Muğla'nın verimli topraklarında yetiştirilen ve kendine has aromasıyla dünya çapında bir üne kavuşan coğrafi işaretli Gökova susamı için tarlalarda hareketli günler başladı. Kurak şartlara dayanıklılığı, yüksek yağ oranı ve eşsiz kokusuyla bölge çiftçisinin en önemli geçim kaynaklarından biri olan susamda, geleneksel toplama yöntemlerinin yerini bu yıl teknolojik çözümler almaya başladı. Gökova Körfezi çevresindeki geniş tarım arazilerinde sürdürülen çalışmalarda, artan işçilik maliyetleri ve tarım işçisi bulmakta çekilen güçlükler nedeniyle ilk kez makineli hasat uygulamasına geçildi. Bölgedeki tarımsal üretim dinamiklerini kökten değiştiren bu adım, hem üreticinin maliyet yükünü hafifletti hem de zamandan büyük tasarruf sağladı.
Tescilli lezzetin tarladaki zorlu yolculuğu teknolojiyle kolaylaşıyor
Geleneksel yöntemlerde günlerce süren ve insan gücüne dayalı olan susam toplama süreci, üreticiler için oldukça zahmetli bir iş kolu olarak biliniyor. Tarladan tek tek sökülen susamların desteler halinde bağlanması, güneşte kurutulması, ardından sopalarla dövülerek tanelerinden ayrılması ve eleklerden geçirilmesi haftalar alabiliyordu. Son yıllarda tarım sektöründe yaşanan işçi bulma sıkıntısı ve yükselen yüksek yevmiye maliyetleri, üreticileri alternatif arayışlara yöneltti. Muğla'nın Ula ilçesine bağlı Akçapınar Mahallesi'nde yaklaşık yarım asırdır susam üretimi yapan Süleyman Akzeybek, yeni dönemin getirdiği kolaylıkları vurgulayarak, geçmişte 80 işçinin günlerce uğraşarak yapabildiği zorlu hasat işlemini artık bir tek biçerdöver ile tek bir günde tamamlayabildiklerini ifade etti. Üretimin sürdürülebilirliği açısından mekanizasyonun şart hale geldiğini belirten çiftçiler, makineli sistem sayesinde ürünlerini zamanında pazara sunma imkanı elde ediyor.
Tarladaki iş yükünü hafifleten özel tasarım biçerdöver devrede
Susam bitkisinin hassas yapısı nedeniyle standart biçerdöverlerin ürüne zarar verme ihtimali, sanayi ve tarım ustalarını yaratıcı çözümler üretmeye sevk etti. Yaklaşık 30 yıldır bölgede biçerdöver işletmeciliği yapan Mustafa Çakmak, susam tanelerinin dökülmeden ve zarar görmeden toplanabilmesi için mevcut makinesini yeniden tasarladı. Yaklaşık iki haftalık yoğun bir teknik çalışma sonucunda biçerdöveri susam tarlalarına uygun hale getiren Çakmak, bu yeniliğin çiftçinin omuzundaki büyük yükü kaldırdığını belirtti. Makineli hasat sayesinde tarladaki ürün kaybı en aza indirilirken, biçerdöverin arkasında kalan bitki atıkları da hayvan yemi olarak değerlendirilerek ekonomiye kazandırılıyor. Sonbahar yağmurları bastırmadan ürünü tarladan kaldırmak isteyen ekipler, gecenin geç saatlerine kadar ışıldaklar altında aralıksız bir mesai yürütüyor.
Üretim alanı 15 bin dönüme ulaşan stratejik ürüne devlet desteği
Muğla genelinde susam tarımını yaygınlaştırmak ve rekolteyi artırmak amacıyla kamu kurumları da sürecin içerisine aktif olarak dahil oluyor. Yürütülen projeler ve sağlanan teşvikler hakkında bilgi veren Muğla Tarım ve Orman Müdürlüğü yetkilileri, kentteki susam ekim alanlarının 15 bin dönüm sınırına ulaştığını ve yıllık rekoltenin 1500 tonun üzerine çıktığını duyurdu. Üreticilere yönelik sağlanan yüzde 75 oranındaki hibe desteği ve sözleşmeli üretim modelleri sayesinde çiftçilerin pazar garantili üretim yapması destekleniyor. Öte yandan, mekanizasyonu teşvik etmek amacıyla temin edilen yeni nesil hasat makineleri, Ula ve Seydikemer Ziraat Odaları bünyesinde üreticilerin kullanımına ücretsiz olarak sunuluyor. Yapılan bu altyapı yatırımları ile birlikte bu yıl Muğla genelinde 1600 tonun üzerinde susam rekoltesi elde edilmesi hedefleniyor.
Yörenin ikliminden beslenen benzersiz aroma sürdürülebilir hale geliyor
Gökova susamını diğer muadillerinden ayıran en temel özellik, yetiştirildiği coğrafyanın sunduğu mikroklima şartları ve yüksek besin değerleri olarak öne çıkıyor. Bölgeye özgü esen ve halk arasında Deli Memet rüzgarı olarak adlandırılan deniz meltemi, taşıdığı zengin iyot mineralini susam tarlalarına ulaştırarak ürüne karakteristik bir aroma kazandırıyor. Sahip olduğu yüksek yağ oranı ve kurak tarım koşullarına uyumu ile stratejik bir değer taşıyan bu ürün, makineli tarıma geçişle birlikte geleceğini de garanti altına alıyor. İşçilik maliyetlerinin düşmesi ve toplama sürecinin pratikleşmesi sayesinde önümüzdeki yıllarda bölgedeki susam ekim alanlarının daha da genişlemesi bekleniyor.



