bir şey öğrenip eve geliyordum. Ama yine de bir çözüm bulamadım” dedi.
Yıllardır bu sorunun içinde olduğunu belirten Kırılmaz, “Yedi yıldır bu işin içindeyim. Hatta otuz yıldır bu konunun içindeyiz diyebilirim. Eğer ben bir kitap yazarsam yok satar” ifadelerini kullandı.
Aile içindeki şiddet
Aile içinde yaşanan şiddetin boyutlarını da anlatan Kırılmaz, bir gün iki oğlunun kavga ettiğini ve araya girerken bıçaklandığını söyledi. “İki kardeş birbirine bıçak çekti. Araya girdim ve bıçaklandım. Polis geldiğinde kalbimden kan tavana fışkırıyordu. Ama ben çocuklarımı düşünüyordum” dedi.
Yaşadığı o anları anlatmaya devam eden Kırılmaz, “Ambulans beni hastaneye götürmek istedi ama gitmek istemedim. Çünkü tek düşündüğüm çocuklarımın ne durumda olduğuydu. Sonra kamu davası açıldı ve büyük oğluma hapis kararı çıktı. Savcıya gidip ‘Benim çocuklarım böyle değildi’ dedim” diye konuştu.
Sağlık sorunları ve ekonomik zorluk
Yaşadığı stresin ardından ciddi sağlık sorunlarıyla karşı karşıya kaldığını belirten Kırılmaz, sağlık durumunu şu sözlerle anlattı: “Mesane tümörüm var, akciğerimde var, boğazımda var, beynimde var. Ameliyatlar oldum. Şu anda yüzde 80 ağır engelliyim.”
Ekonomik olarak da zor durumda olduğunu ifade eden Kırılmaz, “49 yaşındayım. Engelli maaşı alıyorum ama icra kesintisi yapılıyor. Kiram 12 bin lira, geçinemiyorum” dedi.
Tefeciler ve borç kıskacı
Bağımlılığın sadece gençleri değil tüm aileyi ekonomik ve psikolojik olarak çökerttiğini söyleyen Kırılmaz, “Büyük oğlumu bir kez tefeciden kurtardım. Bin lira borca yüz milyarlık senet imzalatmışlar. Narkotikle birlikte gidip o senetleri aldım” diye konuştu.
Mahallesinde yaşadığı olaylara da değinen Kırılmaz, “Tepecik Kuruçay’da çok olay yaşadım. Kavgalar oldu. Ama artık korkmuyorum. Ben artık bir boş tüp gibiyim; nerede nasıl patlayacağımı Allah bilir” dedi.
“Oğlum elimi bırakma dedi”
Bağımlılığın aile içindeki travmatik etkilerini anlatan Kırılmaz, çocuklarına hiçbir zaman sırtını dönmediğini vurguladı. “Çocuklarım bana artık yalan söyleyemiyor. O gün ne içtiklerini gözlerinden anlıyorum. Ama hiç yargılamadım” dedi.
Yaşadığı dramatik bir olayı da paylaşan Kırılmaz, “Bir gün büyük oğlum evi kırıyordu, ben de onunla birlikte kırdım. O kendini kesti, ben de bileklerimi kestim. Komşular polisi çağırdı. Polis bile benimle birlikte ağladı. O gün oğlum bana ‘Anne elimi bırakma, bırakırsan ölürüm’ dedi” diye konuştu.
“Anneler susmasın”
Bağımlılıkla mücadelede ailelerin yalnız bırakılmaması gerektiğini vurgulayan Kırılmaz, bazı ailelerin çocuklarını evden uzaklaştırdığını ancak bunun çözüm olmadığını düşündüğünü belirtti. “Bazıları ‘Evden at, en dibi görsün düzelir’ diyor ama ben buna karşıyım. Sokağa atarsan ölür ya da öldürür. Bu çözüm değil” dedi.
Annelerin yaşadıkları acıyı çoğu zaman dile getiremediğini söyleyen Kırılmaz, “Anneler susmasın. İçine bastıran çok anne var” ifadelerini kullandı.
“Ben artık ölümden korkmuyorum”
Sağlık durumunun ağır olduğunu ve yeni bir ameliyat geçireceğini belirten Kırılmaz, en büyük korkusunun çocuklarını yalnız bırakmak olduğunu dile getirdi. “Şu an sağ kolumdan ameliyat olacağım. Doktor masada kalabileceğimi söylüyor. Ama ben hastaneye yatsam çocuklarım daha mı fazla içer diye düşünüyorum. Onlar eve gelince birbirlerine zarar verir mi diye korkuyorum. Ben bir ahtapot gibi olmaya çalışıyorum; her yerlerine yetişmeye çalışıyorum” diye konuştu.
Kırılmaz sözlerini, “Ben artık ölümden korkmuyorum. Allah’a diyorum ki evlatlarım sana emanet. Tek istediğim gençler ölmesin. Çünkü bir annenin yaralı yüreği bazen bütün ülkeyi ayağa kaldırabilir” diyerek tamamladı.





