Türkiye İstatistik Kurumu, ekonomi yönetiminin ve piyasaların uzun süredir merakla beklediği yılın ilk çeyreğine ilişkin makroekonomik verileri kamuoyuna açıkladı. Küresel piyasalardaki dalgalanmalar, sıkı para politikası adımları ve iç talep dengelerinin gölgesinde geçen yılın ilk üç aylık dönemine ait karnemiz netleşti. Elde edilen veriler, ekonominin genel hatlarıyla büyüme eğilimini sürdürdüğünü ancak alt sektörlerde çok ciddi bir ayrışmanın yaşandığını gösteriyor. Üretim ve tüketim kalıplarındaki değişimler, önümüzdeki dönemin ekonomi politikaları için de önemli ipuçları barındırıyor.

Hizmetler ve bilişim sektörü büyümeyi sırtladı

Ekonominin çarklarının hangi alanlarda daha hızlı döndüğünü görmek adına iktisadi faaliyet kolları detaylıca incelendiğinde, karşımıza net bir tablo çıkıyor. Gayrisafi yurt içi hasıla (GSYH) verilerine en güçlü katkı, çağımızın dijitalleşme vizyonuna paralel olarak teknoloji tabanlı alanlardan geldi. Yılın ilk çeyreğinde bilgi ve iletişim faaliyetleri toplam katma değeri yüzde 9,5 gibi rekor bir büyüme oranı yakalayarak ekonominin can suyu oldu. Onu yüzde 5,2 ile diğer hizmet faaliyetleri ve iklimsel avantajların da etkisiyle yüzde 4,6 büyüyen tarım sektörü takip etti. Kentlerin lojistik ve ticari hareketliliğini yansıtan ticaret, ulaştırma, konaklama ve yiyecek hizmetleri yüzde 3,7 artış gösterirken, finans ve sigorta faaliyetleri yüzde 3,5, inşaat sektörü ise yüzde 3,2'lik bir performans sergiledi.

Sanayi üretimindeki kan kaybı endişe yaratıyor

Hizmetler ve bilişim alanında yaşanan bu olumlu hava, maalesef ekonominin omurgası olarak kabul edilen üretim bandına aynı ölçüde yansımadı. Yüksek borçlanma maliyetleri, ihracat pazarlarındaki durgunluk ve girdi maliyetlerinin baskısı altında kalan sanayi sektörü, yılın ilk çeyreğinde yüzde 0,8 oranında azaldı. Üretim sanayisindeki bu daralma, sürdürülebilir büyüme hedefleri açısından uzmanlar tarafından en çok eleştirilen ve önlem alınması gerektiği vurgulanan nokta oldu. Gayrimenkul faaliyetlerinin yüzde 3,0 büyüdüğü bu dönemde, ürün üzerindeki vergiler eksi sübvansiyonlar yüzde 2,0, mesleki, idari ve destek hizmetleri yüzde 1,9, kamu yönetimi ve sağlık gibi sosyal hizmet alanları ise yüzde 1,8 oranında yukarı yönlü hareket etti.

Cari fiyatlarla milli gelir 17 trilyon liraya dayandı

Yüksek enflasyonist sürecin matematiksel bir sonucu olarak cari rakamlar tarihin en yüksek seviyelerine ulaştı. Üretim yöntemiyle yapılan hesaplamalara göre, ülkemizin ürettiği toplam değer bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 35,7 oranında artış gösterdi. Bu artışla birlikte GSYH 2026 yılı birinci çeyreğinde cari fiyatlarla tam 16 trilyon 999 milyar 977 milyon TL olarak kayıtlara geçti. Küresel kıyaslamalar açısından büyük önem taşıyan ve makro dengeleri belirleyen ABD doları bazında milli gelirimiz ise bu çeyrekte 389 milyar 598 milyon dolar olarak gerçekleşti. Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış endeksin bir önceki çeyreğe göre yalnızca yüzde 0,1 artması ise büyüme hızının çeyreklik bazda belirgin bir yavaşlama eğiliminde olduğunu ispatladı.

Hanehalkı harcamaları artarken dış ticaret geriledi

Ekonomik büyümenin harcama yönündeki bileşenlerine bakıldığında, iç talebin hala canlılığını koruduğu görülüyor. Vatandaşların tüketim eğilimini gösteren hanehalkı nihai tüketim harcamaları, zincirlenmiş hacim endeksi olarak yüzde 4,8 oranında artış kaydetti. Devletin nihai tüketim harcamaları yüzde 2,1 artarken, geleceğe yönelik yatırım iştahını simgeleyen gayrisafi sabit sermaye oluşumu yüzde 3,0 yükseldi. Madalyonun diğer yüzünde, yani dış ticaret dengesinde ise ciddi bir daralma gözlendi. Küresel rekabet şartlarının zorlaşmasıyla birlikte mal ve hizmet ihracatı ilk çeyrekte yüzde 12,7 gibi sert bir düşüş yaşadı. İthalat cephesinde de lüks tüketim ve hammadde alımındaki yavaşlamanın etkisiyle yüzde 2,0'lik bir azalma meydana geldi.

Bakan Kacır İzmir’e geliyor: Peş peşe açılışlar gerçekleştirecek
Bakan Kacır İzmir’e geliyor: Peş peşe açılışlar gerçekleştirecek
İçeriği Görüntüle

İşgücü ödemelerinin milli gelirden aldığı pay değişmedi

Gelir yöntemiyle yapılan analizler, üretilen katma değerin çalışanlar ve sermaye sahipleri arasındaki bölüşümünü net bir şekilde ortaya koyuyor. Fabrikalarda, ofislerde ve tarlalarda ter döken milyonların aldığı payı gösteren işgücü ödemeleri, 2026'nın ilk çeyreğinde yüzde 35,9 oranında artış gösterdi. Şirketlerin ve esnafın gelirini kapsayan net işletme artığı/karma gelir ise yüzde 34,4 yükseldi. Bu artış oranlarının ardından, işgücü ödemelerinin cari fiyatlarla Gayrisafi Katma Değer içerisindeki payı tıpkı geçen yılın aynı döneminde olduğu gibi yüzde 42,7 seviyesini korudu. Sermaye ve işletme gelirlerinin payı ise küçük bir gerilemeyle yüzde 36,3'ten yüzde 35,8'e düştü. İstatistik ofisi, makroekonomik dengelerin seyrini gösterecek bir sonraki dönemsel büyüme verilerinin 31 Ağustos 2026 tarihinde ilan edileceğini açıkladı.

Kaynak: HABER MERKEZİ