İzmir'in en hareketli konut piyasalarından biri olan Buca'da sahte ilanlar yeniden gündemde. Dolandırıcılar, piyasa değerinin çok altında fiyatlarla verdikleri gerçeği yansıtmayan ilanlarla vatandaşları ofislerine çekiyor. Uzmanlar, özellikle 1,5 milyon TL'nin altındaki ilanlara karşı dikkatli olunması gerektiği uyarısında bulundu.

İzmir'de konut alım satımının en yoğun olduğu ilçelerden Buca, son dönemde sahte emlak ilanlarıyla vatandaşları hedef alan dolandırıcıların merkezi haline geldi. Gerçekte bulunmayan ya da satışta olmayan konutları piyasa değerinin çok altında fiyatlarla ilana koyan kişiler, uygun fiyatlı ev arayan vatandaşları ofislerine çekerek farklı yöntemlerle mağdur ediyor.

Dolandırıcıların kullandığı yöntemde, yaklaşık 3-4 milyon lira değerindeki konutlar 1 milyon ila 1,5 milyon lira bandında satışa sunuluyormuş gibi gösteriliyor. İlanı gören vatandaşlar iletişime geçtiğinde ise "Evi ofiste konuşalım" denilerek görüşmeye çağrılıyor. Alıcı ofise geldiğinde ise ilandaki konutun satıldığı, satıştan vazgeçildiği ya da hukuki bir sorun bulunduğu öne sürülüyor. Ardından müşteriye çok daha yüksek fiyatlı farklı konutlar gösterilmeye çalışılıyor. İddiaya göre bazı kişiler, evi görmek isteyen vatandaşlara "yer gösterme belgesi" imzalatıyor. Daha sonra bu belge gerekçe gösterilerek alıcılardan kapora talep edildiği, ödeme yapmayanların ise hukuki işlemle tehdit edildiği ortaya çıktı.

9 Eylül Tv (7)-6

İzmir’de motorin 82 lirayı aştı: Zam dalgası tarladan sofraya uzanacak
İzmir’de motorin 82 lirayı aştı: Zam dalgası tarladan sofraya uzanacak
İçeriği Görüntüle

Milyonlarca lira harcadığımız evleri araştırmalıyız

İzmir Emlak Komisyoncuları Derneği Başkanı Serhat Gültekin sahte ilanların artmasına yönelik değerlendirmelerde bulunarak "Bir firma kapanıyor, başka bir firma açılıyor. Çok ciddi bir değişkenlik yok. İnsanların dikkatli olması gerekiyor. Firmanın geçmişine, kaç yıllık olduğuna bakmaları lazım. İnternette yorumlarını incelemeleri gerekiyor. Bugün bin liralık bir ürün alırken bile yorumlara bakıyoruz. Milyonlarca lira harcayacağımız bir ev için elbette araştırma yapmalıyız.

Herkes birbirinden bağımsız çalışıyor. Ancak potansiyel yüksek olduğu için Buca, Menemen gibi bölgeleri tercih ediyorlar. Vatandaşların emlakçının MYK sertifikasını, yetki belgesini ve ticari geçmişini mutlaka sorgulaması gerekiyor. Güvenilir bir danışmanla çalışırlarsa mağdur olmazlar. Günümüzde iki buçuk-üç milyon liranın altında maliyetlerle konut üretmek mümkün değil. Buna rağmen bir milyon liraya ilan gördüklerinde bunun gerçek olamayacağını bilmeleri gerekiyor" ifadelerini kullandı.

Buca neden hedefte?

Buca'nın özellikle tercih edilmesinin nedenini de açıklayan Gültekin "Buca bir üniversite bölgesi. Satış hareketliliği de çok yüksek. Menemen ve Buca sürekli hareketli bölgeler. Talep fazla olduğu için dolandırıcılar da müşteriye ulaşabilmek amacıyla bu bölgeleri seçiyor

Kiralık piyasasında ise son yaklaşık bir buçuk yıldır bir gerileme yaşanıyor. Bunun nedeni bölgede çok sayıda yurt açılması ve büyük öğrenci yurtlarının yapılması. Geçen yıl 15-17 bin lira bandında olan eşyalı 1+1 daireler bugün de benzer seviyelerde. Bu nedenle müşteri çekebilmek için kiralık ilanlarda da sahte ilanlarla karşılaşabiliyoruz" dedi.

Whatsapp Image 2026 07 31 At 11.29.50 (1)

Denetimler yetersiz

Denetim mekanizmasının yeterli işlemediğini ifade eden Gültekin "Odalar tutanak hazırlayıp Ticaret İl Müdürlüğü'ne iletebilir. Belediyeler ise emlak ofislerinin ruhsatı, tabelası ve fiziki şartlarını denetliyor. Aslında belediyeler aracılığıyla da daha fazla baskı kurulabilir. Şu anda sahte ilan vermenin yaklaşık 284 bin lira cezası var. Ancak uygulayacak yeterli denetim mekanizması olmadığı için caydırıcılığı sınırlı kalıyor. Müfettiş gelmiyor. Asıl sorun burada" ifadelerini kullandı.

