Erzincan’ın İliç ilçesinde 9 maden işçisinin yaşamını yitirdiği Çöpler Altın Madeni faciasına ilişkin ceza davasında yeni bir gelişme yaşandı. EGEÇEP, yalnızca faciada zarar gören insanların değil, ekolojik yıkıma uğrayan doğanın da haklarının savunulması gerektiğini belirterek davaya müdahil olma talebiyle Erzincan 1. Ağır Ceza Mahkemesi’ne başvurdu. EGEÇEP, 13 Şubat 2024’te meydana gelen yığın liçi sahasındaki çöküşün “kaza” ya da “doğal felaket” olarak değerlendirilmemesi gerektiğini savundu.

“İşlenen ilk suç değil”

EGEÇEP, müdahillik başvurusunun gerekçelerini ve İliç’te yaşanan ekolojik yıkıma ilişkin değerlendirmelerini şöyle açıkladı:

“Bilindiği gibi, 13 Şubat 2024’te Erzincan’ın İliç ilçesinde, Anagold Madencilik Sanayi ve Ticaret A.Ş tarafından işletilen Çöpler Altın Madeni işletmesinde yığın liçi sahasında meydana gelen kayma/çökme sonucunda büyük bir ekolojik yıkım yaşanmıştır. Resmi açıklamalara göre; maden çalışanı 9 kişi, kayan siyanürlü ve ağır metalli kütlenin altında kalmıştır. Can kaybına yol açmasının yanı sıra yığın liçi sahasının kayması aynı zamanda şimdiden sonucu kestirilemeyecek büyük bir çevre felaketine yol açmıştır. Konunun uzmanları tarafından, zehirli, ağır metalli atığın Fırat Nehri’ne karışma riski uyarısı yapılmaktadır. Sınır aşan suların kirlenmesi halinde, Türkiye açısından uluslararası boyutta sorumluluklar doğacaktır. EGEÇEP olarak, meydana gelen suça konu olayın maktulleri ve mağdurlarının yanı sıra geri dönüşü çok zor olacak yıkıma uğrayan "Doğa"nın da haklarının savunulması gerektiğini belirterek, zarar gören insanlar ve diğer canlıların haklarını savunmak amacıyla davaya müdahil olarak katılmak için Erzincan 1. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığına başvuru yaptık.

13 Şubat 2024’te işlenen suç, Çöpler Altın Madeninde işlenen ilk suç değildir. Söz konusu altın madeni işletmesindeki sürekli yükselen yığın liçi sahası ve atık barajı konusunda uzmanlar, uzun zamandır uyarıda bulunmaktadır. Yaşanan; göz göre göre işlenen bir ekokırım suçudur ve kaza ya da doğal felaket şeklinde geçiştirilemez. Yığın liçi sahasında 27 Mart 2022 tarihinde de kayma meydana gelmişti. 21 Haziran 2022 tarihinde şimdi yıkılan liç sahasına siyanür taşıyan boru çatlamış ve 3 saat boyunca, yaklaşık 20 metreküp siyanürlü solüsyon açık alana boşalmıştı. Ekolojik bir yıkıma yol açacak olan bu olay üzerine çok sayıda kurum ve kuruluş ile yaşam savunucusu yurttaş, suçun faillerinin tespit edilerek yargılanmaları için İliç Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunmuştu. İliç Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından işlenen suç “Çevrenin taksirle kirletilmesi sonucu toprakta, suda, havada kalıcı etki bırakması” suçu olarak nitelendirilmiş, bu kapsamda “...şüphelilerden Anagold Madencilik Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi, Adnan Keklik, Ethem Keklik, Burhanettin Şahin, Muharrem Keklik, Soysal Doğan, Alpaslan İskender, Mehmet Koray Şimşek, Kaan Toker, Özgür Kaya, Ahmet İlker Doğan, Dursun Oktay Özdemir'e” ön ödeme emri çıkarılmış, ön ödeme emirlerinin yerine getirilmesi üzerine haklarında kamu adına kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmişti. Adli soruşturmanın yanı sıra Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından altın madeni işletmesine, “en üst sınır” olan 16 Milyon 441 bin 440 Türk Lirası idari para cezası kesilmiş, çevre izin ve lisansı iptal edilerek 27 Haziran 2022 tarihinde madenin faaliyeti durdurulmuşsa da 23 Eylül 2022 tarihinde yeniden faaliyetine izin verilmiş ve doğaya karşı işlenen suçlar bu şekilde kapatılmıştı. İki yıl önce kayan yığın liç sahası çöktü ve olay sonucu, 9 emekçinin yaşam hakkı elinden alınırken, aynı zamanda geri dönüşü olmayacak şekilde ekolojik bir yıkıma yok açtı. İşlenen suç, tipik bir ekokırım suçudur!”

