Deniz Ticaret Odası (DTO) İzmir Şubesi'nin son meclis toplantısında gündem, mülkiyeti Türkiye Varlık Fonu'nda kalmak kaydıyla işletme hakkı Albayrak Grubu iştiraki Alport’a devredilen İzmir Limanı’ydı. Şube Başkanı Yusuf Öztürk, limandaki mevcut tabloyu ve gelecek projeksiyonlarını paylaşırken, tesisin son dönemde ciddi bir kan kaybı yaşadığına dikkat çekti.
Limandaki yük trafiği alarm veriyor
Liman istatistiklerini kamuoyuyla paylaşan Yusuf Öztürk, bu yılın ilk iki aylık periyodunda konteyner elleçleme miktarının geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre yüzde 25 oranında gerilediğini ifade etti. Öztürk, "Geçen yıl toplamda bin 465 geminin yanaştığı ve 240 bin TEU yükün işlem gördüğü İzmir Limanı'nda, bu yılın Ocak ve Şubat aylarında sadece 195 gemiye hizmet verilebildi. Elleçlenen yük miktarının 28 bin 530 TEU seviyesinde kalması, limandaki ticari hareketliliğin ne denli yavaşladığını somut bir şekilde ortaya koyuyor. Alınan karar zorunlu müdahale idi. Ortada bir hastalık vardı ve ameliyat gerekiyordu" şeklinde konuştu. Öztürk, eğer işletme devri gibi radikal bir adım atılmasaydı, bu negatif tablonun çok daha vahim bir boyuta ulaşabileceği uyarısında bulundu.
Siyasi tartışmaların ötesinde bir yatırım süreci
İşletme hakkının devri konusuna ideolojik veya siyasi bir pencereden bakılmaması gerektiğini savunan Öztürk, sürecin tamamen ekonomik ve organizasyonel bir gereklilik olduğunu vurguladı. Mülkiyetin halen devletin kontrolündeki Türkiye Varlık Fonu bünyesinde olduğunu hatırlatan Başkan, Alport’un hem yurt içinde hem de uluslararası arenada liman işletmeciliği konusunda rüştünü ispatlamış bir aktör olduğunu dile getirdi. İzmir Limanı için artık "yatırım odaklı" yeni bir sayfanın açıldığını belirten Öztürk, bu değişimin bölge ekonomisi için bir kurtuluş reçetesi olduğunu ifade etti.
Dev liman için hibrit model hazırlığı
Yeni dönemde İzmir Limanı'nın sadece bir yük merkezi olmayacağı, "hibrit" bir yapıya bürüneceği belirtiliyor. Planlanan projeye göre bir yandan konteyner trafiğini eski görkemli günlerine döndürecek teknolojik yatırımlar hayata geçirilirken, diğer yandan limanın atıl durumda kalan bölümleri halka açılacak. İstanbul’daki Galataport projesine benzer bir cazibe merkezi oluşturulması hedefleniyor. Ayrıca limanın kruvaziyer kısmının işletilmesi için de sektörde tecrübe sahibi Türk firmalarıyla görüşmelerin sürdüğü, bu sayede hem yük taşımacılığının hem de turizmin eş zamanlı olarak kalkındırılacağı kaydedildi.
Küresel jeopolitik riskler lojistiği kilitliyor
Limanın içindeki değişim rüzgarları sürerken, dış dünyadaki çatışmaların deniz ticaretine vurduğu darbe de toplantının önemli başlıkları arasındaydı. Özellikle Orta Doğu’da tırmanan gerilimin ve Hürmüz Boğazı üzerindeki tehditlerin küresel lojistik ağlarını altüst ettiğini söyleyen Yusuf Öztürk, deniz taşımacılığının kilitlenme noktasına geldiğini belirtti. Bölgesel savaşların ve tedarik zincirindeki kırılmaların İzmir gibi ihracat odaklı limanlar üzerindeki baskıyı artırdığını ifade eden Öztürk, sektör bileşenlerinin bu belirsiz süreci yönetmek için yoğun çaba sarf ettiğini sözlerine ekledi.