Başkan, son dönemde sıkça gündeme gelen "sazan sarmalı" yöntemini de anlatarak, "Bu farklı bir dolandırıcılık yöntemi. Bunu bizzat yaşadım. Siz evinizi ilana koyuyorsunuz. Dolandırıcı sizi arıyor, pazarlık bile yapmadan cüzi bir kapora gönderiyor. İlandaki fotoğrafları ve tapu bilgilerini alıyor, ardından 'İlanı kaldırın, ortağım gelecek' diyor. Daha sonra başka bir alıcı buluyor. Alıcıyı bir emlakçı aracılığıyla eve yönlendiriyor. Ev sahibi de önceden tembihlendiği için fiyat konuşmuyor. Alıcı evi gezdikten sonra süreç emlakçı üzerinden ilerliyor. Türkiye'de satış bedellerinin çoğu zaman gerçek değer üzerinden gösterilmemesi de bu sistemi kolaylaştırıyor. Dolandırıcı satış bedelinin bir kısmını kendisine istiyor, kalan kısmı ev sahibine yönlendiriyor. Yakın zamanda tanıdığım bir kişinin başına gelen olayda üç emlakçı yaklaşık iki milyon lirayı kendi aralarında topladı ve daha sonra gerçek ev sahibine vermek zorunda kaldılar" dedi.

Sahte ilan ile sazan sarmalının birbirinden farklı yöntemler olduğuna dikkat çeken Gültekin, "Birincisinde ortada hiç olmayan bir ev varmış gibi ilan veriliyor. Sahte fotoğraflarla vatandaş aranıyor ve telefonda kapora isteniyor. Kapora alındıktan sonra dolandırıcı ortadan kayboluyor. İkincisinde ise amaç doğrudan para almak değil, sahte ilanla müşteriyi ofise çekmek. Müşteri geldiğinde 'O ev satıldı' denilerek piyasadaki başka evler gösteriliyor. Amaç aslında alıcıya ulaşmak. Elektronik İlan Doğrulama Sistemi sonrasında sazan sarmalı vakaları azaldı ancak tamamen bitmedi. Hâlâ açıklar bulunuyor. Bazı ilanlar yabancı vatandaşlar üzerinden sisteme girilebiliyor. Bizim bahsettiğimiz sahte ilanlarda ise amaç çoğu zaman doğrudan dolandırıcılık değil, müşteriyi ofise çekmek. Örneğin 20 kişi ilan için arıyor, 10'u vazgeçiyor, kalan 10 kişi ise 'Gelmişken diğer evlere de bakalım' diyor. Amaç sahte ilan üzerinden müşteri kazanmak oluyor" diye konuştu.

Yetki belgesi bulunan emlakçıların da bu tür usulsüzlüklere karışmaları halinde ağır yaptırımlarla karşılaşması gerektiğini söyleyen Başkan, "Bu konuda odaların, Ticaret Bakanlığı'nın ve tüm emlak komisyonlarının ortak hareket etmesi gerekiyor. Eğer yetki belgesi sahibi bir emlakçı bu tür usulsüzlüklere karışıyorsa, ehliyete el konulması gibi yetki belgesi de iptal edilmeli. Böylece mesleği yapamaz hale gelmeli" dedi.

1 milyonluk ‘dayalı döşeli’ ev ilanları

Haber hazırlanırken emlak ilan sitelerinde yapılan incelemede de piyasa ortalamasının oldukça altında fiyatlarla satışa sunulan çok sayıda daire ilanına rastlandı. Buca Atatürk ve Adatepe mahallelerinde 50-55 metrekare büyüklüğündeki 1+1 dairelerin 1 milyon ile 1 milyon 100 bin TL arasında satışa çıkarıldığı görüldü. Sektör temsilcileri ise günümüz koşullarında bu fiyatların piyasa gerçekleriyle örtüşmediğini belirterek, bu tür ilanların mutlaka detaylı şekilde araştırılması gerektiği uyarısında bulunuyor.

Vatandaşlar da aynı yöntemden şikâyetçi

Benzer iddialar sosyal medya platformlarında da dile getirildi. Uygun fiyatlı ilanların gerçeği yansıtmadığını öne süren vatandaşlar, ofise yönlendirildiklerini ve farklı konutların gösterilmeye çalışıldığını ifade ediyor.

Yaklaşık iki haftadır Buca'da satılık daire ilanlarını takip ettiğini belirten Emine S., yaşadıklarını şu sözlerle anlattı:

"Meşhur bir ilan sitesinde Buca bölgesinde 1 milyon ile 2,7 milyon TL aralığında arama yaptığımda sayfalarca yanıltıcı ilanla karşılaşıyorum. Özellikle bazı emlak firmalarının paylaştığı ilanlarda çok lüks, eşyalı ve uygun fiyatlı evler gösteriliyor. Ancak iletişime geçtiğimde ya tapuyla ilgili sorun olduğu söyleniyor ya da farklı evlere yönlendiriliyorum. Telefonda net olmayan cevaplar alıyor, gerçek dışı bilgilerle oyalanıyorum. Bu durum hem ciddi zaman kaybına neden oluyor hem de vatandaşları mağdur edebilecek riskler taşıyor. İlan platformlarının bu tür yanıltıcı ilanlara karşı daha sıkı denetim yapmasını istiyorum."

Bir başka kullanıcı Ömer K. ise bu yöntemin "oltalama" mantığıyla işlediğini savunarak şu değerlendirmede bulundu:

"Önce piyasanın çok altında bir fiyatla ilan veriliyor. Böylece alıcıda 'fırsatı kaçırma' duygusu oluşturuluyor. Daha sonra ofise davet edilen kişilere ilandaki evin satıldığı ya da çeşitli sorunlar çıktığı söylenerek başka daireler gösteriliyor. Görüştüğüm bazı firmalar, ilanlardaki evler için 'oturma izni yok', 'ruhsatı iptal edildi', 'belediye elektriği ve suyu kesecek' gibi gerekçeler öne sürdü. Sonrasında ise ellerindeki daha pahalı konutları pazarlamaya çalıştılar. İlanlardaki evlerle gerçekte gösterilen evlerin hiçbir ilgisi yoktu. Vatandaşların bu tür ilanlara karşı dikkatli olması gerekiyor."

Kaynak: Özge Uyanık