“Ekokırım bağımsız ve ağır bir suç olarak tanımlanmalı”

EGEÇEP, İliç’te yaşananların mevcut hukuk sistemi içerisinde çevrenin korunmasına ilişkin eksiklikleri de ortaya koyduğunu savunarak, ekokırımın bağımsız bir suç olarak düzenlenmesi çağrısında bulundu. Dernek, doğanın yalnızca insan yararı üzerinden değil, kendi başına korunması gereken bir varlık olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirtti:

“Böylelikle; Anagold Madencilik Sanayi ve Ticaret A.Ş tarafından işletilen Çöpler Altın Madeni işletmesinde, 13 Şubat 2024 tarihinde yığın liç sahasının kayması/çökmesi ve geniş bir alana yayılması sonucu; resmi açıklamalara göre 9 insanın öldürülmesi suçu ile bölgenin toprak örtüsünün, yer altı ve yüzey sularının siyanürlü, ağır metalli malzemeyle kirletilmesi sonucunda da “insan veya hayvanlar açısından tedavisi zor hastalıkların ortaya çıkmasına, üreme yeteneğinin körelmesine, hayvanların veya bitkilerin doğal özelliklerini değiştirmeye neden olabilecek niteliklere sahip olan atık veya artıklarla” çevreyi kasten kirletme suçu işlenmiştir. Suçun faillerinin de Anagold Madencilik Sanayi ve Ticaret A.Ş ile yöneticilerinin ve çalışanlarının yanı sıra, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı yetkilileri kamu görevlileri olduğu ortadadır.

Masanın tek kollu genç kralı milli takım yolunda
Masanın tek kollu genç kralı milli takım yolunda
İçeriği Görüntüle

“Doğanın yaşam hakkı korunmalı”

Ekolojik yıkım mevcut hukuk düzeniyle önlenememekte ve bu nedenle “ekokırım”ın bağımsız ve ağır bir suç olarak tanımlanmasına ihtiyaç duyulmaktadır. İklim krizi, biyolojik çeşitlilik kaybı ve geri döndürülemez doğa tahribatı, yalnızca çevresel bir sorun değil, yeryüzündeki yaşamı ve gelecek kuşakların haklarını tehdit eden küresel bir mesele olarak değerlendirilmelidir. Bu nedenle doğanın yalnızca insan yararı üzerinden değil, kendi başına yaşam ve var olma hakkına sahip bir özne olarak korunması gerekmektedir.

Uluslararası alanda ekokırımın suç olarak tanınmasına yönelik çalışmalar son yıllarda hız kazanmıştır. Uluslararası Ceza Mahkemesi Taraf Devletler Toplantısı’nda konunun özellikle Pasifik Ada ülkeleri tarafından gündeme getirilmesi tartışmaları güçlendirmiş; 2021 yılında Stop Ecocide Foundation (Ekokırımı Durdurun Vakfı) öncülüğünde uluslararası uzmanlardan oluşan bir heyet ekokırım suçuna ilişkin ortak bir tanım hazırlamıştır. Avrupa Birliği de 17 Kasım 2023’te çevreye yönelik en ağır suçların önlenmesi ve cezalandırılmasına ilişkin, “ekokırım niteliği taşıyan vakaları” kapsayan yeni bir düzenleme konusunda anlaşmaya varmıştır. Amaç, gelecekte ekokırımın uluslararası hukukta daha güçlü ve bağlayıcı bir suç kategorisi haline gelmesini sağlamaktır.

Türkiye’de ise yaklaşık dört yıldır yürütülen çalışmalar sonucunda İklim Adaleti Koalisyonu bünyesinde Ekokırım Çalışma Grubu oluşturulmuştur. Grup, 2022 yılında İstanbul’da düzenlenen Uluslararası Ekokırım Konferansı’nın ardından Türk Ceza Kanunu’na 77/A maddesiyle “Ekokırım Suçu” eklenmesini öngören bir yasa teklifi hazırlamıştır. Teklif, TCK’deki “Soykırım ve İnsanlığa Karşı Suçlar” başlığının “Soykırım, İnsanlığa ve Gezegene Karşı Suçlar” şeklinde değiştirilmesini amaçlamıştır. Yürütülen kampanya sonucunda 28 bin 820 kişinin imzasını taşıyan “Yurttaşın Ekokırım Yasa Teklifi”, 28 Kasım 2023’te TBMM Dilekçe Komisyonu’na sunulmuştur. Teklifte, ekokırıma karşı mücadele yürüten ekoloji hareketlerinin temel talebi, telafisi mümkün olmayan doğa tahribatına yol açan kişi ve kurumların etkili ve caydırıcı cezai yaptırımlarla karşılaşmasını sağlayacak yeni bir hukuki düzenlemenin hayata geçirilmesidir.

Hukuk sistemini, doğayı ve gelecek kuşakların üstün yararını koruyacak şekilde değiştirebilmek ve yeni nesil hakların oluşumu için öncelikle, tıpkı insan öldürmenin evrensel bir suç olarak tüm dünyada kabul edilmesi gibi, doğaya karşı işlenen suçlarda da ortaklaşılmış bir tanımın olması ve bu tanımın pozitif hukuk kuralı haline getirilmesi gerekmektedir. Aksi takdirde, doğanın yaşam hakkının korunması yükümlülüğünün asla yerine getirilmediği, hukuksuzluğun ve adaletsizliğin normal kabul edildiği, bunun sonucu olarak da doğa tahribatının sınırsızca ve akıl almaz boyutlara ulaşmasına yol açılmaktadır. Ekolojik yıkıma yol açan bu fiilleri işleyen kişilerin de yeterli yaptırımla karşılaşmadığı mevcut durum asla kabul edilemez. Tüm bu nedenlerle EGEÇEP olarak, zarar gören insanlar ve diğer canlıların haklarını savunmak için davaya, katılanların yanında katılmasına karar verilmesini talep ediyoruz.”

Kaynak: BÜLTEN