İzmir’in Karşıyaka ilçesinde yaşayan Saadet ve Mustafa Çoğalan çiftinin dünyasını karartan acı olay, 27 Mayıs 2021 tarihinde meydana geldi. Henüz 2 yaşında olan minik Emirhan Çoğalan, evlerinin önündeki kaldırımda kendi halinde akülü arabasıyla oynadığı sırada, sokak içerisinde manevra yapmaya çalışan 43 yaşındaki ehliyetsiz sürücü Arzu Döş'ün kullandığı otomobilin hedefi oldu.
Kontrolden çıkan otomobil, kaldırımdaki küçük Emirhan'a çarparak yol kenarında park halinde bulunan İ.D.'ye ait bir servis otobüsünün arasına sıkıştırdı. Ağır yaralı olarak hastaneye kaldırılan talihsiz çocuk, doktorların tüm müdahalelerine rağmen kurtarılamayarak hayata gözlerini yumdu. Kazanın hemen ardından gözaltına alınarak tutuklanan ehliyetsiz sürücü Arzu Döş, cezaevinde sadece 44 gün kaldıktan sonra adli kontrol şartıyla serbest bırakılarak yargılanmayı bekledi.
Bilirkişiden skandal "2 yaşındaki çocuk kusurlu" raporu
Dava sürecinde hazırlanan ilk bilirkişi raporu ise hem aileyi hem de kamuoyunu derin bir infiale sürükledi. Raporda, henüz adımlarını yeni atan 2 yaşındaki Emirhan'ın da kazada kusurlu olduğu öne sürüldü. Bilirkişi heyeti skandal değerlendirmesinde, 2 yaşındaki bebeğin Karayolları Trafik Kanunu'ndaki "Yayalar, taşıt yolunu yaya ve okul geçidiyle kavşak giriş ve çıkışlarından karşıya geçmek zorundadır" hükmünü ihlal ettiği yönünde hukuki akılla bağdaşmayan bir kanaate vardı.
Ancak savcılık tarafından hazırlanan resmi iddianamede bu skandal rapora itibar edilmedi ve kaldırımların yayalara ait olduğu vurgulanarak minik Emirhan'a hiçbir kusur atfedilmedi. İddianamede ehliyetsiz sürücü Arzu Döş'ün yanı sıra, otobüsünü kaldırıma usulsüz park ederek kazanın ölümcül sonuçlanmasına zemin hazırlayan servis sahibi İ.D. de sanık olarak yer aldı. Her iki sanık hakkında "Taksirle ölüme neden olma" suçundan 2 yıldan 6 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açıldı.
Sürücüye 3 yıl 4 ay hapis cezası verilmişti
Karşıyaka 1'inci Asliye Ceza Mahkemesi'nde yılan hikayesine dönen ve mahkemeler arasında gidip gelen ceza davası, 24 Aralık 2024'te karara bağlanmıştı. Mahkeme hakimi, asli kusurlu olan ehliyetsiz sürücü Arzu Döş'e önce "Taksirle öldürme" suçundan 3 yıl hapis cezası verdi. Sanığın ehliyetinin olmaması ve araç kullanmayı dahi bilmemesi ağırlaştırıcı neden sayılarak ceza önce 4 yıla çıkarıldı, ardından duruşmalardaki "iyi hali" gerekçe gösterilerek neticede 3 yıl 4 ay hapis cezasına mahkum edildi.
Kaldırıma usulsüz park eden otobüs sahibi İ.D. ise aynı suçtan iyi hal indirimiyle 1 yıl 8 ay hapis cezası aldı. Sanıkların cezaları üst mahkemelerce de onanarak kesinleşti.
Hukuk mücadelesi Yargıtay'da noktalandı
Ceza davasının kesinleşmesinin ardından aile, avukatları Özcan Çiçek aracılığıyla kazaya karışan her iki aracın zorunlu mali sorumluluk sigortasını üstlenen şirketlere karşı bir hukuk mücadelesi başlattı. Çoğalan ailesi, çocuklarının ölümüyle uğradıkları maddi ve manevi zararın tazmini için Sigorta Tahkim Komisyonu'na başvurdu.
-
İlk Karar: Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyeti, aileyi haklı bularak toplam 573 bin 494 lira destekten yoksun kalma tazminatı ödenmesine hükmetti.
-
Şirketlerin İtirazı: Dev sigorta şirketleri bu parayı ödememek adına İtiraz Hakem Heyeti'ne başvurdu ancak itirazları reddedildi.
-
Yargıtay Son Sözü Söyledi: Şirketlerin davayı Yargıtay'a taşıması üzerine dosya Yargıtay 4'üncü Hukuk Dairesi'ne geldi. Yüksek mahkeme, yerel heyetin verdiği tazminat kararının usul ve kanuna tamamen uygun olduğuna, şirketlerin itirazlarının yersiz olduğuna hükmederek kararı kesin olarak onadı. 5 yılı aşkın süredir adliye koridorlarında süren hukuk mücadelesi, Yargıtay’ın bu tesciliyle nihayete ermiş oldu.




