Ege Yarımadası'nın özgün doğası ve biyolojik çeşitliliğiyle bilinen Karaburun ilçesinde, yenilenebilir enerji yatırımları ile çevre koruma dengesi arasındaki hukuk mücadelesinde kritik bir eşik daha aşıldı. Lodos Karaburun Elektrik Üretim A.Ş. tarafından hayata geçirilmesi hedeflenen Karaburun Rüzgar Enerji Santraline (RES) Yardımcı Kaynak Güneş Enerji Santrali (GES) projesinin imar planlarına ilişkin adli süreçte bilirkişi heyeti incelemelerini tamamladı. Bölge halkı ve çevre savunucularının açtığı iptal davasında mahkemeye sunulan bilirkişi raporu, projenin mevzuata aykırılıklarını tek tek gözler önüne serdi.

Küçükbahçe Muhtarlığı ile Yaylaköy sakini Mustafa Şenbahar tarafından Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı aleyhine İzmir 7. İdare Mahkemesi nezdinde açılan davada, imar planlarının iptali ve yürütmesinin durdurulması talep edilmişti. Proje sahasında gerçekleştirilen keşif ve teknik incelemelerin ardından hazırlanan raporda; projeye ait 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı ve 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı’nın üst ölçekli plan kararlarına, şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına uygun olmadığı görüşüne yer verildi.

Özel çevre koruma bölgesinde zeytinlik ve tarım arazileri tehdit altında

Bilirkişi heyetinin hazırladığı kapsamlı raporda öne çıkan en dikkat çekici hususlardan biri, planlama alanının statüsü oldu. Söz konusu alanın "Karaburun - Ildır Körfezi Özel Çevre Koruma Bölgesi" sınırları içerisinde yer aldığına işaret eden uzmanlar, üst ölçekli koruma kararlarının alt ölçekli planlarla çiğnendiğini kaydetti. Üst ölçekli 1/25.000 ölçekli Nazım İmar Planı’nda kısmen "Zeytinlik Alan" olarak tescillenen arazilerin, alt ölçekli imar düzenlemeleriyle enerji üretim alanı olarak değiştirilmesinin hiyerarşik plan kararlarına tamamen zıt olduğu ifade edildi.

Toplamda 139 hektarlık devasa bir büyüklüğe sahip olan ve Yaylaköy yerleşim alanının doğu ile batı yönlerini kuşatan proje sahasında, nitelikli tarım topraklarının korunmasının esas olduğu hatırlatıldı. Raporda, özellikle Yaylaköy’ün batı bölümünde kalan 624 bin 624 metrekarelik tarımsal niteliği korunacak özel ürün arazisinin sanayi ve enerji odaklı yapılaşmaya açılmasının koruma ilkeleriyle bağdaşmadığının altı çizildi.

Hukuki süreç tamamlanmadan imar planlarının onaylanmasına tepki gösterildi

Bilirkişi raporunun mahkeme dosyasına girmesinin ardından yazılı bir değerlendirme yayımlayan Karaburun Sivil İnisiyatifi, ÇED süreci ve adli yargı kararları kesinleşmeden imar planlarının askıya çıkarılmasına tepki gösterdi. Açıklamada, Çevre Kanunu’nun ilgili maddeleri gereğince ÇED Olumlu kararı hukuken kesinleşmeden herhangi bir projeye ilişkin onay, izin veya yapı ruhsatı verilemeyeceği, sahada yatırıma başlanamayacağı kamuoyuna anımsatıldı.

Su krizi derinleşiyor: Kentler susuzluğa gidiyor
Su krizi derinleşiyor: Kentler susuzluğa gidiyor
İçeriği Görüntüle

Yarımada yüzölçümünün yüzde 89 gibi ezici bir oranını kapsayan RES projelerine şimdi de GES yatırımlarının eklenmek istenmesinin bölgedeki ekolojik dengeyi geri dönülmez şekilde bozacağını belirten çevre aktivistleri, geçmiş yargı kararlarını örnek gösterdi. Daha önce açılan ÇED iptal davalarında da benzer şekilde kamu yararı bulunmadığı yönünde hükümler kurulduğunu hatırlatan yerel oluşumlar, Özel Çevre Koruma Bölgesi sınırlarında kalan zeytinlik, mera ve doğal yapısı korunacak alanlar üzerindeki bu planların mahkemece iptal edilmesini beklediklerini dile getirdi.

Kaynak: HABER MERKEZİ